escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Prof.Dr.Behçet Kemal Yeşilbursa

facebook-paylas
Doğu Anadolu Gerçeği
Tarih: 13-11-2025 16:09:00 Güncelleme: 17-11-2025 15:02:00


 

Asla unutulmamalıdır ki, yabancı ideolojiler, yabancı ve emperyalist devletlerin fikir paravanlarıdır. Milletleri içten vuran sinsi tuzaklardır. Bunu bildiğim içindir ki Türkiye Cumhuriyeti’ni bölme ve Türk milletini parçalama oyunlarına karşı durmayı büyük bir vicdan borcu bilmekteyim. Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti güçlü ise Türk dünyası da güçlüdür. Aksi bir durum Türkiye ile Türk dünyasını da tehlikeye sokar. Onun için Türk dünyasını esir almak isteyen emperyalist güçlerin ilk hedefi Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti olmuştur. Tarihten ibret almasını bilenler bunu açıkça göreceklerdir. Bu durum, maalesef, günümüzde de aynıdır. Bugün emperyalist güçler yapay bir “Kürt sorunu” yaratarak Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırmaktadır. Bu emperyalist güçlerin ve onların piyonu olan bölücüler, her türlü olayı (tarihi, sosyal, kültürel, iktisadi, coğrafi vb.) Türkiye ve Türk milleti aleyhine kullanma yoluna gitmektedirler.

 

Ülkemizde Doğu Anadolu meselesi konuşulunca bazı çevreler bilerek veya bilmeyerek, gündeme hemen “kürtlük meselesini” getirmektedirler. Bu çevrelere göre, sanki Doğu’da Türk’ten ayrı bir unsur yaşamaktadır ve ülkemizin bu bölgesi farklı bir toprak parçasıdır. Dünya kamuoyunda öyle bir hava estirilmektedir ki, sanki, bütün Doğu Anadolu, tarihi boyunca “kürdistandır” ve orada Türk’ten ayrı bir kavim yaşamaktadır. Oysa Doğu Anadolu’nun tarihi, kültürü, siyasi ve sosyal yapısı tarih boyunca sık sık değişmiş, bu bölgemiz zaman içinde çeşitli işgallere maruz kalmış ve büyük değişikliklere uğramıştır. Hemen belirtmek isterim ki, tarih dönemleri içinde, bu bölgemizde ne “kürdistan” diye bir coğrafya ismi ne de bir “kürt devleti” mevcut olmuştur. Kaldı ki, 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra, bütün Anadolu Türk akıncılarına açılmış, yüzlerce Oğuz ve Türkmen boyu kitleler halinde bu topraklara yerleşmiştir. Nitekim Türkler zaman içinde Anadolu’yu “ana-yurt” yapmayı başarmış, kültür ve medeniyetinin mührünü bu coğrafyaya vurmuştur. Türk milletinin kanı ile sulanan bu vatan toprakları üzerindeki bütün tartışmaları, Malazgirt Zaferi ve İstiklal Savaşı kesin olarak bitirmiştir. Şu anda, Anadolu’daki bütün kazılarda bitmez ve tükenmez tarzda Türk kültür ve medeniyetinin izleri çıkmakta ve müzeleri doldurmaktadır.

 

Gerçekten de Malazgirt Zaferi ile tarihte yeni sayfalar açılmış, yeni satırbaşları atılmıştır. Geçen geçmiş, Anadolu, bütün sathı ile ve bütün yönleri ile Türk’ün öz vatanı olmuştur. Bin yıllık vakıa budur, gerisi hikâye… Kaldı ki Türkler, Anadolu’ya geldikleri zaman, bu topraklarda, ne bir “ermeni” ne de bir “kürt” devleti vardı. Anadolu’yu güya Bizans kontrol ediyordu. O Anadolu ki, kırları bomboş, köy ve kasabaları harap ve terk edilmiş, sadece etrafı hisarlarla çevrilmiş şehirlerinde biraz nüfus barındıran, eşkıya ve soyguncuların kol gezdiği sahipsiz bir coğrafya parçası durumunda idi. Anadolu adeta bomboştu.

 

Evet, Türkler, Anadolu’yu yurt tutmak için geldiler ve en az on asırdan beri de bu emellerini gerçekleştirdiler ve Anadolu’yu ihya ettiler. Unutmamak gerekir ki, biz, Anadolu’yu vatan edindiğimiz zaman, bugün mevcut olan birçok devletin ve milletin adı-sanı bile yoktu. Bırakın Malazgirt Zaferini, biz Türkler, İstanbul’u fethedip çağ kapatıp çağ açarken, henüz Amerika diye bir kıtanın varlığı bile bilinmiyordu. Bütün bu gerçeklere rağmen şimdi birileri kalkmış en az on asırlık Türk Yurdu üzerinde tartışma açmak istemektedir. Eğer tartışmalar bundan bin sene önceki dünya haritası meselesi haline getirilirse milletlerin yeniden bu haritaya göre teşkilatlanması istenirse dünyanın düzeni alt-üst olur, birçok devlet haritadan silinir ve bizzat tartışmaya açanlar büyük zarara uğrarlar. Dolayısıyla düşmanlarımızın hala şuradan buradan bir çıkış kapısı araması artık boşunadır ve başarısız olmaya mahkûmdur.

 

Pek çok sebebe bağlı olarak tarihin en hareketli bölgesi daima Orta Doğu sahası olmuştur. Dünyanın bu bölgesi, büyük göçlere, bitmez tükenmez savaşlara, sık sık işgallere ve karmaşık olaylara sahne olmakla kalmamış, büyük dinler ve peygamberler, daha çok bu bölgeden ortaya çıkmış, çeşitli fikir akımlarına kaynak olmuş, dolayısıyla pek çok kültür ve medeniyete zemin olmuştur. Evet, Orta Doğu’nun, Mezopotamya’nın bir parçası olan Doğu bölgemiz de tarih boyunca sürekli işgallere uğramış, çeşitli kültür ve medeniyetlerin çatışma sahası olmaktan bir türlü kurtulamamıştır. Yani çeşitli dinlerin, dillerin ve kültürlerin baskısı altında yer yer ezilen bu bölgemiz, itiraf edelim ki, tam bir kültür emperyalizmine maruz kalmıştır. Bu, bir bakıma, bütün Orta Doğu’nun sorunudur. Bugün, Orta Doğu’da kökünü, milli kültürünü kaybetmiş irili ufaklı birçok topluluğa rastlanmaktadır. Bunlar, hep işgallerin ve kültür emperyalizmin acı meyveleridir.

 

Öte yandan doğu bölgemiz çok güçlü iki kültürle (Arap ve Fars) komşudur. Çok iyi işlenmiş ve geliştirilmiş bu kültürler, Türk kültürünün maddi ve manevi destekten mahrum kaldığı yörelerde etkili olmuşlardır. Bu durum, çeşitli iktisadi ve sosyal faktörlerle birleşince de doğal olarak bulunması gereken kültür temasları ister istemez emperyalizme kaynak oluşturmuştur. Bazı çevreler, Doğu Anadolu’da yaşayan herkesi, sanki, bütün tarih boyunca hep “kürtçe” konuşan kimseler gibi göstermeye çalışıyor. Onlara bakılırsa, bütün Şark, 5000 yıldan beri “kürdistan”dır ve orada hep “kürtler” yaşamıştır. Hiç şüphesiz, bu kavimlerin kendilerine ait birer dilleri vardı ve bunlar asla “kürtçe” diye bir dil konuşmuyorlardı. Üstelik, bu dönemlerde, “kürtçe” diye bir dil konuşulduğuna dair en küçük bir bilgi ve belge de yoktur. Ne bir tablet ne bir mezar taşı ne de başka bir kayıt… Eğer emperyalistlerin ve bölücülerin iddia ettikleri gibi bu bölgemizde 5000 yıldan beri yaşayan “kürt” diye bir kavim ve “kürtçe” konuşan bir cemiyet bulunsa idi, mutlaka, onlardan kalan bazı tarihi izler ve belgeler bulunacaktı. Oysa böyle bir şey yoktur ve iddialar havada kalmaktadır. Bugün, Doğu Anadolu’da yaşayan halkımızın kahir ekseriyetinin konuştuğu dil kesin olarak Türkçe’dir. “Kürtçe” tabir edilen ağız, kültür sürtüşmeleri sonucunda ortaya çıkmış bozulmuş bir Türkçe’dir. Fakat olumsuz propagandalar o kadar güçlüdür ki veya gafletimiz o kadar derindir ki, bizim ülkemizde bile, birçok “aydın” sandığımız kişi, Doğu Anadolu’yu “kürdistan” ve orada yaşayan Türkmen ve Oğuz çocuklarını da “kürt” sanır. Artık, kesin olarak anlaşılmıştır ki, bugün, “kürtçe” tabir edilen ağız, daha çok Fars emperyalizmine yenik düşerek dillerini şu veya bu ölçüde unutan Türkmen ve Oğuzlar’ın bir kısmının konuştuğu dildir. Kısaca, bugün, “siyasi kürtçülük” yaparak emperyalizmin emellerine alet olan çevrelerin asla bilimsel dayanakları yoktur. Mesele tamamı ile Türk Devleti’ni parçalama ve Türk milletini bölme oyunlarından ibarettir.

 

Nerede insan varsa, orada problemler de vardır. Bu problemler, içinde oluştukları şartlara göre bazan çetin, bazan karmaşık, bazan sancılı olabilirler. Doğu Anadolu’muzda da böyle problemler vardır ve çok faktörlü bir yoruma ve çok yönlü bir planlama ile çözülmeye muhtaçtır. Kapalı toplum yapısı, feodal yapı ister istemez o bölgemizde yaşayan insanları etkilemiştir. Ancak bugün bölgede hâkim olan ağalık, şeyhlik gibi feodal yapılar gittikçe zayıflamaktadır. Dolayısıyla bu bölgemizde kapalı toplum yapısı çözülmekte, daha açık bir toplum hayatı doğmakta, geleneğe (feodaliteye) dayalı otoriter yapılar zayıfladıkça ya da yıkıldıkça devlete olan ihtiyaç artmaktadır. Zira geri kalmışlık sadece bu bölgenin değil, topyekûn Anadolu’muzun sorunu idi. Kalkınma bir parça meselesi değil, bir bütün meselesi idi. Evet, ülkemizin her tarafı aynı derecede kalkınmamıştı ama bu bir bölge meselesi yapılamayacak ölçüde girift bir durumdu. Mesele bir Doğu, Batı, Güney ve Kuzey meselesi değildi. Çünkü ülkemizin her yerinde kalkınmamış ve çok geri kalmış vatan parçaları vardı. Öyle bir coğrafya eğitimi verilmeli ki, bizi, “coğrafyadan vatana” götürsün, bize dağ dağ, ova ova, ırmak ırmak, yayla yayla, taş taş vatanımızı bir bütün halinde tanıtsın ve sevdirsin.

 

Orta Doğu, petrolleri, çok değerli körfezleri, limanları, kanalları, boğazları ve dünya üzerindeki konumu ile tarih boyunca irili ufaklı bir çok devletin iştahını kabartmıştır. İsrail, Amerika’yı arkasına alarak, bu değerli toprakları “Arz-ı Mev’ud” sınırları içinde mütalaa ederek dış imparatorluğunu gerçekleştirmek istemektedir. Siyonizmin, bu amaca ulaşmak için, dünya çapında teşkilatlandığını ve akla hayale gelmez planlar kurduğunu bilmek ve ona göre tedbir almak gerekir. Artık herkes görmelidir ki, Doğu Anadolu bölgemiz uluslararası rekabetin ve ihtirasların bir atlama taşı yapılmak istenmektedir. Çeşitli emperyalist güçler, stratejik değeri çok yüksek olan bu bölgemizde, ufak da olsa, bir tutunma noktası aramaktadırlar. Bu sebepten birçokları, “bölücü akımları” ya destekleyerek ya da bizzat organize ederek bölgeyi kontrol etmek istemektedirler. İşte, ülkemizde tırmandırılmak istenen terörün, oynanmak istenen “Ermenilik” ve “Kürtçülük” oyunlarının perde arkasında yatan gerçek budur. Görüldüğü gibi bütün amaç Türkiye’yi, ülkemizi bölmek ve parçalamaktır. Fakat, ne yazık ki, bazı ahmak politikacılar, bazı gafil yazar ve çizerler, aldatılmış piyonlar, basiretsiz ideologlar, milli değerlere yabancılaşmış kadrolar, ajanlar, çeşitli türdeki azınlık ırkçıları, yabancı uzmanlar, misyonerler, barış gönüllüleri… el ele vererek ülkemizi felakete sürüklemek istemektedirler. Sonuç olarak belirtmek isterim ki, Doğu Anadolu’muz her bakımdan Türk milli bütünlüğü içinde önemli bir yer tutmakta ve bu bütünlüğün ayrılmaz bir parçası durumunda bulunmaktadır.

 

Sözlerimi 17. Yüzyılda yaşayan Erciş’li Emrah’ın şu mısraları ile bitirmek istiyorum:

 

Bize Emrah derler, Karakoyunlu,

Yiğitler içinde yiğit oyunlu.

Kaz gibi pısmazık, erkek boyunlu,

Biz Türk’ük, Türklük’ten fermanımız var.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 2050 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

AKP Nasıl Kazanıyor?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI