Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
Yahoo'nun Ali
Tarih: 11-07-2023 09:29:00 Güncelleme: 11-07-2023 09:29:00


Komşu köylülerimiz Yahya'nın ismini kısaltıp, kendisine " Yaho"  derlerdi.

 

Köydeki evimizin arkasında uzun bir tepe var. Havadar ve manzaralı. Çiçekdağı, Yerköy kasabaları ile az da olsa Yozgat ili bile gözükür. Bölgemizdeki ova ise köyleri ile birlikte seyrine doyum olmaz bir manzara teşkil etmektedir.

 

Biz gençler evde canımız sıkıldığında tepeye çıkar yürüyüş yapardık. O muhteşem manzara karşısında, esen rüzgâra karşı tadına doyum olmaz sohbetler ederdik.

 

Okula giden köylü çocukları olarak geleceğimizi, konuşurduk. Hepimizin ideali öğretmen olmaktı. Köylülerin ağır çalışma koşullarından, yoksulluğundan ve cehaletinden kurtulma üzerine idi konuşmalarımız. Dört tarafı açık tepenin zirvesinde çok rüzgâr olurdu. Konuşmaları zor işitirdik. Ancak seslerin yarısı kulağımıza ulaşırdı. Diğer yarısını rüzgârlar alıp götürürdü.

 

Sözlerimizi ve masum dileklerimizi, rüzgâr alıp şehirlere, dağlara, ovalara, denizlere, yaban ellere götürürdü. Acep, Başkent Ankara'ya gitmiş miydi? Dileklerimizin Allah'a da ulaştığına eminim ki yardım ettiğini sezebiliyorum. O sohbetlerdeki arkadaşlarımdan birisi şu anda Amerika’da elektronik profesörü. İkisi öğretmen, ben bu satırların yazarı ise hayallerimin çok çok ötesine geçtim.

 

Ben daha küçükken, yamaçlarda oğlak güderken, bizim meşhur tepede, Hüseyin Yıldırım tur atıyordu. Günlerce tepedeki patikada gidip geliyor ve stres atıyordu. Sonraları bizimde stres atma tepemiz olmuştu. Hüseyin'i uzaktan izlerdim. Kendisi sonradan Almanya, ya gidip yerleşti. Memlekette kimsesi yoktu.

 

Lise yıllarımda duymuştum. Almanya'ya ilk giden gruptandı Hüseyin. Genç, tahsilli, bekâr ve oldukça yakışıklıydı. Bir Alman kızı ile aşk yaşamış ve evlenmeyi düşünüyormuş.

 

Kızın ailesi kızına; "onlar ile aramızda büyük kültür ve medeniyet farkı var. İki yüzyıl gerideler" demişler.

 

Evlilik gerçekleşmemiş. Bu olayı Hüseyin yakınlarına anlatmış. Ayrıca şu anısını da, "Kızın evinde misafirken televizyonda bizim memleketin tezek yapma işini gösteriyordu. İnek dışkısını elleriyle kasnaklara doldurup, sonra çıplak ayakları ile çiğneyen ve neşeli türküler söyleyen genç kızlarımızı ve kadınlarımızı görünce, utandım. Tezek festivali ile ilgili sordukları sorular beni yerin dibine soktu. Adamlar haklı dedim içimden ve evlilikte fazla ısrarcı olmadım."

 

Bizim köyde ilk okuyan kişi Rüştiye’de okumuş olan kişi Hacı Yıldırım. O zamanki ortaokul. Hastalanıp vefat etmiş.

 

Hüseyin'in amcası diye biliyorum. Köyümüz çocuklarının okumaya yatkınlığı eskilere gidiyor.

 

Sonraki yıllarda, memlekete izinli bir gittiğimde tepeye çıkayım dedim. Çeşme ve eski mezarlığın yanından dolanıp çıkacaktım.

 

Bir adamla karşılaştım. Tespih satıyormuş. Bana da tespihlerini gösterdi. Sonra, "bu köyde dayılarım var" dedi.

 

"Kim dayıların dedim."

 

"Eski muhtar İbrahim Çelik"

 

*Tanıyamadım seni"

 

"Teflekliyim. YAHO'nun Mıstık derler bana."

 

"Şimdi tanıdım"

 

Bizim çocukluğumuzda Yahoo’nun Ali vardı. Çok meşhurdur. Yöremizde herkes kabadayılık namını bilirdi. Birazda hayranlık duyardık. Yerköy'de içkili lokantalarda ahbapları ile içki içer, paltosu omuzlarında arkadaşları ile volta atardı. Bizden biri idi. O da Yılmaz Güney hayranıydı.

 

Sağ sol gençlik gruplaşmaları öncesi kabadayılık modası vardı gençler arasında. Ali devrimcilere yakın dururdu.

 

Kabadayılık farklı bir dünya ritüeli idi. Bir gün kahvedeydim ve Babamı, bekliyorum. Ortaokul son sınıfta iken. Kahvenin kapısından, pala bıyıklı, döşü açık ve kıllı, ceketi bir omzunda, elinde tespih olan bir adam içeri girdi, "varmı lan bana yan bakan?" narası attı. Kahvede herkes suspus. Kahveci adamın yanına gitti. "Buyur abim hoş gelmişsin, bir emrin var mı?"  Adamı boş bir masaya aldı. İkramda bulundu. Ben, çok korktum adamdan. Çok da merak ettim.

 

Gençlik, delikanlılık her dönem bir çılgınlık bulur misali, o günlerde de kabadayılık modaydı. Anadolu’da kadınsız dünyanın, kadınsız erkek aleminin, erkek güç gösterisi, erkek sürtüşmesi. Ben kimim, sen kimsin benlik ve yarışının olduğu günler. Kabadayılıkta oluşan gruplaşmalar, etnik ve mezhepsel yakınlaşmaları da içeriyordu. Daha sonraki sağ sol gruplarına da bir nevi alt yapı olmuştu.

 

Ali kabadayı idi, kardeşleri de köylerde, mezralarda racon keser, avanta alır, hırsızlık işlerine uzak değillerdi.

 

Yahoo'nun Mıstık da o dönem kelle kesen belalı tiplerden birisiydi. Onun da ününü duymuştum.

 

Karşımda gördüğüm, yaşlanmış, beli bükülmüş, saç sakal ağarmış bir adam. Tespih satıyorum diyordu. Ünlü kabadayı, eşkıya, belalı adamın emeklilik hali böyle oluyormuş meğer. Hayretler içinde kaldım.

 

Sonra aklıma geldi. İstanbul'da Afrikalı siyahi gençler her semtte gözlük satıyorlar. Onlardan gözlük alan birisine rastlamadım.

 

Bir arkadaş bana, " gözlük bahane, uyuşturucu satışı şahane" demişti.

 

Yahoo'nun Mıstık' ı görünce, "tespih bahane, hırsızlık öncesi keşif şahane"  dedim içimden.

 

Yine de günahını almayım.

 

 Hemşehrimden duydum. Yahoo'nun Ali geçen hafta vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Zaman tarihin yapraklarını çok hızlı attırıyor.

 

Hey gidi günler, güzel adamlar, güzel kabadayılar, güzel atlar, güzel naralar, hatırınıza saygıyla.



Bu yazı 1708 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

AKP Nasıl Kazanıyor?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI