escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
Simadan Memleket Bilme
Tarih: 05-07-2021 08:46:00 Güncelleme: 17-12-2025 18:46:00


Oğlakların hayatımda iyi bir yeri var. Çocukluğum onlarla geçti. Bembeyaz tüy ve kılları diğer hayvan yavrularına göre çok temiz, yumuşak ve pırıl pırıl olurdu. Çok sevimlidirler. Uzun süre çobanlığını yaptım. Yanıma gelirlerdi, yüzümü yalar, kulak memelerimi annelerinin memesi zannedip emerlerdi. Bende huylanırdım. Her oturduğumda üç beş tanesi etrafımı sarıp ilgi sevgi arar giysilerimi koklar benimle oynarlardı.

 

O zamanlar tiftik çok iyi para ediyordu. Köylüler koyundan çok Ankara tiftik keçisini besliyordu. Bizim keçilerin hepsi tiftik keçisiydi. Bazı komşularda kıl keçisi vardı. Pamuklu dokuma sanayi gelişince tiftik gözden düştü. Şimdi kimse orman düşmanı keçilerin yetiştiriciliğini yapmıyor.

 

Oğlakları sever, kulaklarını, gözlerini, yüzünü ve yürüyüşlerini incelerdim.

 

Bazen de merak ederdim. Sürüde iki veya üç teke vardı. Kırk kadar oğlak vardı. Acaba, oğlakların babası hangi teke? Defalarca, tekeler ile oğlakların yürüyüş şekillerini, göz renklerini, kulak biçimlerini ve diğer özelliklerini kafamda tartar dururdum. Çoğunun hangi tekeye benzediğini tahmin ederdim ve bu yeteneğimi geliştirmeye yoğunlaştım. Bu merak beni bütün memelilerin benzerliklerini izlemeye götürdü. Çok genç yaşımda evrimci olmuştum. Yıllar sonra Darvin'i ve teorisini okuyunca kendimi bulmuş gibi oldum.

 

Daha sonra insanların yüzlerinden memleketlerini bilen biri oldum. Kozmopolit olmayan, kapalı, yüz yıllarca kendi aralarında evlilikler yapan yöre insanları birbirine benzer. Ten renkleri, gözleri, çene biçimleri, ağız burun yapıları ve gülümsemeleri beni yöre farkı keşfine götürdü. Bazı yöreleri çok rahat bilirdim.

 

İlk olaylarda eşim şaşırır hayret ederdi. “Nasıl biliyorsun, nereden anladın?” diye sorardı. Sonraları bu yeteneğimi merak edip sormazdı.

 

Bir defasında, Burhaniye’de otelde tatildeyiz. Havuz kenarında şezlongta uzanmıştım. Havuzdaki çocukların topu yanıma geldi. Topu elime aldım. Biri yedi, diğer beş yaşında iki, oğlak değil, oğlan çocuğu geldi toplarını istediler. "Siz Erzincanlı olmasaydınız topu vermezdim dedim." Toplarını alıp gittiler. Birden yanımda bir kadın belirdi, "Bizim Erzincanlı olduğumuzu nereden biliyorsun?" Hayda...

 

"Erzincanlı çok yakın arkadaşlarım var, çocukları çok benzettim” dedim. Herhalde, kadına oğlaklar ile tekelerin hikayesini anlatacak değildim.

 

Hasbel kader bir yurtdışı gezimiz oldu. Sağ olsun amca çocukları Salzburg (hani şu meşhur bizim Mozart'in memleketi) ile Viyana'yı gezdirdiler.

 

Amcaoğlu Hüseyin beni yolcu edecekti. Birlikte Münih'e gittik.

 

"Yemek yiyelim, en iyisi burada bir Türk lokantası var, döneri çok iyi” dedi.

Lokantaya gittik ve bir masaya oturduk. Patron masaların arasında dolaşıyordu.

 

Ben, "Burası Tuncelilerin mi? diye sordum.

Hüseyin "Bilmem ki” dedi.

“Yanılmam istersen sor” dedim.

Siparişleri almaya gelen garsona sordu.

Garson "Evet, patron Tuncelili dedi."

Hüseyin merakla sordu, “Nasıl bildin?” diye.

 

İlk zamanlar çok test eder yanılmadığım görünce mutlu olurdum.

 

Şimdi artık, tanımadığım yabancılara kimseye soramıyorum. Köylü veya köyden yeni gelmiş birileriyle karşılaştığımda, bazen memleketlerini sorar, yeteneğimi test ederim.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 5934 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI