Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
EŞEK İLE DEĞİRMEN
Tarih: 21-08-2022 22:29:00 Güncelleme: 21-08-2022 22:29:00


Babam, anneme "Çocuklar bugün değirmene gitsin" dedi.

 

Annem geldi yatağımın ucuna oturdu. Başladı söylemeye;

 

"Mehmet, bugün değirmene git. Unumuz bitti. On çinik buğdayı eşeğe yükleyelim kasabaya değirmene götür, öğüt de gel."

 

"Abim gitsin, niye hep ben gidiyorum?"

 

"Abin büyük, okuldaki kız arkadaşlarından utanıyor. Eşek ile onlara gözükmek istemiyor."

 

"Anne benim sınıfımdaki kızlar beni eşek ile görürlerse ben de utanırım."

 

"Oğlum sen daha küçüksün lise birinci sınıfa gidiyorsun, delikanlı bile sayılmazsın. Utanacak ne var ki! Biz köylüyüz. Kızlar bilmiyor mu? Evimizde eşek, inek, koyun, keçi, kedi ve köpek var. Bizim geçimimiz bunlar ile ve hiç de ayıp değil, utanmana gerek yok. Unsuz ve ekmeksiz mi kalalım akıllı oğlum? Hadi kalk kahvaltın hazır. "

 

"Tamam, anne ben giderim."

 

Giderim dedim ama içime de bir ateş düştü. Ya okuldaki kasabalı kızlar beni eşek ile görürlerse!

 

Kızların evlerini, ana yolu düşündüm. Nasıl etsem de kızlar ile karşılaşmadan değirmene gitsem. Onlara gözükmeden mahalle arasından kestirme yolu biliyorum ama o yolda hep kaya ve taşlık bir patika. Eşeğe yazık olacak, sırtında on çinik buğday var ki oda seksen kilodan az değil. Düz yol varken hayvana eziyet verecektim. Eşeği, kızlar ilgilendirmiyor fakat cezasını o çekecekti. Ayakları taşlara basa basa yara olurdu.

 

Bizim sınıftaki değirmencinin kızı Sultan'a inşallah denk gelmem, bir de o vardı.

 

Kahvaltımı yaptım. Eşeği ahırdan getirdim. Annem ile beraber buğday çuvalını eşeğe yükledik. Annem sağ bileğimden tuttu, buğday çuvalını arkasına gelecek şekilde, sonra çuvalı biraz geriye yatırıp diğer ellerimizde çuvalın altından tutup, kaldırıp eşeğin sırtına yükledik. Çok güçlü de olsa bir kişinin tek başına yapacağı iş değil.

 

Eşeği sürerek kasaba yoluna düştüm. Ana yoldan gitmiyorum. Tarlaların arasındaki kağnı yoluna girdim. Taşlık ve mezarlığı aştım. Kasabanın kayalık yamaçlarında girdim. Dar ve taşlık yoldan iniyorum ama bir gözüm eşekte kayar, yükle beraber yıkılır diye. Allah'tan bir şey olmadı. Mahalle aralarından kimseye gözükmeden değirmene vardım.

 

Değirmenci yoktu. Beklemeye başladım. Birazdan değirmencinin kızı Sultan yanıma geldi. Gülerek, hatta sevinerek "Mehmet değirmene gelen sen misin?" dedi.

 

Sınıf arkadaşım, arkadaş canlısı Sultan'ın tavrı beni çok rahatlattı. Hiç kendimi kötü hissetmedim. Sağ olsun kız hissettirmedi.

 

"Babamın işi var, biraz geç gelecek. Eşeğin yükünü indirelim. Yazık hayvana" dedi.

 

Sultan, gelip bileğimi tuttu çuvalı birlikte indirdik. Şaşırıp bakıyorum ve iş bitti. Yükü indirince hayvan rahatladı. Nasıl rahatladım bilemezsiniz, çok mutlu oldum.

 

Sultan "Ben şimdi gidiyorum. Sen babamı bekle"dedi.

 

"Tamam" dedim.

 

Daha sonra değirmenci geldi. Buğdayımı öğütüp un olarak çuvala doldurdu. Un çuvalını eşeğe yükleyip yola düştüm. Yine mahalle aralarında sapa sert taşlı, görünmez yollardan kimseye gözükmeden eve geldim. Ne zor imiş be!

 

Bizim köyün çocuklarının şanssızlığı kasaba ilkokuluna gitmeleri idi. Kasabalı çocuklar köylülüğümüzle dalga geçer, küçümser ve bizi kızdırır üzerlerdi. Artık köylülüğümüzden anne ve babalarımızdan, hayvanlarımızda ve yaşam tarzımızdan utanır olmuştuk. Çok zor ve anlamsız sıkıntılar çektik. Kendi ürünlerimizi satmaya utanır olmuştuk. Gençlerin içinden yine en utanmazı ben olmuştum, mecburiyetten.



Bu yazı 116 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI