İki kişi ellerimiz kelepçeli, bir gecelik kaldığımız, işkenceleri, dayakları ve saç yolunması kitaplara konu olan Mamak cezaevi kafesinden alınıp ünlü C koğuşlarının birisine bırakıldık.
Suçumuz rejimi yıkmayı düşünmeyi düşünmek. Ülkeyi bölmeyi düşünmek ve bölmek. İl il bölüp memleketi parçalamışız ve paylaşmışız. Benim payıma Kırşehir, arkadaşın payına da Çorum düşmüş.
Koğuşa girince bizi bir masaya aldılar. İki kişi yanımıza geldi. Birisi dedi ki "Burada koğuş düzeni var. Solcular ve ülkücüler ayrı ayrı birlikte kalıyorlar, siz hangi taraftansınız?"
Ben, “sol görüşlüyüm” dedim.
Benimle birlikte gelen arkadaş, "Abi ben bilmem, siyasetten anlamam"dedi.
Aksanı ve konuşma şekli fazla tahsil yapmadığını, giysileri ve ayakkabıları garibanlığı ve yoksulluğu işaret ediyordu. Bedenen çalışma sonucu vücudun aldığı şekilden işçi olduğu belliydi.
Yanımıza gelen kişiler defalarca, “onun hangi görüşte olduğunu, kimlerle kalmak istediğini" soruyorlardı.
O her seferinde, "ben bilmem abi bu işlerden anlamam" diyordu.
İş çok uzamaya başlamıştı. En sonunda ben dedim ki “arkadaş benimle geldi. Yanımda kalsın”. Bunun üzerine, sağ görüşlülerin temsilcisi gitti.
Bu sefer sol görüşlü üç dört kişi geldi. “Hangi fraksiyondansınız” diye sordular. Fraksiyon mensupları da ayrı komün düzeni kurmuşlardı.
Ben, “asker kökenliyim, Birikim dergisi okuyup atılanlar grubundanım. Halbuki derginin bütün sayılarını okumamıştım yine de ordudan atıldım” dedim.
Devletin politikası ”Kitap, dergi okumak suç değil. Ancak ülkenin nasıl yönetileceği ile ilgili kitapların dergilerin okunması sakıncalı. Maaşını al, varsa avantanı al, yoksa yarat, içkini iç, çıkarını kolla. Ye iç gez toz ama rejime muhalif olma. Senden öncekilerin sonunu hiç mi okumadın”.
Sol görüşlü temsilcilerden birisi "Sizinkiler burada çok az kalıp çıkıyorlar, çoğunluk dev-yol'cular ile kaldılar" dedi.
Çorumlu ile fraksiyonumuzda belli olmuştu.
Arkadaşları ile tanıştırdılar. Çorumluya, “nerelisin, niye buradasın, nerede oturuyorsun” sorularını sordular.
Çorumlunun Alevi, tuzlu çayırda oturduğunu, kapıcılık yaptığını ve evde kırma tüfek bulundurmaktan tutuklandığını öğrendik.
Çorumlunun amca oğlu ve bazı akrabalarının kısa bir süre önce bu koğuşta olduğu ortaya çıktı. Çorumluyu çok güzel ağırladılar. Korkusunu üstünden attı. Çok mutlu oldu, duruşu, sesi değişti.
Maraş, Çorum ve Sivas olaylarında Alevilerin evlerine saldırıp katliam yapmışlardı. Evinde silah olanlar kendilerini ve ailelerini korumuştu. Çorumlu da tedbir amaçlı bir tüfek almıştı.
Bir kaç gün sonra kendisine "Ben devreye girmeseydim, gidip sağcılarla kalacaktın" dedim.
O yine "Abi ne bileyim, ben anlamam” dedi.
Tutuklu Kırşehirli bir öğretmen beni yanına korumasına aldı. Kaldığımız kısa süre içinde, marş söyleme ve diğer olaylarda dayak yemeden çıkmama yardımcı oldu.
Toprak topraktır, gözünü seveyim.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız