escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
Ankara'da Torpil Arama
Tarih: 23-06-2021 00:05:00 Güncelleme: 17-12-2025 18:47:00


 

1992 yılında ilk evimize almıştık. Batıkent de dubleks bir daire. Eşim ve benim iş yerlerimiz de Çankaya'daydı.

 

Kendi dubleks evimizde oturmanın mutluluğunu yaşıyorduk. Ancak işe gidip gelmek çok zordu. O zamanlar Metro da yoktu. En azından hanımın tayinini yapalım dedik. Sağa sola herkese soruyorduk bir torpil bulabilir miyiz diye.

 

Bir komşumuz “Belediyede bir şeyler yapan tanıdığım var, çevresi çok geniş, sizin tayin işinizi yapabilir” dedi. O adamın yanına Ulus'a belediyeye gittim. Onu beklerken gelip giden partililerle sohbet etmeye başladım.

 

Birisi" Nerelisin" dedi. Memleketimi Kasabamı sordu.

 

”Aççan'ı tanır mısın” dedi. Akrabam, annemin dayısı dedim.

 

Aççan'ı soran kişi, “Ben Konya'nın Kürtlerindenim, çocukluğumuzdan hatırlıyorum. Aççan bizim köylere gelirdi. Çok dostları vardır” dedi. Akrabasını görmüş gibi oldu, çok sevindi, bana çay ısmarladı.

 

Torpili yapacak adam geldi. Onun işi, belediyede bazı yetkililere fazla fatura bulma işiymiş. Yani, hırsızlığın bir ayağı. Yetkili biriyle görüşmeye gittik. Kimseleri makamında bulamadık. Bir sekreter dedi ki ”CHP'de yetkili olan bir Tuncelili vefat etmiş. Herkes cenaze için camiye gitti.”

 

Biz de camiye gittik. Cenazede arkadaşın tanıdığı hiçbir CHP'li yoktu. Anlaşılan, cenaze bahanesiyle herkes işyerinden tüymüştü.

 

Bendeki güzel şansa bak. Cenazede Doğu Perinçek vardı, kendisi o zamanlar halayın solunda oynuyordu. Elini sıkmak nasip oldu. Bizim torpil işimiz olmadı fakat Perinçek'in nur yüzünü görmek nasip oldu. Elimi sıktıktan sonra işlerim hep iyi oldu.

 

1993 yılında şirket İzmir'de iş alınca İzmir maceramız başladı. Batıkent'ten Çankaya'ya işe gitme sıkıntımız da sona ermiş oldu.

 

1982 yılında subaylıktan atılınca köye geldim. Sıkıntılı bir ay geçirdim. Sonra İstanbul'a gittim. Köydeyken bir gün kasaba da Aççan dayının evine gittim. Kendisi evde Kuran okuyordu. “Hoş geldin, geçmiş olsun” dedi ve sonra “Yanıma otur, senin okuman daha iyidir. Şu bölümü bana oku “dedi. Türkçe Kuran kitabıydı.

 

Başladım; firavunun Nil nehrinde Musa'nın peşine düşmesi bölümünü okumaya ve sonunda Musa Yahudileri kurtarmıştı. Aklımdan geçti; Musa Yahudileri kurtardın şimdi sıra bende diye.

 

Daha önce Marks, Engels ve Lenin'i okumuştum. Hiç iyi olmamıştı. Sonunda okunacak doğru kitabı bulmuştum. Kuran okuma işini bitirdikten sonra, Aççan dayı bana sorular sormaya başladı.

 

Onun, benin yaşadığım, tutuklanma, cezaevi, işkence, sorgulamalar, takibat, kontrol ve izleme hakkındaki soruları beni şaşırttı. Çevremizde kimsenin bilmediği bir dünyanın sorularıydı sorduğu sorular. Acaba o bunları nereden biliyordu. Aççan dayı birinci dünya savaşı sonrası Anadolu'yu kasıp kavuran eşkıyaların dönemine denk gelen bir gençliği olmuş ve biraz takılmış. O yaşlarda kaçak durumuna düşmüş. Konya taraflarında saklanmış.

 

Mekanı cennet olsun rahmetli farklıydı. Uzun yaşadı. Dindardı. Tevazu, vakur, sakinlik, sessizlik, dinginlik ve hoşgörü hepsi vardı. Hayata, olaylara ve her şeye üstten bakardı. Günlük kavgalarla, tartışmalarla ve hır gürle işi olmazdı.

 

İbni Haldun, Orta Doğulular için “Coğrafya kaderdir” demiş.

 

Küngüşlüler için de, Çiçekdağlılar için de, Açça'nın yeğeni benim için de "coğrafya kaderdir" sözü geçerlidir.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 5160 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI