Geçtiğimiz hafta Trump yönetiminin Maduro’yu kaçırmasının ardından gözler Çin’in uygulayacağı politikalara çevrilmişti. Dünyanın en büyük ekonomik gücüne sahip olmanın yanı sıra ABD’nin en büyük rakibi olma potansiyeline de sahip olması ve Venezuela ile kurduğu ilişkiler, Çin’in hamlelerini önemli kılmaktaydı. Ancak beklenilenin aksine Çin, somut ve doğrudan bir hamle yapmak yerine “şimdilik” klasik tepkisi olan açıklamalarda bulunmakla yetindi. Ancak yaşanan gelişmeler Çin’in klasik tepkisini korumakta zorlanacağına işaret ediyor.
Venezuela’nın Önemi
Venezuela’yı Çin için önemli kılan siyasi ve ekonomik açıdan önemli bir müttefiki olması. Chavez döneminden itibaren özellikle petrol ticaretiyle başlayan ve gelişen ilişkiler, diğer alanlara da yayılmış ve 2023 yılında imzalanan anlaşmayla "Her Koşulda Stratejik Ortaklık" seviyesine yükseltilmişti.
Bu kadar önemli bir müttefikin başkanına yapılan saldırıya Çin’in “hamlesiz” kalmasının ardından iki neden bulunuyor.
Birincisi Venezuela ile ekonomik ilişkilerin azalarak olsa da devam edecek olması. ABD Enerji Bakanı Wright’ın “ABD Venezuela’da baskın güç olduğu sürece” Çin ile ticaret yapabileceklerini belirtmesi[1], Pekin’i “rahatlatıyor”. İkinci neden ise Çin’in Brezilya, Bolivya ve Şili’de enerji ve kritik maden ağlarına sahip olması. Kısa vadede bu kaynakları kaybetmemek istemesi de Pekin’i temkinli olmaya itiyor. Fakat ABD yönetiminin Çin’in nadir toprak elementleri üzerinde kurduğu egemenliğini dağıtmayı amaçlaması, Pekin’in “hamlesiz” ve “temkinli olma” politikalarını zorluyor. Bu zorlamaya yönelik tepkiler de Tayvan meselesinde uç veriyor.
Çin Tayvan’a Saldırır mı?
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından Batı medyası, neredeyse her gün Çin’in mutlaka Tayvan’ı işgal edeceğine dair haberleri büyük bir “tutkuyla” servis ediyor. Çin yönetiminin “barışçıl” birleşme çabalarını sürdüreceğini ısrarla belirtmesine rağmen[2], Batı medyasının “tutkusu” yeni bir seviyeye çıkmış durumda. Artık Batı medyası, Pekin yerine Çin ordusunun Tayvan’ı nasıl işgal edebileceğine dair planlar yapıyor ve bunu açık açık tartışıyor.[3]
Batı medyasının “tutkusuna” karşın Pekin yönetimi ayaklarını yere sağlam basmaya çalışıyor. Ordusunu güçlendirmesine rağmen Çin’in Tayvan’la “barışçıl” bir şekilde birleşmeyi istemesinin ardında da iki neden bulunuyor.
Birincisi Tayvan Boğazı’nın dünyanın en yoğun deniz ticareti rotalarından birisi olması. Dünya genelindeki konteyner gemilerinin neredeyse yarısının geçtiği bu boğazın yıllık ticaret hacminin 2,5 trilyon doların üzerinde olması ve olası sıcak çatışmanın küresel ekonomiye maliyetinin 10 trilyon dolar olacağının öngörülmesi[4], Çin’i “endişelendiriyor.”
İkinci neden ise Çin'in başta AUKUS ve QUAD gibi askeri ittifaklar tarafından kuşatılmış olması. Buna ek olarak ABD’nin Tayvan’a 11,1 milyar dolarlık silah satışı ve Japonya’nın olası çatışmaya müdahil olacağını söylemesi Çin’i yine temkinli olmaya itiyor. Ve bu iki neden, Çin’i ablukaya aldığı Tayvan’ı boğarak birleşmeye zorlama stratejisine devam etmeye yöneltiyor.
Öte yandan Çin bölge ülkeleriyle ilişkilerini düzelterek kuşatmayı hafifletme çabalarını da sürdürüyor. Çin ve Güney Kore’nin devlet başkanlarının bir araya gelerek “yeni bir dönem” yaratmak için işbirliği sözünü vermeleri, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini yeniden canlandıracak 44 milyon dolarlık yeni ticaret anlaşmalarının ve 32 mutabakat zaptının imzalanması[5] bu çabaların önemli bir sonucu. Yine Hindistan’ın Çinli firmaların devlet ihalelerine katılmalarına yönelik kısıtlamaları kaldırmayı planlaması[6] da bir başka sonucu.
Bütün bunlarla birlikte ekonomisinin büyüme hızının giderek azalması ve küresel emperyalist güçler arasında şiddetlenen paylaşım savaşı, Çin’in “temkinli” ve “sakin” politikalar uygulamasına “son verebilir.”
Nitekim Çin ordusunun Meksika ve Küba yakınlarında savaş simülasyonları gerçekleştirdiğine dair devlet televizyonunda bir görüntünün ortaya çıkması[7] ve BRICS Plus ülkelerinin katılımıyla Güney Afrika’da gerçekleştirilecek “Will for Peace 2026” tatbikatı[8] Pekin’in askeri alanda ciddi hamleler yapmaya hazırlandığını gösteriyor. Trump’ın tehditleriyle birlikte bu hazırlıklar, savaş ateşinin kısa vadede daha büyüyeceğine işaret ediyor.
[1] https://www.reuters.com/business/energy/us-china-can-balance-roles-venezuela-us-energy-chief-says-2026-01-08/
[2] https://www.scmp.com/news/china/politics/article/3338545/beijing-pledges-utmost-sincerity-continue-push-reunite-peacefully-taiwan?module=perpetual_scroll_0&pgtype=article
[3] https://www.yahoo.com/news/articles/china-plans-land-world-largest-060000200.html
[4] https://x.com/drhkorkmaz/status/2006278569903652936
[5] https://www.globaltimes.cn/page/202601/1352324.shtml
[6] https://www.cgtnturk.com/hindistan-cinli-sirketlere-ihale-yolunu-aciyor
[7] https://x.com/drhkorkmaz/status/2006736240448778508