escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Dr. Abdullah Köktürk

facebook-paylas
Devrimler ve Hayal Kırıklıkları: 1640, 1789…
Tarih: 30-11-2013 05:52:00 Güncelleme: 29-11-2025 21:40:00




27 Mayıs 1960 müdahalesinin önderlerinden (E) Kurmay Albay Orhan Kabibay 1999 yılında bir görüşmemizde 27 Mayıs’ın başarısını sorduğumda; “27 Mayıs’ta sonuçları itibari ile başarısız olduk” demişti.


53’ncü yılında 27 Mayıs üzerine tartışmalara baktığımızda; bunu despot bir iktidara karşı direnme hakkını kullanan halkın haklı bir tepkisi olarak görüp, ihtilalin özgürlüklerin önünü açtığını söyleyenler olduğu kadar, 27 Mayısı darbelerin babası olarak görenler de mevcut.


Sonuçları itibari ile sanayi sermayenin istediği bir birikim rejimini kolaylaştırdığı, orduyu OYAK sayesinde sanayi sermayesinin yanına çekme gibi sonuçları olduğu görülse de bu tartışmaları başka bir yazıya bırakıp, bu yazıda dünya burjuva devrimler tarihine kısa bir göz atmak istiyorum.


Dünya Burjuva Devrimler Tarihinde İngiliz (1640-1660) ve Fransız (1789) Devrimlerinin önemli olmalarının sebebi, her ikisinde de feodal olan eski bir düzeni koruyan devlet iktidarının şiddet yoluyla alaşağı edilip, iktidarın yeni bir sınıfın eline geçmesi ve kapitalizmin daha özgür gelişmesinin önünün açılmış olmasıdır. Ancak her ikisinde de benzer olan bir yan daha vardır ki, o da bu devrimlerden sonra devrime büyük güç vermiş emekçi kitlelerin ve önderlik etmiş olan küçük burjuvazinin yaşadığı hayal kırıklığıdır.


Krala karşı mücadele eden Cromwell’in ordusunda en büyük gücü oluşturan Düzleyiciler’in (Levellers) başına gelenler daha sonra Fransız Devrimi’nde Jakobenlerin, Babeuf yandaşlarının ve diğerlerinin de başına gelecektir. İngiliz Devriminde Düzleyiciler radikal demokratik bir hareket olarak görülmektedir. İnsanların doğuştan hür olduklarını, oy hakkının genişletilmesini, Cumhuriyetçiliği savunuyorlar ve Lordlar kamarasının lağvedilmesini istiyorlardı. Önem verdikleri diğer bir konuda dinsel hoşgörünün egemen olmasıydı. Orduda ise yüksek bir örgütlenme düzeyleri vardı. Merkezi bir konseye her alanda temsilciler (ajitatörler) atanmıştı. Bir parti kasası ve üyelerin aidat ödeme zorunluluğu, bir matbaaları, Londra ile diğer ordu garnizonları ve donanma ile ilişkileri olan bir örgütlenmeleri vardı. İstekleri olan Cumhuriyet 30 Ocak 1649’da Kral I. Charles’ın idamından sonra 19 Mayıs1949’da ilan edilecek, ancak aynı ayın sonunda Düzleyici önderleri Burford’da kurşuna dizilmekten kurtulamayacaktır.


Düzleyiciler’ in başarısızlığı Büyük Burjuvaziye olan ekonomik ve ideolojik bağımlılığı nedeniyle her zaman istikrarsız bir sınıf olan Küçük Burjuvazinin taleplerini savunmuş olmaları ile açıklanabilir. Küçük Burjuvazi de onları, Düzleyiciler yalnızca Burjuvazinin en devrimci kanadı olmaktan çıkıp, Büyük Burjuvaziye saldırmaya başlar başlamaz terk etmiştir. Düzleyiciler’in yok edilmesinden sonra Cromwell İngiltere’yi bir süre Ordu Diktatörlüğü ile yönetecek, ancak 1658 yılında ölümünden sonra, 1660’da parlamento II’nci Charles’ı Kral olarak geri çağıracak, ardından Kralcılar ve kilise eski topraklarını geri alacaklardır.


Tabiî ki artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. İngiltere Kilisesi parlamentoya bağlı kılınacak, feodal tasarrufların kaldırılması parlamento onayıyla kesinleşecek, Tekeller, sanayi ve ticaretin saray tarafından denetlenmesi bir daha gelmemek üzere ortadan kalkacak, bozulan lonca ve çıraklık yasalarında onları yeniden canlandıracak girişimlere izin verilmeyecek, serbest ticaret ve sanayi hızla yayılacaktır. Onsekizinci Yüzyılda İngiltere’nin çehresini değiştirecek Sanayi Devrimi’nin adımları siyasal olarak atılmış olacaktır.


İngiliz Burjuva Devriminden bahsederken Kazıcılar (Diggers) Hareketine de değinmek gerekmektedir. İngiliz Devrimi mülksüzlerin çıkarlarını temsil etmeye en çok ‘‘Kazıcı’’ hareketi ile yaklaşmıştır. Kazıcılar yalnız Kralın değil, Manor beylerin de yenilgiye uğratıldığını savunan ve halkın zaferinin şimdi kendilerinin işleyeceği İngiltere topraklarını özgürleştirdiğini öne süren, topraklarından çıkarılmış kır proleterya üyeleriyle, doğrudan eylemle bir tür tarımsal komünizme geçme çabalarını başlatan bir hareketti. Kazıcılar 1649’da kamuya ait bir araziyi işgal ederek ortaklaşmaya işletmeye de başlamışlardı. Yalnız bu hareket ne yerel ne de merkezi yönetimin hoşuna gitmişti. 1650’de şiddet uygulanarak yerleşim yerlerinden atıldılar. (Önderleri: Gerard Wistanley)


Fransız İhtilali’ de İngiliz Devrimi gibi bir burjuva devrimidir; ekonomik iktidarı çoktan ele geçirmiş burjuvazinin siyasi iktidarı fethedişidir, feodal ilişkilerin tasfiye edilip, burjuva-kapitalist toplumun önünün açılışıdır. Devrimi felsefi olarak etkileyen düşünürlerin önde gelenleri ise J. J. Rousseau, J. Meslier ve Fransız ütopyacıları Morelly ve Mably’dir. Bilhassa Rousseau’nun yüreğe işleyip, duyguları ayağa kaldıran uslubu Fransız Devrimini yakından etkilemiştir. Rousseau ‘‘İnsanlar özgür doğar ancak her yerde zincire vurulmuşlardır’’ der ve bilhassa ‘‘Toplum Sözleşmesi’’ ile burjuva devrimcilerini etkiler. Devrimin öncüsü olarak liderleri Robespierre önderliğinde Jakobenler gözükse bile, Jakobenler 1789’dan sonra mecliste hiçbir zaman çoğunluk oluşturan bir grup oluşturmamışlardır. Devrimin başarılması ancak Sans-Culotte’lar (Baldırı Çıplaklar) başta olmak üzere köylü ve kentli emekçilerden oluşan halk kitleleri sayesindedir.


Ancak Büyük Burjuvazi devrimin hemen başında silahlarını halka çevirmekte gecikmez. Bu 17 Temmuz 1791’de Champ de Mars katliamı ile doruk noktasına ulaşır. Artık devrimci diktatörlük zamanıdır. Haziran 1793’de Jakoben-Jironden mücadelesinden Jakobenler galip çıkacak ve iktidarı Sans-Culotte’larla paylaşacaklardır. Devrimci Diktatörlük aynı zamanda büyük bir tedhiş dönemidir de, Tedhiş Dönemi ülkenin iç savaşta ve dış zaferin kazanılmasına damgasını vuran önemli bir dönemdir. Jakobenci küçük burjuvazi yoksul halkı yanına aldığında iç ve dışta büyük başarılar elde etmiş, ancak büyük burjuvazi ile uzlaşmaya gidip yoksul halk tabanını yitirmeye başladığında devrimde kaybedilmiştir. Önce Jacques Roux’un önderlik ettiği ve Jirodrenlerin devrilişinde önemli rol oynamış, müdahaleci ekonomik politikaları ve neredeyse dolaysız bir halk demokrasisi isteyen proleter yönelimli bir Sans-Culotte hareketi olan Öfkeliler’ in (veya Çılgınlar veya Kudurmuşlar) 1793 yılı Ağustosundan itibaren tecrit edilmeleri, daha sonra ‘‘Sol Jakoben’’, ‘‘Hebertçiler’’ in Mart 1794’de giyotine gönderilmeleri ve sol temizlik, nihayetinde Temmuz 1794’de Robespiyerre ve arkadaşlarının da giyotine gönderilmelerini ve Devrimci Hükümetin yıkılmasını, Halkçı ve Eşitçi Hükümetinde sonunu getirmiştir.


Artık Thermidor Dönemidir ve Devrimci Hükümet zamanında Robespiyerre’i burjuvazi ile işbirliği ile suçlayan Babeuf, Robespiyerre’nin önemini kavramıştır. Ancak artık çok geçtir. 27 Mayıs 1797’de o ve arkadaşı Darthé de giyotine gitmekten kurtulamayacaktır. Babeuf çıkardığı ‘‘Halkın Günlüğü’’ gazetesinde yayınladığı ‘‘Eşitler Manifestosu’’nda; “Toprağın kimseye ait olmadığını, ama herkese ait olduğunu; bir insan, beslenmesi için yeterli olandan fazlasını elde etmiş, mülküne geçirmişse, bunun sosyal bir hırsızlık olduğunu, aile başına mirasın aynı şekilde korkunç bir şey olduğunu, çünkü bütün üyeleri toplumdan tecrit ettiğini, her aileyi küçük bir cumhuriyet haline getirdiğini ve bunun da ister istemez büyük cumhuriyetin aleyhinde çalışıp eşitsizliği pekiştireceğini ispat edeceklerini” yazar. Mutlak eşitliğe varmak için, Rousseau’nun dediği gibi, ‘‘herkesin yeteri kadarına sahip olması ve kimsenin ihtiyacından fazlasına sahip olmaması’’ gerekir. Babeuf’a göre; ‘‘kafa ile kol emekçisinin ücretleri eşit olmalıdır. Toprak gibi sanayinin ve dehanın ürünleri de ortak mülkiyete konu olacaktır’’. Eşit eğitim imkanı üzerinde ısrarla durur; ‘‘Eğitim herkes için eşit şartlara dayanmadıkça korkunç bir şeydir.’’ ‘‘Bütün bunlara ulaşmanın tek yolu, ortak yönetimi kurmak, özel mülkiyeti kaldırmaktır. Her insanı en iyi bildiği, yeteneklerine en uygun işte görevlendirmek; herkesi, emek ürününü olduğu gibi ortak ambara, toplumun deposuna getirip teslim etmeye zorlamak ve bütün malların kaydını tutarak bunları tam bir eşitlik içinde bölüştürüp her vatandaşın evine teslim edecek basit bir dağıtım örgütü kurmaktır. Bu radikal tedbirler sayesinde Eşitler Cumhuriyeti’nde sonsuz bir mutluluk hüküm sürecek, artık sınırlar, duvarlar ve kapılarda kilitler olmayacaktır. Kimse kendisinin ve çocuklarının yarınından endişe duymayacaktır.’’


Türk Siyasi Tarihinde Babeuf ve Darthé’ nin yaşadığı sonu 167 yıl sonra Albay Talat Aydemir ile Binbaşı Fethi Gürcan peşpeşe idam edilerek yaşayacaklardı. G. Babeuf bir 27 Mayıs günü idam edilmiştir. Başka bir 27 Mayıs’ta hayal kırıklığı yaşayanlar ise 21 Şubat 1962 ve 22 Mayıs 1963’de iki kez ihtilal girişimde bulunacaklar, her halk kitlesinden kopuk küçük burjuva ihtilal girişimleri gibi başarısızlığa uğrayacak ve 1964’de idam edileceklerdir. Talat Aydemir’in idamdan önce okuduğu son kitabın Babeuf’un ‘‘Devrim Yazıları’’ olması bu bakımdan tesadüf değildir.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 6024 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI