Ben Cumhurbaşkanlığı seçiminde geçersiz oy kullanacağımı beyan etmiştim. Yani sandığa boş kağıt atıp pusulayı eve getireceğim. Daha önceki yazımda bunun sebebini de seçimin/seçimlerin seçmen sayısında oynamalar, sayım hileleri, bilgisayar hileleri vb. sebeplerle şaibeli olması olduğunu belirtmiş, seçimin şaibeli olmayacağına inandırılabilirsem oy kullanmaktan çekinmeyeceğimi de ilave etmiştim.
Görüşlerimde bir değişiklik yok. Görüşlerimi değiştirecek bir açıklama da henüz gelmedi.
Ama bu seçim de dünyanın sonu değil. Ekmelledin İhsanoğlu veya Tayyip Erdoğan seçilebilir. Ama görünen şu ki, Tayyip Erdoğan seçilirse AKP’nin karışma olasılığı yüksek. Seçilemez ise Tayyip Erdoğan’ın güçsüzleşmesi muhtemel. Çünkü Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa partiyi emanet edeceği birisi henüz belirlenmedi. 1989 da Özal’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra ANAP’ın durumunu hatırlayın. Erdoğan Cumhurbaşkanı olmaz ise AKP içinde Erdoğan’a karşı kazan kaldıracak bir grubun varlığı daha bugünden hissediliyor. Bu sonuç hem Erdoğan’ın hem de AKP’nin sonunu hızlandıracaktır. Ancak ben tüm güçlerin birinci duruma göre hazırlık yaptıklarını düşünüyorum.
Siyaset hiç bir zaman tek çözümü, tek sonucu veya tek çıkışı olan bir şey değil.
Örnek vermek gerekirse 2 gün önce PKK otobüslerle IŞID ile savaşmaya adamlarını uğurladı. Bir kaç gün önce PKK’ya farklı gözle bakanlardan bazılarının bugün PKK’nın IŞID karşısında başarılı olmasını ümit ettiklerini görüyorum.
Siyaset bunu PKK, IŞID a karşı kazansın diye ifade etmez. Kürt grupları IŞID ile mücadele ediyor diye ifade eder.
Yarın Türk ordusunu da çeşitli Kürt gruplarının yanında IŞID’a karşı mücadele ederken görürsem ben şaşırmam.
Bu sebeple günlük sonuçlara göre değil, daha uzun vadeli bakış açılarına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Sonuçta, ne Tayyip Erdoğan seçilirse dünyanın sonu olacak, ne de Ekmeleddin İhsanoğlu Cumhurbaşkanı olursa kurtuluş gerçekleşecektir.
Her sonuca göre bir çıkış yolunu bulanın ise önü devamlı açık olacaktır.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız