CHP'nin yolundan çıkan CHP, diye oldukça eski bir makale okumuştum, yazarını hatırlamıyorum şimdi. Ve telefonda babamdan oldukça uzun tarihi bir bilgi almıştım. Öz olarak babamdan duyduğum aklıma yazdığım ve aradan geçen yıllar içinde gördüğüm CHP artık antiemperyalist, ulusal kurtuluş savaşımızın yürütüldüğü bir parti değil, emperyalist şirketler ile eklemlenmiş bir parti olduğudur.
Kendi yaşam biçimlerine göre sol düşünceli emekçi bir anne ve babanın kızı olarak hayatın olağan akışı içinde politik olmayı oldukça geç öğrenmiştim.
Sol değerleri çok genç yaşta özümsemiş, kişilik yapısı olarak özgürlüğüne değer veren cumhuriyetin yetiştirdiği "birey" olma bilincine henüz çocuk döneminde sahip olmayı öğrenmiş kişi olarak nerede durmayacağımı biliyorum.
CHP beni tatmin etmiyor ve bugünün CHP'si ise kesinlikle bana hitap etmiyor, diye benden destek ve oy isteyen dost, arkadaşlarıma yanıt verdiğimde. “Ama sende bişey beğenmiyorsun Sibel'cim” diyen arkadaşlarımı merak ediyorum şimdi...
Kılıçdaroğlu bugün "21. Yüzyılın sorunlarını 18. yüzyıl kavramlarıyla mı çözeceğiz. Nedir sağcılığın, solculuğun kriterleri? Solcular kamu adına çalışır. Sağcılar kamu adına çalışmıyor mu? Solcular fakire yardım eder… Sağcılar fakire yardım etmiyor mu? Dolayısıyla bizim 18. yüzyıl kavramlarına hapsedilmiş bir siyasetle Türkiye'yi aydınlığa çıkarmamız mümkün değil. Yeni kavramlar üretmeliyiz" dedi. Dedi de, öyle sıradan söylenmiş bir söz değil, bir bakış açısının dışa vuruşu, bu sözler. Ve bu sözler politika felsefesi tarihini de ters yüz eden, saçma sapan ve gerçeklerden kopuk kocaman bir yalandır.
Öncelikle Kılıçdaroğlu'nun öğrenmesi gereken, demokrasi milattan önce 5. yüzyılda ortaya çıktı.
Yani 2500 yıllık bir kavram.
Milattan önce 5. yüzyıla ait olan bir kavramla 21. yüzyılın sorunlarını çözmeyi, 2500 yıllık kavramla Türkiye'yi aydınlığa çıkarmayı nasıl düşünüyorsunuz?
Gördüğünüz gibi, emperyalist şirketlerin stepnesinin argümanını çürütmek tek cümlelik iş.
Paket edip bırakırsınız.
Solun ve solcunun ''kamu adına çalışmak'' (kamu, halk, sınıf farklı şeylerdir), ''fakire yardım etmek'' gibi düzeylere indirilmesine ise hiç gelmek istemiyorum. Zira Kılıçdaroğlu'nun ortaçağcı kesimden oy devşirmek için bilime takla attırmış olmasının sosyolojik gelişim tehlikeleri saymakla bitmez.
Uluslararası egemenler ve hakim yerli egemenler için kabul edilebilir olanı sol ve solculuk diye yutturmaya çalışan yüzlerce yıllık çabanın çok ucuz bir ürünüdür Kılıçdaroğlu'nun bakış açısı.
Biz kısaca antiemperyalist ulusal solcular Türk yurdunun üzerinden emperyalist özel mülkiyeti tamamen kaldırmak suretiyle fakirliği ortadan kaldırır, sağcılar ise uluslararası sermayeye özel mülkiyete ve yerli acentelerinin iktidarına bekçilik etmek suretiyle fakiri daha fakir hale getirir diye, uzlaşmaz sosyal farkı net bir şekilde ortaya koyup geçelim.
Asıl mesele bu politik bayağılığın ve saçmalığın arkasındaki anlayış.
Yapılan şey seçmen kelle hesabıdır.
Herkesten oy kapmaya çalışan tipik oportünist, benim memurum işini bilir, anlayışının devlet memuru.
Bu garabet uğruna atmadıkları takla, söylemedikleri yalan, çarpıtma kalmadı.
Bu bakış açısı Necip Fazıl parti meclisi üyesiydi bile dediler.
Bakın Necip Fazıl CHP için ne diyor ''CHP bir parti değil. Türk'e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur, bir katliam müessesesidir''.
Solu sağla bir tutan madrabazlar için söylenecek başka söz yoktur heralde.
Türkiye'yi aydınlığa çıkaracak tek yol var, o da 1919 antiemperyalist devrimci ruhu yeniden yaratmak, tam bağımsız Türkiye siyasetinin önderliğinde tüm halkın siyasal köleliğe ve uluslararası sermaye faşizmine nihai darbeyi indireceği özgürlük kavgasının zaferi yolundan, demokratik devrimin başarılmasıdır.
Türk halkı bu uğurda ya devrimcidir ya hiçbir şeydir.
Tam bağımsız Türkiye idealinden uzaklaştıkça nasıl kaybettiğinin, sömürülüp ezilerek nasıl hiçbir şey haline geldiğinin ispatı da Türkiye'nin son 20, hatta 70 yılıdır işte.
Kılıçdaroğlu gibileri bir 70 yıl daha istiyor.
Bunlara karşı Türk halkı adı gibi bilmeli ki, biz 18. yüzyılda değil, 21. yüzyılda yaşayan kanlı canlı antiemperyalist, antifeodal jön Türk gelenekli Türk gençliğiyiz.
Bizim dünya görüşümüzü hiçe sayıp, küçümseyip, çarpıtıp yok etmeye çalışan, uluslararası sermayenin ve yerli ortakları IŞİD zihniyeti, PKK zihniyeti gibi en aşağılık diktatörlüğüne hizmet etmekten kurtulamaz.
''21. yüzyılın sorunları'' denen şey emperyalizmdir ve uluslararası sermayenin diktatörlüğüdür.
Bunlar yaşadıkça faşizm de var olacaktır.
Ve Türk halkı faşizmle açık kitle savaşımında hesaplaşmadıkça, bunun yerine ılımlı muhalefeti kanalıyla aldatılmasına izin verdikçe, uluslararası sermaye diktatörlüğünün mahvettiği bir ülkede köleden beter kalmaktan kurtulamaz.
O yüzden sosyal-demokrat görünümlü şebeklerin dediği gibi ''yeni kavram'' değil, yeni bir demokratik devrim'dir Türkiye halkının sorunlarının çözüm adresi!