68 kuşağı gençlik önderi ve tam bağımsız Türkiye isteyen gençlik için "benim emrindeydiler" diyen Perinçek'in Trump aymazlığı ve dünya gelişmelerine reakisyoner yaklaşımı, BOP eşbaşkanı AKP önderinin neredeyse yardımcısı gibi hareket etmesi üzerine bir şeyler söylemek kaçınılmaz oldu.
Zira Deniz ve Mahir'i itibarsızlaştırma ve emrindeki kişiler olarak göstermek istemesinin nedeni oldukça büyük bir oyunun henüz yeni başlayan bir parçası düşüncesi veriyor.
AKP ve reisi Erdoğan taraftarı büyük televizyon yorumcusu Perinçek’e göre Amerika’da Trump önderliğindeki aşırı sağ popülist siyasi akım, ABD sermayesi içindeki gerçekçi ve ileri görüşlü çözümü ifade ediyor. Amerika’nın Çin, Rusya ve Avrupa karşısında "savaşı kaybettiği gerçeğini" kabul ediyor. Yani Trump üzerinden kafasındaki yanlış varsayıma gerekçe üretme çabası içinde bulunuyor.
Perinçek’e göre Almanya ve hatta İngiltere gibi NATO müttefikleri ABD güdümünden bağımsız bir yola girme çabaları içinde.
Artık iki Amerika var, bir yanda Trump’ın içe dönen Amerikası, diğer yanda silahlarını okyanuslar üzerinden dünyaya çevirmekten vazgeçmeyen Biden Amerikası. Bir yanda milliyetçiler, diğer yanda küreselciler. Bir yandan çıkmaza giren saldırganlığı sürdürmek isteyenler, diğer yanda yeni duruma uyum göstermeye çalışanlar. ABD’nin merkezlerindeki büyük sermaye ve büyük çiftçiler ise Trump önderliğinde içe dönüşü temsil ediyor.
Bu nesnel somut durum tespiti açık bir şekilde ortaya konulmuşken Perinçek'in ABD sermaye klikleri aralarındaki çatlak hakkında tespitleri baştan sona gerçek dışı iken, Perinçek ne yapmaya çalışıyor diye sormamız gerekmiyor mu?
AKP bizim mevzimize geldi, diyen büyük televizyon yorumcusu Perinçek’e göre, Amerikan meclisine saldıranları Trump bir saat önce yaptığı mitingde kışkırtmamış. Perinçek Trump’ın yalan ve demogojilerine öyle inanıyor ki, mitingin konuşma kayıtlarını izleme gereğini bile görmemiş, ya da Trump üzerinden gerçeği ters yüz etme gerekçesiyle bir oyunun parçası olmaya çalışıyor.
Perinçek’e göre Trump bu kitleleri yatıştırmak istemiş fakat, kitleler Trump’ın denetiminden çıkmış.
Gerçeği ve olguları, planlı bir oyuna, halka sunulmak istenen teoriye uydurmak tam da buna denir.
Yukarıdaki görüşlerden anlaşılan şey, tekke şeyhi gibi hareket eden Perinçek’in Trump’ın geniş halk kitlelerini aldatmak ve peşine takmak için yaptığı çeşitli demogojilere ve Amerikan sermayesini yanına çekmek için kullandığı siyasi manevralara inanmış görünüyor.
Trump ve Batıdaki birçok yol arkadaşı ve bir Amerikan yarı-sömürgesi olan İngiltere’de Johnson, Brezilya’da Bolsenoro ve Japonya’daki aşırı sağcı popülist siyasi güçlerin hedefi tarihin akışını tersine çevirmeye çalışan bir gericilik (reaksiyon) akımı olduğu gerçeğini bile görmezden geliyor.
Bu popülist akım Batı sermayesinin mali ve ekonomik krizini maceracı bir yol izleyerek, başta Çin ve Rusya olmak üzere gelişmekte olan ülkelere yıkmak isteyen büyük bir kumar oynamayı savunan, Batının mali sermayesini bu çizgiye çekmek için her türlü dalavereyi çeviren sahtekar bir akımdır.
Şimdiden mali sermayenin bir bölümünü ve halk kitlelerini bu çizgiye ikna etmiş görünüyorlar.
Amerika’da Çay Partisi harekatı, dört yıllık Trump iktidarı ve İngiltere’de Brexit'in gerçekleşmesi bu küresel akımın şimdiden büyük bir yol almış olduğunu gösteriyor.
Bu akım İngiltere kanadı İngiltere’yi Avrupa Birliği’nden kopararak bugünkü dünyada barış ve istikrarın ve çok taraflılık politikasının önemli dayanaklarından biri olan Avrupa Birliği’ne büyük bir darbe vurmuştur.
Brexit, kanka Trump Amerikası tarafından da açıkça desteklenmiştir.
Trump’ın başlattığı haçlı seferinin asıl içeriği dünya ekonomisindeki dengeleri ve ticaret rotaları Amerika’nın lehine bozmak için her türlü yıkıcı hamledir ve asıl hedefi Çin’e karşı teknolojik, ticari ekonomik ve mali haçlı savaşıydı. Trump döneminde ABD sermaye piyasası güç toparlama ve halkı Çin tehditi üzerinden yeni döneme hazırlama strateji ve taktik hamlesini uyguladığı gibi BOP çerçevesinde Ortadoğu'da kaybettiği statüsü için ricatta bulunarak enerjisini yeniden toparladı.
Bu amaçla, Japonya, Avustralya, Hindistan, Tayvan ve bölgedeki diğer müttefikler üzerinden hamleleri başlatmış. Tayvan’ı silah deposu haline getirmiş, Güney Çin denizini kızıştırmış, İngiltere Fransa ve hatta Almanya’yı bu denizde varlık göstermeye çağırmış ve baskı ile bunu sağlamıştır.
Dünyanın ikinci en yoğun nüfuslu ülkesi Hindistan’ı Çin’in üzerine süren bu ülkeye nükleer silah teknolojisi veren, Hindistan’ı Çin ile ekonomik ve ticari ilişkileri kesmeye teşvik eden Trump yönetimidir.
Trump yönetimi Obama döneminde başlatılan Japonya’yı Çin’in üzerine sürme ve Japonya’yı silah üretme serbestisini vermede büyük adımlar atmıştır. Japonya yakında pasifist anayasayı değiştirerek yoğun bir silahlanma programına girişecektir.
Trump Amerika’sı son dört yılda askeri harcamalarını olağan üstü artırmış, nükleer silahlar alanında rakiplerini daha fazla silahlanma yarışına zorlamak için, Rusya ile yapılan Nükleer silahların sınırlandırılması anlaşmasını askıya almıştır.
Trump yönetimi Ortadoğu’da İran nükleer anlaşmasını iptal ederek, İran ile Suudi Arabistan, İran ile İsrail çelişmesini Türkiye ile Mısır/İsrail/Suudi çelişmesini daha üst düzeye çıkarmış, Ortadoğu’da istkrarsızlığı ve kargaşayı teşvik etmiş, ayrıca Doğu Akdeniz’de yeni bir kargaşa ortamı yaratmıştır.
Dünyadaki tüm ülkeler Filistin devletinin haklılığını tanırken, Trump ve Bolsanoro (Brezilya) Küdüs'te elçilik açarak bölgeyi daha da kızıştırmışlardır.
Trump Amerika’sı için şu veya bu ülkeden binlerle sayılan asker çekmek Amerika’nın kendi içine kapanması anlamına gelmiyor, bugün Amerika sahip olduğu askeri aygıtlarla ve mali baskı aracılığı ile dünyanın tüm bölgelerinde baskı uygulama olanağına sahiptir.
Uçak gemileri ve üs anlaşmaları ile kolunu birçok bölgeye uzatabilmektedir.
Amerikan Uçak gemileri Güney Çin denizinde ve İran açıklarında sürekli devriye gezmektedir.
Rusya sınırları Batı ve Doğu Avrupa üzerinden orta menzilli füzelerle kuşatılmıştır.
Trump Amerika’sı Çin Amerikan işbirliğini ve Çin Amerikan rekabetini, Çin Amerikan çatışmasına dönüştürmüş, Çin ve Rusya’yı açıkça düşman ilan etmiş, Perinçek'in elli yıldır havariliğini yaptığı Çin Komünist Partisini açıkça hedef almış, Çin elçiliğini kapatmış, Çin öğrencilerini ve akademisyenlerini sınır dışı etmiş, Çin teknoloji firmalarını Amerika ve Dünya pazarlarından kovmak için büyük bir gayret içine girmiştir.
Tayvan ve Kore firmalarının Çin‘e çip satışlarını engellemiş, birçok Çin firmasını askeri sanayi ile ilişkili olduğu yalanıyla, uluslararası ticaret yasağı altına sokmuştur.
Trump’ın yukarıda saydığımız politikaları Perinçek’in kafasında kurduğu gibi dış politikada pasifizm ve içe kapanma olarak hiç bir şekilde açıklanamaz.
Dış politikada pasifizm uygulamak isteyen ve içe dönmek isteyen Amerika gibi bir gücün, öncelikle rekabet ettiği ülkelerle bir orta yol araması böylece ülke dışında istikrarlı bir dış çevre yaratması gerekmez mi?
Çin ve Rusya hükümetleri defalarca Trump yönetimine el uzatmasına rağmen Trump yönetimi bu uzatılan eli hep terslemiştir.
Trump sadece Rusya ve Çin değil Batılı müttefiklerinin de taleplerine kulak tıkamıştır.
Trump ve dünyadaki tüm aşırı sağ popülist akımların maceracı çizgisi, içerde sınıf ve kimlik çelişmelerini keskinleştirip kargaşa yaratmak bu kargaşa içinde emekçi halkı daha çok kuşatmak ve soluksuz bir sömürüye tabi tutulması Perinçek'in bir zamanlar liderliğini yaptığı İşçi Partisi'nin işçi sınıfı adına mücadele ettiği iddiasını da boşa çıkarmaz mı? İşçi sınıfının müttefiki orta sınıfları daha da aşağıya bastırmak, sosyalist ve sosyal demokrat akımları iş göremez hale getirmek, mali sermayenin krizine bu yolla çözüm üretmek değil midir?
Amerikan mali sermayesi krizini gelişmekte olan ülkelere ve diğer yoksulluk içinde kıvranan ülkelere yıkma hamlelerini yürütmektir.
Bu politikaların Perinçek’in iddia ettiği gibi evin içini düzenlemek ile ne ilgisi var.
Normal koşullarda evin içini düzenlemek isteyen bir akım, içerde görece barışçı bir istikrar ortamı yaratmalıdır. Aksine, Trump döneminde Amerika’da var olan etnik, ırk, kimlik, cinsiyet ve sınıf çelişmeleri gerilememiş daha da keskinleşmiştir.
Bugün dünya işçi sınıfları, sosyalizm güçleri ve sendikalar ve başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkeler uluslararası alanda okun sivri ucunu mali sermayenin maceracı ve reaksiyoner taleplerinin sözcüsü olan aşırı sağ popülist siyasi akıma yöneltiyorlar.
Çin ve Rusya büyük özveriler göstererek bu akımın hızını kesmek için ve adil bir küreselleşme için çabalar içindeler, Avrupa Birliği’ni ve diğer gelişmekte olan ülkeleri bu çabaya dahil etmek için yeri geldiğinde uygun bazı tavizler vererek tarihin tekerleğini geri çevirmeye çalışan bu akımın önünü birlikte kesme çağrısı yapıyorlar.
Bence Perinçek uluslararası politika danışmanlarını acilen değiştirmeli ve Amerika’daki sosyalist harekete sahte sol diye saldırmaktan ve Türkiye’de oturduğu yerden başka ülkelerdeki sosyalist partilerine akıl vermekten vazgeçmelidir.
Marksizm için mücadele vermiş olan "Deniz ve Mahir benim emrindeydiler" diyen Perinçek'in ve CIA solu Aydınlık hareketini Marksizm dışına iten altı temel teorik hata bugün netleşmiş durumdadır.
Perinçek Mihri Belli'den miras aldığı MDD-Milli Demokratik Devrim Teorisi ile sosyalist devrim arasındaki diyalektik ilişkiyi, tarihsel bütünlük ilişkisini ve sosyolojideki süreç ilişkisini kavramıyor, yani iki ayrı devrimci süreç teorisine inanıyor, ÇKP’de de 1935’e kadar Chen Duxiu’nun bu yaklaşımı egemen.
Bu hatalı görüş ÇKP'de tam olarak 1942-45 arasındaki büyük düzeltme hareketinde aşılıyor.
Her ne kadar Mihri Belli'den teoriyi aşırıp kendisine mal etse de Perinçek Türkiye’de bu görüşün temsilcisi Mihri Belli'nin milli demokratik devrim teorisidir.
Bu görüş aynı zamanda kategorik olarak bu teorinin işçi sınıfı önderliğinde milli demokratik devrim teorisi olduğunu da reddediyor. Yani hem Mihri Belli hem de Perinçek yıllarca Türkiye sosyalist çevresine ve işçi sınıfına yalan söylediler. Mihri Belli en azından antiemperyalist ulusal kurtuluş savaşı ve Mustafa Kemal Atatürk önderliğine saygılıydı.
Perinçek bu Marksist-Leninist teorinin eski tipte milli demokratik devrimi nasıl aştığını kavramıyor.
Tarihi halk kitlelerinin yarattığına ilişkin tarihsel materyalist teori tek yanlı ve idealist bir biçimde dünyayı ve tarihi doğru fikirlerin değiştireceğine inanıyor. Tek yanlı ve idealist bir biçimde dünyayı ve tarihi büyük öncü kahramanların değiştireceğine inanıyor. Bu görüş partinin kitle çalışmasını ve kitleler içinde uzun vadeli kök salma çabasını engelliyor. Halkçı temelden yoksun olduğu için halk ile birlikte halk için örgütlenme yerine, halka dışardan seslenme gevezeliği hatası yapılıyor.
Bilgi teorisinin (ampirik) dar deneyci olması bu teori ve teorik araştırmanın gücüne inançsızlık anlamına geliyor.
Bununla bağlantılı diğer bir sorun ilke olarak siyasi pratikten başka pratik tanımıyor.
Buda marksizmin temel teorileri doğrultusunda teorik araştırma pratiğini ve marksist teoriyi yeni dünya ve toplum koşullari içinde zenginleştirme arayışını köreltiyor.
Ampirizme örnek Perinçek bir yazısında, sosyalizm Marx-Engels ve Lenin'den değil Mao'dan öğrenilebilir. Çünkü o geri dönüşü ve ona karşı mücadeleyi deneyimledi yaşadı, diye yazmıştı.
Bugünün Çin emperyalizmini yaratan temelleri atan Mao böylece bilimsel sosyalizmin zirvesi oluyor.
İçinde bulunduğumuz çağın analizi ve teorik çözümleri olarak çıkmaz sokakta çıkış yolları kapatılmış labirentte dönüp dolaşıp aynı yeri işaret ediyor Perinçek.
Çağın milli demokratik devrimler ve sosyalizme "açılım" çağı olduğuna inanıyor.
Kapitalizm ile sosyalizm arasındaki temel çelişmenin (dört temel çelişmeden biri) devem eden etkisini görmüyor.
Bugünkü sosyalist ülkelerin hala milli demokratik devrimi sürdürdüğü görüşünü savunuyor.
Bugünkü sosyalist ülkelerdeki sosyalist modernleşme ile sosyalizmi inşa çabasının iç içe geçmiş olduğunu görmüyor.
Gelişmiş kapitalist ülkelerde işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki çelişmenin söndüğüne inanıyor.
Emperyalist dünya paylaşım savaşı ve devrimler çağının aşıldığını kavramıyor.
Çağın temel iki trendinin uluslararası barış ve kalkınma için hegemonyacılık güçlerine karşı mücadele olduğunu kavrayamıyor.
Bugünkü çağı belirleyen temel çelişmenin sosyal devlet isteyen Avrasya güçleri ile Atlantik güçleri arasındaki mücadele olduğuna inanıyor. Oysa Avrasya güçleri diye adres gösterdiği Çin ve Rusya'da tekelci sermayenin ülkeleri.
Dünya kapitalizmi teorisi de çıkmaz sokak Perinçek'in, kapitalizmin mali sermaye egemenliği ile birlikte üretken karakterini yitirdiğini, çürüdüğünü ve tekelleştiğini, mafyalaştığını, üretici güçleri geliştirme kapasitesini kaybettiğini yok sayıyor, ABD sermayesi karşıtı diğer sermaye kliklerinin dünyaya barış getireceğine inanıyor. Mali sermayenin ikili yapısını göremiyor (artı değer üreten ve çürütücü).
Serbest kapitalizm çağına geri dönüşü savunuyor Perinçek.
Küreselleşme ile emperyalizmi özdeş görüyor.
Küreselleşmenin merkezinde mali sermayenin olduğu yeni bir ulus ötesi sınıf yarattığını, bunun tüm diğer sınıfları da uluslararası faaliyete ve vizyona sürüklediğini görmüyor, işçi sınıfının lideri olduğunu iddia eden Perinçek sınıf körü gibi davranıyor.
Türkiye toplumunun yapısı ve sınıflar teorisi bakımından da oportünist davranıyor Perinçek. Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı ortak paydasında birleşik ortaçağcı tarikatların sözcüsü ve ideolojik birleşimi AKP savunusu yaparak Atatürk ve milli demokratik devrim düşmanlığına da çanak tutuyor Perinçek.
Laik cumhuriyeti koruma-kollama görevli askeri-bürokratik politik sınıfın (zümre) modern türkiye tarihindeki kilit rolünü tanımıyor, bunun modern bir ulus ve ülke inşasındaki sınıfsal kısıtlarını göremiyor.
Bu sınıfın emperyalizm ile bağlarını ve çelişkili ittifakını görmüyor.
Modern Türkiye tarihinde bu sınıf ile burjuva zümresi ve daha sonra burjuva toplumsal sınıfı arasındaki çelişmeyi tanımıyor.
Askeri-bürokratik politik sınıfın 1960'lardan sonra yedeklediği müttefiki haline getirdiği işbirlikçi büyük burjuvazi arasındaki çelişmeli ittifak ilişkisini hiç kavrayamıyor.
Türkiye halkının geniş kesimlerinin bu ikili ittifak tarafından bastırıldığını görmüyor.
Türkiye'deki küçük burjuvazinin belirli kesimlerine devlet iktidarından en küçük ortak olarak pay verilerek satın alındığını görmüyor.
Emperyalizmin baskısı ve sömürüsü karşısında siyasi bağımsızlığın koruyuculuğunun kısıtlarını görmüyor. Laik cumhuriyetin yıkılarak yerine tarikatlarca her bir kurumu kuşatılmış, inşa edilmeye çalışan İhvancı yeni devlette değişen sınıf ilişkilerini ise hiç göremiyor Perinçek.
Deniz ve Mahirler senin emrindeki gençlik değillerdi. Diyelim ki öyle olsaydı bile, bu bugün bulunduğunuz bataklığı haklı, maruz kılmaz ki, büyük TV yorumcusu Perinçek.