Kıbrıs Türk seçim sistemini de ana vatana benzettiler. Seçim kaybetmiş ya da kazanmış gibi bir hale büründüler ama bunu bu kadar önemsemelerine hiç gerek yok.
Adaylar arasında öyle Ankara'nın adayı / Kıbrıslıların adayı denebilecek kadar ciddi politik fark yoktu.
İkisi de Kıbrıs'ta NATO'cu ya da USA'cı çözümden yana.
Federasyonculuğun kaybetmesini kendi yenilgileri olarak görmemeli, Kıbrıs sorunu çözümsüzlüğe bırakılalı bir yüz yıl önceydi.
Kazanan da zaten Türkiye'den devletin nüfus taşıdığı ve kendisine bağlı bir oy merkezi haline getirdiği İskele bölgesindeki farkla kazandı. Düne kadar nüfusunun ne kadar olduğu konusunda meclisinde, içişleri bakanlığında ve maliye bakanlığında birbiriyle ilgisi olmayan 3 farklı rakamın (252 bin, 350 bin, 800 bin) açıklandığı bir yerde seçim düzenlemenin anlamsızlığından da söz etmeye gerek yok.
Akıncı ise beni tehdit ediyorlar, dedikten sonra seçimden çekilip aktif bir boykot çağrısı yapmayarak taktik hatası yaptı. Ki, Akıncı Annan planının yaşam bulmasının hareketiydi Annan planı ise ta en başından ölü doğumdu...
Şu anda Türkiye hükümeti, Kıbrıs'ı da Türkiye'ye benzetmeye çalışıyor.
İki partili seçim sistemi arasında ortadan ikiye bölünmüş, kanlı bıçaklı bir Kıbrıs halkı.
Biri diğerine işgalci diyor, diğeri ona Rumcu diyor.
Sorun ise, Kıbrıs siyaseti emperyalizme farklı düzeylerde entegre olmuş iki segmentinin çekişmesi.
İki millet arasında taksimle federasyon arasında ne kadar fark varsa bu partiler ve segmentler arasında o kadar fark var.
İkisi de emperyalizme sadık ve kesin olarak emperyalistlerin iktidarından yana.
O yüzden Akıncı yenildi diye seçmenleri yenilmedi.
Zaten yüzde 48 gibi bir kitleyi kimse yenemez, yok saymaz. Kazanan yüzde 52 ise seçim kazanmış olmaz...
Emperyalistlerin demokrasisi yüzde 49,99'u bile önemsizleştiren, silen bir rejim sadece.
Asıl önemsiz olan ve silinmesi gereken bu demokrasi anlayışıdır.
Kıbrıslıların kurtuluşu ne taksim ne federasyon, ne Rum ne Türk egemenleri nede uluslararası finans kapital sermaye.
Kıbrıslıların kurtuluşu sadece emperyalizmi ve NATO ordularını adadan atmış bir Kıbrıs.
Kıbrıs o zaman pek çoklarının yenildiği yer olacak, Latin Amerika, Küba gibi devrimci dalgası tüm Akdeniz'e ulaşacak ve ana karaların kaderini de tetikliyeci etki yapacaktır...
Yıllar önce NY City'de bir konferansta söylemiştim, henüz üniversiteyi yeni bitirmiştim. Bugün hala aynı düşüncedeyim, Kıbrıs halkının arasına kan davası girmiştir. Ermeni ve Rum egemenleri varlıklarını, iktidarlarını Türk düşmanlığı üzerine kurmuş olduğu sürece Kıbrıslıların sorunu asla çözülmeyecektir, dolayısıyla iki ulusun ayrı ayrı antiemperyalist devrimci bir hükümet kurmaları dışında çözüm görmüyorum...
Zira Kıbrıs'tan ne ABD, ne İngiltere, ne AB, ne Rusya, ne Yunanistan, nede Türkiye vazgeçmek istemezler, isteyemezler...
Kıbrıslılar bunlardan bunlardan vaz geçmek zorundadır...