Bugun...


Sibel Çağlar

facebook-paylas
Gyges’in Yüzüğü
Tarih: 09-03-2021 09:46:00 Güncelleme: 09-03-2021 09:46:00


Gyges, Lidya kralının hizmetinde bir çobandır. Günün birinde deprem yüzünden yer çatlar ve hayvanların otladığı yerde derin bir yarık açılır. Bu yarığın içine inen çoban, tunçtan bir at bulur. Eğilip atın içine baktığında orada insan boyundan büyük, parmağında altın bir yüzük olan cesedi görür. 

 

 

Yüzüğü alıp yukarı çıkar. 

 

 

Yüzüğün taşını farkına varmadan avucunun içine çevirir. Bunu yapar yapmaz da görünmez olur. 

 

 

Bunun üzerine görünmez olarak saraya girer, sarayda kraliçeyi baştan çıkartır, onun yardımıyla kralı öldürüp yerine geçer. Platon, Devlet'inde anlatır.

 

 

Platon ve Glaukon, Gyges’in yüzüğü gibi kişiyi görünmez yapan iki yüzüğümüz olsa, birini doğru adamın, birini de eğri adamın parmaklarına takarak şehre salıversek, ne olurdu, diye sorarlar.

 

 

Bunlar her istediklerini korkmadan alacaklar, öldürecek, kimi isterse hapisten kurtaracak, tıpkı bir Tanrı gibi dilediklerini yapacaklardır.

 

 

Akıl, amaç ve tutkuları bir arada uyumla tutana insan diyoruz…

 

 

Bu dengeyi tutturamayan insan, Jung'un arketip Ouroboros'una döner. Kuyruğunu yiyerek yeniden ve yeniden kendini yaratmak isteyen yaratık kendi kendisine bitirir.

 

 

Düşündüğünü söylemek dobralık, dürüstlük ve asalettir.

 

 

Söylerken tüm karşıtlara ve muhaliflere, senden güçlülere meydan okuyarak olursa cesarettir, mertliktir.

 

 

Ağzına geleni eni konu düşünmeden söylemek dobralık değil, terbiyesizlik, ahlaksızlık, en hafif hali ile düşüncesizliktir.

 

 

Aklına ve ağzına gelen yalanları, iftiraları, hakaretleri söylemek manipule etmek ise ancak alçaklık ve hainliklik ile eşdeğerdir.

 

 

Maalesef ki, medya sektörü de bu tip tek hücreli solucanlarla doldu.

 

 

Gazeteci, yazar, akademisyen, araştırmacı, anketçi, din adamı olduğunu iddia eden Danuvius guggenmosi ailesi devamlı alan genişletmesi yapıyorlar.

 

 

Çünkü "etik değerleri" öldürmekten beslenen bir dönemde yaşıyoruz. İnsanlık insanlıktan kaçtıkça güce ulaşacak zannediyor.

 

 

Zira bu solucanlar teşvik görüyorlar, işledikleri ayıplar örtülüp, suçlar görmezden geliniyor. Tanrı'yı akıldan üstün tutan beyincikler ve yardımcıları da "etik" olmayan değerleri kutsamaktalar.

 

 

Bölünmüş, tersine evrilmiş toplumun bir kısmı, kendi içine çökmüş bir beyaz cüce gibi olan devlet yapısından faydalanıyor.

 

 

O cüceye görünmezlik veren yüzüktür.

 

 

O yüzük, yüzsüzlük bahşeden bölünmüşlüktür.

 

 

O bölünmüşlük, umutları parçalayan, insanların sırtından inmeyen kambur olmuş devleti kemiren tahta kurtları demektir.

 

 

Köpeksiz köyde değneksiz gezenler, korunan troller, ahlaksız ahmaklar, deveden bile eğriler.

 

 

Bunların cesareti cüceden gelir.

 

 

Cüce sonunda küçülür, küçülür ve delinir.

 

 

Önce biri, sonra birileri, sonra herkes duvarın üzerinden atlar, cücenin albenli renkli balonları bir bir patlar. 

 

 

Efendim…

 

 

Gyges hikâyesinin sonu mu?

 

 

Her yalancı çoban masalında olduğu gibidir, layığını bulduğu bilinir!..

 

 

Konu meta-etik, devlet konulu tartışmalara geldiği zaman, çok ilginçtir dinsel inançlı arkadaşlar pozisyonlarının baya güçlü olduğunu düşünüyorlar, ateistlere kıyasla.

 

 

Bunun nedeni tanrı tartışılamaz ''ooo çünkü tanrı'' yanıtının aşırı sihirli olmasında yatıyor bana kalırsa. Sorgulanmaktan korktukları için sorgulama yapmak istemeyen kişilikler.

 

 

Bir çok dost-arkadaşlar ve ekseri tartışmalarda ''verse almaz mısın'' ile ''çünkü tanrı o'' kafa kafaya denk tank bang bung hahara kikiri, lololooo...

 

 

Bu kabahati işleyenlerin epistemik bir külfetten kaçınmayı bu denli özümsemeleri biraz rahatsız edici olmuştur hep beni, ötesi ise entelektüel erdemliliğe aykırı. 

 

 

Öncelikle, Tanrı temelinde meta-etik teoriler geliştirecekseniz, yani saksı özgür düşünecek de, iddianızın Tanrının hangi spesifik sıfatından çıktığını göstermeniz gerekiyor diye düşünüyorum ben ;) 

 

 

Neyse bunları baştan söylüyorum ki üst baş sonlara doğru dağılmasın. 

 

 

Devam ediyorum…

 

 

Burada meta-etik tartışmalar ile ilgili iyinin ve kötünün ne olduğu meselesinden ziyade yalnız bağlayıcılık (binding) probleminden bahsedeceğim, akıllar karışmasın.

 

 

Ahlak felsefesinde bağlayıcılık şu bu arada.

 

 

Diyelim ki elimizde kanlı canlı bir X kişisi ateisti var. Bu arkadaş münferit meta-etik teorilerle iyinin, kötünün ne olduğunu açıklamaya çalışıyor ve ''haksız yere insan öldürmek ahlaken kötüdür'' gibi bir önermeye varıyor. O esnada random bir taslamancı, ateist gözyaşlarıyla dolu ince belli çay bardağından Anadolu irfanıyla püüührt diye yudum alıp şöyle diyor ''peki, dediğin gibi haksız yere adam öldürmek ahlaken kötü olsun. Fakat bir ateist buna neden uysun ki? Evvela, ahlak hakkında dediklerin doğru olsa bile Tanrısız bir ahlak anlayışında ahlaki eylemlerin bağlayıcı buyuruculuğunu işletemezsin, çalışmaz, olmaz o iş''

 

 

Yani özetliyorum…

 

 

Ahlak önermelerinin bağlayıcılığı yalnızca tanrı varsa mümkündür, aksi durumlarda, ateistler hasbelkader doğru ahlak önermelerine varmış olsalar dahi bunların bağlayıcı olduğunu söyleyemezler. Adettendir kavramın işimize yarayacak kadar tanımını da verelim, bağlayıcılık=karşı konulamaz bir yükümlülük hissetmek yahut da ahlak önermesinin ima ettiği şeyi yapmaya zorunlu olmak.

 

 

Şimdi, bu türden cevaplar veren dindar arkadaşların gözden kaçırdığı bir nokta var. 

 

 

Bağlayıcılık problemini tanrıyla da çözemiyoruz.

 

 

Hatta tanrı cevabı hiç ama hiç iyi bir cevap değil. 

 

 

Neden? Ona gelelim.

 

 

Başta belirttiğim gibi meta-etik teorilere girme niyetim yok.

 

 

Ama Müslüman kardeşlerimin gönlü olacaksa teistik bir meta-etik teorisini doğru varsayabiliriz, fark etmiyor şu durumda.

 

 

Şimdi, tekrardan ''haksız yere insan öldürmek ahlaken yanlıştır'' önermesini, yani kısaca iyiyi kötüyü tanrıyla temellendirdiğimizi varsaydık. Şimdi, bu teistik çerçevede, bağlayıcılık probleminin çözümüne yaklaştık mı?

 

 

Gelin size bir şeyden bahsedeyim, Tanrının epistemik olarak bağlayıcı olmasının nedeni nedir?

 

 

Yani "Hak Teala'yı" epistemik merci yapan şey ne mesela?

 

 

Yani ''Tanrı p diyor ise p bilgidir'' önermesini niye kabul ediyoruz? 

 

 

Evet bildin Allah belanı versin, çünkü tanrının sıfatlarında alim-i mutlaklık var.

 

 

Tanım gereği alimi mutlak olan varlığın 'P'dir'' lafzı, p'nin bilgi olması için epistemik güvenceyi veriyor.

 

 

Zira aksi durumda, tanrının sıfatında noksanlık olurdu.

 

 

Diyebilirsin ki ''eee tamam işte, Tanrı ahlaken mükemmellik sıfatına da sahipse şayet, ahlaki bağlayıcılık da oradan gelir, olur biter''

 

 

O kadar kolay değil işte.

 

 

Ahlaki mükemmellik sıfatına haiz Tanrının varlığıyla temellendirilmiş bir P ahlak önermesi için bu P önermesinin Y şahsı üzerindeki bağlayıcılığı ne mesela? 

 

 

''P, Y şahsı üzerinde bağlayıcıdır çünkü tanrının şu sıfatı ''hangi sıfatı? Tanrının tam olarak hangi sıfatından ''Ahlak Tanrıyla temellendirilirse ahlaki önermeler bağlayıcı olur'' önermesi çıkıyor?

 

 

Şefkatli oluşundan mı?

 

 

Ebedi oluşundan mı?

 

 

Kadiri mutlaklığından mı?

 

 

Hangi sıfatından?

 

 

Tanrının ahlaken mükemmel olması durumu onun tüm doğru ahlak önermelerini bilmesi ve mutlak iyi olması gibi sonuçları verebilir. 

 

 

Mesela, Tanrı ''haksız yere insan öldürmek ahlaken kötüdür'' önermesine sahip olabilir. Hatta bu önerme tanrının varlığıyla temellendirilmiş olabilir. Fakat bir kişinin ''haksız yere insan öldürmeme''ye yönelik bağlayıcılığına tanrının ahlaki mükemmelliğinden varılmaz.

 

 

Yani ''ahlaki önermeler bağlayıcıdır'' önermesine teist paradigmadan da varılamıyor.

 

 

Biraz daha basitleştirelim meseleyi.

 

 

Diyelim ki Tanrı bana ''ey kulum, bir metre sağa ilerle veya olduğun yerde takla at'' diye emir veriyor. Benim bu emre uymamı sağlayacak bağlayıcılık hangi sıfattan çıkıyor?

 

 

Bu noktada, iki adet cevapla karşılaştım içinde bulunduğum tartışmalarda;

 

1) Cehennem / ahiret yaptırımı tehdidi

2) Yaratan-yaratılan ilişkisine vurgu yapmak (esasen bu sonuncusu ''çünkü tanrı o'' gevezeliğinin cilalanmış hali)

 

 

İki cevap da başarısız. 

 

 

İlki ile başlayalım, cehennem gibi müeyyideye dayalı cevaplar Teistler için iyi cevaplar değil. Aklınıza ilk o geliyor muhtemelen.

 

 

Niye değil? İki nedenle değil.

 

 

1. Bir ateist de size aynı cevabı verebilir. Yani cehennem veya öte dünyada hesap sorma gibi şeyler stratejik olarak iyi olsalar bile (ki değiller, neden olmadıklarını açıklayacağım) benzeri bir cevabı karşı taraf da verebilir. Belki ateistin elinde Tanrı gibi mutlak kudretli bir varlığın yaptırım gücü olmayacaktır ama mesele nicel değil ki şu aşamada. Aradaki seviye farkı ''ateistler bağlayıcılığı yaptırım ile temin edemez'' çıkarımını desteklemiyor yani. Atıyorum, hukuki müeyyide cevabını verebilir X ateisti en basitinden. Non-teist yollarla varılmış bir meta etik anlayışının (mesela ahlaki sezgicilik) hakim olduğu bir hukuk sistemi altında pek ala bağlayıcılığı sağlayabilirler. 

 

 

Fakat işin asıl önemli kısmı şu: 

 

 

2. Bana bu ''müeyyide'' cevabının konuyla alakası varmış gibi bile gelmiyor. Yani bu yanlış bir cevap bile değil, kötü cevap. Çünkü bağlayıcılık ''tehdit'' ile olan bir şey değilmiş gibi ahlak söz konusu olduğunda. ''Haksız yere insan öldürmemeliyim'' önermesini uygulamaya sokmaya yönelik hissettiğimiz yükümlülük duygusu cezai yaptırım tehdidinden gelmiyor sanki.

 

 

Ya da kimileri için gelse bile herkeste böyle olmak zorunda değil.

 

 

Yaptırım korkusuyla iş tutanların basitçe ahlaksız olduğunu söyleyebiliriz mesela, bu hiç radikal olmazdı.

 

 

Bana öyle geliyor ki ahlak önermeleri tanım gereği bağlayıcı.

 

 

Yani meta-etik anlayışınız fark etmeksizin onların doğalarında bağlayıcı olma durumu var.

 

 

Mesela, Tanrının ''çocuklara tecavüz etmek ahlaksızdır'' dediğini düşünün. Bir teist, hem öte dünyayı (cehennemi) hem tanrıyı hem de tanrının yukarıdaki tecavüz ile ilgili ahlak önermesini kabul edip yine de tecavüz edebilir.

 

 

Yani ateistlere karşı sıkça söylenen ''Tanrı yoksa ve ateist ahlak önermelerine varmış olsa bile bunlara basitçe uymayabilir,  keyfine takılabilir'' endişesi inançlılar için de geçerli.

 

 

Varsayalım ki birisiyle ''bana 1000 $ ver, gelecek ay sana geri ödeyeceğim'' diye bir anlaşma yapıyorsunuz. Burada karşı tarafın antlaşmaya uymaya yönelik bir sorumluluğu var. Ödemezseniz ahlaksızca bir iş yapmış oluyorsunuz. Şimdi, diyelim ki ortada anlaşmaya uymayan tarafı cezalandırabilecek hiçbir güç (tanrı, kamu erki vs) yok.

 

 

Bu durumda ''borcumu ödemek benim için bağlayıcı değildir'' diyor musunuz? Veya roller değişse ve karşı taraf size bunu söylese ve kesinlikle o kişiye karşı kullanılabilecek hiçbir güç ve müeyyide olmasa tıpış tıpış ''haklısın, üzerinde böyle bir bağlayıcılık yok'' mu diyeceksiniz?

 

 

Yoksa, bağlayıcılığın bu antlaşmanın yani ahlaki ilişkinin doğasında olduğunu, dışsal bir gücün bağlayıcılığın tayini için gerekli olmadığını mı söyleyeceksiniz? Gayet makul bir pozisyon yani.

 

 

Yaratan-yaratılan ilişkisi daha ilginç bir mesele, mesela.

 

 

Bunun ''çünkü tanrı o'' cevabıyla benzerliği şurada aslında.

 

 

Tanrı ve insan arasındaki yaratan yaratılan ilişkisine atıf yapan tipler ''yaratılan neden yaratanın emirlerine uymak hususunda bir yükümlülük hissetmelidir?'' sorusunu cevaplamıyorlar.

 

 

Basitçe, ''o seni yarattı ise yapacaksın'' diyorlar.

 

 

Bu iyi bir cevap değil, ikna edici de değil çünkü.

 

 

Tanrının ''ey kulum, ördek yürüyüşü yap'' emrine neden uymam gerektiğine yönelik iyi bir cevap yok.

 

 

En sık duyduğunuz şey şu olacak ''çünkü o seni yarattı, ona varlığını borçlusun''

 

 

Değilsin aslında, çünkü yaratılırken sana sorulması imkansızdı teolojide.

 

 

Ötesinde, beni yaratmış olmasından da bir bağlayıcılığa varılamıyor mesela. Diyelim ki bir robot yaptınız ve ahlaki bir özne bu robot.

 

 

Özgür iradesi bilinci falan var. 

 

 

Sizin bu robotu ''yapmış'' olduğunuz gerçeğinden robotun eylemleri üzerinde sözlerinizin bağlayıcılığı olduğuna nasıl varıyorsunuz?

 

 

Onu yapmış olmanız tam olarak nasıl bu bağlayıcılığı veriyor? 

 

 

Bu kavramsal zıplamayı nasıl yapıyorsunuz mesela? 

 

 

Tamamen hisleri duyguları, özgür iradesi ve bilinci olan bir varlık için o varlığı var etmiş olmanızdan, o varlığın nedensel açıklaması olmanız durumunda sözlerinizin o varlık üzerinde bağlayıcılığı olacağına nasıl varıyoruz?

 

 

Bu örnek verildiğinde ilk cevap şu oluyor ''senin robotu yapman ile tanrının seni yaratması aynı şeyler değil''

 

 

Niye?

 

 

Tanrının beni yaratması ile benim robotu yapmam arasındaki hangi fark yahut tanrının hangi niteliği bunu veriyor?

 

 

Benim kısmi nedensel, tanrının ise mutlak nedensel olması mı? 

 

 

Ne alakası var peki bunun konuyla?

 

 

Tanrının her şeyin mutlak nedeni olması sözlerinin bağlayıcılığını nasıl veriyor? 

 

 

Kısaca, eğer bağlayıcılık konseptini ahlak önermelerinin içine sokmazsanız, yani ''tanım gereği bir ahlak önermesi bağlayıcıdır'' demeyip, ahlak önermeleri ve onların bağlayıcılıkları gibi ikili bir ayrıma giderseniz, teistik veya non-teistik bir biçimde bağlayıcılığı konuya nasıl yedireceğiniz cidden şaibeli.

 

 

Bu hususta inançlıların pozisyonu aşırı kötü.

 

 

Ha yok eğer bağlayıcılık ahlak önermelerinde tanımsal olarak içerilir gibi bir şeyi kabul edeceksiniz, o halde şu veya bu şekilde bir şekilde ahlak önermelerine varmış non-teistler için ''tanrı yoksa bağlayıcılık yok'' diyemezsiniz artık…

 

 

Teoloji tanrı var olduğu için mi, insan var olduğu için mi vardır, sorununun kabul biçimidir meta-etik bakış açısı.

 

 

Şayet özgür iradeyi kullan (a)mıyorum diyorsanız "etik" diye bir sorununuz yoktur. Sizin için tanrı sizin adınıza gerekli herşeyi var etmiş olması gerekir.

 

 

Tanrıya rağmen "etik" var ise bu tanrının zaafı olması gerekmez mi?

 

 

Tarikat yurtları için insanlar yaratmak ve çocukların orada tecavüz edilmesi tanrının ne işine yarayacak merak ediyorum gerçekten.

 

 

Kilisenin insanlar üzerinde otoriter olmasından Kadir'i Mutlak tanrının gücü paylaşmış olması gerçekten düşündürücü değil mi?

 

Mesela kilise ve baş papaz olmasa müslüman için "hilafet" nasıl kurumsallaşmış olacaktır?

 

 

Tanrı insanları yaratırken diğer canlılar için neden "etik" değerleri yaratmamıştır, düşündürücü değil mi?

 

 

Tanrı şayet yaratı için boşluk bırakmamış ise, insanın evren içinde keşifler için özgür iradeyi kullanması "etik" midir?

 

 

Cennet-cehennem sadece insan için ise diğer canlı cansız varlıklar dekor mudur?

 

 

Milyonlarca soru sorabilirsiniz…

 

 

Etik değerleri olmayan, yahut biraz eksik insanlar, bilinçleri ve özgür iradeyi tanrıya rağmen kullanamazsınız…

 

 

Bağlayıcılık madde bilinç ilişkisi, etik sorgulama bilimidir.

 

 

Nedensellik bağı bakımından hayata yenik düşenler dinsel avuntu ile üzüntü yaşarken, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Hayatın diyalektik kuralları işliyor.

 

 

Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, manevi olanın dışlandığı toplumsal koşulların maneviyatını oluşturuyor. Din, halkın afyonunu oluşturuyor, durum tespiti yapıyor Karl Marx.

 

 

Şimdi, halkın ne zaman ahlaki araçlarla kontrol altında tutulması gerekse, kitleleri etkilemede ilk ve en önemli ahlaki araç olarak din kullanılmıştır ve kullanılmaya devam etmektedir. Okul Yönetim Kurumları’nda papazların çoğunlukta olması bu yüzdendir, tespiti yapıyor Engels.

 

 

Tanrıya inançlarını koruyan işçileri sosyal demokrat partiye yalnızca kabul etmekle kalmamalı, onları özellikle kaydetmeye koyulmalıyız; onların dinsel inançlarının birazcık bile incitilmesine kesinlikle karşıyız, diyerek Lenin esaslı bir alan açıyor. 

 

 

Sosyalistler, materyalistler, din ve etik konusunda açık bir mücadele yerine, onlarla birlikte davranmanın yollarını aramışlardır.

 

 

Meta-etik bağlaşığı insanın yerleşik hayata geçiş ile birlikte tanrıyı yerden göğe çıkartarak bir başka boyuta evrilmiştir.

 

 

"Dinsel önyargılarla savaşırken son derece dikkatli olmalıyız, bazıları dinsel duyguları inciterek bu savaşımda çok büyük zarara yol açıyorlar. 

 

 

Propagandayı ve eğitimi kullanmalıyız.

 

 

Savaşımı aşırı sertleştirmekle yalnızca halkın öfkesini uyandırabiliriz, böyle savaşım yöntemleri, halkın dinsel tarikatlarla bölünmüşlüğünün sürmesine hizmet eder.

 

 

Oysa bizim gücümüz birliktedir. 

 

 

En derin dinsel önyargı kaynağı yoksulluk ve bilgisizliktir, savaşmamız gereken kötülük de budur" Lenin'in bu sözleri durumu yeterince durumu özetleyicidir.

 

 

Yedi bin yıllık yerleşik tarihimiz gösteriyor ki, din oldukça etkili bir silahtır ve büyük Fransız devriminde Bonapartistlerin uyguladığı gibi bir açık savaş açmak durumundayız ki, tarihin itici gücü bir aşama daha ileri adım atabilisin.



Bu yazı 2508 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Trabzonspor 31 21 2 8 59 27 71 +32
2 Konyaspor 31 17 7 7 51 33 58 +18
3 Fenerbahçe 31 16 7 8 54 35 56 +19
4 Alanyaspor 31 15 9 7 57 48 52 +9
5 Başakşehir FK 31 15 11 5 43 31 50 +12
6 Adana Demirspor 31 13 8 10 46 32 49 +14
7 Hatayspor 31 14 11 6 48 46 48 +2
8 Beşiktaş 31 12 8 11 45 40 47 +5
9 Antalyaspor 31 12 11 8 36 37 44 -1
10 Fatih Karagümrük 31 12 12 7 36 45 43 -9
11 Kasımpaşa 31 11 12 8 47 44 41 +3
12 Sivasspor 31 10 10 11 42 40 41 +2
13 Galatasaray 31 11 12 8 42 45 41 -3
14 Gaziantep FK 31 11 13 7 41 44 40 -3
15 Kayserispor 31 10 13 8 43 52 38 -9
16 Giresunspor 31 10 15 6 34 39 36 -5
17 Altay 31 8 18 5 32 45 29 -13
18 Göztepe 31 7 18 6 36 53 27 -17
19 Çaykur Rizespor 31 7 19 5 30 57 26 -27
20 Yeni Malatyaspor 31 5 21 5 23 52 20 -29
Takım O G M B A Y P AV
1 MKE Ankaragücü 29 18 6 5 45 23 59 +22
2 Ümraniyespor 29 17 7 5 48 28 56 +20
3 Bandırmaspor 29 16 9 4 43 25 52 +18
4 Eyüpspor 29 13 6 10 44 32 49 +12
5 İstanbulspor 28 14 8 6 44 30 48 +14
6 BB Erzurumspor 29 13 8 8 46 34 47 +12
7 Samsunspor 28 11 8 9 45 36 42 +9
8 Manisa FK 29 11 11 7 33 35 40 -2
9 Adanaspor 29 10 11 8 32 30 38 +2
10 Keçiörengücü 28 10 10 8 36 37 38 -1
11 Boluspor 28 9 11 8 32 33 35 -1
12 Tuzlaspor 28 9 11 8 25 29 35 -4
13 Menemenspor 28 8 9 11 36 44 35 -8
14 Gençlerbirliği 28 10 13 5 32 42 35 -10
15 Altınordu 29 11 17 1 33 51 34 -18
16 Denizlispor 28 9 13 6 31 40 33 -9
17 Kocaelispor 28 9 13 6 27 38 33 -11
18 Bursaspor 28 7 14 7 30 42 28 -12
19 Balıkesirspor 28 3 23 2 21 54 11 -33
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 38 28 2 8 82 25 92 +57
2 Sakaryaspor 38 21 5 12 74 35 75 +39
3 Kırşehir Belediyespor 38 21 8 9 57 32 72 +25
4 Kırklarelispor 38 19 6 13 60 32 70 +28
5 Van Spor 38 21 11 6 59 35 69 +24
6 Bodrumspor 38 18 11 9 80 48 63 +32
7 Etimesgut Belediyespor 38 18 13 7 63 36 61 +27
8 Karacabey Belediyespor 38 15 12 11 52 41 56 +11
9 Turgutluspor 38 16 16 6 44 56 54 -12
10 Serik Belediyespor 38 13 11 14 51 48 53 +3
11 Pendikspor 38 15 16 7 66 53 52 +13
12 Pazarspor 38 15 18 5 60 64 50 -4
13 Tarsus İdman Yurdu 38 13 15 10 56 55 49 +1
14 Bayburt Özel İdare Spor 38 14 18 6 52 61 48 -9
15 Sivas Belediyespor 38 11 14 13 63 58 46 +5
16 1922 Konyaspor 38 11 18 9 47 49 42 -2
17 Kastamonuspor 38 8 18 12 31 58 36 -27
18 Elazığspor 38 10 22 6 61 90 33 -29
19 Mamak FK 38 6 26 6 32 121 24 -89
20 Kardemir Karabükspor 38 1 34 3 16 109 3 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 09/04/2022 Fatih Karagümrük vs Kasımpaşa
 09/04/2022 Çaykur Rizespor vs Konyaspor
 09/04/2022 Göztepe vs Kayserispor
 09/04/2022 Beşiktaş vs Alanyaspor
 09/04/2022 Gaziantep FK vs Trabzonspor
 10/04/2022 Yeni Malatyaspor vs Giresunspor
 10/04/2022 Adana Demirspor vs Altay
 10/04/2022 Sivasspor vs Başakşehir FK
 10/04/2022 Fenerbahçe vs Galatasaray
 11/04/2022 Antalyaspor vs Hatayspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 09/04/2022 Bandırmaspor vs Boluspor
 09/04/2022 Ümraniyespor vs MKE Ankaragücü
 09/04/2022 Gençlerbirliği vs Keçiörengücü
 09/04/2022 Adanaspor vs Balıkesirspor
 10/04/2022 Manisa FK vs Samsunspor
 10/04/2022 Denizlispor vs Tuzlaspor
 10/04/2022 Menemenspor vs İstanbulspor
 10/04/2022 Bursaspor vs Kocaelispor
 11/04/2022 Eyüpspor vs Altınordu
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 09/04/2022 Bayburt Özel İdare Spor vs Niğde Anadolu FK
 09/04/2022 Etimesgut Belediyespor vs Sakaryaspor
 09/04/2022 Kahramanmaraşspor vs Afjet Afyonspor
 09/04/2022 Van Spor FK vs Somaspor
 10/04/2022 Serik Belediyespor vs Diyarbekir Spor
 10/04/2022 Bodrumspor vs Ankaraspor
 10/04/2022 Çorum FK vs 1461 Trabzon FK
 10/04/2022 Sarıyer vs İnegölspor
 10/04/2022 Sivas Belediyespor vs Adıyaman FK
 10/04/2022 Turgutluspor vs Ergene Velimeşe
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 10/04/2022 1954 Kelkit Bld.Spor vs Bergama Belediyespor
 10/04/2022 Çatalcaspor vs Fatsa Belediyespor
 10/04/2022 Elazığspor vs Batman Petrolspor
 10/04/2022 Hendek Spor vs Erbaaspor
 10/04/2022 Kahta 02 Spor vs Arnavutköy Belediye
 10/04/2022 Karaman Futbol Kulübü vs Başkent Gözgözler Akademi FK
 10/04/2022 Nevşehir Belediyespor vs Belediye Kütahyaspor
 10/04/2022 Osmaniyespor FK vs Artvin Hopaspor
 10/04/2022 Sancaktepe FK vs Bursa Yıldırımspor
 10/04/2022 Elazığspor - Batman Petrolspor Batman Petrolspor ligdeki son 11 maçında hiç kaybetmedi  Batman Petrolspor yenilmez
 10/04/2022 Nevşehir Belediyespor - Belediye Kütahyaspor Nevşehir Belediyespor ligdeki son 5 maçında hiç kazanamadı  Belediye Kütahyaspor yenilmez
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI