izmit escort | izmit escort | escort izmit | escort izmit | kocaeli escort
Bugun...


Sibel Çağlar

facebook-paylas
Demokratik Devrim
Tarih: 01-05-2021 12:47:00 Güncelleme: 01-05-2021 12:56:00


 

Geçenlerde, bir gazetede Doğu Perinçek’in bir röportajını okudum.

 

Kendisi yine 1968 kuşağı sonrasında Dev-Genç’e dönüşen gençlik hareketinin lideri olduğunu söylüyordu.

 

Kendisiyle rahmetli babamın bir arkadaşı vasıtasıyla çok eskiden tanışır ve "hocam" derdim. Birçok kitabını da okumuş ve eleştirilerimi de kendilerine iletmiş bir kişiyim. Bir keresinde rahmetli Metin Aydoğan'ın "Yönetim Gelenekleri ve Türkler" kitabını elimde gördü ve "Türk diye bir millet yok" sözü Perinçek'i gözümde o an tamamen bitirmişti.

 

Bu nedenle ilk gençlik dönemimde devrimci sol kanatta ilk görüştüğüm, çok kısa süre sonrasında ise fikirlerimizin ayrıştığı (fikirlerimiz derken yanlış anlaşılmasın o dönemde Perinçek Kürtçüydü, partisi SP bölücülük yaptığı için kapatıldı, aramızdaki fark ilke veya düşünsel, ideolojik değil onlarda bir duruş yokluğu idi) insanlardan biridir. Ege üniversitesine ilk başladığım dönemde tesadüfen amfide gazete dağıtan bir grup gördüm baktım 'Aydınlık' bir tane aldım öylesine merak ettim işte bakiyim dedim. Ne göreyim o sosyalist Kürtçü Perinçek gitmiş yerine ölmüş gitmiş Alpaslan Türkeş gelivermiş.

 

Geçen gün arkadaşımın bir bak diye gönderdiği okuduğum gazetedeki röportajda söyledikleri ise, noktasına, virgülüne kadar doğrudur.

 

1968'de MDD'cilerin lideri olarak FKF Başkanlığı bile yapmıştır.

 

İngilizlerin özel olarak eğittiği Mihri Belli onu kendi yerine, yaratmaya çalıştığı MDD hareketinin başına geçirebilmek için çok uğraşmış, tezleri de Perinçek'in örgütçülüğü sayesinde gençlik içinde kısa sürede benimsenmiş.

 

Babam çok anlatırdı ve yayınlanmasını istemediği "anılar" diye tuttuğu notlarında, 1971'de askeri hekimlik ve fakültedeki görevinden uzaklaştırılan kişilerden olduğunu MDD'cilerin içinden çıkılmaz çelişkilerini anlatmıştı. Hikmet Kıvılcımlı’nın o günlerde Perinçek için "ajan" diye çok yerinde bir tespit yapmış olduğunu fakat o dönemde TİP'in kitleselleşme sancısı çektiğini, Kıvılcımlı'yı yeterince analiz edemiyor olmanın bir kazası Perinçek, demişti.

 

Bu süreç içinde FKF, DEV-Genç’e dönüşmüş, babamın da aralarında olduğu sosyalist devrimciler ise dev-genç'ten tamamen tasfiye edilmiş.

 

Sonrasında teorik temeli ve nesnelligi hiç olmayan MDD hareketi ise halen devam eden şekilde,10'larca parçaya bölünmüş. O günlerin MDD'ci siyasetlerin tamamına yakını sonradan Perinçek Kürtçülükten ayrılmış olsa da geride kalanlar bugün HDP içindeler, ne kadar ilginç değil mi?

 

Gençliğin bir kısmı kendini işçi sınıfı yerine öncü görüp, silahlı gençlik hareketlerine başlarken, Perinçek Mao'cu olmuş, epeyce uçtan uca zıplayarak fikir değiştirerek bugüne Erdoğan krallığının sol temsilci sözcüsü haline gelmiş.

 

İşin teorik yanına gelirsek, MDD'ciler, ülkemizde, (burjuva demokratik devriminin) olmadığını, ülkenin ekonomik ilişkilerinde feodal yapının hakim olduğunu, feodallerin emperyalistlerce kullanıldığını savunuyorlarmış.

 

Bu nedenle de devrimcilerin hedefinin Milli Demokratik Devrim olduğu ve bu devrimden sonra sosyalizme geçilebileceğini iddia ediyorlarmış.

 

Bu devrim ise onların varsaydığı milli burjuva ve milli ordu ile yapılacakmış.

 

Nasıl mı?

 

İşte şimdikinin tersine, tüm kapıların kapalı olduğu o dönemlerde bence uluslararası sermayenin teşviki ve göz yummasıyla onların emperyalist tanımı içine giren hayaletlerle savaşmaya, eğitilmeye Filistin’e gidişler ve sonrası silahlı hareketler derken 12 Mart-Eylül, ve Özal'lı yılların peşinden AKP'li bu günler?

 

Özellikle de o gençlik hareketi içindeki, Mahir Kaynak gibi birçok kışkırtıcı ajanı da düşünürsek, iyi niyetli ama heyecanlı, coşkulu gençliğin nasıl kullanıldığını bize açık olarak göstermelidir.

 

Dönem gençlerinin bireysel kahramanlıkları, özverileri bir taraftan onları sevip saymaya devam ederken yanlışlarını da görmekten ve göstermekten bizi alıkoymamalıdır.

 

Ayrıca, sırf İmam Hatiplilerin devlete yerleştirilmeye başlandığı 12 Eylül döneminde, 'resmi rakamlara' göre 650 bin kişinin gözaltına alındığı,1 milyon 683 bin kişinin fişlendiği, 14 kişinin cezaevlerindeki açlık grevlerinde, 171 kişinin sorgularda ve cezaevi işkencelerinde can verdiği, 49 kişinin idam edildiği hatırlanırsa gelecek adına toplumumuzun kayıplarının ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılabilir?

 

Sosyalist devrimcilere göre ise ülkemizde 1923,1950,1962 sürecinde demokratik milli devrim parça parça da olsa gerçekleşmiştir. Türkiye milli demokratik devrim sürecini tamamlamış Laik Demokratik Sosyal Hukuk Devleti olarak sınırlarını belirlemiştir.

 

Özellikle de 2.Dünya savaşı sonrası kuruluş dönemi sıkıntılı süreç sonrası refah dönemi olan 1960'lı yıllardaki burjuva demokrasisi en geniş boyutlara ulaşmıştır. 1961 anayasası dünya çapında en demokratik anayasalardan birisidir. Hâkim ekonomik sistem ise içinde giderek daha da çözülen feodal ilişkileri de kapsamak üzere tekelci kapitalizmdir.

 

Emperyalizmle çıkarı çatışan yani milli nitelikteki burjuva ise henüz yoktur o dönemde Türkiye'de.

 

Aynı şey özellikle de 1946'da ABD ile ilişkilerin başlaması ile ordu içinde geçerli.

 

2002 yılında ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice BOP projesinin nihai hedefi olarak " BOP Türkiye dahil 22 Müslüman ülkenin sınırlarının değiştirecek bir proje" tanımı ve AKP genel başkanı Erdoğan'ın "BOP eşbaşkanı" olarak kendisini tanıtması 1946 sonrası gelinen sürecin son aşamasıdır.

 

Bu nedenlerle hedef bugün tekrar demokratik devrimdir.

 

Demokrasiyi ve bağımsızlık mücadelesini genişletmek ise bu ortaçağcı karşı devrimi durmak için ayrılmaz bir parçasıdır.

 

Gençliğin kitlelerden kopuk silahlı mücadelesine tamamen karşı olup, tırnak çakısı bile taşımayanların, bir taraftan demokrasi yok derken, okullarda, yurtlarda stenlerle gezen MDD'ciler karşısında çok az şansı vardı, silah güçtür çünkü. Yetmişli yıllarda da güç silahtır bugün de. Bugün gücü yani silahı elinde bulunduranlar ise BOP enstrümanı örgütler PKK ve ortaçağcı tarikatlar.



Bu yazı 1082 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI