escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
Yerli Hıyar Nasıl Yetişir?
Tarih: 16-03-2021 20:18:00 Güncelleme: 17-12-2025 18:55:00


 

Anlatayım, önce evlenecek iki kişi lazım. Büyükler, oğlanı evlendirmeye karar verirler. Delikanlıya kız aranır ve bulunur. İyi bir pazarlık sonucu sözleşme yapılır. Kız isteme töreninde “kızım, istiyor musun” diye sorulur, kız da “babam bilir “der. Çünkü babası ne derse o olurdu ailede. Öyle biliyordur. Öl dese ölmesi gerektiğini biliyordur. Daha çok ölecektir, acele etmeyelim. Nişan düğün töreni yapılır. İşin olmazsa olmazı, imam nikahı da yapılır, yoksa hıyarın tadı tuzu olmaz, aroması eksik olur.

 

Yeni evlilere, Allah bir erkek bir çocuk verdiğinde, büyüklerin hepsi çok sevinir, mutluluk zirve yapar. Baba, sevinçten, keyiften dört köşe. Kurbanlar kesilir, yakın akraba, eş dost, komşulara ziyafet verilir. Baba arkadaşlarına içki ısmarlar.

 

Küçük hıyar doğdu, henüz hamur halinde ona şekil vermek lazımdır. Öğle bir sevecen ki, özel olduğunu, kızlardan farklı olduğunu hissettirmek lazım. Kız kardeşlerinin oyuncaklarını mı aldı, onları mı dövdü, hep desteklemek lazım, her seferinde kızları pataklamak lazım. Yoksa çok yumuşak bir ürün elde edersiniz.

 

Sevgisizlik hisseden kızlar, artık oğlanı ağlatarak dikkat çekmeye, tokat

olarak gelen elden, sevgi, okşama ihtiyacını giderirler. Çocuklar yürümeye konuşmaya başlayınca, kızlara uyarılar tehditler başlar. Kısa giyinmiş diye çubukla dizlerine yapıştırmalar, düzgün otur bacakların gözükmesin, toparlan erkekler gibi yayılıp oturamazsın. Daha neler neler.

 

Ama hıyar adayı şanslıdır. Babası, “hadi oğlum pipini göster” dediğinde, keyifli gülmeler eşliğinde pipisini gösterir. Çocuk, kendisinin de pipisinin de çok önemli olduğunu, ailenin, sülalenin, memleketin ve dünyanın geleceği olduğunu sezmeye başlar. Artık başkalarına ana avrat, pipili küfürler başlar. Her küfür büyük bir coşku sevinç kahkaha ile ödüllendirilir. Büyüklerin ev toplantılarında babanın yanındadır, konuştururlar, severler, sözlerine gülerler. Baba her gittiği yere kendisiyle götürür, arabasına bindirir. On yaşına gelince direksiyonda görülmeye başlanır, şımartma için bütün imkanlar kullanılır. Kız kardeşleri ise kıskanarak camdan erkek kardeşlerinin yaptıklarını izlerler. İlerde anlatacakları kendilerinin değil erkek kardeşlerinin hayatıdır.

 

Artık okul zamanı gelmiştir. Okula başlar, öğretmenler genelde temiz, bakımlı, uysal, kibar, öğretmene saygılı, ödevlerini yapan kızları ön sıralarda oturturlar. Dersi kızlar ile yaparlar. Oğlanlar ise arka sıralarda yer bulurlar. İyice hıyarlığa meyilli olanlar en arka sırlarda otururlar.

Onların dersle, öğretmenle ilgileri yoktur, dışarıyı izlerler. Bir birlerine, şaka yapma, dürtükleme, kulağını çekme, konuşma, gülme, dersi kaynatmanın haddi hesabı yoktur. Şimdi okullarda dayak da yok, vay öğretmenin haline.

 

Artık büyümüştür, delikanlıdır, evde yavaş yavaş babanın yerine hazırlanır. Baba "ben yokken, bu ev senden sorulur, bu ailenin namusunu korumak da senin görevindir" der. Hıyar yavaş yavaş katılaşır, beklenen kıvama gelmesi lazım.

 

Aileden, çevreden ve arkadaşları ile sohbetlerinden, mesajlar, fısıltılar gelmeye başlar;

 

"Kadınlara kızlara hiç güvenme, senden hep korksunlar, evlendiğinde de hep korkunu hissettirmelisin."

 

"Kadınlar, kızlar, sözden pek anlamazlar, onlar ancak dayaktan anlarlar, tabii cahil şehirliler gibi ağız burun dağıtıp karakola düşmeyeceksin, İslami esaslara göre defalarca uyarıp ondan sonra da yumuşak yerlere vuracaksın."

 

"Bir kız gülüyorsa, yürürken ayakkabısı ile ses çıkarıyorsa, kısa etek giymişse, makyaj yapmışsa, mesaj nettir o yolun yolcusudur, fırsatı kaçırma, yok olmaz dediğine bakma hepsi aynı şeyi söyler. Korkma, başına ne gelirse gelsin ailen hep arkandadır, her zaman olduğu gibi."

 

Benzeri telkinler gelmeye devam eder.

 

Yakın tarihte gerçekleşen olay; ”Tecavüzden hapis yatan birisinin tahliyesinde, ailesi davul zurnayla cezaevinin kapısında karşılıyor. Konvoy eşliğinde evine gidiyor.”

 

“Kadınların bizim gibi olduğunu düşünme, onlar sadece ihtiyaç giderirler. Kendi karını koruyacaksın, namusu kirlendi mi öldürmelisin.”

 

“Boşandığın eşinin namusu da senin sorumluluğundadır, sakın birileriyle arkadaşlık etmesin.”

 

“Namuslu adam olmak böyle bir şey. İnsan bu dünyada namusu için yaşar. Anne ve kız kardeşin da namusu senden sorulur.”

 

"Bak eski Türk filmlerine, tecavüze uğrayan veya başka şekilde namusu kirlenen kızların hepsi filmin sonunda ölürler. Kimse onlarla evlenmez."

 

Yerli hıyarımız olgunlaşmıştır. Kadın dövmeler, kadın öldürmeler an meselesidir.

 

Çalışma hayatı mı? Az emek, hatta hiç çalışmamak, kısa zamanda çok para bulup köşeyi dönmek. Askerlikte, bir işte çalışırken, ilk sorulan soru “nasıl rahat mısın, çok çalıştırıyorlar mı? “Cevabın övünç kaynağı olması için, “çok rahatım, akşama kadar oturuyorum, şef amir, komutan, akraba, tanıdık hemşehrim torpil geçiyorlar, hiçbir iş yapmıyorum, hatta işe gitmeden maaş alıyorum”. Çok çalışmak enayilik, utanç kaynağıdır.

 

Yurtdışıdaki bir arkadaş anlatmıştı. Yabancı işsiz kalınca evden çıkmıyormuş, utanıyormuş. İşsizlik parası alanların çoğu bizimkiler. Devleti, kurumları nasıl yanıltıp dolandırdıklarını övünerek  anlatırlarmış. Buda yerli hıyarların çalışma hayatı.

 

Sigara, içki, kumar ve uyuşturucu en çok bu türde yaygın. Erkek gibi bir adam olacak ise bunlar da olmazsa olmazı. Yoksa, ağzı süt kokan, kılıbık, kadınımsı bir şey olur.

 

Bencildir, kendisi için yaşar, keyfi önce gelir. Aileyi toparlamak çocukları büyütmek her şeyi ile bütün işler kadına aittir. Arkadaşlarıyla, dışarıda, oyun, eğlence dünyasına, pikniğe, içkili yemekli yerlere gider eğlenir, keyif bulur, eve geldiğinde kimse saygıda kusur etmeyecek.

 

Yaşlanıp yolun sonu yaklaşınca bu seferde cami hayatı başlar, artık yaş kemale ermiştir, şimdi de imamın ve cemaatin telkinleriyle evde dayatmalar başlar. Örtünün, TV dizilerini izlemeyin, dinimizi yaşamalıyız, evde hep ilahiler dinlenir, başka müzik yok, çocuklar torunlar kuran kursuna gitmeli, yoksa benim namazım boşa gider gibi söylemler başlar. Yine o söyler emreder, kimsenin söz hakkı, istekleri yaşama hakkı yoktur, o öyle görmüş öyle biliyor.

 

Toplumumuzda bu yaşam tarzları, azalarak da devam etse, varlığını sürdürüyor. Dilerim bir gün son bulur.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 2471 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI