escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
Orman Köylüsü Olarak Yaşadıklarım
Tarih: 26-05-2021 01:04:00 Güncelleme: 17-12-2025 18:50:00


 

Ormancı, her zaman orman köylüsünün korkulu rüyası olmuştur.

 

Meşhur bilinen hikayedir. Orman köylüsü kadının oğlu okumuş vali olmuş. Kadın oğlunun büyük bir adam olduğunu duymuş. Oğlu ziyaretine geldiğinde, "Anne ben vali oldum" demiş.

Annesi de "Keşke ormancı olsaydın oğlum" demiş.

 

Bizim köy ormana yakın bir köydür. Mezramız tam ormanın içindedir. Köylülerimiz, kışlık yakacak olarak sadece ormandaki ağaçları keserlerdi. O zamanlar, tüpü, kömürü ve doğal gazı kim biliyordu veya niye kullansın. Tandırda, sobada, çamaşır yıkamak için su ısıtmakta ve yemek pişirmekte hep odunlar kullanılırdı. Diğer ateş ve ısıtma ihtiyaçlarının hepsi ormandan temin ettikleri odunlardan karşılanırdı.

 

Ormanda ağaç kesmek kanunen yasaktır. Bizim kasabada, ormancı Ziya ve yardımcısı, ormanı korumakla görevliydi. İkisinin de bizim köylüler ile akrabalıkları vardı.

 

Ben küçükken kadınların "Ormancı geliyor" veya "Yolda gözüktü "deyip yaşadıkları telaşı ve korkularını görürdüm.

 

Köylüler, kestikleri odunları, ahırlarda, kömlerde, bahçelerde veya hayvanların kışlık otlarının altında saklalardı.

 

Ziya amcanın evleri tek tek dolaşıp kontrol ettiğini hiç görmedim. Ağaç kestiği için birilerine ceza kestiğini, mahkemeye sevk ettiğini hiç görmedim duymadım. İdare ederdi. Hem korkmalarını ister, hem de ölçülü olmalarını denetlerdi. Korku ve denetim olunca köylüler, biraz da suç sayılmayacak, çalı, çırpı, kurumuş veya küçük ağaçları keserlerdi. Çok serbest bıraksa, köylüler bu sefer satıp ticaretine başlarlardı.

 

Lise ikinci sınıf öğrencisiyken, kışın yakacak odunumuz bitmişti. Evde odun getirme görevi bana düşmüştü. Bir nacak aldım ve eşeğe binip ver eline karatahta mezrası.

 

En iyi meşe ağaçları orada bulunurdu. Rahmetli amcam ve Bekir amca, mezradaki ormanı komşu köylülere karşı korurlardı. Kendileri, daha çok meşe kökünü yakarlardı. Hayatımda gördüğüm bildiğim en etkili yakacaktır. Çok az bir meşe kökü saatlerce yanar ve sobayı kıpkırmızı yapardı. Kendi tarlalarında meşe ağaçlarının kökünü topraktan derinlerden büyük emeklerle söküp çıkarırlardı. Böylece tarlalarını genişletirlerdi.

 

Babam ve amcam da meşe ağaçlarını kökleyip diğer komşuları gibi tarlalarını genişletmişlerdi. Devlet o bölgeyi orman alanı yaptı ve tel çiti çekip korumaya aldı. Çeşitli ağaçların fidanlarının dikim işini yaptı. Geçmişte ormanı söken köylülerimiz, yıllar sonra, aynı bölgeye çok sayıda fidan diktiler. Sigortalı olarak devlet adına çalışarak yaptılar.

 

Ben de ormanda ağaçları kestim. Yük için uygun boylarda küçülttüm. Eşeğe yükledim ve yola koyuldum. Dağların arasındaki, derin Selan deresinde köyü geliyordum.

 

Soğuk kış günü, yerler buz ve hayvanın ayakları buzda kaydı. Eşek, üstündeki ağır yük ile birlikte olduğu yere çöktü, ne kadar uğraşsam kaldıramadım. Yükü kaldırmaya çalışıyorum olmuyor. Çok yüklemişim, hayvanın yükü ağır olmuştu.

 

O zamanlar hayvan sevgisi de çok azdı. Şimdiki gibi değildi. Vahşi doğa, hayat şartları bizi de sert acımasız yapmıştı.

 

Araba yolundaydım. Tek korkum ormancı gelirse ne yaparım. Eşek ile birlikte karakola düşmek düşüncesi beni tedirgin etmişti. Belki eşek bir torpil bulup dışarı çıkardı. Öğrenci olarak orman kesen suçlu konumunda içerde kalmak benim için acı olurdu.

 

Sonra bir yolcu yardım etti hayvanı beraber ayağa kaldırdık. Korkarak temkinli köye kadar kazasız belasız geldim.

 

Pek siyasi yazılar yazmak istemiyorum. Benim kulvarım, anılarımı anlatmak. Gündem beni zorladı. Ben de seviyorum, küçükken çaldığım yumurtaları ve oğlakları anlatmayı.

 

Yumurta demişken, beş altı yaşındayken ormanda keklik yumurtası arar genelde çok az bulurduk. Bazen birkaç keklik yumurtasını kuluçkadaki tavuğun altına koyardık, çıkan keklik yavrusunu günlerce izler severdik.

 

Çam ağaçlarındaki karga yumurtalarını toplardık. Yenmediğini biliyorduk. Büyüklerde kızarlardı eve götüremezdik. Yumurtaları bir birimizin kafasında kırardık. Yumurtanın sarısı alnımıza doğru akardı. Çok mutlu olduğumuz bir durumdu. Bazı mutlulukları yaşamak lazım, anlatmakla olmaz, öyle bir şeydi. Kafamızdaki yumurtaların sarısı ve akı kurumuş halde eve gelirdik.

 

Bizim coğrafyada, her çocuk küçükken komşuların kümesinden yumurta ve bahçelerinden meyve çalar. Bu ilerde devlet hazinesinden yapılacak büyük hırsızlıklar için heyecanlı, öğrenme amaçlı, başlangıç alıştırmaların olurdu.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 4153 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI