escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
Haşema, Beni Evden Etti
Tarih: 09-03-2021 19:42:00 Güncelleme: 17-12-2025 18:56:00


 

Urla şantiyesinde çalışıyordum. İki taşeron arkadaş geldi. "Abi, Seferihisar da bir kooperatif var, biz üye olduk, küçük taksitlerle arsa sahibi olacağız, sen de üye ol, dediler."

 

 “Kooperatif işi olmaz, kooperatif hırsızlık, kandırma, üyeleri dolandırma işidir. Bütün kooperatifler, yıllarca üyeleri sömürür, maliyetinin kat kat üstünde, yıllarca süren aidatlarla, konut teslimat yapar” dedim.

 

Geçmiş deneyimlerimden biliyordum, uzman dolandırıcılar, müteahhitlik için sermayesi olmayan mühendis ve mimarlar, gariban üyelerin parasıyla bu şekilde çok para kazanıyorlardı. Üye çıkmak istediği zaman zorluk çıkarıyorlardı. Çünkü, birkaç yerde başka kooperatif inşaatları devam ediyordu, üye lazımdı, para lazımdı. Belediyelerden kooperatif adına ucuz arsa temin ederlerdi. İnşaatlar arası para aktarma işi yaparlardı.

 

Fazla ısrarcı oldular, kıramadım. Çok para ödeyemeyecektim. Fazla zarar etmezdim. Sonunda ben de ikna oldum ve üye oldum. İlk genel kurula gittim, kürsüde sakallı konuşmacılar, yöneticiler. Her konuşma, Allah, Bismillah, kelimeleri ile başlayıp, aynı kelimelerle bitiyor, resmi işlemler dahil. Kimlerle karşılaştığımı ve meseleyi anladım. Kooperatifi, Kuruluşunu ve organizatörleri araştırmaya başladım.

 

Araştırma sonucu öğrendim ki,

Çoğu, İmam Hatip mezunu, iyi birer hatip olan insanlar, organize olmuşlar. Yurt dışına gitmişler, Millî Görüş ve benzeri dini dernekleri gezip projelerini anlatmışlar.

“İslami esaslara uygun, yazlık bir site yapacağız. Kadın plajı ayrı, erkek plajı ayrı olacak. Cami olacak, ilk kez bir yazlık site de camiyi biz yapacağız. Emeklilikte gelip anavatanımız da dininizi yaşayacaksınız, sizi bu gavur ellerinde bırakmayacağız, ancak gerçek Müslümanlar birbirine güvenir. El ele verip, kooperatifimiz kuralım”, gibi yakıcı söylemlerle, yurt dışındaki vatandaşlarımız ikna etmişler. Gurbetçi kardeşlerimiz göz yaşları içinde, markları saymışlar.

 

Yurtdışına gittiğimde camilere uğradım. Her caminin yakınındaki gurbetçiler, zamanın çoğunu camide geçirirler. Camide dönerci var, berber var, kuaför var. Çay içilecek yerler var. Her cami, birilerine bağlı ve kontrolünde, Gülen cemaati, Süleymancılar, Ülkücüler ve daha başkaları. Sürekli aralıklarla Türkiye’den iyi hatipler gelir, cami müdavimlerine, genellikle dini nutuklar çeker, yardım adı altında paralar toplarlar. Orada yaşayan amcamın oğlu dedi ki, ”oğlumu hiç camiye götürmedim, bizim bölgeden üniversiteyi  kazanıp, bitiren tek kişi benim oğlum, zira çocuğun beynini yıkamalarına izin vermedim.”

 

Gurbetçilerden topladıkları parayla büyük bir arsa satın almışlardı. Hedefleri, projeleri ve hesapları büyük.

 

Arsamız olsun niyetiyle üye olmuştuk. Bir sonraki genel kurulda, bir sürü sahte oy ile konut yapım kararı alındı. Bir konutun maliyetinin, yirmi iki bin marka çıkacağı hesaplanmıştı ve bize bildirildi. Almancılar, kişi başı, elli bin, altmış bin mark ödemişlerdi. Bu paralar yenecekti.

 

İnşaat çok hızlı başladı, alt yapı, yollar, Çin setti gibi istinat duvarları, ilk etap da iki yüz konut yapılacaktı.

 

Markın gözünü seveyim. Toz, toprak, demir, çimento, tuğla, cüppe, sarık, sakal, avanta, komisyon, hepsi, birbirine karışmış, sarmaş dolaş, konutlar yapılıyordu.

 

Bir yıl sonra, konutların bir kısmı bitmiş, yaz tatili için, gelip yerleşen aileler de vardı.

 

Bacanakla ailece hafta sonu, biraz gezelim, yazlık

İnşaatımız da bakalım dedik. Siteyi, binayı, çevreyi gösterdik. Onlar da her şeye iyi iyi dediler. Sitemizi ve evimizi beğendiler.

 

Kadınlar plajını gösterdik. Biz yüksek bir yerdeyiz, aramızda dört yüz metre mesafe var. Üç genç bayan, haşema mayo giymişlerdi, dört beş çocuk vardı. Oğlanlar mayolu, kızlar da haşemalıydı. Çocuklar suda oynuyorlardı. Bizi görünce kadının biri, sekiz on adım koşarak bize doğru geldi, durdu, bağırdı. Nasıl bir ses, böyle bağırtı görmedim. Denizde dalga oluştu, gök yırtıldı, kayaların kıpırdadığını gördüm.

 

"Erkekleer, erkekleer, gidin oradaaan, çabuk gidiin."

 

Mesafe öyle uzaktı ki, kadınların, değil gözleri, yüzleri bile seçilemiyordu. Hem de haşema mayo giymişlerdi.

 

O kadar uzak mesafeden rahatsız oldular. Anlayamadık. Nasıl bir dünya ya hapis olmuşlardı. Hiç mi erkek görmemişlerdi. Haşema da mı koruyamıyordu namuslarını? Halen düşünüp duruyorum.

 

Hepimiz şoktayız. İyi iyi lafları, yazlık hayalimiz, her şey bitti. Zaten tereddüt içindeydik. Komşularımızı tanımış olduk.

 

Eşimin canı sıkıldı," Burayı satalım, ben bu insanlarla birlikte yaşayamam dedi." Bacanak baldız da ona hak verdiler. Evi sattık. Haşema bizim yazlığı yedi.

 

Gerçekten, sitede cami yapıldı.

 

Yazlık daire sahipleri, birbirleriyle tanışıp büyük vurgunu anlayınca, organizatörler kayboldular. Kalan paraları için deniz görmeyen kısımdan birer arsa aldılar. Arsaların değeri üç bin mark. Çok para kaybettiler, üzüldüler fakat yapacak bir şey yoktu.

 

Aynı, Yibitaş, Yimpaş, Kombassan, Niğde Asmolen fabrikası ve Deniz Fenerinin akibeti gibi gurbetçiler bir kez daha dolandırıldılar.

 

Sağ olsun dinimizde dolandırıcılar için çok malzeme var.

 

Yukarıda anlattığım olaylar, 2002 yılından önce gerçekleşmişti.

 

İmam hatip, güzel konuşma, inşaatlar. Tanıdık kelimeler.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 2394 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI