escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
Dua, Tükürük ve Üfürük
Tarih: 19-04-2021 10:16:00 Güncelleme: 17-12-2025 18:53:00


İlk okul üçdeyim, 1966 yılı bir sonbahar sabahı okula gidiyordum. Kasabanın girişinde Garipler yol sapağında Karatahta mezrasından Halil amcam seslendi.

 

“Memo gel seninle işim var. Annen, baban biliyor okula gitmeyeceksin, bir yere gideceğiz” dedi.

 

Dünyalar benim oldu, okul yok, gezme işi de vardı. Amcamın altında kır bir eşek vardı, oldukça iri bakımlı güçlü. Yaylanın soğuk suyunu içmiş, temiz havası yaramış emsallerine göre, Mersedes ayarında bir şey. Çantamı alıp heybeye koydu. Elimden tutup arka koltuğa aldı, terkisine bindim.

 

Amcamın keçileri çalınmış, keçilerini bulmak istiyor, hırsızların peşinde.

 

Safalı köyünde derin bir hoca varmış, bu işi çözermiş. Amcaya bilgi vermişler, “On yaşından küçük bir çocuk getir, biraz uyanık olsun” diye.

 

Yola koyulduk. Az gittik uz gittik genelde düz gittik.

 

Çepni, Küçükteflek ve Alahacılı köylerinden geçip Safalıya vardık.

 

Hocanın evini bulduk içeri buyur ettiler. İki ayağından bağlı horozu heybeden çıkarıp hocaya verdik, ne gerek vardı Halil ağa dedi.

 

Hoca da , “Yoldan geldiniz karnınız açtır” dedi. Hanımına sofrayı kur işareti yaptı. Sininin üstünde, bir tasın içinde pekmez ve yanında yufka ekmeği vardı. Karnımızı doyurduk. Yemek işi bitince.

 

Minderin üstünde oturan hoca, “oğlum gel önümde diz çök, sağ elini bana ver” dedi. Söyleneni yaptım. Bir zabit kalem aldı eline, bir taraftan dua okuyor, bir yandan elindeki kalemi tükürükle ıslatıp başparmak tırnağımı boyuyordu, ayrıca mor mavi boya kurusun diye tırnağıma üflüyordu. Dua, tükürük ve üfürük bombardımanına maruz kalmıştım.

 

Parmak boyama işi bitince, Hoca “Bak parmağında bir şey görüyor musun” dedi.

 

Baktım, “Bir şey yok” dedim.

 

“Olur mu” dedi “İyice bak”, ben yine “Bir şey yok” dedim.

 

“Gözlerini biraz kıs dikkatlice bak, iki adam ve önlerinde keçilerle gidiyorlar, görmen lazım” dedi. Ben yine bir şey görmediğimi söyledim.

 

Amcam heyecandan yerinde duramıyor, “oğlum nasıl görmezsin, iyi bak, kim onlar tanımadın mı? Ben yine, “bir şey görmedim” dedim. Hoca bastırıyor, “nasıl görmezsin iki adam ve keçilere iyi bak” diyordu, amcam yerinde duramıyor bana kızıyor, zıplıyor, uçacak neredeyse, bu kadar yaklaşmışken işi çözmek istiyordu.

 

Defalarca iyi bak, nasıl görmezsin baskısına maruz kaldım.

 

Epey çabadan sonra ben pes ettim. Bir yere kadar, dokuz yaşında bir çocuk, karşısında aksakallı yetmiş beş yaşında hoca ve altmış yaşında amca. Artık ben hocanın yönlendirdiği gibi ötmeye başladım. “İki adam var, şapkaları var, biri uzun biri kısa, yanlarında keçiler var”. Sözlerini tekrarlarken buldum kendimi. Amca durmadan, “Kim onlar, sizin köyden mi, bizim köyden mi, yukarı mezradan mı” tarif istiyor. İsim veremiyorum, amca çıldırıyor. Konuşuyorum, ama bir şey gördüğüm yok. Hipnoz, illüzyon hepsi başıma gelmiş.

 

Hoca ,"bu çocuk beceremedi" dedi. "Bir kız çocuğu var, çok becerikli üç beş kuruş verelim sana tarif etsin" dedi. Amca "olur"dedi. Kızı çağırdılar onunda parmağını boyadılar, kız başladı anlatmaya, makineli tüfek gibi saydırıyor, nokta virgül kullanmadan gidiyordu. Amca onun söylediklerini kafasında evirip çeviriyor fakat bir sonuca varamıyordu.

 

Amca hocaya parasını verdi. ”Allah razı olsun, sen elinden geleni yaptın ama çocuk beceremedi” dedi.

 

Olmadı. Amca hiç bir bilgi elde edemedi, yol boyunca beni suçladı.

 

Sene 2016

 

İstanbul'da iken bir gün ablama uğradım. Heyecanlı olarak bir konuyu tartışıyorlardı. Konu, Teyzemin Yerköy deki şizofreni hastası olan torununu hocaya götürme konusuydu.

 

Kızı daha önce görmüştüm. Çok yakın arkadaşlarımdan bu hastalığı biliyordum. Ayrıca, iki emekli psikiyatristin anılarını da okumuştum.

 

Dedim ki" Yanlış yapıyorsunuz. Kızın hastalığı bilinen ve tedavisi olan bir hastalık. Uzman doktorlar, liseden sonra on yıl okuyorlar, onlar bu hastalığı hal etmeyecekte, cahil sahtekar, dolandırıcı hoca mı hal edecek? Gitmeyin paranıza ve emeğinize yazık olacak."

 

Ablam da, eniştem de " Sen inanmıyorsun, okuyanların hiç biri böyle şeylere inanmıyor, siz okuyanlar böyle şeyleri bilmezsiniz, hepiniz inançsızsınız" dediler

 

Eniştem, İstanbul dan Yozgat'a otobüsle gitti. Kızı alıp hocaya götürdü. Dua üfleme parası olarak İki bin lira parayı hocaya verdi. Sonra yine otobüsle Yerköy’den İstanbul a görevini yapmanın huzuru içinde geldi. Bir sürü emek ve para.

 

Onlar halen inançlı olmaya devam ediyor, inançlı partiye oy veriyor.

 

Benim halim belli, inançsızlık devam ediyor.

 

İki binli yılların Türkiye si.

 

Elli yıldır uyanık sahtekar hocalar ile salak akrabalarımın ilişkisi hiç kopmadı.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 3012 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI