Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
"Armudun iyisini ayı yer"
Tarih: 28-07-2022 15:42:00 Güncelleme: 28-07-2022 15:42:00


Kıymetli atasözlerimizdendir. Bu sözü atalarımız niye söylemiş? Ayılar, armut bahçesine girmiş ve gerçekten armutların en iyilerini mi yemişler? Olabilir, bilmiyoruz.

 

Daha çok erkekler bu sözü sık kullanılırlar. Güzel bir kadının, yanında çirkin bir adam gördüklerinde hemen akıllarına gelir. Çirkin adamı kıskanırlar. Biraz da kadına acır, yazık olmuş derler.

 

Çirkin adamlar genellikle güzel kadınlar ile evlenirler. Psikolojik bir durum. Çirkin kişi, çirkinliğin acısını yıllarca ruhunda hisseder. Güzel bir bayanla evlenmesi ruhuna iyi gelir, kendisini iyi hisseder, çirkinliğini kapatır gibi psikolojik sebepleri var. Birde çok aksi olurlar ki o da erkek egemenliği ile kadına hükmetmek için. Çevremde bu tip adamları çok görmüşlüğüm vardır.

 

Eskiden kızların eş seçiminde fazla hakkı yokmuş. Çirkin de olsa erkeğin ekonomik durumu iyi olduğunda istediği güzel kızı alırmış. Hem fakir hem de çirkin adamın güzel kız ile evlenme şansı da yokmuş.

 

 “Erkeklerde yakışıklılık aranmaz. Çalışkan, paralı, namuslu olması, iyi bir aileden olması daha önemlidir" sözünü çok duyardım.

 

Çocukluğumda annemin uzak akraba bir halası vardı. Bayramlarda bize gelirdi. Oldukça yaşlıydı. Rahmetli yüz yaşını geçmişti. Bir kez elini öpmüştüm ve son olmuştu. Zira ağzında hiç diş yok idi!  Dudakları ile yanağıma bir yapıştı mı, vakum gibi küçük yanağımı çekerdi. Kendimi zor kurtarabilirdim. Bize misafirliğe geldiğinde evden kaçardım. Öpmüyor, yiyordu sanki!

 

Halamız kısa boylu, beyaz tenli ince dudaklı, küçük burunlu bir kadındı. Kınalı saçları kendisini daha da güzel gösterirdi. İyi bir sarı armut diyelim.

 

Halanın kocası Ali enişte ise siyahi bir adamdı. Zenci kırması gibi bir şey. Dudakları İdi Amin'in dudaklarından kalındı. Dişleri kibrit çöpü eninde küçük ve beyaz. Kepçe kulaklar ve büyük boy patlıcan bir burun. Gözler nokta kadar küçük. Çocuk olarak gözlerini merak eder görmek için iyice yanına yaklaşır gözlerine bakardım. Kocaman eller ve ayaklar, hilkat garibi gibi. Allahın, bir adamın şeklini bozmak ve çirkin yaratmak için bu kadar uğraştığını ilk kez gördüm.

 

Çocuklar simasından korkmasın diye gündüz hep dağlarda çobanlık yaparmış. Affedersiniz, bir yabani boz ayı Ali enişte yanında daha yakışıklı dururdu. Bu evli çiftlerin mekanları cennet olsun, hiç sanmıyorum, vefat edeli otuz yıl oldu.

 

Ali enişte bizim sarı halayı bir arada gören herkes vah vah ederek ellerini çırpardı.

 

Ali enişte kışın yıkanmaz, kirli çamaşırlarını değiştirmezmiş. Yıkanır temiz çamaşır giyer ise üşüyormuş. Kir onu soğuktan koruyormuş. Genetik bir şey herhalde.

 

Ali eniştenin oğlu Recep ilçe Sümerbank şubesinin müdürüydü. Haber göndermiş gelmem için. Yanına gittiğimde; "kusura bakma seni istedim, mecbur kaldım, kimseyi bulamadım. Babam gelmiş makam odamda oturuyor. Bugün Ankara’dan bölge müdürü ve misafirleri gelecek, istiyorum ki babamı görmesinler. Babamı bir bahaneyle buradan çıkar. Sana minnettar kalacağım. Borcum olsun. Akrabamsın, kardeşimsin, yardımın lazım" dedi.

 

Ben de, "Ne sakıncası var. Babanı görürlerse bir şey mi olur?" dedim.

 

Recep, "Böyle çirkin babam olduğunu amirlerim ve misafirleri öğrenmesini istemiyorum. Ben çok utanırım. Belki beni görevden alır, erken emekli ederler" dedi.

 

Mecburen Ali eniştenin koluna girip evine götürdüm.

 

Ali eniştenin namaz, abdest ve dinle ilgisi yoktu. Cennet ve cehenneme tabi olmadığını biliyordu galiba.



Bu yazı 90 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI