- Sitare röportajın bu bölümünde sana sirkleri ve hayvanat bahçelerini sormak istiyorum. Bunlar hakkında ne düşünüyorsun?
Biz Çanakkale Hayvan Hakları Platformu olarak hayvan haklarının da insan hakları kadar değerli olduğunu ve hepsinin birlikte göz önüne alınmasını istiyoruz. Hayvanat Bahçeleri ve Sirklere de karşı çıkıyoruz.
Hiçbir hayvan hayvanat bahçesi veya sirkte yavru büyütmek istemiyor
Çünkü sirklerde hayvanlara bazı insani hareketler büyük bir işkence altında öğretiliyor.
Hiçbir hayvan hayvanat bahçesi veya sirkte yavru büyütmek istemiyor. Mecburen dünyaya getiriyor ama, asla bakmıyor yavrusuna. Ya öldürüyor ya da bakmıyor.
- Bunu nasıl tespit ettin?
Ben geçen sene Gaziantep Hayvanat Bahçesi’ne gittim. Orada da gördüm. Hayvan akıl yürütüyor. O esaret hayatına yavru yetiştirmek istemiyor. Böyle bir bilinç var hayvanlarda.
- Darıca’ya da gittin mi?
Tabi orada da sorunlar var. Orada ayı barınağını benim şikayetim üzerine bayağı bir düzelttiler. Gaziantep’te de gördüm ki aslan saatte 70 km hızla koşuyor, ama bu aslanı 400m2 lik bir yere kapatmışlar. Oysa ki, yasada doğal yaşamına uygun yerlerde barındırılırlar diyor.
Aslan için, en az 2-3 dönüm arazi olmalı. Dediler ki görevliler; “Sitare Hanım, siz öyle diyorsunuz ama, hayvanlar burada yavru doğururlar mı?” Dedim ki; “doğurdukları yavrulara siz bakıyorsunuz. Elinde olsa doğurmaz. Doğuruyor ama bakmıyor.”
Bir Yunus Parkı yapmışlar. Ona çok sinirlendim tabi. “Hayvanat Bahçesi’nde yunusların işi ne?” dedim. Bir Meksikalı getirmiş bu yunusları. O da tedirgin oldu beni görünce.
“İşte Meksika Körfezi’nde bunlardan çok var, hükümet bunların çoğunu öldürüyor. İşte biz kurtarıp böyle bakıyoruz” dedi. Dedim ki, “ölsün daha iyi, burada küçücük havuzda yaşayacağına.”
İşte bana bunları sevimli göstermeye çalıştılar. Köpek gibi olmuş hayvancıklar. Çağırıyorsun, sudan çıkıyor, patik patik yürüyor filan. İçim acıdı onu öyle görünce.
- Peki Sirkler.
Bizim Çanakkale’de KİPA’nın arazisine bir sirk geldi. İtalyan sirki idi galiba. Ben de broşürlerimi aldım. Parkta gelen herkese veriyorum.
- Sen mi bastın broşürleri? Ne diyordu broşürde?
Çocuklarınızı sirklere getirmeyin
Tabi ben bastırdım. Broşürde; “Çocuklarınızı sirklere getirmeyin, çünkü çocuklar insanlaşma sürecine girdikleri için, oradaki olay insanlaşmayı kesintiye uğratıyor. Çocuk şöyle düşünüyor; “Bu hayvanlar, benim sağlığım için var. Bu hayvanlar bana bir şey öğretmek zorunda”. Ne oluyor o zaman? Sen onun insanlaşma yolundaki mesdafesini kesiyorsun. Bununla ilgili bir şeyler yazmıştım.
Dağıtıyorum broşürleri, o sırada KİPA’nın yöneticileri geldi. “Burası bizim özel mülkümüz, siz burada duramazsınız” dediler. Ben; “dururum” dedim. “Polis çağıracağız” dediler. “Çağırın” dedim. Polis geldi tabi. Tabi polislerde beni tanıyor. Dediler ki; “Sizi istediğiniz yere bırakalım, dağıtacağınız kadar dağıttınız işte filan dediler. Dedim ki; “bitti zaten, birkaç tane daha dağıtacağım, sonra kendim gideceğim, benim arabam var. Siz zahmet etmeyin” dedim. Gittim sonra ertesi gün gazetelerde haber oldu tabi, KİPA filan. Sonra belediye korktu. Belediye için de bir şeyler söylemiştim.
- Hayatlarının hatasını yapmışlar.
Kemer köyünde bir Sitare hanım var, o size izin verirse yaparsınız sirki
Daha sonra başka bir sirk gelmiş. Benim haberim yoktu. Birisi telefon etti. “Sitare hanım, sizinle görüşmek istiyorum” dedi. “Ne görüşeceksiniz” dedim. “Gelince konuşuruz” dedi. Meğerse sirk sahibiymiş adam. Belediyeye gitmiş. Belediye demiş ki, “Kemer köyünde bir Sitare hanım var, o size izin verirse yaparsınız sirki” demiş.
- Çok iyi ya..
Böyle bir şey var mı ya? Böyle bir şey duydun mu? Resmen komedi.
- Belediye senden korkuyor.
Hayvansız sirk
Ben “hayvan çıkaramazsınız sirke, sirkte hayvan gösterisine izin vermem” dedim. “Sitare hanım öyle olur mu? Hayvansız sirk olur mu” filan dedi.
- Palyaço çıkarsınlar.
İşte, “halk ister” filan dedi. Ben de, “alışacaklar” dedim. “Ben sizin böyle de para kazanacağınıza inanıyorum “ dedim.
“Köpek çıkarabilir miyiz? “dedi. Dedim; “köpek sahibinin isteklerini yerine getirmekten keyif alan bir hayvan, onun için bir eziyet olmuyor” dedim.
Olsun “biz, yine de, köpek de çıkartmayacağız “ dediler. Bize de bir sürü davetiye bıraktılar, köy çocuklarını getirelim diye. Biz de iki arabaya doldurduk çocukları. Hakikaten palyaçolar vardı. İşte başka şeyler vardı.
- Kalabalık mıydı peki?
Çok kalabalıktı, dolu idi. Full dolu idi.
- Hayvansız sirk yaptılar ve para kazandılar öyle mi?
Tabi ya. Her sene geliyorlar. Belediye de bana gönderiyor. Ben de “tamam şöyle yapın, böyle yapın” diyorum. Yine gelecek yılbaşından sonra galiba. Artık hiç hayvanları da yok. Hayvanları tamamen bıraktılar.
- Sirkin ismi ne?
Türkiye Sirki ve hiç hayvan kullanmıyorlar. Başka şehirlerde bile kullanmıyorlar.
- Dünya için de örnek bu.
İnsanlar çalışmıyor işte. Hatta bana da, “istediğiniz broşürü bedava basarız” diyorlar. Şimdi seçimlere yakın basacağım. “Hayvanları öldürenlere oy yok” diye. Bedava basacaklar bana.
- Çok güzel bir şey olmuş. Onları eğitip işbirliğine bile girmişsin. Muhteşem. On tane senin gibi insan olsa Türkiye’de bu işler çözülür gerçekten. Muhteşemsin. Vardır da, bence onlarla irtibat kuramıyorsun. Peki sana bir teklifim var. Bizim sitede yazar mısın?
Memnuniyetle
- Sitare çok teşekkür ederim. Güzel bir sohbet oldu. Esasında senin Kemer köyüne muhtar olduğun süreci konuşamadık ama bir ara onu da konuşuruz. Belki o süreci köşende yazarsın. Tekrar teşekkürler, mücadelende başarılar.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız