escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Dr. Abdullah Köktürk

facebook-paylas
Savaş İstiyoruz
Tarih: 30-11-2013 05:51:00 Güncelleme: 29-11-2025 21:41:00




Alman şair ve yazar Bertolt Brecht’in “duvara tebeşirle yazılan” isimli iki mısralık şiiri “savaş istiyoruz” diye başlar ve “en önce vuruldu bunu yazan” diye biter. Gerçekte ise savaş isteyen güçler hiçbir zaman ön safta savaşmazlar. Savaşta ölenlerse yoksullar, cahiller ve garibanlardır.

Savaş bir tanıma göre, “politikanın silahlarla sürdürülmesidir”. Ancak en güzel açıklamalardan biri Atatürk’e ait olandır; “Milletlerin hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça, savaş bir cinayettir”.

Birleşmiş Milletler (BM) sisteminde kuvvet kullanmama ilkesi geçerlidir. 2. Dünya Savaşı’nın tekrar yaşanmasını engellemek ve uluslararası barış ve güvenliği korumak için kurulan BM sisteminde uluslar arası anlaşmazlıkların kuvvet kullanılmadan çözümü esastır. Hatta BM Sistemi kuvvet kullanımını açıkça yasaklamıştır. Madde 2/4 te; “Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığa karşı, gerek Birleşmiş Milletler’in amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar” denmektedir. Günümüzde BM meşru müdafaa halinde ve BM Güvenlik Konseyi kararı alınması halinde kuvvet kullanımına istisna getirmektedir. Meşru müdafaa halinde kuvvet kullanımı da BM tarafından şartlara bağlanmıştır.

Meşru müdafaa hakkının kullanılması için gereken ilk koşul şüphesiz ki bir devlete yöneltilmiş bulunan silahlı saldırının varlığıdır. Yani henüz var olmayan bir tehlikeden ötürü devletin meşru savunma hakkını kullandığını iddia etmesi mümkün değildir. Diğer şartlar olan orantılılık, acilliyet ve gereklilik yanında meşru müdafaa bahanesi ile yapılacak olan olası bir müdahalede Güvenlik Konseyi’ne bilgi verilmesi gereklidir. Yani bu hak ancak Güvenlik Konseyi'nin gereken önlemleri alacağı tarihe kadar kullanabilecektir.

Burada bir önemli nokta da, bu saldırının bizzat devlete karşı girişilen bir saldırı olması gerektiğidir. Eğer direkt olarak devlete yönelik bir saldırı söz konusu değil ise burada meşru müdafaa hakkının kullanılması mümkün değildir.

Yani Türkiye, topraklarında olan bir terörist faaliyeti mazeret göstererek bir devlete karşı hakkım var diyerek savaş açamaz. Hatta topraklarında başka bir devlete karşı silahlı grupları barındırdığı için uluslar arası hukuk açısından sorumlu duruma bile düşebilir.

Bütün bunlara rağmen, Türkiye bugün AKP hükümeti sayesinde Suriye ile bir savaşa itilmektedir. Yine AKP hükümeti sayesinde Türkiye’nin bazı unsurları Suriye devleti ile savaşan isyancılara yardım etmektedir.

Şu da bir gerçektir ki politikacının görevi sorunları diplomasi ile çözmektir. Oysa ki, karşısına çıkan sorunun üstesinden savaşarak gelmek isteyen siyasinin yenilmesi muhtemeldir.

Bütün bu yaşananlara rağmen, bu ülkede emperyal planların farkında olan ve savaş istemeyen büyük bir grup var. Bunlar Türkiye’nin tüm komşularıyla barış içinde huzurlu ve mutlu yaşamasını istiyor. Türkiye’nin bölgede savaş isteyen değil barışın ve huzurun teminatı olan bir ülke olmasını istiyor. Bu insanlar barışın teminatı ve sigortasıdır. İsteğimiz barış isteyenlerin sesinin daha da gür çıkmasıdır.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 4103 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI