Bugün size Çanakkale’de merkeze bağlı bir köyde 13 kedisi ve 7 köpeği ile birlikte yaşayan kendi tabiri ile “hayvan hakları savunucusu” Sitare Şahin’i tanıtmak istiyorum. Kendisi ile bir saati geçen bir röportaj yaptım. Üç veya dört seferde yayımlayacağım. Ben çok keyif aldım. Sizin de ilginizi çekeceğini umuyorum.
- Sitare seni biraz tanıyabilir miyiz?
İstanbul’da doğdum. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi mezunuyum. Çeşitli devlet kurumlarında teknik personel olarak çalıştım. 2000 senesinde Çanakkale’ye tayin oldum ve 2001 senesinde emekli olup buraya yerleştim.
- Evin bir köyde ve ıssız sayılabilecek bir yerde. Tek başına korkmuyor musun?
Hiç aklıma bile gelmiyor. Nihayetinde köpeklerim de var. Hayvanlardan zaten korkmam. Korkarsam insanlardan korkarım. Ama korksan nereye kadar?
- Kaç hayvan besliyorsun?
13 kedi ve 7 köpeğim var. Bir de eşeğim vardı. Sokağa atılmış olarak buldum. Bir ayağı da sakattı. Üç yıl baktım. Sonra yaşlılıktan öldü.
- Emekli maaşı yetiyor mu peki? Sponsorun var mı?
Eh bazen yetmiyor tabi. O zaman da bankadan kredi kullanıyorum. Hiçbir sponsorum da yok.
- Belediye de yardım etmiyor mu?
Hayır hiç yardım etmiyor.
- Bir derneğiniz var mı?
Bir süre Çanakkale Çevre ve Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği’nin başkanlığını yürüttüm. Belediye Başkanı’nın derneğe yaptığı baskı üzerine dernekten ayrıldım. Şimdi bir platformumuz var. Eski dernek de teorik olarak var ama neredeyse sadece tabelası var.
Çanakkale’de dağlara bırakılıp ölen evcil atlar
- Bir ara Çanakkale’de dağlara bırakılan evcil atlar üzerine bir çalışmanı duyduk. Biraz anlatır mısın?
Evet. O çok korkunç bir olaydı. Mart ayında her yer kar içinde iken Belediye Roman vatandaşlardan bir miktar para karşılığı topladı bu atları.
- Kaç at vardı böyle?
Biz 30’dan fazla at saydık. Ama belediye 24 diyor. Söylediklerine göre bunlardan 18 tanesini köy muhtarlarına dağıtmışlar. 6 tanesini de dağa bırakmışlar. Ancak 15’den fazlasının Keşan’a gönderildiğini tespit ettik. Bu atlar insanlarla beraber büyümüş, soğuk olunca üzerlerine battaniye örtülmüş, terleyince terleri silinmiş, çocuk gibi yetişmişler. Ama bunlar karda kışta sefil oldular. Üçü dağlarda soğuktan öldü. Diğerlerini de biz belediye bakım evine aldırdık. İkisini kaçırdılar. Diğerine biz baktık. Sırtımda saman taşıdım. Buna rağmen belediye bakamadı ve bakımsızlıktan öldü o da. Bu konuda belediye’nin veterinerini sorumlu tuttum. Mahkemeye bile verdim ama bir sonuç alamadım. Bakım evinde hiç hasta hayvan göremezsin. 3 yıldır ilaç alınmamış zaten. Bakımevine. Bu demektir ki, hastalanan hayvanları öldürüyorlar. Bu konuları da belgeledim. Bakımevi dışındaki konteynırda dört köpek ölüsü, enjektörler, eldivenler. Bunların hepsini belgeledim.
Tıbbi atıklarla evsel atıkları aynı yere gömüyorlardı
- Bunları hangi platformlarda dile getirdin?
Yerel basın, Belediye Meclisi dahil her platformda. Ama Belediye Meclisi’nden de zorla çıkardılar bir keresinde.
- Nasıl oldu bu?
Atlardan sonra tıbbi atık kanunu çıktı işte. Belediye tıbbi atıkları topluyor. Bunlar için eczanelerden filan para alıyorlar tabi bunları topladıkları için. Bunun özel yönetmeliği var ve ayrı bir yere gömülmesi gerekiyor. Ama belediyenin bunları evsel atıklarla aynı yere gömdüğünü belgeledim. Bir ay boyunca hem fotoğraf hem de film ile belgeledim. Sabah giderdim tepeye. Tripotumu kurar beklerdim. Sonra bunları alıp Belediye Meclisi toplantısına gittim. Konuyu meclis üyelerinden birisi açınca; Belediye Başkanı, “Bazıları dedektiflik yapmış, biliyorum ama, o iş öyle değil, biz onları ayrı bir yere gömüyoruz” dedi. Meğersem Başkan akşam adamlarını göndermiş, başka bir çuklur açmışlar ve üzerine kireç döküp Orman Bölge Müdürlüğü’ne burayı göstermişler. Ben savcılığa müracaat ettim, diğer tarafı da açsınlar diye ama açtıramadım işte. Açsalar göreceklerdi kırmızı tıbbi atık torbalarını. Ben de Meclis’te ayağa kalktım ve “Sayın Meclis üyeleri, bu adam sizi kandırıyor” dedim. Bön bunları söyleyince Başkan; “atın bunu, atın bunu” diye bağırmaya başladı. İşte zabıtalar filan. Koluma girip çıkarmaya kalktılar.
- Belediye Başkanı kimdi?
Ülgür Gökhan. CHP’li. İki dönemdir Başkan. Genel merkez yine onu aday gösterdi.
Kaçak hayvanat bahçeleri
- Bir de maymunlar var.
Evet bunlar AKP’li bir aile. M…’lar. Benzin istasyonları filan var. Bölgenin eşrafından yani. Böyle hayvanlara özel ilgileri var. Tabi reklam olarak kullanıyorlar. Benzin istasyonlarına müşteri çekmek için. Bunlar yasadışı bir şekilde hayvan getiriyorlar. Çeşitli hayvanlar var. Kanatlı hayvanlar, sülünler, papağanlar, tavus kuşları. Çeşitli maymunlar. Bunların çoğu CITES belgesi gerektiren, izinli getirilip bakılması gereken hayvanlar. Kontrollerinin de Orman ve Su işleri Bakanlığınca yapılması gerekiyor. Şahinler var örneğin. Kaç tane Şahin alındı oradan. Doğaya salındı. Ama devam ediyorlar bu işe, bir yolunu bulup.
- Sen adamlarla görüştün mü hiç?
Ben adamla bir kez görüştüm. “Biz hayvanları çok seviyoruz” filan dedi. Dedim ki; “Bunun hayvan sevgisi ile ilişkisi yok”. Bir de gazetelerde filan bastıramadık bu haberleri. Çünkü yerel gazetelere çok reklam veriyorlar. Bir iki tanesi yayımlandı ama ismi geçmeden tabi. Çanakkale’de bulunan bir benzin istasyonu diye.
- Biz de isim belirtmeyeceğiz zaten. Ne olur ne olmaz. Peki ceza filan almıyorlar mı?
Olmaz mı? Defalarca ceza kesildi. En son dört maymun öldü mesela. Onlar için düzmece rapor hazırladılar. Orman su işlerine gönderdiler raporları. Diğerlerinin Karacabey’deki Orman Su İşleri Bakanlığı’nın Kurtarma Merkezi’ne gönderilmesini sağladım.
(Devam Edecek)
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız