Siyasette bazı kopuşlar, yalnızca bir partinin iç hesaplaşması ya da basit bir kadro değişimi değildir; doğrudan bir devrin kapanışına işaret eden sarsıcı doğum sancılarıdır. "Yeni Parti"nin Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılışını da tam olarak bu eşikte okumak gerekir. Bu ayrılık, sadece yeni bir aktörün sahneye çıkışı değil; CHP ve Türkiye siyasi tarihi açısından köklü bir dönemin kapanışına, yeni bir çağın ise henüz şekillenmemiş sancılı doğumuna delalettir.
Tarihsel hafızayı tazelediğimizde "Eski Türkiye"nin parametreleri belirgindi. O iklimde CHP’nin sistem içinde meşruiyetini ve varlığını koruyan zımni garantileri vardı; vesayet odakları, bürokrasi, yargı ve ordu gibi devletin omurgasını oluşturan kurumlar, partinin doğal referans alanlarıydı. Dahası, Türkiye siyasetinde sağ geleneğin kurduğu neredeyse tüm partiler, varlıklarını CHP’ye karşı konumlanarak—en azından onu dönüştürüp asimile etmeye çalışarak—kurgulamıştı. CHP, sağ siyasetin kurucu ötekisi, devletin ise korunan kalesiydi.
Ancak bugün karşı karşıya kaldığımız tablo, bu mimarinin ve mühendislik yapısının tamamen çöktüğünü gösteriyor. Eski Türkiye'nin mayınlı alanları ve kurumsal garantileri geride kaldı. Ortada, geçmişin refleksleriyle hareket edemeyen ciddi bir kapasite sorunu var.
Daha da önemlisi, mücadelenin zemin değiştirmş olmasıdır. Karşımızda; hukuk kavramını manasızlaştırmış, geleneksel meşruiyet zeminlerini tüketmiş bir rejim bulunuyor. Böyle bir iklimde, bilindik siyaset repertuvarını takip etmek, eski alışkanlıklarla yeni mevziler kazanmaya çalışmak tam bir illüzyondur. Çürüyen ezberlerle, hukuksuzluğu sıradanlaştıran bir yapıya karşı sonuç alınamaz.
İhtiyaç duyulan şey, sadece söylem değişikliği değil; radikal bir zihinsel devrimdir.
CHP’nin ve Türkiye muhalefetinin, devlet zırhına veya geçmişin kurumsal konforuna sığınmadan, meşruiyetini doğrudan toplumun dönüştürücü gücünden alan yeni bir mücadele hattı inşa etmesi kaçınılmazdır. Eski devrin kapanış sancısı, ancak yeni bir zihinsel mimarinin cesaretle kurulmasıyla nihayete erebilir. Eski Türkiye’nin gölgesinde siyaset yapma lüksü tükenmiştir; şimdi mesele, fırtınaya göğüs gerecek yeni bir siyasal kapasiteyi ve dili yaratabilmektir.
Not: CHP'yi yazmaya devam edeceğim. Zira CHP'yin anlamadan Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamak hiç kolay değil! CHP'yi -hatasıyla, sevabıyla- anladığımıza pek çok şeyi öğrenmiş olacağız.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız