Bugun...


Ahmet Kale

facebook-paylas
Hegel ve Felsefe Notları (I)
Tarih: 21-05-2022 23:10:00 Güncelleme: 21-05-2022 23:10:00


2021 Ekim ayı başında Kıvılcımlı’nın HEGEL ve FELSEFE NOTLARI eseri yayınlandı. Uzun yıllar önce yazılmış olan bu çok önemli eser, yine çok uzun süre ve çabalar sonucu Kıvılcımlı ustanın 50. Ölüm yıldönümünde ancak yayınlanabilmiş oldu. Böylesi önemli bir eseri gün ışığına çıkarmakta katkısı olan biri olarak gurur duymakla beraber, bunun gibi daha nice önemli eserinin henüz yayınlanmamış olmasının ayıbını da herkesle birlikte taşıyorum elbette.

 

Hegel eseri son derece önemli bir çalışma. Son derece zahmetli çabalarla yayınlanıp okura sunuldu. Çok fazla umutlu olmamakla birlikte yine de bu eserin yayınlanmasının akademik ve siyasi çevrelerde yankı bulabileceğini düşünüyorduk. Yayınlanışının üzerinden 7-8 ay geçti. Sadece yayınlamakla da kalmadık kitap üzerine birkaç söyleşi de düzenledik daha iyi tanıtabilmek için. Özellikle eseri eski yazıdan çeviren Hamza Tığlay arkadaşımın gayretlerini takdirle anıyorum. 50 anma yılı etkinlikleri kapsamında yapmış olduğumuz videolardan birinde eseri büyük bir yetkinlikle tanıttı arkadaşımız. Ayrıca “Sosyalist Kritik” youtube kanalında Cenk Ağcabay ile yine dolu bir söyleşi yaptı Hamza. Kitabın tanıtımı için yazdığı, bu sütunlarda da paylaştığımız, “Kıvılcımlı'nın Kaleminden Hegel'i Öğrenmek” yazısıyla tanıtımı daha da etkinleştirdi. Nihayet İstanbul’da bir kültür merkezinde son derece verimli bir canlı tanıtım da yaptı.

 

Ne yazık ki bizim kitabı basmamız ve Hamza arkadaşımın tanıtım için gösterdiği üstün gayretten başka bir çaba göremedik. Akademinin ilgisi zamanla olabilir belki diye düşünmekle birlikte, özellikle Bilim ve Gelecek Dergisi’nin önemsemesi ve Kıvılcımlıcı çevreden Caner Malatya’nın güzel yazısı dışında bir gayret göremedik. Umarız zamanla bu kabuk da kırılır.

 

Bu haftaki kitap tanıtım yazımda, basılan kitap için yazmış olduğum “Hegel Kitabının Baskıya Hazırlanış Süreci” başlıklı sunum yazımı paylaşıyorum. Önümüzdeki hafta da sevgili Hamza Tığlay’ın “Kıvılcımlı’nın Hegel Yazıları: 7 Yıllık Serüven” başlıklı, çeviri sürecini özetlediği güzel yazısını paylaşacağım. Bu çok önemli eserin hak ettiği ilgi ve etkiyi görmesi dileğimizdir.

 

HEGEL KİTABININ BASKIYA HAZIRLANIŞ SÜRECİ

 

20 yıla yakın bir süredir Hikmet Kıvılcımlı’nın eserlerinin basılması, tanıtılması ve yayılıp anlaşılması için gönüllü çalışmalar yapan biriyim. Yaklaşık 60 kadar kitabını yayınladım. Çeşitli platformlarda sayısız kez tanıtım söyleşileri yaptım. Basıma hazırladığım hiçbir kitabına önsöz, sonsöz falan yazmayı hadsizlik saydım hep. Yazan yazmıştı, bizlere düşen onları gün ışığına çıkarıp yaymaktı. O yüzden kitaplara sadece kısa kısa tanıtımlar yazdım. Bu yazı da yaklaşık 60 yıl önce yazılmış, 40 yıldır arşivde duran çok önemli bir metnin kitap oluş sürecinin yazılmasıdır sadece.

 

Kıvılcımlı’nın ölümünden sonra yazılarının olduğu çuvallar Fegan ailesi ve yakın çevreleri tarafından yurt dışına çıkarılmış ve birçok zorlukla mücadele edilerek muhafaza edilmiş, sonunda da Amsterdam’daki Uluslararası Sosyal tarih Enstitüsü’ne teslim edilmiş. Neredeyse tamamı el yazması olan eserlerin asılları halen orada arşivlenmektedir.

 

1970’li yılların sonuna doğru Fuat Fegan o zamana kadar tasniflediği eserlerin mikrofişlere aktarılmış birkaç kopyasını Türkiye’ye getirmişti. Bu yazıda arşivin serüvenini ve bugünkü durumunu yazmayacağım. 70’li yılların sonunda getirilen bu mikrofişler neredeyse 30 yıl sonra geçmişti elimize. O zamanlar Kıvılcımlı’nın bütün eserlerini düzenli bir biçimde basmak üzere bir yayınevi kurmuştuk. Sosyal İnsan Yayınları ismindeki bu yayınevinin kurucu ortağı ve yöneticisiydim.

 

Kitapları çıkarmaya başlamamızdan kısa bir süre sonra mikrofişlerin bir kopyasını saklamış olan arkadaşımız onları bize teslim etti. Hemen gözden geçirip, yayın sırasına alabileceklerimizi seçmek istedik. 70’li yılların teknolojisi ile yapılmış kayıtlar oldukça zor okunuyordu. Koyu karanlıktı sayfalar ve yazılar. Bir de Osmanlıca olunca güçlük daha da artıyordu. Okumak için büyütmek gerekiyordu, büyütünce de yazılar bozuluyordu. Yine de en okunabilirlerini seçip çalışmalara başladık.

 

En kolay okunup yeni yazıya aktarılabilecek, en derli toplu olan dosya BERGSONİZM dosyasıydı. Eski yazıydı ama dosya olarak kitap formatında yazılıp toparlandığı belli idi. Kıvılcımlı dosya’nın başına “içindekiler” dizini bile yapmıştı. Bu dosya ile başlayabilirdik.

 

TÜSTAV yayın kurulunda iken tanıştığım, zaman zaman kendisinden eski yazı dersleri aldığım sevgili Şeyda Oğuz ile anlaştık çeviri konusunda. Oldukça meşakkatli bir çalışmayla, son derece başarılı bir ürün çıkardı Şeyda Oğuz. BERGSONİZM kitabı 2008 yılı şubat ayında “Bütün Eserler” dizisinin 6. Kitabı olarak çıktı.

 

Bu kitabı çevirip yayınlamanın heyecanıyla hemen yine mikrofişlerde bulduğumuz HEGEL dosyasını aldık önümüze. Ancak bu defa işler daha zordu. Metinle ilgili zorlukları Çevirenin Notu bölümünde sevgili Hamza Tığlay anlatıyor. Ben onları fazla bilmiyorum. Ancak Şeyda’nın mikrofişlerden çevirmeye çalıştığı sayfalar çok karanlık ve bozuk çıkmışlardı. Sayfa sıralaması düzgün değildi. Nitekim bir süre sonra Şeyda Oğuz haklı olarak çeviriyi bıraktı.

 

Yıllar geçti, ben Sosyal İnsan Yayınları’ndan ayrılmak zorunda kaldım. O zaman çevirtmek üzere kağıda bastırdığımız sayfaların bir kopyasını almıştım ama fotokopiler daha da kötüydü, çevirtmek mümkün değildi. Bunun üzerine eserlerin asıllarının bulunduğu Hollanda’daki Arşiv’den sağlıklı bir kopya almanın yollarını aradık. (Bu arada yine arşivden aldığımız Kıvılcımlı’nın yurt dışına kaçışının perde gerisini anlatan OA DOSYASI ve cezaevi yaşamını etüd ettiği eski yazı HAPİSHANENİN İÇYÜZÜ başlıklı iki dosya da ilerleyen yıllarda tarafımızdan yayınlandı.)

 

Arşiv’de Hegel başlıklı bir arama yapıldığında, bu kitapta okuyacağınız birkaç sayfalık “Giriş” bölümü çıkıyordu karşımıza. O birkaç sayfa Kıvılcımlı tarafından yeni yazıya aktarılmış daktilo edilmiş sayfalardı. Birkaç kişiye arattık, hep aynı sonucu aldık. Oysa bizdeki mikrofişlerde 180 sayfa kadar eski yazı metin vardı. Bunun üzerine eserleri Arşiv’e teslim eden Latife Fegan’la yazıştık. Kendisi bize eserlerin kataloğunu yapıp raflara yerleştiren kişiye başvurmamızı salık verdi, sonra da bizi beklemeden kendisi o kimse ile yazışıp, bize aradığımız metnin arşivdeki dosya adını ve numarasını iletti. Böylece Latife Fegan sayesinde dosyaya ulaştık ve temiz bir kopya edindik. Gelen sayfaları daha okunur hale getirmek de fotoğrafçı arkadaşım sevgili Aydın Çetinbostanoğlu’na düştü. Kısa sürede fotoşop kullanarak sayfalardaki lekeleri temizleyip, daha okunur hale getirdi.

 

Bu arada 2014 yılına gelmiştik. Elimizdeki temizlenmiş nüshayı kağıda bastırarak okumasını ve çevirmesini isteyerek yine TÜSTAV yayın kurulundan arkadaşım Hamza Tığlay’a teslim ettim. Ondan sonraki süreci sevgili Hamza kendi yazısında ayrıntılarıyla yazmış zaten. Bana sadece takdir ve teşekkür düşer o konuda. Bu arada bizleri kırmayarak çeviriyi gözden geçirip eksiklikleri tamamlamamız için yoğun gayret sarf eden sevgili Şeyda Oğuz’a da sonsuz teşekkür borçluyuz.

 

Görüldüğü gibi bu eserin kitap olarak yayınlanması gönüllü ve kolektif çabaların ürünü. Metnin ilk ham çevirisi üzerinde çalışıp düzenlemeye katkıda bulunan sevgili arkadaşım Prof. Güney Çeğin ve ona yardımcı olan Nagehan Yanar arkadaşların gayretleri de azımsanamaz.

 

Bana gelince; ben metin okumaları yaptım, düzenlemeye, başlık sıralamalarına katkıda bulundum kendimce. Ama asıl gayretim metnin yayınlanması gerektiği konusunda ısrarım olmuştur. Katkı denecekse en önemli katkım bu oldu bence.

 

Böylece 2008 yılından beri aralıklı olarak üzerinde çalıştığımız, ilk başlarda başarısızlığa uğrayıp bırakmak zorunda kaldığımız metin artık okuyucu önüne çıkıyor. Bu tarihi metni yayınlama azmimiz bazen sekteye uğrasa da hiç azalmadı ve görevimizi yapmış olduk. Bundan sonrasını metin kendisi başaracak. Tabii ki okuyan arkadaşlarımızın tartışma, yayma gayretleri de belirleyici olacaktır.

 

Asıl Hegel metninden sonra aynı klasörden çıkan ve Hegel metninin hazırlanması sırasında tutulan notlar olduğu anlaşılan çeşitli “Felsefe Notları”nı da kitaba ekledik. Böylece kaynak bazı metinler de yayınlanmış oldu.

 

Son olarak önemli bir teşekkürümüz de Nota Bene yayınlarına. Eser üzerine yaptığımız sosyal medya paylaşımlarını görerek kendileri bu kitabı basmayı teklif ederek bize çok büyük bir rahatlık sağlamış oldular.  11.09.2021

Ahmet Kale

 

 

 

 

2021 Ekim ayı başında Kıvılcımlı’nın HEGEL ve FELSEFE NOTLARI eseri yayınlandı. Uzun yıllar önce yazılmış olan bu çok önemli eser, yine çok uzun süre ve çabalar sonucu Kıvılcımlı ustanın 50. Ölüm yıldönümünde ancak yayınlanabilmiş oldu. Böylesi önemli bir eseri gün ışığına çıkarmakta katkısı olan biri olarak gurur duymakla beraber, bunun gibi daha nice önemli eserinin henüz yayınlanmamış olmasının ayıbını da herkesle birlikte taşıyorum elbette.

 

Hegel eseri son derece önemli bir çalışma. Son derece zahmetli çabalarla yayınlanıp okura sunuldu. Çok fazla umutlu olmamakla birlikte yine de bu eserin yayınlanmasının akademik ve siyasi çevrelerde yankı bulabileceğini düşünüyorduk. Yayınlanışının üzerinden 7-8 ay geçti. Sadece yayınlamakla da kalmadık kitap üzerine birkaç söyleşi de düzenledik daha iyi tanıtabilmek için. Özellikle eseri eski yazıdan çeviren Hamza Tığlay arkadaşımın gayretlerini takdirle anıyorum. 50 anma yılı etkinlikleri kapsamında yapmış olduğumuz videolardan birinde eseri büyük bir yetkinlikle tanıttı arkadaşımız. Ayrıca “Sosyalist Kritik” youtube kanalında Cenk Ağcabay ile yine dolu bir söyleşi yaptı Hamza. Kitabın tanıtımı için yazdığı, bu sütunlarda da paylaştığımız, “Kıvılcımlı'nın Kaleminden Hegel'i Öğrenmek” yazısıyla tanıtımı daha da etkinleştirdi. Nihayet İstanbul’da bir kültür merkezinde son derece verimli bir canlı tanıtım da yaptı.

 

Ne yazık ki bizim kitabı basmamız ve Hamza arkadaşımın tanıtım için gösterdiği üstün gayretten başka bir çaba göremedik. Akademinin ilgisi zamanla olabilir belki diye düşünmekle birlikte, özellikle Bilim ve Gelecek Dergisi’nin önemsemesi ve Kıvılcımlıcı çevreden Caner Malatya’nın güzel yazısı dışında bir gayret göremedik. Umarız zamanla bu kabuk da kırılır.

 

Bu haftaki kitap tanıtım yazımda, basılan kitap için yazmış olduğum “Hegel Kitabının Baskıya Hazırlanış Süreci” başlıklı sunum yazımı paylaşıyorum. Önümüzdeki hafta da sevgili Hamza Tığlay’ın “Kıvılcımlı’nın Hegel Yazıları: 7 Yıllık Serüven” başlıklı, çeviri sürecini özetlediği güzel yazısını paylaşacağım. Bu çok önemli eserin hak ettiği ilgi ve etkiyi görmesi dileğimizdir.

 

HEGEL KİTABININ BASKIYA HAZIRLANIŞ SÜRECİ

 

20 yıla yakın bir süredir Hikmet Kıvılcımlı’nın eserlerinin basılması, tanıtılması ve yayılıp anlaşılması için gönüllü çalışmalar yapan biriyim. Yaklaşık 60 kadar kitabını yayınladım. Çeşitli platformlarda sayısız kez tanıtım söyleşileri yaptım. Basıma hazırladığım hiçbir kitabına önsöz, sonsöz falan yazmayı hadsizlik saydım hep. Yazan yazmıştı, bizlere düşen onları gün ışığına çıkarıp yaymaktı. O yüzden kitaplara sadece kısa kısa tanıtımlar yazdım. Bu yazı da yaklaşık 60 yıl önce yazılmış, 40 yıldır arşivde duran çok önemli bir metnin kitap oluş sürecinin yazılmasıdır sadece.

 

Kıvılcımlı’nın ölümünden sonra yazılarının olduğu çuvallar Fegan ailesi ve yakın çevreleri tarafından yurt dışına çıkarılmış ve birçok zorlukla mücadele edilerek muhafaza edilmiş, sonunda da Amsterdam’daki Uluslararası Sosyal tarih Enstitüsü’ne teslim edilmiş. Neredeyse tamamı el yazması olan eserlerin asılları halen orada arşivlenmektedir.

 

1970’li yılların sonuna doğru Fuat Fegan o zamana kadar tasniflediği eserlerin mikrofişlere aktarılmış birkaç kopyasını Türkiye’ye getirmişti. Bu yazıda arşivin serüvenini ve bugünkü durumunu yazmayacağım. 70’li yılların sonunda getirilen bu mikrofişler neredeyse 30 yıl sonra geçmişti elimize. O zamanlar Kıvılcımlı’nın bütün eserlerini düzenli bir biçimde basmak üzere bir yayınevi kurmuştuk. Sosyal İnsan Yayınları ismindeki bu yayınevinin kurucu ortağı ve yöneticisiydim.

 

Kitapları çıkarmaya başlamamızdan kısa bir süre sonra mikrofişlerin bir kopyasını saklamış olan arkadaşımız onları bize teslim etti. Hemen gözden geçirip, yayın sırasına alabileceklerimizi seçmek istedik. 70’li yılların teknolojisi ile yapılmış kayıtlar oldukça zor okunuyordu. Koyu karanlıktı sayfalar ve yazılar. Bir de Osmanlıca olunca güçlük daha da artıyordu. Okumak için büyütmek gerekiyordu, büyütünce de yazılar bozuluyordu. Yine de en okunabilirlerini seçip çalışmalara başladık.

 

En kolay okunup yeni yazıya aktarılabilecek, en derli toplu olan dosya BERGSONİZM dosyasıydı. Eski yazıydı ama dosya olarak kitap formatında yazılıp toparlandığı belli idi. Kıvılcımlı dosya’nın başına “içindekiler” dizini bile yapmıştı. Bu dosya ile başlayabilirdik.

 

TÜSTAV yayın kurulunda iken tanıştığım, zaman zaman kendisinden eski yazı dersleri aldığım sevgili Şeyda Oğuz ile anlaştık çeviri konusunda. Oldukça meşakkatli bir çalışmayla, son derece başarılı bir ürün çıkardı Şeyda Oğuz. BERGSONİZM kitabı 2008 yılı şubat ayında “Bütün Eserler” dizisinin 6. Kitabı olarak çıktı.

 

Bu kitabı çevirip yayınlamanın heyecanıyla hemen yine mikrofişlerde bulduğumuz HEGEL dosyasını aldık önümüze. Ancak bu defa işler daha zordu. Metinle ilgili zorlukları Çevirenin Notu bölümünde sevgili Hamza Tığlay anlatıyor. Ben onları fazla bilmiyorum. Ancak Şeyda’nın mikrofişlerden çevirmeye çalıştığı sayfalar çok karanlık ve bozuk çıkmışlardı. Sayfa sıralaması düzgün değildi. Nitekim bir süre sonra Şeyda Oğuz haklı olarak çeviriyi bıraktı.

 

Yıllar geçti, ben Sosyal İnsan Yayınları’ndan ayrılmak zorunda kaldım. O zaman çevirtmek üzere kağıda bastırdığımız sayfaların bir kopyasını almıştım ama fotokopiler daha da kötüydü, çevirtmek mümkün değildi. Bunun üzerine eserlerin asıllarının bulunduğu Hollanda’daki Arşiv’den sağlıklı bir kopya almanın yollarını aradık. (Bu arada yine arşivden aldığımız Kıvılcımlı’nın yurt dışına kaçışının perde gerisini anlatan OA DOSYASI ve cezaevi yaşamını etüd ettiği eski yazı HAPİSHANENİN İÇYÜZÜ başlıklı iki dosya da ilerleyen yıllarda tarafımızdan yayınlandı.)

 

Arşiv’de Hegel başlıklı bir arama yapıldığında, bu kitapta okuyacağınız birkaç sayfalık “Giriş” bölümü çıkıyordu karşımıza. O birkaç sayfa Kıvılcımlı tarafından yeni yazıya aktarılmış daktilo edilmiş sayfalardı. Birkaç kişiye arattık, hep aynı sonucu aldık. Oysa bizdeki mikrofişlerde 180 sayfa kadar eski yazı metin vardı. Bunun üzerine eserleri Arşiv’e teslim eden Latife Fegan’la yazıştık. Kendisi bize eserlerin kataloğunu yapıp raflara yerleştiren kişiye başvurmamızı salık verdi, sonra da bizi beklemeden kendisi o kimse ile yazışıp, bize aradığımız metnin arşivdeki dosya adını ve numarasını iletti. Böylece Latife Fegan sayesinde dosyaya ulaştık ve temiz bir kopya edindik. Gelen sayfaları daha okunur hale getirmek de fotoğrafçı arkadaşım sevgili Aydın Çetinbostanoğlu’na düştü. Kısa sürede fotoşop kullanarak sayfalardaki lekeleri temizleyip, daha okunur hale getirdi.

 

Bu arada 2014 yılına gelmiştik. Elimizdeki temizlenmiş nüshayı kağıda bastırarak okumasını ve çevirmesini isteyerek yine TÜSTAV yayın kurulundan arkadaşım Hamza Tığlay’a teslim ettim. Ondan sonraki süreci sevgili Hamza kendi yazısında ayrıntılarıyla yazmış zaten. Bana sadece takdir ve teşekkür düşer o konuda. Bu arada bizleri kırmayarak çeviriyi gözden geçirip eksiklikleri tamamlamamız için yoğun gayret sarf eden sevgili Şeyda Oğuz’a da sonsuz teşekkür borçluyuz.

 

Görüldüğü gibi bu eserin kitap olarak yayınlanması gönüllü ve kolektif çabaların ürünü. Metnin ilk ham çevirisi üzerinde çalışıp düzenlemeye katkıda bulunan sevgili arkadaşım Prof. Güney Çeğin ve ona yardımcı olan Nagehan Yanar arkadaşların gayretleri de azımsanamaz.

 

Bana gelince; ben metin okumaları yaptım, düzenlemeye, başlık sıralamalarına katkıda bulundum kendimce. Ama asıl gayretim metnin yayınlanması gerektiği konusunda ısrarım olmuştur. Katkı denecekse en önemli katkım bu oldu bence.

 

Böylece 2008 yılından beri aralıklı olarak üzerinde çalıştığımız, ilk başlarda başarısızlığa uğrayıp bırakmak zorunda kaldığımız metin artık okuyucu önüne çıkıyor. Bu tarihi metni yayınlama azmimiz bazen sekteye uğrasa da hiç azalmadı ve görevimizi yapmış olduk. Bundan sonrasını metin kendisi başaracak. Tabii ki okuyan arkadaşlarımızın tartışma, yayma gayretleri de belirleyici olacaktır.

 

Asıl Hegel metninden sonra aynı klasörden çıkan ve Hegel metninin hazırlanması sırasında tutulan notlar olduğu anlaşılan çeşitli “Felsefe Notları”nı da kitaba ekledik. Böylece kaynak bazı metinler de yayınlanmış oldu.

 

Son olarak önemli bir teşekkürümüz de Nota Bene yayınlarına. Eser üzerine yaptığımız sosyal medya paylaşımlarını görerek kendileri bu kitabı basmayı teklif ederek bize çok büyük bir rahatlık sağlamış oldular.  11.09.2021

Ahmet Kale



Bu yazı 634 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI