Bugun...



İstanbul’un Köle Çocukları

Suriye’den para ile satın alınan küçük çocuklar işkence ile çalıştırılıyor

facebook-paylas
Tarih: 15-03-2021 11:21

İstanbul’un Köle Çocukları

Her gün kavşaklarda, trafik ışıklarında AVM önlerinde gördüğümüz o çocukların hikayesini Birgün’den Timur Soykan yazdı.

 

8 Haziran 2017 akşamı saat 21.00’de,

 

Yağmur altında bitkindi küçük adımları.

 

Dev, ıslak otobanda 120 km/saat hızla giden farların aydınlığında bir görünüp bir karanlığa gömülen üç Suriyeli çocuk bariyeri güçlükle aştı.

 

Modern zamanın ölümcül, azgın nehrinin kıyısında, hızına yetişemedikleri yüzlerce insanın arasında yapayalnızdılar. Bir köprü yoktu ve karşıya geçmek istiyorlardı.

 

10 yaşındaki Macit, 12 yaşındaki Hakim etrafını saran farların arasından kıl payı kurtuldu. Beyaz panelvan bir anda önüne fırlayan karaltıyı gördüğünde çok geçti. Onun çarptığı çocuğun üzerinden iki otomobil geçti. Panelvan durdu, diğerleri kaçtı.

 

12 yaşındaki Muhammed Cabir Sılaş ölmüş, azgın nehir durmuş, fren lambalarıyla kırmızıya bulanmıştı. Çocuğun torbasındaki kağıt mendiller ortalığa saçılmıştı. Orta refüjdeki iki çocuk, korkudan titriyordu, kaçtılar.

 

Sol şeritte yatan, kahverengi battaniye ile örtülmüş çocuğun artık herkes farkındaydı. Merakla bakanlar, yanından geçtikten sonra gaza basıyor, dev otobanda hayat normale dönüyordu.

 

Polisin ulaştığı çocuğun dayısı Heysem Sılaş ifadesinde “Ben inşaatlarda çalışıyorum. Eşim ve üç çocuğum ile Küçükçekmece’de yaşıyoruz. Yeğenimin anne ve babası Halep’te. İki aydır bizde kalıyor. Ona çarpandan şikâyetçiyim” demişti.

 

Yalan söylüyor, zalimliğini gizliyordu.

 

3 yıl 9 ay boyunca haberimiz olmadı.

 

Muhammed bir örgütün para ile alıp sattığı, işkence gören köle bir çocuktu.

 

2017’nin mart ayında Muhammed, iç savaşta yerle bir olmuş Halep’e yakın köyündeki evinin önünde oynuyordu. Aylar önce kendisinden üç yaş büyük ağabeyi Mahmud’u götüren otomobil toprak yolda tozlar saçarak yaklaşıyordu. Aynı adam inmişti otomobilden. Adı Zeyd Kalusi’ydi. Çocukları kiralayıp Türkiye’ye götüren adamı köylerde herkes tanırdı.

 

Muhammed, kendisinin satıldığı pazarlığı dinledi. Zeyd, babasına 3 aylığına 30 bin Suriye lirası verecekti. “Dayısına teslim edeceğim” demişti.

 

Birkaç gün sonra annesinin kıyafetlerini doldurduğu okul çantası kucağında bir minibüsün içindeydi Muhammed. 8 çocuk vardı. Gece vakti kaçakçılar onları sınırdan geçirdi. Reyhanlı’dan yolcu otobüsleriyle İstanbul’a gönderildiler.

 

Dayısı Heysem, Muhammed’i Esenler Otogarı’nda teslim aldı. Saçını okşamayan, yüzüne bakmayan dayısı onu, Kanarya Mahallesi’ndeki bir apartmanın bodrum katına götürdü. Duvarları nemden kararmış, tavana bitişik küçük pencereleri gazete kağıtlarıyla örtülü depo ranzalarla doluydu. Her yanı saran çamaşır iplerinden çocuk kıyafetleri sarkıyordu.

 

Üzerine kilitlenen kapı gece yarısı açıldı. Çocuklar içeri doluştu. Konuşmaya mecalleri yoktu. Sadece İbrahim, nereden geldiğini sormuştu.

 

Sabah 06.00’da ranzaya atılan tekmeyle uyandı Muhammed. Diğer çocuklarla bir minibüse bindirilmişti. Bir trafik ışığının önüne İbrahim ve üç çocukla bırakıldı. Dev şehirdeki kalabalığı, otomobilleri şaşkın izliyordu. Eline kağıt mendil dolu bir torba verilmişti. Akranı İbrahim içine düştüğü cehennemi anlattı ona:

 

“100 lira toplamazsan, polise yakalanırsan hortumla, kabloyla döverler. Hep buralarda gezip bizi kontrol ediyorlar. Uyursan, çalışmazsan döverler.”

 

İbrahim vücudundaki dayak izlerini göstermişti.

 

Günler işkenceyle, dayakla geçti…

 

Bu sırada polis, Suriye’den getirdiği köle çocukları dilendiren örgütü takibe almıştı. Telefonlarını dinliyordu. Trafik ışıklarını, AVM önlerini, metrobüs duraklarını bölüşmüş çeteler, birbirleriyle konuşuyordu.

 

Muhammed’in dayısı Heysem Sılaş, 17 Mayıs 2017 günü saat 05.48’de çocukların kaldığı bodrumun sahibi Amir Cebebini’ye telefonda şöyle dedi:

 

“İki çocuğu kaldırman lazım. Muhammed Cabir ile Ali’yi, Nur’a 6 bin liraya sattım.”

 

Dinleme kayıtlarından anlaşılıyordu; 5 gün sonra Muhammed, en gaddar köle çocuk sahibi Ali Cebebini’nin eline düşmüştü. Ona herkes ‘Yarasa’ diyordu. Korkunçtu.

 

27 Mayıs 2017 günü saat 02.14’te Yarasa, Muhammed’in kaldığı depoyu aramış ve telefonu ona vermelerini söylemişti. Tape kaydı şöyleydi:

 

“Ali Cebebini: Neden yetmiş lira.

 

Muhammed Cabir: Altmış dokuz… Altmış dokuz lira…

 

Yarasa’dan telefonu alan Heysem, Muhammed’i tehdit ediyordu:

 

‘Nasıl altmış dokuz lira. Ve nasıl sokakta kız resmi çiziyorsun ve kalp resmi çiziyorsun. Değil mi güzel aşk yaşayacaksın… Seni dört parçaya böleceğim. Ali 150 liraya tamamlayıp dönüyor.’

 

Muhammed Cabir: Çalışacağım.”

 

Örgütün takipçileri, sürekli köle çocukları izliyor, dilendikleri paraları topluyorlardı. Muhammed’in tebeşirle yere çizdiği ve yağmurda silinen resmi görmüşlerdi.

 

Hortumla dövüldü, falakaya yatırıldı.

 

Muhammed, 8 Haziran 2017 günü işkence görmemek için 100 TL biriktirmeye çalışıyordu. Onun ölümünden hemen sonra Yarasa’nın telefon konuşmasını polis kaydetmişti.

 

“Benim çocuklardan… Otobanda yatıyor… Almadılar daha…”

 

Örgüte operasyon 11 Eylül 2017 günü yapıldı. 5 ayrı depoda 44 Suriyeli çocuk vardı

 

Biri Muhammed’in ağabeyi Mahmud Silaşi’ydi. İfadesinde şöyle dedi:

 

“Kardeşim ölmeden önce bana anlattı. 100 TL altında para topladığı zaman sırtında sigara söndürmüşler, dilinin altını çakmakla yakmışlar. Bunun için akşam o saatte para toplamaya çalışıyordu. Babama anlattım. Hiçbir şey yapmadı. Beni de hortumla, kabloyla çok dövdüler.”

 

Bu örgüt ile ilgili dava bu aybaşında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Burada adı geçen sanıklardan hiçbiri tutuklu değildi, duruşmaya da gelmediler.

 

Bu örgütle ilgili ilk haberi 3 Mart 2021 günü DHA’dan Ahmet Yeşilmen yazdı. Size 214 sayfalık iddianamedeki gerçeklerin küçük bir kısmını anlatabildim.

 

Bugün her trafik ışığında, AVM önünde, otobüs-metrobüs durağında parçalanmış ülkenin köle çocukları çalışmaya devam ediyor. Aileleri değil, örgütün akbabaları onları uzaktan izliyor. Sadece bu çetelerin değil, Suriye’yi yerle bir eden emperyalistlerin, Neo-Osmanlı hayaliyle komşusunu yakanların elinde Muhammed’in ve binlerce çocuğun kanı duruyor.




Bu haber 574 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KENT Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI