escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Prof.Dr.Behçet Kemal Yeşilbursa

facebook-paylas
Ortadoğu: Haritaların Değiştiği, Dengelerin Hiç Bitmediği Coğrafya
Tarih: 11-04-2026 21:38:00 Güncelleme: 11-04-2026 21:38:00


Dünyanın bazı bölgeleri vardır ki, tarih boyunca kaderleri değişir; bazıları ise yüzyıllar geçse bile aynı hikâyenin farklı sayfalarını yaşamaya devam eder. Ortadoğu, işte tam da bu ikinci kategorinin en belirgin örneğidir. Bugün bölgeyi konuşurken petrolün fiyatı, Suriye iç savaşı, İran–ABD gerilimi, Filistin meselesi gibi güncel başlıkları tartışıyoruz; fakat Ortadoğu’nun bu “sürekli kaynama halini” anlamak için binlerce yıllık tarihini göz ardı etmek mümkün değil.

 

Adı bile siyasi: Ortadoğu kime göre, neye göre?

 

Ortadoğu kavramının tarih sahnesine çıkışı bile bir bakıma bölgenin kaderini özetliyor. 1902’de Amerikalı deniz stratejisti Alfred Mahan’ın, Avrupa merkezli bir bakışla tanımladığı bir terim… Bölgenin nereden başlayıp nerede bittiğine dair ortak bir harita yok. Çünkü Ortadoğu, coğrafi bir gerçeklikten çok, küresel güçlerin çıkarlarına göre yeniden çizilen bir “siyasi alan”.

 

Bir Fransız akademisyene göre başka, bir Amerikalı stratejiste göre bambaşka… Birleşmiş Milletlere göre Güneybatı Asya’yı da içine alan geniş bir bölge; başka kaynaklara göre ise yalnızca Arap dünyası ve İsrail’i kapsayan daha dar bir çerçeve. Kısacası Ortadoğu, tanımı bile “yoruma açık” olan bir coğrafya.

 

Dinlerin beşiği, çatışmaların merkezi

 

İlk yerleşik hayat, ilk tarım faaliyetleri, ilk yazı, ilk kanunlar ve üç büyük semavi din… Hepsinin doğduğu, şekillendiği, yayılmaya başladığı yer burası. Ne var ki dinlerin beşiği olan bu topraklar, aynı zamanda din kaynaklı çatışmaların da hiç eksik olmadığı bir coğrafya oldu. Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam; ortak paydaları çok olsa da tarih boyunca bölgeye huzurdan çok rekabet getirdi. Bugün Filistin meselesinin kökleri de Suriye iç savaşının mezhepsel fay hatları da İran-Suudi Arabistan rekabetinin motivasyonları da bu tarihsel arka planda yatıyor.

 

Osmanlı sonrası: Bozulan dengeler, bitmeyen arayış

 

Dört yüz yıl boyunca “göreceli bir istikrar” sunan Osmanlı’nın çekilmesiyle bölge, 20. yüzyılın en acımasız mühendislik çalışmalarına sahne oldu. Sykes–Picot anlaşmasıyla cetvelle çizilen sınırlar, bugün hâlâ kapanmayan yaraların temelini oluşturuyor. Batılı güçlerin “Ortadoğu halklarının kendi kaderini tayin hakkı” söylemleri ise çoğunlukla kâğıt üzerinde kaldı. Gerçekte ise mezhepsel ayrılıklar derinleştirildi; küçük, kırılgan devletçikler oluşturuldu. Ve bu kırılgan yapı, 21. yüzyılda da Irak’ın işgali, Arap Baharı, Suriye iç savaşı gibi büyük kırılmalara zemin hazırladı.

 

Jeopolitik bir satranç tahtası

 

Ortadoğu’yu anlamak için haritanın üzerinde birkaç nokta işaretlemek yeterli:

 

  • Süveyş Kanalı
  • Hürmüz Boğazı
  • İstanbul ve Çanakkale Boğazları
  • Basra Körfezi

 

Bu suyollarının her biri, dünya ekonomisinin can damarları. Bir tanesinin bile kapanması, küresel enerji akışını altüst etmeye yeter. Bu yüzden bölge, yalnızca “bölge ülkelerinin değil”, ABD’den Rusya’ya, Avrupa’dan Çin’e kadar herkesin stratejik hesaplarında baş köşede yer alıyor.

 

Petrol: Lut gölünden sonra bölgenin ikinci laneti

 

Ortadoğu’nun yeraltı zenginlikleri, özellikle de petrol ve doğal gaz, bölgeye refah değil, daha çok rekabet ve kriz getirdi. Dünya petrol rezervlerinin yüzde 60’ından fazlası, doğal gazın yüzde 40’ı bu bölgede. Bu gerçek, Soğuk Savaş’tan günümüze kadar tüm küresel güçlerin bölgeyle ilgisinin temel gerekçesi oldu. Petrol, Ortadoğu’nun şansı mı yoksa kaderinin ağırlığı mı? Bu sorunun cevabı hâlâ tartışmalı.

 

Ve Türkiye… Bu tablonun neresinde?

 

Ortadoğu’nun tarihsel derinliğine, kültürel temasına ve jeopolitik gerçekliğine en aşina ülkelerden biri Türkiye’dir. Osmanlı’dan miras yönetim birikimi, Müslüman bir nüfusa sahip olması ve Avrupa–Asya arasında köprü konumu, Türkiye’yi bölgenin doğal aktörlerinden biri haline getiriyor. Ayrıca bor, toryum gibi stratejik madenler bakımından Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel, küresel enerji oyunlarında yeni kapılar aralayacak nitelikte.

 

Son söz: Ortadoğu bir coğrafya değil, bir kaderdir

 

Ortadoğu’nun karmaşık yapısına bakınca insanın aklına şu soru geliyor: “Bu topraklarda huzur mümkün mü?” Belki de asıl sorun, huzurun tanımında. Çünkü Ortadoğu, tarihin en büyük medeniyetlerine beşiklik etmiş; fakat aynı zamanda en derin kırılmalarını yaşamış bir coğrafya. Bu topraklarda dengeler değişir ama gerçekler değişmez: Ortadoğu, dünya siyaseti için dün olduğu gibi bugün de vazgeçilmezdir; yarın da öyle olmaya devam edecektir.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 205 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI