Havsalamız almıyor değil mi? Haklısınız, normal bir insanın sağlıklı işleyen beyin çeperleri bu dehşeti, bu organize kötülüğü algılamakta zorlanıyor.
Bir yanda devletin şefkatini, adaletini ve ciddiyetini temsil etmesi gereken koca bir “Valilik makamı”; diğer yanda ise adeta aile boyu kurulmuş, yanına emniyet müdürünü, başhekimi, bilişimcileri almış bir "suç karteli."
Tunceli eski Valisi Tuncay Sonel’in makam arabasının arkasına takılan o karanlık vagonlar nihayet birer birer adliye koridorlarında raydan çıktı.
Yıllardır "Köprüden atladı, intihar etti" diye baraj göllerinde boşuna kurbağalama yüzdürdükleri o yalan rüzgarı, Erzurum Başsavcılığı’nın dijital inceleme balyozuyla darmadağın oldu.
Karşımızda bir devlet adamı değil; eşiyle, oğluyla, tetikçisiyle ve bilişim çetesiyle tam teşekküllü bir suç mekanizması var!
BİR VALİ VE AİLE BOYU "GİZLE-YOK ET" ŞİRKETİ
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de Tunceli’de bir anda "buharlaştığında," hepimizin yüreğine bir kor düştü. Dönemin Valisi Tuncay Sonel ise adeta bir halkla ilişkiler uzmanı edasıyla hemen kameraların karşısına geçip baraj gölünü işaret etti.
Meğer Sayın Vali, o sırada devletin sualtı arama ekiplerine derin su dalışı yaptırırken, arka tarafta kendi ailesinin derin suçlarını yüzdürüyormuş!
İtirafçılar ve gizli tanıklar ardı ardına konuşunca anladık ki, karşımızda olup bitenler, bir valilik teamülünün hassasiyetinden çok, adeta bir suç delili imha merkeziymiş.
İddialar, itiraflar o kadar muazzam ki, insan hayret etmeden duramıyor. Vali Bey’in sevgili oğlu Mustafa Türkay Sonel, iddialara göre Gülistan Doku’yu iki el ateş ederek katlediyor. Sonra ne mi oluyor? Tabii ki "Baba, ben bir şey yaptım" telefonu!
İşte tam burada Vali Bey devreye giriyor. Bir babanın evladını koruma içgüdüsü mü dersiniz, yoksa makam gücünü bir mafya lideri gibi kullanma cüreti mi? "Sen dur oğlum, baban halleder" diyerek kolları sıvıyor koskoca vali. Bu noktadan sonra koskoca şehrin adalet mekanizması, bir mülki amirin aile içi “temizlik” şirketine dönüştürülüyor adeta.
HANIMEFENDİ’NİN PANİK ODASI VE 100 BİN LİRALIK HİZMET TARİFESİ
Gelelim bu suç makinesinin en estetik dişlisine: eski Vali’nin eşi Handan Sonel.
Kendisi operasyonun ikinci dalgasında kelepçeyle tanıştı. Valilik konutunda çalışanların ifadeleri ise tam bir trajikomedi.
Olay günü Handan Hanım’ı bir panik dalgası sarıyor. Evdeki temizlikçileri, çalışanları yaka paça, aceleyle "Hadi bugünlük bu kadar, evlerinize gidin" diyerek erkenden sepetliyor. Neden acaba? Konutta bir dip köşe bahar temizliği mi yapılacaktı, yoksa oğlunun kanlı izleri mi silinecekti?
Dahası var, iddialara bakılırsa Handan Hanım sadece ev süpürmekle kalmamış, piyasada adeta bir "taşeron" gibi çalışmış.
Hükümlü tanıkların beyanlarına göre, Gülistan Doku’nun cansız bedenini alıp tamamen yok etmesi karşılığında birilerine tam 100 bin lira nakit para bayılmış!
Vizyona bakar mısınız? Bir genç kızın hayatını, bedenini yok etmenin bedelini 100 bin lira olarak belirlemiş koskoca eski Vali’nin eşi. "Parasıyla değil mi kardeşim, yok edin şu cesedi" rahatlığı bu.
Tutuklanıp adliyeye götürülürken verdiği ifade ise tam bir pişkinlik abidesi: "Ben Gülistan’ı tanımam, zaten PKK eylemlerinde fotoğrafları vardı." Bak sen şu savunmaya! Yani Handan Hanım’a göre, eğer bir insanın profilini beğenmiyorsanız veya onun hakkında oluşturduğunuz bir algı varsa, oğlunuz o insanın kafasına sıkabilir, siz de cesedini parayla ortadan kaldırabilirsiniz (?)! Öyle mi? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır?
SİM KART HOKKABAZLIĞI VE SİLİNEN REÇETELER
Tuncay Sonel’in yöneticisi olduğu bu suç organizasyonu sadece ceset taşımakla yetinmemiş, dijital dünyada da tam bir siber suç çetesi gibi çalışmış.
Vali Bey, bulunduğu makama duyulan güveni de kötüye kullanmak suretiyle, Gülistan Doku’nun telefonuna ait SIM kartını ailesinden "İnceleyeceğiz" diye alıyor. Savcılığa teslim etmek mi? Tabii ki hayır!
Kartı hemen Ankara’daki has adamı, eski polis Gökhan Ertok’a kargoluyor. Gökhan Bey de bir bilgisayar dâhisi edasıyla klavyenin başına geçip Gülistan’ın tüm mesaj geçmişini, sosyal medya hesaplarını ve dijital izlerini kökten siliyor. "Format at her şeye kardaş!" Mantık bu.
Yetmiyor, kızcağızın kaybolmadan birkaç gün önce Tunceli Devlet Hastanesi’ne giriş yaptığı kayıtlar var. Acaba orada bir darp raporu mu vardı, bir şiddet izi mi belgelenmişti? Telaşlanmayın, suç makinesinin kolları hastaneye de uzanıyor. Dönemin Başhekimi Çağdaş Özdemir de bu organizasyonun sağlık departmanı başkanı gibi çalışarak hastane veri tabanına giriyor ve o kritik sağlık kayıtlarını sistemden tamamen siliyor. Muazzam bir koordinasyon!
Vali Bey talimat veriyor, polis dijitali temizliyor, başhekim medikal kayıtları uçuruyor, koruma polisi Şükrü Eroğlu cesedin taşınmasına lojistik destek sağlıyor, korucu Fatih Özmen nöbet tutuyor…
Biz “devlet işlerini yönetiyorlar” diyorduk, meğer o sıralar Tunceli’de tıkır tıkır işleyen bir "Suç Anonim Şiriketi" yönetiliyormuş!
"GEREĞİNİ YAPARSINIZ KARDAŞ" VE SOSYAL MEDYA OPERASYONLARI
Erzurum Başsavcılığı’nın Sonel’in telefonundan çıkardığı dijital yazışmalar, bu ekibin ne kadar "profesyonel" olduğunu gözler önüne seriyor.
Sosyal medyada eski Vali Tuncay Sonel hakkında olumsuz paylaşım yapan, "Gülistan Doku’ya ne oldu?" diye soran zavallı vatandaşların fotoğraflarını has polisi Gökhan’a gönderen eski Vali, şu emri veriyor: "Gereğini yaparsınız kardaş."
"Gereği" ne peki? Adamların evine böcek yerleştirmek, insanları darp etmek, kişisel verilerini çalıp şantaj yapmak!
Nitekim, savcılık, Sonel’i sadece cinayete yardımdan değil; "nitelikli yağma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "bilişim sistemlerini bozma" suçlarından da tutukladı. Adam valilik yapmamış da Tunceli’de resmen kendi feodal dükalığını kurup terör estirmiş.
Peki, Tuncay Sonel yakayı ele verince ne yapıyor? Tabii ki o çok tanıdık, o çok klas bürokrat savunmasına sığınıyor: "Ben suçsuzum, beni kurguyla kandırdılar, Gökhan’a gönderilen paralar da harçlıktı."
Yahu, koskoca Vali, koruma polisinin hesabı üzerinden siber operasyon yapan adama destelerle "harçlık" gönderir mi hiç? Sizin harçlık algınızla bizimki arasında dağlar kadar fark var, Sayın Sonel!
Biz yeğenimize bayramda harçlık veririz, siz ise sosyal medyada adam döven, delil karartan tetikçilerinize banka transferiyle "harçlık" adı altında maaş bağlarsınız.
DEVLETİN MAKAMINI KİRLETENLERİN HAZİN SONU
İnsanın havsalası gerçekten almıyor. Bu kadar lanet, bu kadar karanlık, bu kadar fütursuz bir adam nasıl olur da bir şehrin en yüksek mülki amiri yapılıp oraya oturtulur?
Altı yıl boyunca bir ailenin feryadını, bir annenin gözyaşlarını izlerken hiç mi vicdanınız sızlamadı? O makam koltuğunda oturup baraj gölüne bakarak "Nasıl da güzel yutturduk intihar süsünü" diye kahvenizi yudumlarken, adaletin bir gün o gölün dibinden çıkıp boğazınıza sarılacağını hiç mi düşünmediniz?
Bugün gelinen noktada tablo net: Eski Vali Tuncay Sonel içeride, eşi Handan Sonel içeride, katil zanlısı oğlu Mustafa Türkay Sonel içeride. Yanlarında onlara uşaklık eden emniyet müdürleri, polisler, başhekimler ve işbirlikçilerle birlikte tam 16 kişi demir parmaklıklar arkasında.
Devletin valisi olarak girdiği o şehirden, işlemiş olduğu suçlar nedeniyle, bir suç makinesinin baronu olarak cezaevine gönderildi.
Gülistan Doku’nun ahı, o sildiğiniz hard disklerden de, parayla tuttuğunuz o kiralık mezar kazıcılardan da büyüktür. Parayla ceset gizleyen hanımefendiler, makam gücüyle katil kaçıran beyefendiler; şimdi o çok güvendiğiniz lüks hayatınızın ve sahte ihtişamınızın yerini alan o soğuk koğuşlarda, birbirinize "harçlık" dağıtarak vakit geçirebilirsiniz.
Adalet belki geç kalır ama asla kör değildir; hele ki karşısındaki koca bir suç makinesiyse, dişlilerini de tek tek sökmeyi çok iyi bilir!
İnşallah bir hücrede geberdiğinizde sizin o pislik cesetleriniz bir çöp poşeti içinde atılır da bu topraklarımızı kirletmez, sizin diriniz değil belki ama vakti geldiğinde ölünüz çöp poşeti ile atılmalı. Sizin suç sarmalınız yüzünden bir mezarının bile olamadığı gencecik bir kızımızın ahı da yerde kalmaz.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız