Bugun...


Özden İlhan

facebook-paylas
Çanlar Kimin İçin Çalıyor?
Tarih: 23-04-2022 08:39:00 Güncelleme: 23-04-2022 08:39:00


Herkesin hayatında bir yol göstericisi vardır. Canım babamı kaybetmek, kırılma noktam oldu. Çünkü çocukluğundan beri yaşadığımız evrenin toplumsal ahlak ve kuralları anlamakta zorlandığım dönemlerinde yanımda oldu ve bana yol göstericisi oldu.

 

Nietzsche: “İnsan, aşılması gereken bir varlıktır.” Olduğunu belirtir. Bazen kendime soruyorum. “Ben mi kendimi aşamıyorum veya aşmak için gayret mi göstermiyorum?”

 

Blaise Pascal “Yüreğin sebepleri vardır, akıl bunu anlamaz.” İşte gerçek bu; yüreğimizde sorunları, bizi iyi tanıyanlar anlar. Babam benimle empati kurabiliyor, anlıyor ve doğru yolu gösteriyordu.

 

Ülkemizde dayatmalar başladı. İnsanların bir kısmında ahlak ve erdem çökmeye başladı. Hızla da yayılıyor.

 

 İyilik karşı tarafa yapılan bir davranış biçimidir.

 

Kötülük ise bir başkasını öfke, ceza vermek için yapılan bir eylem olduğu için bulaşıcıdır. Bir de intikam duygusuna dönüşürse; tutkusu güçlü ve ezicidir. Amaca yönelik fayda planlaması, çatışmalı, dar görüşlü ve tehlikelidir. Bu nedenle Victor Hugo, “Bir ulusun büyüklüğü, nüfusun çokluğu ile değil, akıllı ve erdemli kişilerin sayısıyla ölçülür” demiştir.

 

Tüm dinler ve felsefe insana, aklını kullanması gerektiğini vurgular.

 

Vouvenargues’nun, “Doğru işlemeyen akıl keskinmiş neye yarar? Saatin iyiliği koşmasında değil, doğru gitmesindedir” sözünde anlatmak istediği gibi, akıl tanrının bize verdiği en büyük lütuftur. Doğru yoldan nefsimize yenilip, ayrılmamamız gerekiyor.

 

Bu evrenin samimi açılımına bakmak gerekirse doyumsuz arzularımız gelir. Freud insan kişiliğinin id, ego ve süperego oluştuğunun ifade eder.  İd, en ilkel benliğimizdir.  İd; yaramaz bir çocuğun arzuları gibidir, iki temel isteği vardır; cinsellik ve saldırganlıktır.

 

Süperego kişiliğin toplumsal yanını ifade eder. Bir anlamda kişinin vicdanıdır. Aslında vicdan, merhamete dönüşmediği sürece bir anlam ifade etmiyor. Vicdan edilgendir. Merhamet etkendir.

 

Ego ise bu ikisi arasında dengeyi kurmaya çalışır.

 

Freud ise bu haz ilkesi ile gerçeklik ilkesinin çatışmasına çevirir. İd: (Bilinçaltı) Haz ilkesine bağlıdır. O kaos dediğimiz kaynayan bir kazandır. Değer yargılarından, iyiden, kötüden, ahlaktan habersizdir.

 

Felsefe ve Tasavvuf disiplini, özgün çalışmalara bakıldığında,

“Hırsı kamçılamaktan daha büyük bir suç yoktur. Açgözlü olmaktan daha büyük bir kötülük yoktur. Doyumsuzluk fikrinden daha büyük bir kusur yoktur. Halinden memnun olan, daima huzurlu olur.”  Lao Tzu’nun bu sözleriyle işaret ettiği bedensel arzu ve dürtülerin etkisinin azaltılması gerektiğidir.

 

İstemenin sonu gelmez, açlığına yenilen insandan söz eden; chophenhauer. "Keza ne doymaz bir varlıktır insan! Ulaştığı her tatmin yeni bir arzunun tohumudur, dolayısıyla onun ebediyen doyurulamaz arzularının sonu yoktur" der ve devam eder. "Haz ve tutkularının kölesi olan, ulaştığı noktayla yetinmeyip hep daha fazlasını isteyen kişi nasıl mutlu olacak? Sonunda ıstıraba ve can sıkıntısına düşer. Kişinin yaşadığı böyle bir dünyayı iyi diye nitelendirmesi mümkün müdür?"  diyerek, insanlığı uyarır.

 

Büyük düşünür Mevlâna, “haydi, şu benlikten geç, herkesle karış, kaynaş. Kendinde kaldıkça bir habbesin, bir zerresin ancak; fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı ummansın, mâdensin” sözleriyle, duyguları ifade eder ve aslında insanoğlunun kâinatta toz zerresi olduğumuzu ve her birimizin okyanusta damla olduğumuzu ifade eder.

 

Albert Einstein diyor ki: “Aptallara göre insanlar ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar.”

 

Tanrının yarattığı hiçbir şey kötü değildir. İnsanlar, kendi özgür iradeleri ile iyi veya kötü olmayı seçerler.  Bu dünyada iyi insan olmayı seçmek zordur.

 

Bazı insanlar hayata pozitif yaklaşırlar. Karşılaştıkları olaylara iyi düşüncelerle yaklaştıkları için, insancıl ve barışçıl bir biçimde yaklaşırlar.  Seslerini değil, sözcüklerinin anlamını yükseltirler. Onlar fırtına değil, yeryüzünün bereketi yağmur olarak, barış ve kardeşlik ve iyilik tohumu ekmeye başarırlar.

 

İyimserlik duygusundan bile yoksun olan bazı kişilikler, her şeyi karanlık ve kötü tarafından görürler. Kendilerine benzeyen insanları etraflarına toplayıp, toplumları savaşlara ve kötülüklere çekerler. Genelde yüksek sesle ve kaba kuvvete başvururlar. Bu davranışından keyif alırlar.  Çünkü negatif insanlar kötülükle beslenirler.   Kötü ihtiraslarını tatmin etmek için komplo teorileri, fitne fesat, duygusal ve fiziksel şiddet aklınıza ne gelirse uygularlar.  Bir zaman gelir ki kendi yarattıkları girdabın içinde yok olup giderler.

 

Ahlak, kişinin benlik ve duygusu için önemli ve merkezi olduğu zaman, kendini olumsuz duygularından arındırarak, sorumluklarını artırır. Ahlaki ilkelerin içselleştirilmesi son derece önemlidir.

 

Erdem kişinin kendinde iyi olan ahlaki değerleridir. Büyük düşünürlerden Berkeley: “Erdem, sonsuz bir güçlü ruhun farkına vardırdığı fikir olduğunu söyler.”  Aristoteles’e ise, yaşam, ruhun erdeme uygun şekilde hareket etmesiyle kazanılacağını savunur. 

 

İngiliz mistik sair John Donne “Herkes ölecek; bu dünyadan canlı olarak çıkmanın bir yolu yok ama bunu kişisel bir trajedi olarak değil dünya üzerindeki herkesle aynı kaderi paylaşmamızı sağlayan bir bağ olarak görmeliyiz.” Der ve “Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta; bir toprak tanesi alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanlığın bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; senin için çalıyor.”

 

Unutmamalıdır ki, hiçbir millet yoktur ki, ahlak esaslarına dayanmadan yürüsün. Bugün yapmamız gereken en öncelikli toplumsal, siyasi, iş, aile ahlakının kaybolan ruhunu bulup, insanımızla buluşturmak olmalıdır. Yine unutmayın ki; çanlar senin için çalıyor.



Bu yazı 528 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI