Bugun...


Özden İlhan

facebook-paylas
Korku Cennetinde Yaşayan Toplum Olduk
Tarih: 13-01-2022 23:44:00 Güncelleme: 13-01-2022 23:44:00


Güçlü bir psikolojik etkilere sahip olan korku, kasıtlı veya kasıtsız korku çığırtkanlığı yapan kişiler tarafından pompalanıyor.  Her konu hakkında senaryolar yazılıyor veya anlatılıyor. Böylece korku algısı ile karşı karşıya geliyoruz.

 

Sanal dünyayı gerçek hayatla birleştirmeyi amaçlayan bir sistemin temelini oluşturacağı söylenen METAVERSE, hakkında olumlu olduğu kadar, daha çok korkutucu fikirler atılıyor.

 

Bu isim yeni değildir. 1997‘de FACEBOOK isim hakkı alındı. METAVERSE isim hakkı ise 1998 yılında alındı. Yani bir yıl ara ile iki isim tescillendi.

 

METAVERSE; internette sanal kimlik" anlamına gelir. METAVERSE, gerçekliği ile kilometrelerce uzaktaki insanlar iş toplantılarını istedikleri yerde yapabilecekler. Hepimiz bir şekilde dijital sanal kimlik kazanmış olacağız.

 

Mesela rahmetli okul arkadaşımın facebook resimlerine bakıp yad ederken,” ne güzel, resimlerine bakıp, onunla anlarımı hatırlıyorum.” Diye düşündüm ve “dijital ruh” diye bir yazı yazmıştım.

 

Gelişen bir teknoloji var. Hedefe 1998 yılında konulmuş. Bir gelişen varsa bir de geliştiren var ve bu geliştirmeyi hangi amaca bağlı geliştirdiğini zaman içinde daha net göreceğiz.  Unutmamalıyız ki; bizim kullandığımız dil ile dünyaya yön veren kişilerin kullandığı dil tamamen farklıdır.

 

Yine unutmamalıyız ki; pandeminin bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, teknolojinin iş sürekliliğini ve öğrenimin devamı sağlamada en önemli unsurlardan biri olduğu ve ekonomik toparlanmaya giden yolda büyük rol oynadığını oldu. 

 

 Bizler masum insanlarız. Bizi gelişen teknoloji diye kandırıyor olabilir. Bir gelişen varsa bir de geliştiren var ve bu geliştirmeyi hangi amaca bağlı ürettiğini kazanç için mi yoksa karanlık birtakım niyetler beslediğini zaman gösterecektir. Eğer art niyet varsa ise; hiç korkum yok. Bu dünya da anti teknolojik insanların artığını bilmek gerekir. Bunu önlemini, en kısa sürede almayı başaracaklarına inancım sonsuzdur.

 

Bu ülkede hızına yetişemediğimiz gündemimiz var. Bir tarafta pandemi, bir yandan geçim derdi ile uğraştığımız gibi bu teflon kişilerin, korku ürettikleri senaryoları izliyor ve dinliyoruz.

 

Avrupa’da siyasi istikrar var. Biz ne yazık ki, Cumhuriyet sonrası köklü bir siyasi yapı kuramadık. Yargıda dahil herkes payına düşeni alıyor. Yani güven duymadığımız, bir ortamda yaşıyoruz.

 

Bizleri, her an bir tehlikeyle karşı karşıya kalacağımızı pompalayarak, daha da kendimizi güvensiz hissettiriyorlar.

 

Korku gelecekte ne olacağını ilgili var olmayan bir şeyden endişe etmemizdir.  Yani korkuyu hayatın içinde değil; aklınızın içinde yaşıyorsunuz.

 

İnsanlar, geçmiş yaşanmış veya yarın yaşayabileceği şeylerden rahatsızlık duyuyor ve korkuyor.  Var olmayan bir şeyin, bize acı vermesine izin vermememiz gerekiyor.

 

Korkunun temeli; kafamızdaki düşüncelerimizi hayalle dönüştürüp, hayallerde kaybolmaktır. Yapabileceğimiz en iyi şey; korkularımızın aklımızı ele geçirmesine izin vermememiz gerekiyor. Çünkü izin verirsek korku duygusu, kendisini destekleyecek şeyleri düşünmemizi sağlayacaktır. Öyle değil mi?  Sonra da farkına varmadan korku düşüncesini besleyeceğimiz, kısır döngüye gireriz.

 

Örnekle anlatmak gerekirse, korkuyu” iyi ve kötü” kavramlarıyla anlatalım. Bir yerimiz ağrıdığını zaman ağrıyı hissederiz. Ağrıyı sınıflandırmadan geçip, geçmediğini takip ederiz. Eğer geçmezse doktorumuza gideriz.  Bu iyi korkudur. Ağrıyı hissettiğimiz zaman “aman kanser mi oldum” gibi, kendi kendinizi olmayan bir şey için, korku düşünceleri yaratırsanız; işte bu da kötü korkudur.

 

Eğer bu korkunun, aklını ele geçirmesine izin verirsen intihar ettirebilir, düşüncelerinizi ifade edemez hale de getirebilir.   Eğer korkunuzu fark eder ve kabul ederek, korkunuzu yenmek için çaba gösterirsek, korkuyla baş edebiliriz.

 

Her canlı, insan olsun, hayvan veya böcek olsun, korkuyu deneyimlerler.  Bizi diğer canlılardan ayıran fark; benliğimizin doğasını gereği düşünüp, sorgulayabilir ve araştırabilir olmamızdır. Korku tehdidine karşı koyabilirsiniz. Bu nedenle kişi, benliğini bulmalıdır. Yoksa hep korku size erişecek ve ele geçirecektir.

 

İnsan güvene ihtiyaç duyar; egosal zihninde güvene ihtiyacı vardır.  İnsan hayatta geldiği zaman din” cennet ve Cehennem ikilisinin yetmez, günah, sırat köprüsü, sevap gibi kavramlar ile tek tanrılı dinler”, ve kültürel korkularla büyür.

 

Korkular bir şekilde bizim İnançlarla, kültürel ve siyasi olarak, bilinç altımızda yer ederler.  Bu nedenle karşımızda kaya gibi dururlar. Aslında hiçbir şey değillerdir.

 

Korkmamız gereken tek şey korkun kendisidir. Korku sizi köşeye sıkıştırır ver sizi bir kenarda bekletir ve bekletmeye devam eder. Korku çok fazla gözümüzde büyütmezsek ve eyleme geçersek onu yüzleşmek zorunda kalırız.

 

Biz genelde korkunuzu yenmiş insanlara cesur insanlar deriz. Cesur insanlarda korkarlar ama neden korktuklarını bilirler ve iş hayatında, sosyal hayatında, özel hayatında “tamam senden şu nedenle korkuyorum ama benim için önemsizsin” der ve içindeki korkuya karşı tavır alarak, korkunun üstüne yürürler ve linge çıkmayı başarırlar.

 

Nelson Mandela dediği gibi; “Cesaretin, korkunun yokluğu değil, karşısındaki zaferi olduğunu öğrendim. Cesur adam korkmayan değil, korkusunu fethedendir."

 

 Ya korkularınızı ringe veya arenaya çıkarak yenersiniz; korku karşınızda yenilir ve can çekişirsiniz. Ya da korkarak rahat koltuklarınıza veya yataklarınıza bağlanır; korkunun esiri olursunuz.

 



Bu yazı 1164 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI