Bugun...


Mehmet Özkan

facebook-paylas
Benzin İçmeden Sınava Girilir mi?
Tarih: 05-02-2023 23:31:00 Güncelleme: 05-02-2023 23:31:00


Hikâye müthiş birebir yaşanmış içinde ufak bir kılçık bile yok.

 

Orta okul birdeyim, yatılı bir okulun sınavına kayıt yaptırdım, muhakkak birileri yardım etmiştir. Hangi okulun sınavı olduğunu da hatırlamıyorum. Sınav günü belli iki gün sonra Kırşehir de saat 9,30 da. Babama söyledim. Kızdı, “nereden çıktı bu sınav, benim işim var gelemem” dedi. Ben tek başıma gidecektim. O sabah hazırlandım. Anacığım tarhana çorbasını içirdi, yol parasını verdiler, kasabada karakolun karşısından Kırşehir minibüsüne bindim.

 

Daha önce uzun mesafe olarak sadece sekiz kilometrelik Yerköy’e gitmiştim.  Yol düz ve kısa olduğundan bulantım olsa da sorun yaşamamıştım. Kırşehir ise kasabamıza 67 km idi.

 

Kırşehir minibüsü hareket etti. Keklikali Köyü’ne doğru kıvrıla kıvrıla tırmanıyor. Bende bir bulantı başladı. Dayan dayan nereye kadar? Köye varmadan ben midemdekileri dışarı çıkardım, kustum yani. Minibüs durdu, şoför beni dışarı aldı. Bu arada yolcular konuşuyor, “kimsesi yok mu, başında büyük biri yok mu, yalnız mı gelmiş” seslerini duydum. Şoför, “üstünü başını temizle, sonra minibüse gel” dedi. Minibüse bindim, yolcuların bütün sorularının cevabı verdim, “Kırşehir e gidiyorum, yalnız gidiyorum, sınav için gidiyorum, sınav saat 9,30 da, Kırşehir’i daha önce hiç görmedim, ilk kez gidiyorum”. Kızıp başını sallayan yolcuların mırıltılarını da duyuyordum. Minibüs Keklikali Köyü’nü de geçti, beş km daha gitmeden ben yine kustum, tarhana yerinde durmuyor o benden heyecanlı Kırşehir’i görecek ya, minibüs yine durdu, beni dışarı aldılar ben üstümü temizliyorum. Yolcular şoförle tartışıyor, “böyle beş km de bir durursak gecikiriz işimiz gücümüz var, bir çözüm bul” dediler.

 

Şoför çözüm bulacak ya, beni minibüsün üstüne çıkardı. Allahtan motor bölümüne koymadı. “Otur şuraya bu demirlerden sıkı tut, sakın bırakma yoksa düşersin” diye iyice tembihledi. Minibüs artık rahatladı, çok hızlı gidiyor. Evet minibüsün üstünde sınava uçarak gidiyorum. Hız artıkça rüzgar beni perişan ediyor. Zaten başım dönüyordu, ayrıca şişmeye de başladı. Kırk km kadar gittik, bir çeşmenin başında durduk. Yolcular beni merak etmiş olacak ki, hepsi inip önce bana baktılar sonra su içtiler. Anlayacağınız  sınava hazırlık çok iyi gidiyordu. Şoför “bir şeyin var mı, rahat mısın, inecen mi su içecen mi” diye sordu. “İyiyim içmiyecem” dedim. Minibüs tekrar yolu koyuldu. On km sonra Kırıkkale-Kayseri anayoluna gelince durdu. Şoför beni içeri aldı, “bundan sonra polis ceza yazar” dedi.

 

Midede bir şey kalmadığından Kırşehir’e rahat vardık. Bizim tarhana Kırşehir’i göremedi. Minibüs durdu. İşlerine geciken yolcular hızlıca dağıldılar. Ben de indim, şöyle bir üstüme başıma baktım. Rüzgarda kurumuş kusmuklar ceket gömlek pantolon ayakkabıda dağınık duruyorlar. Hepsi leş gibi olmuş bana bakıyorlar. Canım sıkıldı moral sıfır, mendille siliyorum ama olmuyor bir türlü. Dağılmıştım yürüyecek halim yok. Enerji sıfır moral sıfır. Sınav yerini sordum, öğrendiğim adrese gittim. “Sınav başladı” dediler beni içeri almadılar, ben de ısrar etmedim. Akşam dönüş için minibüse bindim sorunsuz eve geldim.

 

15 veya 16 yaşlarındayım, bu bulantı sorununu çözmem gerekiyordu. Babam bir keresinde konu açıldığında, “kendisinin de arabalarda bulantı yaşadığını, bir fincan benzin içerek kurtulduğunu” söylemişti. Evet yeni maceram, benzin içecektim. Kimseye bir şey söylemeden bir gün Yerköy’de bakkaldan bir şişe kokusuz benzin aldım. Evde sakladım, kimsenin öğrenmesini istemiyordum, engel olurlardı. Planımı yaptım, sabah içecektim. Eylem günü sabahı saat onbir cıvarı, dağdaki çeşmenin başındayım. Kuzuları, oğlakları serbest bıraktım. Ben olmazsam da onlar köye gidip evlere dağılırlardı. Çeşmenin başındayım, biraz soluklandım, aç karına içilecek, zuladaki benzin şişesini açtım. Birden ağzıma boşalttım. olmadı çok azı mideme gitti bir kısmı döküldü. Midem kalktı, ağzıma geldi, boğazım yanıyor, nefes alamıyorum, gözümden yaşlar geliyor, içilecek gibi değil. Şişeye baktım, yarısı duruyor. Durmak yok yola devam, son kez şişeyi bir daha tepeme diktim bu sefer daha çok mideme indi. Bir kısmı yine dökülse de şişe boşalmıştı. Can havliyle şişeyi fırlattım. Yine midem ağzımda böğürmeler, midem yanıyor, boğazım ağrıyor, öksürme, göz yaşı yerlerdeyim. Bir süre yerde kaldım, dinlendim. Sonra kalkıp çeşmede elimi yüzümü yıkadım. Yorgunum, halsizim, bulantı, mide yanması gani. Yürümeye başladım. Evet ilk benzinle çalışan adam küngüşlü memo yollarda.

 

Daha sonra karın ağrısı başladı. Zar zor eve geldim. İçeri girmedim. Kabahatim büyük, neredeyse ölecektim. Kendi kafama göre iş yapmıştım. Değil bir fincan benzin, ben beş fincan içmiştim. Evin arkasında iğde ağacının altında yatıyorum, benzin bağırsaklara da indi karın ağrısından ölüyorum, inim inim inliyorum. Kardeşim mi, annem mi birisi beni gördü, “neredesin yemeğin hazır, seni bekliyoruz” dedi. Baktı benden ses yok, annem yanıma geldi “ne oluyor sana bu ne hal” dedi. “Anne ben benzin içtim ölüyorum” dedim. “Allah senin belanı versin”, peşinden türevleri sıralandı. İçeri alındım. İki günlük dinlenme ve gıda takviyesiyle iyileştim. Evet o günden beri bir daha arabalarda mide bulantısı yaşamadım.

 

Elin memleketinde insanlar tesadüfen ölürler, bizde yaşamak tesadüflere bağlı.



Bu yazı 4597 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

AKP Nasıl Kazanıyor?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI