escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Hakan Muhtar

facebook-paylas
BOSCH REKLAMI MI KAMUDAKİ TORPİL Mİ?
Tarih: 12-05-2026 11:58:00 Güncelleme: 12-05-2026 11:58:00


Türkiye’de son günlerin en çok konuşulan konularından biri, Alman teknoloji devi Bosch’un Anneler Günü için hazırladığı reklamı oldu. 

 

Reklamda, iki kadın arasındaki diyalogda çocuk yerine bir köpeğin merkeze alınması, "çocuğunuz yoksa köpek sevin" algısının oluşturulmaya çalışıldığı iddiasıyla büyük bir tepki dalgasına yol açtı. 

 

Bosch, on yıllardır ülkemizde "Alman kalitesi" algısıyla çokça tercih edilen, pahalı olmasına rağmen güven duyulan bir marka. 

 

Ancak bu tepki, meselenin sadece bir reklam olmadığını, toplumun sinir uçlarına dokunan daha derin bir yarayı, aile kavramını ve geleceği temsil eden "çocuk" olgusunu gündeme taşıdı.

 

Peki, biz bir reklamdaki algı operasyonuna odaklanırken, kendi içimizdeki toplumsal çürümeyi; yani kamudaki torpil, liyakatsizlik ve adaletsizlik bataklığını görmezden mi geleceğiz?

 

Bir yanda aile yılı ilan edip çocuk sahibi olma teşviki veren devlet aklı, diğer yanda o çocukları yetiştirecek liyakatli öğretmenleri torpil çarklarında öğüten bir sistem yürütebilir mi? Bu tezatlık giderilmedikçe, bir reklama gösterilen tepkiler havada kalmaya mahkumdur.

 

LİYAKATİN OLMADIĞI YERDE AİLE VE GELECEK İNŞA EDİLEMEZ

 

Türkiye’de özellikle son yıllarda aile yapısının korunması adına "Aile Yılı" ilanları yapılıyor, genç çiftlere çocuk sahibi olmaları yönünde sık sık telkinlerde bulunuluyor. 

 

Türk insanının doğasında çocuk sahibi olmak, asırlardır süregelen bir özlem ve kutsal bir görevdir. 

 

Ancak; diğer taraftan artan boşanma oranları, aldatma vakaları, dolandırıcılık ve yalanın sıradanlaşması duruyor. Bu toplumsal erozyonun nedenlerini tarafsız bir gözle araştırmadan, gerekli tedbirleri almadan, sadece bir reklama kızmak, semptomu tedavi etmeye çalışıp hastalığı görmezden gelmektir.

 

Bir toplumun temeli adalettir. Eğer kamu kurumlarında adalet ve liyakat tam anlamıyla sağlanmazsa, o toplumda ne aile kalır ne de güven. 

 

Bugün haberlerde ve sosyal medyada yankılanan feryatlara bakın: Sürekli bir liyakatsizlik, sürekli bir torpil iddiası... 

 

Kendi hakkını savunan, liyakatiyle çalışmaya çabalayan memura, öğretmene yönelik sistemli bir mobbing uygulanıyor. Hakkını arayanın karşısına "soruşturma" adı altında aba altından sopa gösteriliyor. "Sus, ses çıkarma, yoksa uyarı alırsın; devam edersen sürülürsün; hala mı hak diyorsun, o zaman kınama, aylıktan kesme!" denilerek insanlar kendi vatanlarında adeta birer sürgün hayatına zorlanıyor.

 

BİR KADIN ÖĞRETMENİN ONUR MÜCADELESİ VE TORPİL BATAKLIĞI

 

Devletin kurumlarında torpil öyle bir hal almış ki, artık liyakatli bir kadın öğretmenin ağzını bile açması, hakkını araması yasak hale gelmiş durumda. "Hukuk devleti" diyoruz, "idare mahkemeleri açık"

diyoruz; ancak bir öğretmen hakkını aramak için mahkemeye başvurduğunda, o mahkeme sonuçlanana kadar geçen yıllar içinde öğretmene üç-beş soruşturma daha açılıyor. Peşi sıra sürgün cezaları veriliyor. Mahkeme kapılarında mağdur edilerek geçen yıllar, çalınan bir ömür demektir.

 

Bu süreçte o kadın öğretmen, gittiği her yeni görev yerinde "pislik", "sorun çıkaran", "psikolojisi bozuk", "kurumun huzurunu bozan" biri olarak lanse ediliyor. Bir insanın onuruyla, kariyeriyle bu kadar kolay oynanabiliyor. Maaşı avukat ücretlerine, mahkeme harçlarına gidiyor; ama ne yerel mahkemeler ne de bölge idare mahkemeleri o kadına "Evet, burada bir torpil var, senin kadro hakkın gasp edilmiş, sana mobbing yapılmış" demiyor. Sistem, torpili yapanı ve yaptıranı koruma altına alırken, hakkı yenen

liyakat sahibini ise sistemin dışına itiyor.

 

"Torpilli bir kişi o koltuğa otursun diye, sınavla kazanılmış kadroların soruşturma kılıfıyla torpillilere peşkeş çekildiği bir düzende, hangi aile değerinden, çocukların hangi geleceğinden bahsediyoruz?"

 

SAĞIR SENDİKALAR VE SESSİZ BAKANLIKLAR

 

Bu feryatlar yükselirken, başta Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Mahinur Göktaş Özdemir olmak üzere, yetkililer adeta birer sessizlik sarmalına bürünmüş durumda.

 

Sendikalar ise kör, sağır ve dilsiz. 

 

Kurumlarda ne eğitim kalitesi kalıyor ne de öğretim huzuru. Öğrencilerin gözü önünde öğretmenleri mobbinge uğruyor, dönem ortasında ellerinden kaliteli öğretmenleri alınıyor, sürgün ediliyor. Çocuklar adaletsizliği, zorbalığı ve şiddeti bizzat görüp yaşayarak büyüyorlar. Küçücük yaşta bir çocuğun, öğretmenine yapılan haksızlığa şahit olması demek, o çocuğun adalet

duygusunun daha o yaşta katledilmesi demektir. Bu çocuklardan yarın başarılı olmalarını, devlete güvenmelerini, iyi bir üniversite için ter dökmelerini bekleyebilir misiniz? Kendi emeğiyle, liyakatiyle kazandığı yeri torpili olmadığı için kaybeden öğretmenini gören bir öğrenci, çalışmanın ve dürüstlüğün para etmediği bir toplumda neden çabalasın? Bu torpil bataklığı, sadece bugünü değil, Türkiye’nin geleceğini de yutmaktadır.

 

REKLAMI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE ESASLI BİR ADALET SİSTEMİNİ TESİS EDİN

 

Dünya devi Bosch’un reklamına tepki göstermek kolaydır. Ama asıl zor olan, kendi kurumlarımızdaki "torpil" ve "liyakatsizlik" virüsüyle savaşmaktır. Öncelikli olarak kamu kurumlarında esaslı ve işler bir adalet sistemini yeniden tesis etmek gerekiyor. Bir kişi bile olsa, onun adalet algısının yıkılmasına izin veremeyiz. 

 

Yerel basında çıkan yazıları, köşe yazarlarının uyarılarını "çöp" olarak görmeyi bırakmak gerekiyor. Sansürle, engellemeyle, "yazar yazar bıkar" mantığıyla bu sorunlar çözülmez.

 

Eğer bir toplumda adalet duygusu hakimse, o nesil başarılı olur. Başarılı olan nesil, sağlıklı bir ekonomik ve sosyal düzene kavuşur. Sağlıklı bir düzen, sağlıklı evlilikleri ve mutlu çocukları beraberinde getirir.

 

Sorunun kökenine inmek yerine, torpilli kişilerin liyakatli öğretmenlerin kadrolarına yerleştirilmesine devam edildiği sürece, istediğiniz kadar reklam filmlerini yasaklayın, istediğiniz kadar kınayın; sonuç değişmeyecektir.

 

Kanunların ışığında işleyen bir adalet yoksa; yanlış uygulamalara müsaade edildiği süre zarfında devlet ciddiyeti derinden zedelenmişse ve torpil her kapıyı açan bir anahtar haline gelmişse, toplumun reklam filmlerinden çok daha büyük sorunları var demektir. 

 

Derdiniz gerçekten "üzüm yemek" ise, önce liyakat sahibi kadın öğretmenlerin hakkını teslim edin. Eğer derdiniz "bağcıyı dövmek" ve suni tartışmalarla gerçek sorunların üstünü örtmekse, bu adaletsizlik ve liyakatsizlik içinde hep birlikte boğulmaya devam edeceğiz. 

 

Unutmayın, adalet mülkün temelidir; torpil ise o temeli içten içe kemiren bir kurttur.

 

Liyakat Olmadan Gelecek, Adalet Olmadan ise Devlet Tüm Vatandaşlarını Kuşatıcı olamaz.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

 



Bu yazı 85 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI