escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Göksal Caner Malatya

facebook-paylas
Türkiye'deki Referandum - Daniel De Leon (Çeviri)
Tarih: 26-03-2026 21:45:00 Güncelleme: 26-03-2026 21:45:00


Çevirenin Notu: Bu yazı Daily People gazetesinin 29 Nisan 1909 tarihli 303. sayısında yayımlandı. 1877’de kurulan Amerika Sosyalist İşçi Partisi’nin yayın organı olan gazete, 1891-2011 yılları arasında yayın hayatını sürdürmüştür.

 

Yazar Daniel De Leon ise 1852-1914 yılları arasında yaşamış bir gazeteci, politikacı, Marksist teorisyen ve sendika örgütleyicisidir. Devrimci endüstriyel sendikacılık fikrinin öncüsü olarak kabul edilir ve 1890'dan ölümüne kadar Amerika Sosyalist İşçi Partisi'nin önde gelen figürüydü. De Leon, Dünya Endüstriyel İşçileri Sendikası'nın kurucularından biriydi ve fikirleri Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada gibi İngilizce konuşulan dünyadaki sosyalist işçi partilerinin kurulmasına katkıda bulundu.

 

Yazıya şu linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.marxists.org/archive/deleon/pdf/1909/apr29_1909.pdf

 

Burada, Amerika'da, Kongre'de çoğunluğu elinde bulunduran parti bir karar aldığında, kararın reddedilmesini önlemek için yeniden görüşme önergesiyle bir "düğüm atılır" ve hemen ardından bu önergenin masaya yatırılması önergesi verilir. Masaya yatırma önergesi, bu tür önergelerde alışılageldiği gibi hızla kabul edildiğinde, konu kapanır. Modern Türkiye'de, sultanın tahttan indirilmesi durumlarında aynı amaca ulaşmak için mecliste yapılan uygulamanın, Şeyhülislam'ın bu yönde bir fetva vermesi ve bunun mecliste önergeyle onaylanmasıyla düğümün aynı şekilde atılması ve konunun kapanması şeklinde olduğu görülmektedir. Bu uygulama, sultan üzerinde etkili bir şekilde yürürlüğe kondu.

 

Abdulhamid’in görevden alınması ve Anayasa’nın kesin bir şekilde yeniden yürürlüğe konmasıyla, 13 Nisan'daki[1] saray isyanından bu yana meydana gelen heyecan verici olaylara kuşbakışı bir bakış, tek bir önemli gerçeği ve dersi ortaya koymaktadır; bu gerçek ve ders, kargaşanın tüm tozu dumanına rağmen açıkça söylenmelidir: REFERANDUM İÇİN YASAMA KARARI GEREKMEZ: REFERANDUM ZATEN GERÇEKLEŞMİŞTİR: İSTEYEN HER ÜLKE REFERANDUM YAPABİLİR. Türkiye bunu istedi ve referandumu hızlı ve hassas bir şekilde uyguladı.

 

Para ve din adamları tarafından kışkırtılan İstanbul’daki yaklaşık 7.000 Müslüman asker, subaylarından koparak çavuşların önderliğinde meclisi kuşattı, Jön Türk hükümetinin istifasını talep etti, eline geçirdiklerini katletti ve Anayasa'nın yerini aldığı iğrenç rejimi fiilen geri getirdi. Bu olaylar meydana getiren askerlerin söylemleri şüphesiz ki Yıldız Köşkü'nden esinlenmişti ve meclisin sadece kuklalardan oluştuğu, asıl hükümdarın İttihat ve Terakki Komitesi olduğu ve bu örgütün sadece bir otokrasiyi devirip yerine daha kötüsünü koyduğu yönündeydi. New York'taki iki Türk gazetesinin editörleri de bu görüşleri dile getirmiş ve görüşleri kapitalist basının sütunlarında defalarca yankı bulup tekrarlanmıştı. "Kuklalara" durumun ne olduğu tam olarak anlatıldıktan tam iki hafta sonra, yine o "kukla" meclisin emriyle yapılan 101 top atışıyla Abdülhamid'in sonunu ve yeni bir dönemin başlangıcını ilan etti; İstanbul ve neredeyse tüm Türkiye artık tam kontrol altındaydı.

 

Ne olmuştu? Bir mucize mi? Mucizelerin çağı çoktan geride kaldı. Olan şey -eğer düzgün işliyorsa, otomatik olarak işleyen bir şey olan- referandumun sesini duyurmasıydı.

Meclisin üyeleri, "doğmayan" ama "büyüyen" Topsy’ler[2] gibi değillerdir. Onlar, ne istediklerini açıkça bilen ve bu nedenle bunu elde etmek için örgütlenmiş seçmenlerin iradesinden doğarlar. Eğer üyeler, ebeveynlerinin meşru çocuklarıysa, meclisteki eylemleriyle mecliste yer almayanların iradesini yansıtmaktan başka bir şey yapmazlar ve bunlar her zaman hazır ve örgütlü durumdadırlar. Böyle bir örgütlenmenin desteğine sahip üyelerle oynamak, testereyle oynamak gibidir - Türkiye'deki Abdülhamid'in yaptığı budur ve bizim kendi Abdülhamid'lerimiz de eninde sonunda bunu anlayacaktır.

 

"Her Şey Referandum Hakkında", Türkiye'de son iki haftada yaşananların toplu başlığı olmalıdır.

 

 

[1] 31 Mart Vakası-ç.n.

[2] Harriet Beecher Stowe'un "Tom Amca'nın Kulübesi" (Uncle Tom's Cabin) romanındaki Topsy karakterine "Seni kim yarattı?" diye sorulduğunda, "Hiç kimse, sanırım ben sadece büyüdüm" cevabını verir. Yazar meclisin üyelerinin bürokrasi gibi planlanmadan, denetlenmeden

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

veya kendi kendine hızla büyüyen bir kesim olmadığını söylemek istemektedir.



Bu yazı 948 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI