izmit escort | izmit escort | escort izmit | escort izmit | kocaeli escort
Bugun...


Dr. Alper Yılmaz

facebook-paylas
Patlarsam Yanarsın – 16 Ocak’ta Fransız Kralı Asıldı
Tarih: 15-01-2020 13:15:00 Güncelleme: 15-01-2020 13:15:00


 

Patlama çevresine zarar verir. Sophie Marceau’nun “La Boum” isimli filmi Türkiye’de “Patlarsam Yanarsın” ismiyle yayınlanmıştı. Güzel bir gençlik ve aşk filmidir. Ergenlik dönemi insanın muhtemelen fiziken ve ruhen en çok gerildiği ve patladığı dönemdir.

Her patlamanın temelinde bir sıkışma yatar. Sıkışma ve patlama hem toplumlarda hem de doğada rastlanan son derece doğal bir olaydır. Bir şeyi yeterince sıkıştırabilirseniz patlar. Patlama kontrollü değilse çevresine zarar verir. Her patlama yeni bir durum ortaya çıkarır. Hem patlayan hem patlatan bu zarardan nasibini alır.

Toplum mühendisliği çerçevesinde kontrollü patlamalara günümüz toplumlarında rastlanılabilir. Patlamalar yeterince büyükse haber olur. Çok büyükse insanlar patlatana boyun eğer.

Patlamanın kontrollü olması ancak uzman kişilerce yapılırsa mümkündür. Bu nedenle burjuvazi iktidarını paylaşmak zorunda kalır. Yoksa gidip kendisi (kulüp başkanlığı gibi) yapmaya kalkarsa elinde patlar.

Şimdi burjuvazi her işi yapamaz. Dolayısıyla böyle bir blok olmalı ki burjuvanın her işi karanlıklarda ve aydınlıkta çözülsün.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı iktidar bloğunu şöyle ifade eder;

… Partisi bütün ağa, tefeci, finans-kapitalist, hattâ kısmen de aydın sınıflarının en ‘mezhebi geniş’ blokunu tekelleştirmiştir. Onun dışında yasal bir parti değil, hattâ ‘müştakilvari’ bir eleştiri bile …”

Gramsci ise burjuva rejimlerinde egemen siyasal sınıfı mutlaka burjuvazinin oluşturmasına gerek olmadığını söyler.

İşte Allahçılık oynayan bu blok kahır ve tagallübün sarhoşluğuyla insana değer vermez ve zülüm yaparsa toplum kontrolsüz şekilde patlar.

Sonra bu patlağı yamamak için askeri müdahaleler olur.

Lenin’in dediği üzere devlet burjuvazinin (bu anlamda da) bir aracıdır.

Burjuva devleti vatandaşın gazını alabilmek için küçük patlamalar kullanır. Böylece korkulan kontrolsüz patlama asla gerçekleşmez. Devlet bu patlama mekanizmasını örgütleyen aygıttır. Tüm siyasi partileri, toplumun çeşitli katmanlarına yerleştirilen liderleri, sanatçıları, aydın olarak ifade edilen zevadı, işbirlikçi gazetecileri, vesayet altındaki kapitalisti ve aristokrat burjuvaziyi, son olarak saf kendisini devletine borçlu hisseden garibanı ile devlet sayıca oldukça büyük bir örgüttür. Bu gariban dediklerimize devletin silahlı (asker, polis vb.) ve silahsız güçleri (öğretmen, akademisyen, işbirlikçi gazeteci, “bilim adamı” vb.) girer.

Kapitalist devlet bir sermaye birikim süreci olarak en baştan itibaren batı tarzı kapitalizmini (mülkiyet özgürlüğünü, serbest ticareti) toplumsal refahın artması için olmazsa olmaz bir koşul olarak gördüğünden devlet-burjuvazi işbirliği ve iç içe geçmişliği bunlar arasında kimin kimi yönettiğini perdeleyecek kadar iç içedir.

Bu durumun yani bu ilişkinin şöyle bir önemi vardır. Az gelişmiş ve burjuvazinin doğrudan sömürüyle yani işçiyi daha fazla çalıştırmak suretiyle sömürdüğü devletlerde vatandaş ne kadar cahil olursa o kadar evladır. Devlet vatandaşın kendisini yeniden üretmesi sürecinde eğitim sisteminin içine edip onlara dizileri dayamak suretiyle sermayenin istediği kıvamda (formda) vatandaş üretir.

Dolaysız sömürüyü azaltmak isteyen devlet kadroları ve aydınlar milletinin bu durumuna üzülerek onlara ışık tutmaya kalkınca ya öldürülürler ya da sürgünlerde itibarsızlaştırılarak bir başlarına sürünerek tehlike çemberinin dışına alınırlar.

Tahmin edilebileceği üzere bu örgüt (devlet) üretici güçler üzerinde tam bir hakimiyet sağlamaktadır. Tarih üretici gücü üzerindeki hakimiyeti ile vatandaşını tanımlar ve konumlar. Kahramanlar yarattığı gibi düşmanlar da yaratabilir. Sonra bunları ortadan kaldırmak için özel silahlı güçler oluşturur. Akla sığmayacak yalanları “devlet zekası” ile iktisat, tarih, sosyoloji kitaplarına koyar. Bazıları yutar bazıları gargara yapar.

Coğrafya ve teknik üretici güçlerini elinde bulundurmak suretiyle her türlü doğal kaynağı ve askeri teknolojiyi sermayenin hizmetine sunar. İnsan üretici gücünü sermayeye en iyi hizmeti vermesi için 10 yaşından itibaren bitmeyen bir yarışa sokar.

Kontrolsüz bir patlama en çok burjuvaziye zarar verir ve burjuvazi asla zar atmaz. Çünkü patlamada en çok mülkü olan en çok zararı görür.

Bu bağlamda son olarak Fransız Devrimi diğer devrimler gibi bir birikimin neticesindeki patlamadır. Fransa’da 15. Yy.’den itibaren krallar çok güçlüydü. Bunun en belirgin kanıtı o dönemlerde “devlet benim” diyebilecek kadar ileri gitmiş bir krallarının olmasıdır. İşte kralların sıkıştırdığı bu toplum bir süre sonra patlamış ve totosunu kurtarmak için kayınbiraderi Avusturya Kralı’na savaş planlarını satan Fransız kralını 16 Ocak 1793’te asmıştır. Neyse çok sıkıp sizleri patlatmayayım.



Bu yazı 3089 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Türkiye'de Açıklanan Corona Sonuçlarına İnanıyor musunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI