Bu yazı dizisinde Mircea Eliade ve Ioan P. Couliano tarafından yazılan Dinler Tarihi Sözlüğü kitabının geniş bir özeti dört bölüm halinde paylaşılacaktır.
Afrika Dinleri
Afrika Dinlerinin Sınıflandırılması ve Genel Özellikleri
Afrika kıtası, ırk ve kültürel alanlara ayrılmış 500'den fazla dil konuşan (730 kadarının tasnif edildiği belirtilir) birçok topluluğa ev sahipliği yapar. 1966'da Joseph H. Greenberg, dilbilimsel temele dayanarak kıtayı dört büyük gruba ayırmıştır: Kongo-Kordofan (Bantu dillerini içerir), Nil-Sahra, Afrika-Asya (eski Mısır, Berberi ve Haussa dillerini içerir) ve Khoisan ("tık" sesli diller),
Ancak, dini sınırlar bu dilbilimsel sınırları takip etmez. Kuzey Afrika, İslam tarihi ile Mısır ve Berberi etkisini taşırken, Berberi tarihi Dionysos kültünü andıran dişil özelliklere sahip kültlerle doludur. Afrika-İslam Senkretizmi'nde manevi güç (baraka) taşıyıcısı olan marabut/murabıt merkezi bir figürdür.
Dinler tarihçileri için bu büyük farklılıklar karşısında, konuya genel bir bakış, fenomenolojik bir bakış açısı veya örnek olay incelemeleri gibi farklı yaklaşımlar mevcuttur. Birçok yerli Afrika dini tarafından paylaşılan ve evrensel olmayan iki temel özellik tespit edilmiştir:
1. Deus Otiosus (Çekilmiş Yüce Varlık): İnsani faaliyetlerden elini eteğini çekmiş ve ritüellerde aktif olarak görülmeyen yüce bir Varlığa inanma.
2. Kahinlik: Çoğunlukla Araplardan geldiği düşünülen ruh çağırma ve değişik falcılık metotlarıyla yapılan iki tür kahinlik.
Batı Afrika Dinleri
1. Yorouba Dinleri (Nijerya, Benin ve Togo): Çoğunluğu 50 milyon nüfusa sahip Yorouba halkı olmak üzere en kalabalık mensupları, Güneybatı Nijerya, Benin ve Togo gibi birbirine komşu ülkelerde bulunan Afrika menşeli bir dindir.
Yoruba dini, Afrika'nın en kalabalık yerli dinlerinden biridir ve geçmişte Ogboni gizli tarikatının egemenliğindeydi. Evren, kaosu temsil eden Büyük Ana-Tanrıça Ile'nin Onil'i ile düzenleyici ilke olan gökyüzü (orun) ve meskun dünya (aiye) arasında karşıtlık içindedir.
Yüce Tanrı Olomm (deus otiosus) herhangi bir kült kabul etmezken, gökyüzü sakinleri olan Orisalar egzoterik kültlerin objesidir.
Ile'nin varlığı, tanrılar ve ruhları ensest ilişki sonucu doğuran Yemoja ve kısırlık tanrıçası Olohun gibi dişil figürlerle dolu sırlar içerir.
Düzenli dünya Ile'nin dışındadır. Yaratıcı Tanrı Obatala embriyoyu oluşturur; kehanet tanrısı Orummila (aiya'ya gönderilir).
Ifa kahinliği, Arap toprak falının bir türü olup, 16 figür ve ezberlenmiş mısralarla gerçekleştirilir.
Esu (Trickster/Hilekâr) ve savaşçı tanrı Ogun (demirci koruyucusu) önemli orisalardır. Ogun'un çift görünümü, Yoruba'nın ikizlik düşüncelerinde de bulunur; ikizlik anormallik olarak görülür ve ya ortadan kaldırılır ya da özel saygı görür.
2. Akan Dinleri (Ghana ve Fildişi Kıyısı): Akanların göksel deus otiosus'u Nyam, kadınların patates döverken çıkardığı dayanılmaz gürültü sebebiyle insan dünyasından çekilmiştir. Nyam'a adanmış küçük bir sunak her evde bulunur. Akanlar, Nyam ve yeryüzü tanrıçası Asase Yaa'nın yanı sıra, atalara (asaman) ve özel/özel olmayan tanrılara (abasom/asuman) saygı gösterirler.
3. Bambara ve Dogon Dünyası (Mali): Bu topluluklar (ve diğer dokuz grup) ortak bir metafizik temeli paylaşır. Temel ortak temalar arasında, söz veya logosun taşıyıcısı olan antropomorfik bir evren fikri ve kozmik uyum zorunluluğu vardır.
Dogon Cosmogony: Semavi Tanrı Amma, kozmik arketipleri sayılarla kaydeder.
Sözün doğumu tehlikelidir ve mükemmel sessizliği engeller. Başlangıçtaki sessizlik, kaba erkek yaratıcı Bemba ile rafine su yaratıcısı Faro arasındaki çatışma ve Bemba'nın eşi Muso Koroni'nin şiddet eylemi (Bemba'yı boğması) sonucu kırılmıştır. Bu kırılmalar, kelimelerden oluşan bir ifadeyi (sözü) mümkün kılmıştır.
Dogon ve Bambara'larda dilin ortaya çıkışı, insanlığın çöküşünün göstergelerinden biridir.
İnisiyasyon ve Sünnet: Cinsel ikiliği çözememiş, düşük ahlaklı insan tipini (wanzo) temsil eden hermafroditlik durumunu simgeleyen sünnet, bu durumu ortadan kaldırır. En son inisiyasyon aşaması olan Kore, sosyal hayattan çekilerek manevi kusursuzluğa ulaşmayı hedefler.
Doğu Afrika Dinleri
Doğu Afrika'da, Bantuların çoğunlukta olduğu yüz milyon nüfus yaşamaktadır.
• Bölge dinlerinde yaratıcı deus otiosus, günlük olaylara müdahale etmez.
• Ritüellerde aktif olan tanrılar ve atalarla iletişim kuran medyumlar yoluyla yardım aranır.
• Basitleştirilmiş toprak falcılığı yaygındır; bu kahinlik, ikili kararlara yardımcı olmak ve suçluyu belirlemek için kullanılır.
• Büyü yapmak (ölüm, hastalık ve kötü kaderin sebebi), kahinlik yoluyla ortaya çıkarılmaya çalışılır.
Orta ve Güney Afrika Dinleri
Orta Afrika (Bantular): Bölgenin merkezinde ruh çağırma kültleri ve tanrı rızasını kazanmaya yönelik büyüsel ritüeller yer alır. Yaratıcı kültü yoktur ve yaratıcı varlığa sadece yemin edilir.
Tropikal Orman Pigmeleri: Colin Turnbull'a göre, Mbuti'ler yaratıcı bir tanrıyı bilmezler, onlar için tanrı sadece bir yurt ve bir kırdır. Ritüel, din adamı ve kahinlik bulunmaz; sadece sünnet ve geçiş törenleri vardır.
Güney Afrika: Bantular tarafından oluşturulmuş olup, kuraklık zamanında yağmur elde etmek gibi amaçlarla kurban törenleri uygulanırdı. Büluğ çağına giriş ritüelleri erkek çocuklarda daha karmaşıktır ve sembolik ölüm üzerine kurulmuştur.
Avustralya Dinleri
Genel İnançlar ve Yüce Varlık
Avustralya’nın kuzeyindeki Terre d’Arnhem ile kıtanın merkezindeki yerli dinler birçok ortak özellik göstermektedir.
• Yerliler, göklerin ötesine çekilmiş ve insanlar için ulaşılamaz olan bir yaratıcı tanrı düşüncesine aşinadırlar.
• Bu yüce Varlık (deus otiosus) günlük hayatta kendisine yakarılan bir figür değildir.
• Kültün ve günlük yaşamın merkezinde, "onirique" (rüyalar çağı) (alchera veya alcheringa) adı verilen bir dönemden gelen kendiliğinden doğan varlıklar ve kültürel kahramanlar bulunur. Bu efsanevi varlıklar, bir ağaç ya da merdiven kullanarak yer ile gök arasında serbestçe dolaşabilirler.
• Bu varlıklar, dünyanın meskun coğrafi bir yer olarak düzenlenmesini sağlayan bir "ikinci yaratılış"ın failidirler.
Kutsal Coğrafya ve Ritüeller
Avustralya dinleri bir kutsal coğrafya etrafında şekillenmiştir. Bu coğrafyada her birey, bir kaya veya ağacın varoluşunda, sonradan yerin derinliklerinde veya gökte kaybolan başlıca efsanevi varlıkların hareketlerini izleyebilir. Yeryüzü ile gök arasındaki ayrım, uzayın bu iki ontolojik düzeyi arasındaki kesin kırılmayı işaret eder.
İnisiyasyon ve Sembolik Ölüm:
• Yerliler, kendi dünyalarının kutsal hikayesini ve Kunanapipi veya Dijanggawul gibi kültlerle ilgili bilgileri dine giriş (inisiyasyon) sırasında öğrenirler.
• Erkek çocukların ergenliğe giriş ritüelleri, kız çocuklarınkine göre daha karmaşık ve serttir.
• Erkek çocuk, ritüel yaralar, kan serpmeler ve baygın uyku eşliğinde bir "sembolik ölüm" deneyimine tabi tutulur. Bu durum, dünyanın kutsal kökenlerini "hatırlama" olarak kabul edilir.
• Kunanapipi gizli kültü, fallik bir özelliğe sahip olan Büyük Yılan'dan gizli bilgiler alan Wawilak bacılarının mitolojik dönemi üzerine kurulmuştur. Bu, yerlilerin kültürel alanının yaratılışı anlamına gelen bir "üçüncü yaratılış"ı ifade eder.
Şamanizm ve Gökkuşağı Yılanı
Şamanik inisiyasyonda ölüm ve ritüel yeniden doğuş kavramları çok belirgindir.
• Aday, iç organlarının yerine madeni yapılardan oluşan ölümsüz organları koyan "doktor-adamlar" (şamanik uygulayıcılar) tarafından "öldürülür" ve "ameliyat edilir".
• Bu süreçte, adayın ruhu Dantevari bir şekilde göğe ve cehenneme bir yolculuk yapar. Yeni Şaman, özel güçlerle donatılmış olarak normale döner.
• Gökkuşağı Yılanı (Yılan Gökkuşağı), inisiyasyon efsanelerinin çoğunda önemli bir rol oynar. Gökkuşağı, sihirli maddelerin gök ile yeryüzü arasındaki mesafeyi dolaşmasını sağlayan bir yoldur.
• Yerliler, ölümün kötü büyülerin bir sonucu olduğuna inanırlar ve cenaze törenleri, katil zanlısının cezalandırılmasını içerir. Şaman için ölüm, göğe yapılan bir yolculuktur, ancak inisiyasyonun aksine, fiziki bedeni bir daha kullanılmayacaktır.
Budizm
Budist Kutsal Metinleri ve Buda'nın Hayatı
Budist literatür, geleneksel olarak Tripitaka (Üç Sepet) adı altında üç ana bölüme ayrılır: Sutralar (Buda'nın öğretileri), Vinaya (disiplin kuralları) ve Abhidharma (doktrin). Günümüzde üç farklı Tripitaka (Pali dilinde Theravada, Çince'ye çevrilen Sarvastivada ve Mahasanghika, Tibetçe'deki Kanjur ve Tanjur) mevcuttur.
Buda (Siddhartha), tarihsel bir şahsiyet olmasına rağmen, mitolojik anlatılarla bir "kutsal adam/tanrısal adam" prototipine dönüştürülmüştür. Hayatının erken dönemlerinde gördüğü yaşlılık, ıstırap ve ölüm gibi kaçınılmaz kötü durumlar yüzünden sarayını terk etmiş. Çileciliğin faydasız olduğunu anladıktan sonra, bir incir ağacının altında Uyanıklığa (éveil) ulaşmış ve Mara'yı (Şeytan/Ölüm) yenerek Buda olmuştur.
Temel Doktrin: Dört Yüce Gerçek
Buda'nın mesajının merkezinde Dört Yüce Gerçek bulunur:
1. Her şeyin ıstırap (sarvam duhkam) olduğu.
2. Istırabın kaynağının arzu (trsna) olduğu.
3. Arzunun ortadan kaldırılmasının ıstırabın yok olmasına yol açtığı.
4. Istırabın yok oluşuna götüren Sekiz Aşamalı Yol (astapada).
Buda, metafizik söylemlerden kaçınan, olumsuzlamaya dayalı (negatif) bir öğretiyi savunmuştur. Ona göre kuramsal tartışmalar (örneğin zehirli ok benzetmesi) kurtuluşu engeller. Temel amaç, cehaletin (avidya) neden olduğu ve yaşlanma, ölüm gibi sonuçları doğuran kozmik sürecin durdurulmasıdır (pratitya samutpada).
Mezhepsel Gelişim ve Yayılım
Buda'nın ölümünden sonra kurulan Samgha (cemaat) bölünmeye başlamış ve bu durum Vaisali'deki İkinci Konsil'den sonra hızlanmıştır,. İmparator Aşoka (M.Ö. 274-232), Budizm’i kabul ederek onu komşu ülkelere (özellikle Sri Lanka'ya) yaymış ve bu sayede Budizm, Çin Hindi, Orta Asya ve Çin'e ulaşmıştır.
Hinayana ve Mahayana
M.S. 100–250 yılları arasında yeni bir Budizm biçimi ortaya çıktı: Mahayana ("Büyük Araba"). Bu akım, önceki Budizm'i Hinayana ("Küçük Araba") olarak adlandırdı.
• Hinayana idealinde hedef, kurtuluşu elde eden arhat olmaktı.
• Mahayana idealinde ise hedef, tüm canlıların kurtuluşu için nirvana'ya çekilmeyi erteleyen ve merhametle hareket eden Bodhisattva olmaktı.
• Mahayana, sunyata (hiçlik) ve evrenin zihinsel bir oluşum olduğu gibi (Yogacara) felsefi görüşleri geliştirmiş,, ve Buda'yı üç beden (mutlak, eterik, büyüsel) formunda yorumlamıştır.
Tantrik Budizm
Mahayana'nın ardından (M.S. VIII. yy.) Hint ve popüler etkilerle Tantrik Budizm (Vajrayana) gelişti. Bu gelenek, uyanıklığa ulaşmayı hedefleyen, ritüel cinsel birleşmeleri de içeren, çifte anlatıma sahip gizli metinler ve uygulamalarla karakterize edilir.
Bölgesel Budizm
1. Güney-Batı Asya: Tayland, Birmanya gibi ülkelerde Theravada hâkimdir ve Buda, siyasi güçle ilişkilendirilen bir cakravartin (evrensel hükümdar) olarak görülmüştür.
2. Çin: Başlangıçta Taoist bir mezhep gibi görünse de (M.S. III. yy.), özellikle meditasyonu öğreten Ch'an (Zen) okulu sayesinde gelişmiştir. 842–845 yılları arasındaki zulümden sonra gücü azalmıştır.
3. Kore ve Japonya: Çin'den yayılan Budizm, Japonya'da Zen, Jodo (Temiz Toprak, Buda Amitabha'nın inayetiyle kurtuluşa odaklanır) ve milliyetçi Nichiren gibi kendine özgü okullar ortaya çıkarmıştır.
4. Tibet: Hint Budizmi (Mulasarvastivada) ile yerel Bon dininin karışımından oluşmuştur. Tsong-ka-pa tarafından kurulan Dge-lugs-pa (Sarı Külahlılar) tarikatı, Dalai Lama'nın başkanlığında Tibet'te siyasi otoriteyi ele geçirmiştir.
Caynizm (Jainism)
Kurucu ve Kutsal Metinler
Caynizm, adını dinin kurucusu Vardhamana'ya verilen Jina (Fatih) unvanından alır. Tarihsel olarak Buda'nın çağdaşı olan Vardhamana, Hint kutsal şahsiyet (Mahapuruşa) prototipine uygun mitolojik bir biyografiye sahiptir.
Vardhamana, Cayna geleneğinde yirmi dördüncü ve son tirthamkara ("köprüler yapan/ırmağın geçidini yapan") olarak kabul edilir. Otuz yaşında malını mülkünü terk edip keşişlere (sramanalara) katılmış ve on iki yıl süren çilecilikten sonra mükemmel gnos (kevala-jnana) durumuna ulaşmıştır. M.Ö. 527 (veya 467) yılında 72 yaşında Nirvana'ya ulaşmıştır.
Cayna literatürü, esas olarak iki gelenekten (mezhepten) oluşur:
1. Svetambaralar ("beyaz giyinmiş olanlar").
2. Digambaralar ("çıplaklar," göğü giymiş olanlar).
Bu iki mezhep arasındaki bölünme M.S. 79 civarında gerçekleşmiştir; Digambaralar çıplak yaşamayı tercih eden muhafazakar çizgiyi temsil eder.
Temel Doktrinler
Caynizm'in öğretisi, kurtuluşa ulaşmayı hedefleyen üç mücevher (triratnas) formülüyle özetlenmiştir: uygun vizyon (samyagjnama), uygun gnos (samyagjnana) ve uygun davranış (samyakcaritra).
Doktrinin merkezinde, eylemlerin sonucu olan kozmik süreç (karma) tarafından oluşturulan reenkarnasyon döngüsünü durdurmak yatar. Kurtuluş, Cayna keşişliğinin beş Büyük Öğüt'ün (mahavratas) uygulanmasıyla mümkündür:
1. Ahimsa (şiddetten kaçınma): En temel ilke olup, bir karınca veya pire dâhil tüm canlılara saygı gösterilmesi anlamına gelir. Caynalar bu nedenle en katı vejetaryenliği uygular.
2. Satya (dürüstlük).
3. Asteya (çalmamak).
4. Brahma (cinsel eğilimlerden çekinme).
5. Aparigraha (mal biriktirmekten el etek çekme).
Caynizm, ahlaki bir düalizm sunar ve mutlak ayrışmayı (moksa) hedefleyenler için oruç yoluyla intiharı (sallekhana) bile tavsiye etmiştir.
Topluluk ve Kült
Caynizm'in kozmolojisi, sistematik olarak düzenlenmiş olmasına rağmen geleneksel Brahmanik temel düşünceleri tekrarlamıştır.
Günümüzde Caynizm'e mensup üç milyondan fazla insan bulunmaktadır ve bunlar zenginliklerini ticaretteki başarılarına borçlu olup, Hindistan'ın sosyal hayatında önemli bir entelektüel rol oynamaktadırlar (örneğin Mohandas Gandhi'nin manevi hareketine katkıları olmuştur).
Tapınaklar genellikle kayalıkların içine oyulmuş mağaralardan dönüştürülmüştür ve en büyük tapınaklar Batı Hindistan'daki Abu Dağı'nda yer alır. Cayna tapınağının merkezinde, dört yüzlü (catur-mukha) tirthamkara heykeli bulunur.
Cermenlerin Dini
Cermenlerin Kökeni ve Kaynakları
Cermenler, arkeolojik olarak M.Ö. 600'lerde Kuzey Avrupa'da varlığı tespit edilmiş eski Hint-Avrupa kabilelerinden bir gruptur.
Cermen dinine ait en önemli ana kaynaklar Vikingler dönemine kadar uzanır:
Edda: İzlanda dilinde kaleme alınmış olup, on tanrıya ve on sekiz kahramana dair şiirler içerir.
Nesir Edda: İzlandalı tarihçi Snorri Sturluson (1179-1241) tarafından hazırlanmıştır. Gylfaginning adlı önsözü, Norveç mitolojisine bir giriş niteliğindedir.
Ynglingasaga: Snorri'nin Norveçli Krallar Tarihi adlı eserinin ilk bölümü olup, kuzey krallığının mitik kaynağına ayrılmıştır.
Kozmogoni, Kozmoloji ve Tanrılar
Kozmogoni (Yaratılış Miti): Başlangıçta sadece Ginnungagap isimli büyük bir boşluk vardı. Bu boşluğa, yeryüzünden önce, ölümün dünyası Niflheimr geldi. Müspell'in (ak kor halindeki dünya) ateşiyle buz üzerinde, dev Ymir ortaya çıktı. Ymir'in vücudu, gökler, yeryüzü, dağlar ve ağaçlar gibi kozmosu meydana getirmek üzere tanrılar (Odhinn, Vili ve Ve) tarafından kullanıldı.
Kozmoloji: Dünya, Yggdrasill adı verilen kozmik ağacın gölgesindedir. Yggdrasill, ölülerin (Hel), buz devlerinin ve insanların köklerinin daldığı üç dünyayı birbirine bağlar. Ayrıca kaderin kaynağı (Urdhr) ve bilginin kaynağı (Mimir) da bu ağacın ayağından çıkar.
Tanrılar ve Teoloji: Tanrılar, Aseler ve Vaneler olmak üzere iki sınıfa ayrılır.
Aseler: Başkentleri Asgardhr'da yaşarlar. En önemlileri Odhinn ve Thorr'dur.
Vaneler: Njordhr ve oğlu Freyr Vanelerin evine yerleşmişken, Vaneler, Aseler'e karşı yaptıkları uzun bir savaşı rehine değişimiyle sonlandırmışlardır. Odhinn, Vaneler'in tanrıçası Freya'dan büyü sanatlarını (seidhr) öğrenmiştir.
Roma Perspektifinden Tanrılar: (Cermen asıllı) Tacitus ve Jules Cesar gibi Romalı yazarlar Cermen tanrıları hakkında bilgi vermiştir.
Odhinn-Wodhan, Romalıların Merkür'ü ile özdeşleştirilmiş ve "her şeye hakim olan bu tanrıya" insan kurbanları sunulurdu.
Diğer tanrılar Mars, Herkül veya Jüpiter ile özdeşleştirilmiştir. Vikingler döneminde Thorr, kült içinde en şerefli konumdaydı.
Eskatoloji (Dünyanın Sonu) ve Ritüeller
Ragnarök (Tanrıların Kaderi): Dünyanın sonu, Loki ve onun soyundan gelen yıkıcı varlıkların (kurt Fenrir ve yılan Midhard) faaliyetlerine bağlıdır.
Kötülüklerin büyük çoğunluğunun atfedildiği Loki, hilekâr (Trickster) özelliğine sahiptir ve çift cinsiyetlidir.
Loki'nin yol açtığı büyük trajedilerden biri, Baldr'ın (Odhinn'in oğlu) öldürülmesidir.
Ragnarök sırasında tüm kozmos tahrip olur; Aseler ve düşmanları birbirlerini yok eder. Kurt Fenrir Odhinn'i, Thorr ve Büyük Yılan birbirlerini öldürür. Tüm semavi ışıklar söner.
Ancak, deniz tarafından yutulan yeryüzü, suçsuz Baldr ve günahsız bir insan ırkının yurdu olarak yeniden su yüzüne çıkacaktır.
Şamanizm ve Savaşçı Ritüelleri:
Yüce Ase Odhinn'de Şamanik görünümler (sekiz ayaklı at, her şeyi bilen iki karga, şekil değiştirme) fark edilmiştir.
Odhinn aynı zamanda bir savaş tanrısıdır. Onun savaşçıları ölümden sonra Valholl (semavi saray) adlı yere gider.
Savaşçı, kurt davranışını taklit ederek "Ayı postu" anlamına gelen bersekr durumuna, yani öldürücü öfke ve yaralanmazlık karışımı vecdî bir duruma ulaşırdı.
Odhinn onuruna, bizzat Odhinn'in kendisinin Yggdrasill ağacında asılı kaldığı anısına (büyüsel bilgiyi elde etmek için) insan kurbanları takdim edilirdi.
Düalist Dinler
Düalizmin Tanımı ve Türleri
Düalizm terimi, 1700'lü yıllarda, özellikle İran'a özgü iki-ruh doktrinini ifade etmek amacıyla icat edilmiştir. Genel olarak düalizm, iki prensibin zıtlığını ifade eder ve kozmolojik, antropolojik, etik gibi tüm düzeylerde iyi/kötü gibi bir değer yargısı ve hiyerarşik bir gerçeklik kutuplaşması içerir.
Geleneksel olarak iki temel düalizm modeli mevcuttur:
1. Radikal Düalizm: Mevcut yaratılıştan sorumlu iki ebedi prensibin varlığını ileri sürer.
2. Ilımlı (Monarşist) Düalizm: Yüce bir yaratıcının egemenliğini tartışmazken, ikinci prensibin daha sonra ortaya çıktığını ve kaynağını genellikle birinci prensibin başlattığı sistem içindeki bir yanlışlıktan aldığını savunur.
Hilekâr (Trickster) Figürü: Kahramanı hilekâr olan mitler genellikle düalisttir. Hilekâr, yüce Tanrı'nın yarattığı düzeni bozmayı amaçlayan bir "karşı-yaratılışın" faili olarak işlev görür ve dünyaya ölümlülük, doğum sancıları ve felaketler getirir. Tevrat'ın Tekvin bölümündeki yılan (hilekâr), ılımlı düalizm bağlamında ele alınmıştır.
Düalist Akımlar ve Mezhepler
Düalist akımlar, dünyaya ve bedene karşı sergiledikleri tutum açısından farklılık gösterir: antikosmizm (dünya kötüdür) veya prokosmizm (dünya iyidir); antisomatizm (beden kötüdür) veya prososomatizm (beden iyidir).
• Zerdüştlük dualist, prokozmik ve prosomatik (dünyayı ve bedeni olumlu gören) bir dindir.
• Orfizm ise antikosmik ve antisomatik (dünyayı ve bedeni olumsuz gören) dualist bir akımdır.
1. Gnostisizm: Gnostisizm, erken Hristiyanlık döneminde ortaya çıkmış ve çoğunlukla ılımlı düalizmin iki mitinden yararlanan bir dindir.
Gnostiklere göre dünya, ya semavi tanrıça Sophia'nın yol açtığı yıkım ya da Demiourgos (eski Ahit Tanrısı ile özdeşleştirilen) adlı cahil ve kibirli bir figürün eylemi sonucu yaratılmıştır.
Demiourgos'un cahil, dünyanın kötü olduğu kabul edilir ve gnostiğin temel amacı evrenden kaçmaktır.
Kurtarıcı İsa-Mesih, genellikle illüzyonel bir bedene (Doketizm) sahip olduğu için çarmıhta acı çekmemiş ve ölmüş sayılmaz.
2. Marcionizm: Sinoplu Marcion (M.S. 80–155) tarafından kurulan bu akım, Radikal Düalizm postule eder: Bir yanda üçüncü gökte yaşayan iyi ve meçhul Tanrı, diğer yanda adil ama iyi olmayan Demiourgos (Eski Ahit Tanrısı) bulunur. Marcionizm, dünyanın kötü olduğunu savunan kötümser bir doktrindir.
3. Maniheizm: Peygamber Mani (M.S. 216–276) tarafından Mezopotamya'da kurulan Maniheizm, en etkili Gnostik dinlerden biridir. Radikal Düalizmi benimser ve dünyayı Aydınlık ve Karanlığın bir "karışımı" olarak görür. Maddi dünya, Karanlık prenslerinin bedenlerinden oluşmuştur.
4. Paulicianizm: Popüler Marcionizm'in bir biçimi olup, Fırat bölgesinde gelişmiş ve Radikal Düalizm ile sakramentleri reddetme üzerine odaklanmıştır.
5. Bogomilizm: Bulgaristan kökenli olan Bogomilizm, Paulicianizm'den daha az düalisttir. Şeytan'ı dünyanın yaratıcısı değil, yalnızca organizatörü olarak kabul eder. Bu akım Bizans'ta yayıldıktan sonra Batı'ya (İtalya ve Fransa) ulaşmıştır.
6. Katharizm: Katharlar, Bizans'tan gelen Bogomilizm (ılımlı) ve Origenizm ile Manicilik karışımı olan Radikal Katharizm (Albigenses) olmak üzere iki farklı doktrinin takipçisiydiler. Radikal Katharlar, ruhun önceden varoluşuna ve bedensel dirilişin reddine inanırlardı.
Kaynak: Mircea Eliade, Ioan P. Couliano, 1997, İnsan Yayınları.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız