izmit escort | izmit escort | escort izmit | escort izmit | kocaeli escort
Bugun...


Dr. Abdullah Köktürk

facebook-paylas
Emperyalizmin Baş Tacı
Tarih: 11-02-2021 13:12:00 Güncelleme: 13-02-2021 18:35:00


 

İç politikada yandaş ve güdümlü medya tarafından her ne kadar emperyalizm karşıtı gibi gösterilse de, ABD, Çin, Rusya ve İsrail'in birlikte memnun olduğu bir iktidar var Türkiye'de.

 

AKP iktidarı komşuları ile ne kadar sorunlu ise, emperyalizm ile de o kadar sıkı fıkı.

 

İktidarın emperyalizm karşıtı söylemlerine bakıp ABD ve İsrail konusuna itiraz edecekler için söyleyeyim;

 

Bu iktidar Irak, Suriye ve Libya'yı ABD'nin dizayn etmesine büyük bir katkı sağlamıştır. Sağlamaya da devam etmektedir. Biden döneminde de en az Trump döneminde olduğu kadar ABD ile stratejik ortak olarak hareket edilecektir.

 

İsrail’in bölgedeki en büyük düşmanı Suriye bu iktidarın büyük yardımı ile güçsüzleştirilmiştir. Başka bir İsrail düşmanı Libya bugün yok hükmünde.

 

Siz söyleme değil, eyleme bakın.

 

Sanırım Rusya ve Çin konusunda da itiraz yoktur ama yine de hatırlatayım;

 

1940’lardan itibaren 50 yıl Sovyetler Birliği’nin karşısında Batı’nın bir ileri karakolu gibi davranan Türkiye, bugün Rusya’nın bölgedeki partneri gibi hareket etmekte. ABD’nin baskıları karşısında kullanmamaya karar verip depoya kaldırmayı düşündüğü S-400’ler için Rusya’ya 2.5 milyar dolar ödeyen Türkiye, Azerbaycan Ermenistan arasındaki sorunları beraber çözmeye çalışmakta. Mersin’de inşaatı devam eden nükleer santral için Rusya’ya her yıl milyarlarca dolar ödenmekte.

 

Çin ile nerdeyse yok denecek durumda zayıf olan ilişkiler, bugün, AKP hükümetinin Türkiye’yi Çin’in lojistik üssü yapma isteği ile oldukça gelişmiş durumda. Türkiye’den başlayan bir demiryolu projesi olan Orta Koridor Projesi Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan üzerinden Çin’e ulaşıyor. Türkiye Çin’e lojistik limanlar sağlama konusunda Yunanistan ile çekişmekte.

 

İktidarın Emperyalizm İle İyi İlişkisinden Türk Halkının Bir Kazancı Yok

 

Emperyalizm ile bu kadar sıkı ilişkiden Türkiye’nin ve Türk halkının kazanımları nedir diye bakıldığında durum pek iç acıcı değil. ABD isteği ile uygulanan ve en büyük kazancı İsrail’in sağladığı Suriye politikaları 50 milyar dolardan fazla kayba ve milyonlarca Suriyelinin Türkiye’ye göçü ile sonuçlanmış durumda. Türkiye’nin güvenliği diye iç politikaya pazarlanan Suriye politikası güney sınırlarımızda İsrail ve ABD güdümünde bir Kürt devleti kurulması ile neticelenecekmiş gibi duruyor. Libya politikası da yine kaynak kaybına yol açtığı halde, uluslararası kamuoyunda karşılığı pek bulunmayan, kâğıt üzerinde bir Münhasır Ekonomik Bölge’den başka bir kazanç sağlamadı.

 

Rusya ile AKP hükümeti can ciğer kuzu sarması iken, Türkiye Rusya’dan alınan doğalgaza Batı’ya iki katı fiyat ödemekte. Bu vatandaşlara yüklü doğalgaz ve elektrik faturaları olarak geri dönmekte. 2.5 milyar dolar ödenen ama kullanılmayacak olan S-400 füzeleri tarihin en pahalı modern hurdalarına dönüşmüş durumda.

 

Çin’e 2.5 Milyar dolarlık mal satarken 20 milyar dolarlık ithalat yapılmakta. Doğu Türkistan ve Uygur Türkleri de unutulmuş durumda.

 

 

Ezilenlerin Durumu Daha da Zorlaşmakta

 

Türkiye tarihi boyunca gücünü dışardan alan böylesi bir iktidar görülmedi. AKP emperyalizmle ilişkilerini sıkılaştırdıkça, dışta bu kadar müttefiki ve içte hala konsolide edebildiği bir kitlesi olan iktidar karşısında emekçilerin durumu daha da zorlaşmaktadır.

 

Hatta bundan sonra daha da zor olacağı gözükmektedir. Çünkü iktidar bloğunun hegemonu tekelci komprador burjuvazi, pandemi ile beraber ekonomik kriz arttıkça, daha sıkı önlemler talep edecektir.

 

Bu istekler, enflasyon karşısında net maaşların düşürülmesi ve çalışma saatlerinin uzatılması şeklinde olacaktır.  Bu da ancak daha otoriter bir rejimde mümkün olacaktır.

 

Bu, iktidarın anayasal yetkilerini arttırarak otoriterleşmesi şeklinde olabileceği gibi, şu anki yarım askeri rejimi yeterli bulmayan emperyalizmin çok uluslu şirketleri ile ve bunların içerdeki ortağı olan tekelci sermayenin çalışabileceği başka bir otoriter rejim de olabilir.

 

Bu zor durumda, emekçi sınıflar safında bu karanlığı aydınlığa çevirecek bir örgütün bulunmaması da ayrı bir trajedidir.

 

Alternatiflerinin konuşulduğu bir iktidarın çok da rahat olduğu söylenemez. Ay’a veya Mars’a da kaçsa hesap günü yaklaşmaktadır.



Bu yazı 2315 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Türkiye'de Açıklanan Corona Sonuçlarına İnanıyor musunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI