beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort seks hikayesi hava durumu betturkey beylikdüzü escort
Bugun...


Ali Rıza Gelirli

facebook-paylas
Hayata Teyelli Kalmak
Tarih: 03-11-2026 08:12:00 Güncelleme: 03-11-2026 08:12:00


nsan, var olduğu günden beri zamanın akışına direnmekle onunla uyumlanmak arasında sıkışıp kalmış tuhaf bir mahlûk. Kimi kök salmak ister, kimi rüzgârın önüne katılır. Lakin bugünün dünyasında ne kökler eski sağlamlığında ne de rüzgârın yönü belli. Öyle bir devirde yaşıyoruz ki, hiçbir şeye tam anlamıyla sahip olamıyor, hiçbir anı kesip atamıyoruz. Hayatımız, dikilmekten ziyade hayata teyelli yaşanıyor sanki. Yoksa sadece bana mı öyle geliyor.

 

İçimde hep bitmeyen bir anlatma arzusu, kendimi saklamadan açık etme isteği var... Sanki son günümmüş gibi tüm sırları dökmek ortaya... Gerçi zaman zaman yapıyorum bunu; yazılarımı takip edenler bu hallerime yakından tanıktır.

 

Sanki hep belirsiz bir ütopyaya doğru yürüyorum. O sebepten olmalı hep teyelli kaldım ideolojilere ve “büyük” anlatılara. Ne fiziksel ne duygusal olarak bulunduğum yere kök salamadım. Bunun için çaba sarf etmedim bile. Hangi motivasyon beni bu duyguya saldı emin değilim. Kim bilir belki de bir aile içine doğmuş olmamam yol açmış olabilir buna. Belki henüz keşfedemediğim ya da keşfedemeyeceğim onlarca belirleyen vardır kuşkusuz.

 

Teyel, malumunuz, geçici bir tutunma biçimidir. Sağlam dikişler atılmadan önce kumaşın duruşunu görmek, potlukları önlemek için iğneye iliştirilen ipliğin rastgele ama niyetli ilerleyişidir. Esas elbise dikilene kadar idare etsin diye yapılır; sökülmesi bir saniyedir. Bugün modern bireyin hayatı da tam bu tanımın sınırlarında geziniyor. İlişkilerimiz, işlerimiz, mekânlarımız, hatta düşlerimiz bile sağlam dikişlerle kumaşa işlenmiyor artık. Hep bir "acaba"nın gölgesinde, her an sökülüp yeniden teyellenecekmiş gibi eğreti bir acelecilikle yaşıyoruz. Ya da ben böyle yaşıyor ve düşünüyorum diyelim.

 

Sabah uyandığımızda takvim yapraklarına değil, anlık bildirimlere, ertelenmiş kararlara ve yarım kalmış niyetlere uyanıyoruz. Bir ayağımız burada, diğeri her an yola çıkmaya hazır bir bavulun içinde. Kalıcı olanın ağırlığından korkup hafiflemeye çalışırken, aslında dipsiz bir geçiciliğin orta yerinde savruluyoruz. Hâlbuki insan, ruhunun o ağır ve köklü yükünü taşımaya mecburdur; teyelli bir hayat ise ruhu en çok yoran şeydir. Çünkü yarım kalmışlık, insanın içine sinsi bir huzursuzluk eker. Yoksa bu yüzden mi sabahlara hep muhalifim?

 

Belki de bu yüzden, hayatın o iştahlı ve gürültülü akışı içerisinde durup, iğneyi biraz daha derine, asıl kumaşa batırmanın vakti çoktan geldi. Hayata teyelli yaşamaktan vazgeçip, kalbin ve aklın hakiki dikişleriyle bu dünyada kalıcı izler bırakabilmek...

 

Ama nasıl, kiminle, niçin... Ve daha da önemlisi, hangi motivasyonla? Benim için büyük soru bu.

 

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız



Bu yazı 59 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI