Değerli dostlar, Maltepe Üniversitesi Radyo Sinema TV Bölümü hocası Hakan Aytekin’in bir şiirim üzerine yazdığı yazıyı paylaşıyorum.
ERZİNCAN ABDALI: ALİ EKBER ATAŞ

Zerrede Kainat Göründü Bana
Gözelerden yağmur oldum boşaldım
Pir sözüne adlandım dosta yol oldum
Dara durdum ikrar verdim el aldım
Zerrede deryayı sezdirdi bana
Gönül taslarına doldum boşaldım
Bağban oldum dost bağını dolandım
Pervaneyim aşk odunu kuşandım
Zerrede deryayı gösterdi bana
Hazır mülk eyledik akan zamanı
Bizden evvelkiler yığmış harmanı
Yüzüp geçtiğimiz koca ummanı
Zerrede kainat göründü bana
Sözlerinde gülbenk olup çağladım
Umman geçip bir zerrede boğuldum
Çocuk idim pir darında sınandım
Evveli ahiri buldurdu bana
30.08.2022/Kartal
***
Ali Ekber Ataş'ın dizelerini okuyunca sabah sabah içim ısındı,.
Dedim ki kendi kendime, “Yahu ben bu adamın bir sürü şiirini okudum, ama bunu çok sevdim.
Niye? Niye acaba?” sonra da kendi kendime yanıtladım:
“Çünkü bu bugünün şiiri değil, bu bir geleneğin süzülmüş hali”. Belki de gençliğinde bile böyle bir şiir yazmamışsındır. Ama şu kesin ki, Anadolu deyişlerinin sözcükleri (imgeleri değil), felsefesi, ideolojisi ve hepsinden önemlisi anlaşılırlığı bir kod olarak zihnine işlemiş. Bu düşünce beni günümüzün şiiriyle bir muhasebeye soktu.
Pek çok şiiri anlayamıyorum?
Niye?
Niye imgeler bizi sınava çekiyor?
Anlama yetimizin sınırlı, kısıtlı olması bir etken olabilir ama anlatamama, anlatmak isteğini saklama da bir etken olamaz mı günümüz şiirinde?
Ustalık mı desek, bilemedim. Yüzyılların farkına varmadığın birikiminden yararlanarak deyiş yaz dostum. Ortak yaşamın, yaşama ortaklığının ve ortak sözcüklerin dünyasında dolaş. İmgeler kendisini bulur ve anlatır zaten…
Anlayabiliriz de.
Aklına sağlık Erzincan abdalı…
Hakan Aytekin
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız