Bugun...


Ahmet Kale

facebook-paylas
ÜÇ KİTAP BİRDEN YAYINLIYORUZ
Tarih: 18-09-2022 19:23:00 Güncelleme: 18-09-2022 19:23:00


 

Osmanlı Tarihinin Maddesi eserini 2007 yılının şubat ayında yayınlamıştık. Tek bir kitapla dağıtıma giremeyeceğimizi biliyorduk. Kitap sayımızı hızla artırmamız gerekiyordu. Binanın tadilatının sürdüğü 3 yılda ben bir yandan inşaatla ilgilenirken, bir yandan da ilerde basacağımız kitapları kabataslak da olsa yayına hazırlamaya çalışmıştım. Epey malzeme vardı yani.

 

Osmanlı Tarihinden sonra hangi kitabı basacağımızı düşünürken yine H. Atahan’ın önerisiyle ikinci kitap olarak Türkiye'de Kapitalizmin Gelişimi kitabını basmaya karar verdik. Ben de onunla birlikte Emperyalizm Geberen Kapitalizm kitabını basabileceğimizi söyledim, onu da programa aldık. Bu arada Birinci ve İkinci Kuvayımilliyeciliğimiz broşürlerini de birleştirip kitap olarak basalım dedik. Böylece üç kitabın birden basılmasına çalışacaktık.

 

Bu aşamada başka bir gelişme yaşandı. Osmanlı Tarihini basarken telif sorununu nasıl aştığımızı tam hatırlamıyorum. Zaten o ilk kitabımızda neredeyse bütün resmi işlerimizi, Kültür Bakanlığı ile yazışmalar ISBN numarasının alınması gibi formalitelerle Bordo-Siyah yayınlarındaki arkadaşlar ilgilenmişlerdi. H. Atahan telif konusunu gündeme getirdi. Resmi makamlara karşı en ufak bir açığımızın olmasını istemiyordu. “Al Capone’u vergiden tutuklayıp işini bitirdiler, bizi de telif meselesinden faaliyetten alıkoyabilirler” diyordu ve haklıydı. Bu konudaki gelişmeleri yine aynahaber.org sitesinde sevgili Abdullah Köktürk ile 27 Haziran 2022 günü yapıp yayınladığımız, “Kıvılcımlı eserleri ve telif haklarının durumu” konulu söyleşimizde özetlemiştim. Buraya o yazıdan uzunca bir alıntı yapayım:

 

Önce Telif hakları nedir, nasıl kullanılır ona bakmalıyız. Telif yasasına göre fikri mülkiyetin yani sözlü ya da yazılı olarak üretilen fikir ve sanat eserlerinin kullanımı eseri üretenin (resmi olarak ispat etmesi şartıyla) iznine tabidir. Eseri üreten ölmüşse bu hakları devretmek ya da kullandırmak eser sahibinin varislerinin yazılı izniyle olabilir ancak. Hemen yazayım; eser sahibinin ölümünün üzerinden 70 yıl geçmişse o zaman o eserler kamu malı haline geliyor. Dolayısıyla ölümünün üzerinden 70 yıl ve daha fazla bir zaman geçmiş olan birçok ünlü yazar ve sanatçının ürünleri telif hakkı ödenmeksizin kullanılabiliyor, yayınlanabiliyor. Bu açıdan baktığımızda Kıvılcımlı’nın eserleri henüz kamu malı haline gelmiş değil. Daha 20 yıl kadar telif izniyle yayınlanabilir ancak.

 

Telif haklarının şimdiki durumunu yaşadığımız bir örnekle açıklayayım. 2007 yılının Şubat ayında Sosyal İnsan Yayınları olarak Kıvılcımlı’nın önemli eseri Osmanlı Tarihinin Maddesi’ni bastıktan sonra yayınevi olarak elimizde telifle ilgili bir belge olması gerektiğini düşündük. Hayatta olan bir yakını var mı diye araştırdığımızda Mudanya’da yaşayan bir yeğeni olduğunu öğrendik. Ağabeyi Şerafettin Demiryol’un oğlu olan yeğene ulaştık. Adı Yurtışığı Demiryol olan bu yeğeni bulup, yayınevimize davet ettik. (Son yıllarda yoğun sağlık problemleri olduğunu duyduğum bu ağabeye yaşıyorsa sağlık diliyorum). Yayınevinde yaptığımız görüşmelerde kendisinden “amcasının bütün kitaplarının yayın haklarını yayınevimize devretmesini” istedik, kabul etti. Bir süre sonra yayınevinin kurucu büyük ortağı H. Atahan Mudanya’ya giderek Yurtışığı Demiryol’dan bir noter belgesi alarak döndü. Bu belgede “Amcam Hikmet Kıvılcımlı’nın bütün kitaplarının yayın haklarını 1(bir) TL karşılığında H. Atahan’a devrediyorum” yazıyordu. Yani Sosyal İnsan Yayınları adına değil, şahıs adına alınmıştı belge.

 

Bu belgenin geçerli olması için: 1) Noterden belgeyi veren kişinin resmi olarak varislerden biri olması da yetmez, temsile yetkili olması lazım. 2) “Ben bütün kitapların yayın hakkın ı devrettim” demek de olmaz. Kanunen hangi kitabın kaç adedi ya da hangi kitabın yayın hakları ne kadar süreliğine devredildiğinin belgede açıkça yazması lazım. Yani Kıvılcımlı’nın 60 kitabı yayınlandıysa o yayınevinden, her birinin tek tek adet ya da süre olarak belirtilmesi lazım. Dolayısıyla alınan belgenin yasal olarak hiçbir değeri yoktur.

 

Kıvılcımlı’nın bir varisi yoktu resmi olarak. Abisi ve abisinin çocukları Kıvılcımlı’nın ölümünden sonra çıkarılan veraset ilamında yer almıyorlardı. İlamda sadece eşi Emine Kıvılcımlı ve onun yakınları yer almıştı. Dolayısıyla H. Atahan’a bu belgeyi veren Yurtışığı Demiryol’da varis olmadığından belgesi geçersizdi. Ancak, Kültür Bakanlığı bu konularda şikayetle işlem yapıyordu. Yani siz "işte benim belgem” diye elinizdeki bir belgeyi ekliyorsunuz, bakanlık, eğer bir şikayet olmazsa konuyu araştırmıyordu. Biz de bir süre böyle devam ettik ama bir yandan da Yurtışığı ağabeyi varis yapmanın yollarını aradık. O zamanki avukatımızın tavsiyeleriyle, verasete ekleme davası açtık. Rahmetli Suat Şükrü Kundakçı ağabeyi tanık gösterdik mahkemeye de. Suat ağabeyin “evet ben hatırlıyorum, Yurtışığı küçük bir çocukken Kıvılcımlı’nın muayenehanesine gelirdi, ben görürdüm. Kıvılcımlı’nın abisinin oğlu olduğunu biliyorum” demesiyle de mahkeme Yurtışığı Demiryol’un da varisler arasına katılmasına karar verdi. Ancak bu defa başka bir sorun çıktı. Yeni bir varisin eklendiği tüm varislere (Emine Kıvılcımlı’nın yeğenlerine) mahkeme tarafından tebliğ edildi ve bütün varislere “… tarihinde Tereke Mümessili seçimi için mahkemede bulunma” çağrısı geldi. Bundan sonrasını pek ciddiye almadık ve bir süre sonra mahkemeden “Tereke Mümessili falan kişi seçilmiştir” diye bir yazı geldi avukatımıza. Emine hanımın bilmem ne tarikatına mensup sülalesinden bir kişi tereke mümessili yani mirasın her türlü temsilcisi olarak atandı. İşte şimdi telifin durumu bu.”  Yani ne H. Atahan’ın ne de herhangi bir kişi veya yayınevinin “Telif hakları bizde” demesi gerçeği yansıtmaz. Zaten Kıvılcımlı da kimsenin telifine falan sığmaz. Şahsen ben kimseyi takmadan fırsat buldukça kitap yayınladım, nefesim yettiğince de yayınlarım. Şimdi kitaplara yeniden döneyim.

 

Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi kitabı, Kıvılcımlı tarafından 1965 yılında kurulan Tarihsel Maddecilik Yayınları’nın ilk kitabı olarak basılmıştı. Daha sonra TSİP’in (Türkiye Sosyalist İşçi Partisi) yayınevi olan Tarih ve Devrim Yayınevi ve sonraki yıllarda da Bibliyotek Yayınları tarafından basılmıştı. Kitabı yayına hazırlarken bu üç kitaptan da yararlanmıştım. Biz Bütün Eserler serisinin ikinci kitabı olarak yayınlayacaktık. Mizanpaj yapılmadan önce son okumalardan birini yaparken ilk baskının son sayfasında “Birinci cildin sonu” yazısı dikkatimi çekti. Kitabın sonunda bu ibare olduğuna göre ikinci bir cilt olmalıydı. Yakın çevreden soruşturdum, özellikle Suat Şükrü ağabeye sordum, bilen yoktu. Aynı yazı 1974 yılında TSİP’in yayınladığı kitabın son sayfasında da vardı. O baskıyı yapan Tarih ve Devrim Yayınları’nın o zamanki sorumlusu Atila Türk ağabeye ulaşmaya çalıştım. Kendisi Lefkoşe’de bir üniversitede hocaydı. Daha önce karşılaşmıştık, ben onu ismen bilirdim. 1974-75 yıllarında çok genç yaşta ve verimli çağında kaybettiğimiz sevgili Mehmet Filiz’in Odak Yayınları’ndan çıkardığı Aydınlık Fevkalade Gençlik Nüshaları kitabı sevdiğim ve etkilendiğim bir kitaptı. Kısa bir araştırmadan sonra Kıbrıs’taki telefonunu bulup bir gece aradım. Kendimi hatırlattım, yayınevini, amaçlarımızı anlattım. İlgilendi, etkilendiğini söyledi, tavsiyelerde bulundu. Kitabın ikinci cildini bilip bilmediğini sordum. “O cümleyi bile hatırlamıyorum Yalçın (Yusufoğlu) bize basılacak şeyin örneğini verir giderdi, biz de basardık, hiç bilgim yok” dedi. Epey uzun konuştuk. Bu telefon temasından sonra da görüşmelerimiz devam etti. Ne danıştıysam cevapladı. Yıllar yılı yazıştık. En son 2016 haziran ayıydı sanırım, ben birçok temas için Kıvılcımlı Enstitüsü için Kıbrıs’a gittiğimde o ölüm döşeğindeydi. Kanserin en son aşamasındaydı ve yoğun bakım gibi tecritte bir odadaydı. Çok ısrar ederek uzaktan görme izni alabildim. Çok kötüydü, zayıflamıştı, gözlerini açınca beni tanıdı, gülümsedi, halsizce eliyle öpücük attı. Birkaç gün sonra da ölüm haberi geldi. Sevgi ve saygıyla anıyorum. Bu arada yıllar sonra Vedat Türkali’nin evinde sık sık görüştüğüm Yalçın Yusufoğlu ağabeye de sordum kitabın ikinci cildini, o da bilmiyordu. Daha sonra tekrar anacağım Yalçın ağabeyimi de sevgi ve saygıyla anıyorum.

 

İkinci cilt yoktu. Kitabın arkasına ek olarak Kıvılcımlı’nın Ankara’da Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) lokalinde verdiği konferansın 30 Mayıs 1967 tarihli Sosyalist gazetesinde yayınlana özet metnini koyarak bastık. Ustamızın 1932 yılında Elazığ Cezaevi’nde yazdığı YOL etüdünün ikinci kitabı olan Yakın Tarihten Birkaç Madde eserinin 35 yıl sonra güncellenmesi gibi olan bu önemli eser de tekrar yayınlanmış oldu.

 

2007 Haziran ayında yayınlanan Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi kitabıyla beraber 2 kitap daha basıldı aynı ay içinde. Bunlar Emperyalizm Geberen Kapitalizm ve Kuvayımilliyeciliğimiz kitaplarıydı.

 

Emperyalizm… kitabı Kıvılcımlı’nın ilk yayınlanan telif eserlerinden. 1935 yılında kurup arka arkaya tercüme ve telif eserler yayınladığı Marksizm Bibliyoteği yayınevinin 7 numaralı kitabı olarak yayınlanmış. Yayınlanır yayınlanmaz da toplatılması ve cezalandırılması için Ağır Ceza mahkemesinde dava açılmış. Böyle bir dava açıldığını Kıvılcımlı anılarının bir yerinde “Emperyalizm kitabı Ağır cezada beraat etti…” diye anar. Dava varsa Kıvılcımlı’nın savunması da vardır diye düşündük ve araştırdık. Hollanda’daki Arşiv kurumunda olduğunu “Kıvılcımlı’nın Yurtdışı Arşivi” kataloğundan tespit edip, yazılı olarak Arşiv kurumundan talep ettik. Çok cüzi bir ücret karşılığında ve çok kısa bir zamanda savunma bize yollandı. Bu savunmayı da olduğu gibi kitabın sonuna ekledik.

 

Kuvayımilliyeciliğimiz için o günlerde kitabın başına yazdığım Yayınevi Notu’ndan birkaç cümle alayım:

 

1 Mayıs 1954’te ‘pratik bir maksatla kaleme alı’nan ve ‘Vatan Partisi’ne fikri zemin olan KUVAYIMİLLİYECİLİĞİMİZ (Gerekçe) kitapçığı ’15 Ağustos 1957 günü ancak basılabil’miş.

 

“II KUVAYIMİLLİYECİLİĞİMİZ olarak isimlendirilen Milli Birlik Komitesi’ne Mektuplar’ın birincisi 6 Temmuz 1960, ikincisi ise 10 Temmuz 1960 tarihlerinde yazılıp yerlerine ulaştırılmış.

 

“1965 yılında Kıvılcımlı, Gerekçe ve 2 mektubu birlikte ‘Kuvayımilliyeciliğimiz ve İkinci Kuvayımilliyeciliğimiz’ başlığıyla yayınlamış.

 

“42 yıl aradan sonra bu önemli metnin 2. Baskısını yayınlıyoruz.”

 

Burada kısa bir bilgilendirme de yapayım. Gerekçe başlıklı ilk metin 1954 yılının 1 Mayıs günü yazılmış. Gerekçe adını alması, o yıl kurulmaya çalışılan Vatan Partisi’nin kuruluş gerekçesinin teorik açıklaması olmasındandır. Ancak Parti’nin kuruluşu 29 Ekim 1954’te yapılmıştır. Kuruluş hazırlıkları tamamlanmış olmasına rağmen Kıvılcımlı partinin kuruluşunu 6 ay kadar bekletmiştir. Bunun gerekçesi; 1951 tevkifatında neredeyse bütün yönetici ve önemli üyeleri tutuklanmış olan TKP davasının sonucunun beklenmesidir. Dava sonunda içerden çıkabilecekler olursa kuruluşu onlarla yapmak için beklenmiştir. Ancak davanın sonunda çok büyük oranda mahkumiyetlerin verilmesiyle bu beklenti sona ermiş, Vatan Partisi 29 Ekim 1954 günü kurulmuştur.

 

3 kitabı matbaadan aldığımız günlerde H. Atahan kızını ziyaret için ABD’ye gidiyordu. Yeni basılan kitapları da okumak için yanına almıştı. Ertesi gün bir havaalanından bana telefon etti. ”Ahmet, Kuvayımilliyeciliğimiz kitabında bir forma ters basılmış, kontrol etmeden satışa vermeyin” dedi. Gerçekten baktığımızda bin adet kitabın hepsinde bir forma ters basılarak ciltlenmişti. Aslında bir mücellithane olan matbaanın bu basit yanlışı yapmaması lazımdı. Zor bela telafi ettirip yeniden ciltlettik ama bundan sonra matbaamızı değiştirdik.

 

Gelecek yazı: 2008 HAREKETLİ YILIMIZ



Bu yazı 221 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI