Osmanlı döneminde kalan Türkler ve Tatar Türklerinin yerli halk ile yaşadığı bir Türk şehridir Tekirgöl.

Tekirgöl'ün deyince tabi ki hikayesi de önemli.
Osmanlı dönemi geriye dönmeye başlayınca o civarda Tekir dede isminde bir Türk eşeğiyle göz atıp uzak yaşıyor.
Hastalanıyor ve bir hocaya, gidiyor hocanın bakımını bulamayınca barınağına doğru gidiyor, eşeğine zor biniyor, gölün ayakta kalıyor eşeğinden düşüyor ve orada yorgun argın kalıyor. Sabah uyanınca bacaklardaki şişlikler ve eşeğindeki rahatsızlıklar da yaygınlaşıyor. Birkaç gün kalıyor ve eşliği ile ikisi de rahatsızlıklarından kurtulmuş dimdik oradan kalkıyorlar.
İşte o dağ çamurlarının şifası ortaya çıkıyor, o göle Tekir Dedenin ortaya çıkıyor ve Tekirgöl oluyor. Zamanın çevresinde yerleşimler çoğalıyor ve Tekirgöl boyunca şirin bir şehir çürüğüne kadar geliyor.
Civarında Tatar Türkleri ve geriye dönmeyen Türkler orayı kendilerine vatan edinmişler.
…
Tatar Türk Kurultayı'na katılmak için İstanbul'dan otobüslerle yola çıktım.
Otobüste Eskişehir'den gelen Tatarlar vardı bir kısmıyla tanışıyorduk. Otobüs hareket etmek üzereyken bir gurup Özbek kalıcı olarak geldiler, konuştuk kaynaştık. Güzel bir yolculuk oldu.
Sabahın erken saatinde Köstence'ye yakın bir yerde otobüslerden indik. Telefonla orada bizi ve bizi aldıracağını söyleyen Demokratik Tatar Birliği Başkanı Naim Belgin'in yaşadığı otomobiller ile konaklayacak misafirler yerleştiler. Ben önceden Tekirgöl'de bir otelde kaldığım yerden ayrıldım.
Otel gayet temiz güzel, sahibi Türkleri seven, Türkiye'yi eksiksiz ziyaret etmiş bir aile oteli. Sabah çalışırken arabasıyla beni şehir kaldırdı.
Türk ismini taşıyana baktım, biraz dolaştım. Restoranları Türkiye'nin yaşayan varlıklarımız işletiyorlar. Dikkatimi çekilen duvarlarda Türk resimleri ve bir kaçında Türk bayrağı vardı. Beni TIR şoförü zannettiler, neşeli iyi ağırladılar ama hesaptayken öğrendiğim ki benden yüksek fiyat aldılar. Orada Euro'yu geçmediği için Romen parasından anladığımdan kartla ödedim.
Turgutlu'nun yiğit evladı İrfan Çetin, orada ticaret yapıyor, beni arayan pazarlar, misafirim ol, liderliğe gitme nereye gideceksen götüreceğim diye ısrar etti ve bir konumda geldi. Daha önce Macaristan'da Kurultay'da görüşmüş tanışmış ortak dostlarımız vardı. O gün beni misafir etti. Köstence'nin tarihi yerlerini gezdirdi, gösterdi.
İrfan kardeşim beni Bükreş hava alanına kadar gezdirdi, yardımcı oldu. Son gün onun evinde misafir oldum.
Kurultay'da çok sevdikleriniz.
Tarihi geçmişi olan bir bölge ve Romen olsun Tatar olsun hepsi sıcakkanlı ve sevecen insanlar. Misafirperverler ve bir o kadar da cana yakınlar.
Naim Belgin ile zaten tanışıyorduk, bazı konulardan bahsettik, sosyal ve siyasi özerklik hemfikirdik. Oldukça samimi, efendi ve hizmet erbabı bir kandaşımız, elinden geldiğince bizi ağırladı, Turkuvaz otelde kalmadım ama üç akşam toplu olarak oradaydı, sahibi efendi, misafirperver, candan insanlardı.
Nejat Salih ile yaklaşık yirmi yıl önce Hollanda'da tanışmış, dost olmuştu. Yardımsever, iyi bir Türk Milliyetçisi ve siyasetçidir. Kurultay'da maddi ve manevi katkı alınır.
İstanbul'dan Kırım Derneği Başkanı Celal İçten ve yönetim noktasına ayrı bir zenginlik kattı. Prof. Dr. Kutluk Kağan Sümer hocanın nüktedan konuşmaları, Kırım Türklerinin yılmaz dava adamı Rafet Karanlık'ı rahmetle anık.
Ben burada Kurultayın muhteşemliğinden bahsetmeyeceğim, o ayrı bir büyük yazı serisi teşkilatını sürdüreceğim.
Buralar bizim ecdadımızın yaşadığı, çilesini çektiği, mücadelesini yaptığı, tarihte adını yazdığı bir belde. Burada kendini Türkiye'de yaşıyorsun.
Çeşitli dostlar edindim, hepsi cana yakın samimi iyi insanlar, hep birlikte neşelendik, hüzünlendik ve güzel anılarla oradan ayrıldık.
Gözlemci olarak katıldığım kurultaya seneye 2026 da katkı bulunmayı kendime görev addettim ve güzel insanlar veda ederek, yaşadığım ülke Belçika'ya geldim, yüreğimin bir kısmı orada kaldı.
