Torpil; yetersiz bir hırsızın, hakkı olmayan bir mevkiye gelmek için, birtakım kirli çevresini kullanarak liyakatli başka bir kişinin emeğini, hakkını, maaşını ve kariyerini çalması eylemidir. Kısacası torpil, organize bir şekilde yapılan nitelikli bir hırsızlıktır.
Maalesef ve ne yazık ki, ülkemizde torpil yapan veya yaptıran hırsızlar, hiçbir ceza almadıkları gibi, haksız yere makam ve kariyer sahibi olarak; milletin ödemiş olduğu vergilerle oluşturulan hazineden maaş almaya devam etmektedirler.
Torpil ve torpilciler azılı birer hırsızdırlar; liyakatli kişinin herhangi bir hakkına, herhangi bir emeğine veya herhangi bir çalışmasına asla saygı göstermezler. Bu değerlerin tamamı onlar için önemsiz birer detaydır.
TORPİL, ÜLKEMİZİN GELECEĞİ İÇİN ÇOK BÜYÜK BİR TEHDİTTİR!
Peki, torpil neden ülkemizin geleceği için büyük bir tehdittir?
Çünkü torpil, toplumda adalete olan güveni temelden sarsar, devlet kadrolarına olan toplumsal inancı yok eder.
Bireyler arasında çalmayı, hırsızlığı ve dolandırıcılık yapmayı açıkça teşvik eder. Bireylerde "Torpilli herkes yolunu buluyor, ben de hırsızlık yaparak, başkasının hakkını çalarak yolumu bulmalıyım" düşüncesini körükler.
Liyakatli kişiyi de atıl hale getirir, tüm projelerini çöp eder. Gelecek nesillerin donanımlı yetiştirilmesinin önünü kapatır.
Kısacası torpil, "Salla başı, al hazineden maaşı" mantığının devlet mekanizmasına derinden yerleşmesi demektir.
Bir ülkenin geleceği, yetiştirdiği nesillerin niteliği ile ölçülür. Torpil mekanizması ise tam olarak bu niteliği hedef alır.
Hak etmeyen kişilerin örneğin eğitim kadrolarına ve yönetim makamlarına getirilmesi, gelecek nesillerin eğitim ve öğretim haklarının toptan gasp edilmesi sonucunu doğurur.
Torpilliler tarafından işgal edilen her koltuk, o koltukta oturup geleceği inşa etmesi gereken gerçek uzmanların dışlanmasına yol açar. Bilgi ve birikim yerine sadakat ve tanıdık ilişkileriyle eğitimci olan, idareci olan kadrolar; öğrencilere eleştirel düşünmeyi, adaleti ve bilimi aşılayamazlar. Sonuç olarak, eğitimde fırsat eşitliği yok olur. Sadece zengin ya da çevresi olanın değil, ülkemizin yetenekli tüm çocuklarının hakkı olan kaliteli eğitim, torpil çarkları arasında ezilir. Gelecek nesillerin küresel dünyada rekabet edebilecek donanıma ulaşmasının önü bu ehliyetsiz yapılar tarafından tamamen kapatılır.
Bir ülkenin yarınlarını çalmaktan daha büyük bir hırsızlık, daha büyük bir tehdit olabilir mi?
SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ BALIKESİR’DEKİ KADIN BULUŞMASINA TELEFON İLE BAĞLANIYOR
Geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme yaşandı. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, Balıkesir Salih Tozan Kültür Merkezi’ndeki kadınlar buluşmasında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye telefon ile bağlanıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmasında “Balıkesir’den geleceğe yönelik güçlü sinyaller beklediğini ve Balıkesir’in yeniden bu emaneti sahiplenmesi gerektiğini” özellikle vurguluyor. Cumhurbaşkanımız’ın bu çağrısı salonda büyük bir yankı uyandırıyor.
Ancak unutulmamalıdır ki, bu emanetin hakkıyla taşınabilmesi için öncelikle şehirdeki adaletsizliklerin ve haksızlıkların üzerine kararlılıkla gidilmesi gerekiyor.
SAYIN CUMHURBAŞKANIM; BALIKESİR'DE TORPİL YÜZÜNDEN KADIN ÖĞRETMENE ŞİDDET VE ZULÜM VAR
Kadınlar hayatın her alanında, sosyal hayatın her zaman içinde ve hatta siyasetin en ön saflarında olmalıdır.
Fakat Balıkesir'de yaşanan somut bir örnek, bu isabetli söylemlerin altını oyan cinsten. Hakkı ve liyakati ile devlet kadrolarına öğretmen olarak girmiş, kendini bu alanda sürekli yenilemiş ve yetiştirmiş bir Cumhuriyet öğretmeni var karşımızda. Matematik alanında yüksek lisans ve doktora yapmış, ulusal ve uluslararası makaleler yayınlamış, yıllarca aktif olarak yer aldığı pek çok ekiple ders kitaplarının ve öğretim materyallerinin oluşturulmasına katkı sağlamış, ayrıca birçok başarılı projeye imza atmış Bilsem Öğretmeni Meryem Çıldır’dan bahsediyorum.
Meryem Öğretmen, sırf torpili, arkasında bir dayısı yok diye, müdür yardımcılığı sınavını ve mülakatını bileğinin hakkıyla ve başarıyla kazandığı halde büyük bir zulme uğruyor.
Bilsem’den uydurma kumpaslar ve asılsız soruşturmalar ile kovuluyor. Ceza üstüne cezalar veriliyor. Üstelik bununla da kalınmıyor; kendisine yönelik bez futbol topu saldırısı (suikastı) düzenlettiriliyor! Şaka değil, bir eğitimciye karşı organize bir şiddet uygulanıyor.
Meryem Öğretmen, gasp edilen hakkını ve hukukunu Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde arıyor diye adeta Balıkesir’den kovuldu.
Sayın Cumhurbaşkanım, bu durum hangi hak, hukuk ve adalet anlayışı ile bağdaşmaktadır? Kadın öğretmen olan Meryem Çıldır’a yapılan bu zulüm, sadece bir bireyin canını yakmıyor; gelecek nesillerin adalete olan güvenini de tamamen öldürüyor. Ayrıca oradaki öğrenciler, alanında doktora yapmış bu değerli matematik öğretmeninden eğitim alma haklarından yıllardır mahrum bırakılarak cezalandırılıyor, matematik alanında kendilerini geliştirmelerine destek olunabilecekken gelecekleri kocaman bir bilinmezliğe atılıyor.
KADINLARIN VE ÖĞRENCİLERİN ANAYASAL VE KANUNİ HAKLARI
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Ne kadınların çalışma hayatındaki hakları ne de çocukların nitelikli eğitim hakları, birtakım torpil odaklarının keyfine bırakılamaz.
Anayasamız ve kanunlarımız bu hakları net bir şekilde güvence altına almıştır:
Kadınların Anayasal Hakları:
* Anayasa Madde 10 (Eşitlik İlkesi): Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu amaçla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
* Anayasa Madde 49 (Çalışma Hakkı ve Ödevi): Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak ve çalışmayı desteklemekle yükümlüdür.
* Anayasa Madde 70 (Kamu Hizmetine Girme Hakkı): Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemez.
Torpil ise bu maddenin açıkça ihlalidir.
Öğrencilerin Alanında Uzman Öğretmenden Eğitim Alma Hakları ve Kanuni Güvenceleri:
* Anayasa Madde 42 (Eğitim ve Öğrenim Hakkı): Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Eğitim ve öğretim, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.
Doktorasını yapmış dünya çapında uzman bir öğretmenin uydurma kumpaslarla öğrencilerden uzaklaştırılması, çağdaş bilim esaslarına tamamen aykırıdır.
* 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu - Madde 4 (Genel ve Özel Amaçlar): Milli eğitimin temel amaçlarından biri, Türk milletinin bütün fertlerini, ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamaktır.
Bu da ancak liyakatli ve uzman kadrolarla mümkündür.
* 1739 Sayılı Kanun - Madde 45 (Öğretmenlik Mesleği): Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.
Öğrencilerin bu ihtisasa en yüksek uzmanlık derecesinde (doktora/yüksek lisans) sahip öğretmenlerden eğitim alma hakkı, devletin güvencesi altındadır.
ADALETİN OLMADIĞI YERDE TORPİL OLUR
Torpilciler maalesef Balıkesir'de adaleti tümüyle öldürmektedir. Devletin resmi idari mekanizması olan soruşturma usulleri, dürüst memurları korumak yerine; bir korku mekanizması, bir sindirme aracı ve keyfi bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılmaktadır.
Hatta bu somut olayda olduğu gibi, bir kadın öğretmenin hak ve hukukunu, kariyerini, makam ve mevki hakkını çalma aracı haline getirilmiştir.
Adalet, mülkün temelidir; adalet mekanizmasını şahsi çıkarlar ve torpil çarkları için eğip bükenler, devletin temel sütunlarını dinamitlemektedir.
KADINLARIN HAKLARINI GASP EDİP ÇALARAK MAKAM VE MEVKİ SAHİBİ OLAN ERKEKLERDEN BU ÜLKEYE NE KADAR FAYDA GELİR?
Hakkı ile çalışmış, çabalamış, tırnakları ile kazıya kazıya devlet memuru olmuş, kendi emeğiyle müdür yardımcılığı sınavını ve mülakatını kazanmış bir kadın öğretmenin hakkını, organize bir şekilde gasp edip çalan erkek yöneticilerden bahsediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanım, sizce bu tarz yöneticilerden ülkemizin kalkınmasına, büyümesine ve geleceğine ne kadar ve nasıl bir fayda sağlanır?
Kendi gücüyle, bilgisiyle bir yere gelemeyip çareyi bir kadının emeğine çökmekte bulan, bir kadın öğretmenin hakkına ve hukukuna tenezzül eden erkekten vatanımıza, milletimize hiçbir fayda gelmeyeceği kanısındayım.
Türkiye’nin büyümesi, kadınların emeğinin korunması ve öncelikle liyakatin esas alınmasıyla mümkündür.
Balıkesir’deki bu adaletsizliğe dur demek, sadece Meryem Öğretmen’i değil, Türkiye’nin geleceğini ve milletinizin adalete olan inancını kurtarmak demektir.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız