beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort seks hikayesi hava durumu betturkey beylikdüzü escort
Bugun...


Özden İlhan

facebook-paylas
KOPMA NOKTASI VE VAROLUŞUN İNCE DENGESİ
Tarih: 27-08-2026 08:51:00 Güncelleme: 27-08-2026 08:51:00


Bir bisküviyi sıcak çaya batırdığınız o birkaç saniyelik eşiği düşünün. Çok erken çekip alırsanız kuru kalır; çayın ısısı, kokusu ve lezzeti bünyesine nüfuz etmez. Biraz gecikirseniz direnci kırılır, ağırlığına yenik düşer ve bardağın dibine çöküp dağılır. Artık ne bisküvi kendi formunu koruyabilir ne de çay berraklığını. Bütün mesele, o kırılgan doyum anını sezmek, çözülmeye teslim olmadan hemen önce geri çekilmeyi bilmektir.

 

Bu gündelik eylem, insan varoluşunun en kadim çelişkisini özetler: Direnç ile teslimiyet arasındaki görünmez sınır.

 

Hayat, sıcak bir sıvı gibi sürekli üzerimize biner. İlişkiler, sorumluluklar, idealler ve aidiyetler bizi kendi haznesine çekmek ister. İnsan, kendi hakikatini koruyabilmek için hayatla temas etmek zorundadır; fakat temasın dozu hayati bir ölçüdür.

 

Katı bir muhafazakârlıkla sert kalmakta direnenler, deneyimin ısısını içine alamaz, tecrübenin dönüştürücü gücünden mahrum kalır. Yüzeyi ıslanır ama kalbi kuru kalır.

 

Öte yandan, bağ kurma arzusuyla sınırlarını bütünüyle esnetenler için risk daha büyüktür. Bir başkasının, bir kurumun ya da bir fikrin içinde aşırı kalan insan, zamanla kendi omurgasını kaybeder. Yumuşamak ile erimek arasındaki farkı kaçırdığı an, kopuş kaçınılmaz hale gelir. Bardağın dibine çöken, yalnızca dağılmış bir kütle değil, zamanında durmayı başaramamış bir iradedir.

 

Var kalma sanatı; ne hayatın sıcaklığına bütünüyle kapalı kalmak ne de onun içinde eriyip gitmektir. Mesele, ısınmayı kabul edecek kadar esnek, dağılmayacak kadar kendi merkezinde kalabilmektir. Zamanın ritmini ve kendi kopma noktasını doğru okuyabilen insan, hem hayatın tadını içine çeker hem de kendi bütünlüğünü muhafaza eder.

 

Bardağın dibine çöken, yalnızca dağılmış bir kütle değildir; zamanında durmayı, "hayır" demeyi ve geri çekilmeyi başaramamış bir iradedir. Başkalarının beklentilerini karşılamak veya uyum sağlamak adına kendi merkezinden feragat eden her birey, en sonunda o çayın dibindeki tortuya dönüşür: Hem kendi varlığını kaybeder hem de dâhil olduğu ilişkinin berraklığını ve dengesini bozar.

 

İşte hakiki yaşam sanatı; ne hayatın sıcaklığına bütünüyle kapalı kalmak ne de onun içinde eriyip gitmektir. Mesele, ısınmayı kabul edecek kadar esnek, dağılmayacak kadar kendi özünde kalabilmektir. Bu da ancak kendi kopma noktamızı ve zamanın ritmini doğru okumakla mümkündür.

 

Ne zaman dâhil olacağımızı, ne kadar derinleşeceğimizi ve en önemlisi ne zaman geri çekileceğimizi bildiğimizde, hayatın ısısı bizi yok etmez; aksine olgunlaştırır. Kendi sınırını koruyarak temas kurabilen insan, hem deneyimin tadını içine çeker hem de kendi bütünlüğünü muhafaza etmeyi başarır.

 

Yazarın dsiğer yazıları için tıklayınız



Bu yazı 23 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

ABD-İsrail-İran savaşında en beğendiğiniz savaş muhabiri kimdir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI