Bir toplumun geleceğini inşa eden en kritik kurum eğitimdir. Eğitim sistemi yalnızca akademik başarı üretmez; aynı zamanda adalet duygusu, etik değerler ve toplumsal düzenin temelini de şekillendirir. Ancak bu sistemin içine liyakatsizlik, torpil ve adaletsizlik yerleştiğinde, ortaya çıkan sonuçlar yalnızca bireysel mağduriyetlerle sınırlı kalmaz. Bu çürümüşlük, zamanla toplumsal bir krize dönüşür.
Bugün ülkemizde Milli Eğitim sistemi etrafında tartışılan konuların başında torpil, mobbing ve liyakat eksikliği geliyor. Bu meseleler yalnızca öğretmenlerin kariyerini değil, doğrudan öğrencilerin psikolojisini, davranışlarını ve geleceğini de etkiliyor. Çünkü çocuklar yalnızca ders kitaplarından değil, gördükleri adaletsizliklerden de öğrenirler.
BALIKESİR’DE TORPİLİ YOK DİYE BİR KADIN BİLİM ÖĞRETMENİNE ZORBALIK VE MOBBİNG
Bir eğitim sisteminin kalitesini anlamak için en iyi yöntem, o sistemde çalışan öğretmenlerin nasıl muamele gördüğüne bakmaktır.
Balıkesir’de yaşanan olay, bu açıdan çarpıcı bir örnek sunuyor: Kariyer sahibi, doktoralı, alanında yetkin bir bilim öğretmeni… EKYS ve mülakatları başarıyla geçmiş. Yani sistemin koyduğu tüm kriterleri yerine getirmiş. Ancak buna rağmen, yalnızca “Ankara’da güçlü bir bağlantısı olmadığı”ndan görevinden uzaklaştırılıyor, mobbinge maruz kalıyor ve kurum dışına itiliyor.
Bu olay bireysel bir haksızlık olmanın ötesinde, sistemin nasıl işlediğine dair derin bir soruyu gündeme getiriyor: Eğer başarı için emek ve liyakat yeterli değilse o zaman kim, neye göre karar veriyor?
Bir öğretmenin hakkının gasp edilmesi, sadece o kişiyi değil, o öğretmenin öğrencilerini de etkiler.
Çünkü öğrenciler şunu görür:
“Doğru olmak, çalışmak, başarılı olmak yetmiyor.”
Bu algı ise eğitim sisteminin en büyük yıkımıdır.
KAHRAMANMARAŞ’TA 14 YAŞINDA BİR ÖĞRENCİ VE SİSTEMİN GÖLGESİ
Kahramanmaraş’ta birkaç gün önce yaşanan ve henüz 14 yaşındaki bir öğrencinin fail olduğu trajik olay, yalnızca bireysel bir vaka olarak ele alınamaz.
İddialara göre öğrencinin ciddi psikolojik sorunları bulunmasına rağmen, ailesinin devlet içindeki güçlü konumu nedeniyle gerekli önlemler alınmamış ve süreç normal bir öğrenci gibi devam ettirilmiştir.
Burada çok kritik bir nokta var: Eğitim sistemi, çocukları korumak için vardır. Eğer bir öğrencinin psikolojik durumu risk teşkil ediyorsa, bu durum profesyonel şekilde ele alınmalı, gerekli yönlendirmeler yapılmalıdır. Ancak torpil veya statü nedeniyle bu süreçlerin işletilmemesi, hem o öğrenciye hem de çevresine zarar verir.
Bu tür olaylar bize şunu gösteriyor: Liyakatsizlik yalnızca kariyer basamaklarını etkilemez; doğrudan insan hayatını etkiler.
ŞANLIURFA’DA OKUL SALDIRISI VE ARTAN ŞİDDET
Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırısı sonucunda yaralanan öğrenciler ve öğretmenler, eğitim sisteminde büyüyen başka bir sorunu gözler önüne seriyor: “Şiddetin normalleşmesi”.
Bu tür olayların ardından genellikle şu nedenler sıralanır:
* Savaş oyunları,
* Mafya filmleri,
* Aile içi eğitim eksikliği…
Elbette bu faktörlerin etkisi vardır. Ancak gözden kaçan daha derin bir neden var: “Adaletsizlik”.
Bir öğrenci, öğretmenine sistematik olarak mobbing uygulandığını görüyorsa, güçlü olanın haklı sayıldığını gözlemliyorsa, cezaların adil verilmediğine şahit oluyorsa, zihninde şu algı oluşur:
“Güçlüysen istediğini yapabilirsin.”
Bu algı ise akran zorbalığının ve şiddetin temelini oluşturur.
TORPİL, MOBBİNG VE ADALET DUYGUSUNUN ÇÖKÜŞÜ
Milli Eğitim içinde torpil iddiaları yalnızca atama süreçleriyle sınırlı değil.
Benzer şekilde; soruşturmalar, görev değişiklikleri ve disiplin süreçlerinde de torpilin etkili olduğu görülmektedir.
Özellikle kadın öğretmenlere yönelik mobbing ve sürgün haberleri, sistemin ne kadar ağır bir baskı mekanizmasına dönüşebileceğini gösteriyor.
Bir öğretmen:
* Hakkını aradığı için soruşturmaya uğruyorsa,
* Sürgün edilerek cezalandırılıyorsa,
* Sistematik baskıya maruz kalıyorsa…
Bu yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu, artık, kurumsal bir sorundur.
Öğrenciler bu tabloyu izler ve zihnine kaydeder.
Bir öğrenci, öğretmeninin haksızlığa uğradığını ve bunun cezasız kaldığını görüyorsa, şu sonucu çıkarır:
* “Adalet yoktur”.
* “Güç önemlidir”.
* “Haklı olmak yeterli değildir”.
Bu düşünce yapısı ise toplumun geleceğini ciddi anlamda tehdit eder.
SİSTEMİN ÜRETTİĞİ TEHLİKELİ ALGI
Eğitim yalnızca bilgi aktarımı değildir; aynı zamanda davranış modellemesidir.
Öğrenciler öğretmenlerinden çok, görüp deneyimleyipnyaşadıklarıyla sistemin nasıl işlediğini öğrenir.
Eğer bir sistemde:
* Liyakat yoksa,
* Torpil varsa,
* Haksızlık cezasız kalıyorsa…
Bu sistem şu mesajı verir:
“Kurallar herkese eşit uygulanmaz.”
Bu mesaj, çocukların karakter gelişimini doğrudan olumsuz etkiler. Özellikle ergenlik çağındaki bireyler için bu düşünme biçimi son derece kritiktir.
Bu tarz uygulamalara şahit olan bir öğrenci şunu düşünmeye başlar:
* “Öğretmene bile mobbing yapılabiliyorsa, ben de yapabilirim.”
* “Güçlü olan kazanır.”
* “Adalet aramak risklidir.”
Bu noktada akran zorbalığı sadece bireysel bir problem olmaktan çıkar, eğitim sisteminin aksayan yönlerinin bir yansıması haline gelir.
TÜM TOPLUMU İLGİLENDİREN SORU
Liyakat sahibi bir öğretmen, yalnızca torpili olmadığı için mobbinge uğruyorsa, sürgün ediliyorsa ve sistematik olarak cezalandırılıyorsa…
Bunu gören öğrenciler arasında adalet duygusu nasıl gelişebilir?
* Makam dağılımı adil değilse,
* Kazanılmış kariyer hakları korunmuyorsa,
* Kurum içinde eşitlik yoksa…
Okulda ve sınıfta adalet nasıl sağlanabilir?
Bu sorunlar yalnızca bireysel değil, devlet politikası düzeyinde ele alınması gereken sorunlardır.
EĞİTİMDE LİYAKAT YOKSA GELECEK DE YOKTUR
Eğitim sistemi bir ülkenin omurgasıdır. Bu omurga zayıfladığında, toplumun tamamı etkilenir.
Bugün yaşanan:
* Öğretmenlere yönelik mobbing,
* Öğrenciler arasında artan şiddet,
* Okullarda yaşanan trajik olaylar…
Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir.
Hepsi aynı sorunun farklı yüzleridir: “Liyakatsizlik”.
Liyakatın olmadığı yerde:
* Güven olmaz.
* Adalet olmaz.
* Saygı olmaz.
En önemlisi ise umut olmaz.
BU BİR EĞİTİM KRİZİDİR
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo basit bir yönetim sorunu değil, acilen çözümlenmesi gereken derin bir sistem krizidir.
Torpil ve liyakatsizlik yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını etkileyen bir zincir reaksiyon meydana getirir:
* Öğretmen mağdur olur.
* Öğrenci yanlış öğrenir.
* Şiddet artar.
* Adalet duygusu yok olur.
Ve sonunda bu süreç, kontrol edilemez olaylara yol açar.
Eğer eğitim sisteminde adalet sağlanmazsa, toplumun hiçbir alanında adalet kalmaz.
Bu nedenle yapılması gerekenler açıktır:
* Liyakat esas alınmalı,
* Mobbing ve torpil iddiaları şeffaf şekilde soruşturulmalı,
* Öğretmenler korunmalı,
* Öğrencilere adalet duygusu yeniden kazandırılmalı.
Aksi halde, bugün konuştuğumuz olaylar yarının daha büyük krizlerinin habercisi olmaya devam edecektir.
Kapıya polis koymakla, çanta aramakla bir yere kadar çözüm üretilebilir ama bu dehşet verici olayların asıl nedenleri liyakatsizlik, torpil ve mobbingdir.
Toplumsal köklerimizi çürüten bu parazitel yapılaşmalardan acilen kurtulmamız elzemdir.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız