Gökyüzünün bakır rengine büründüğü, ufuk çizgisinin seraplarla oynadığı ve kum tanelerinin kavurucu bir rüzgarla dans ettiği uçsuz bucaksız çöllerde, hayatın imkansız olduğu her noktada bir silüet belirir. Bu silüet, tabiatın en zorlu şartlarına meydan okuyan, yaratılışındaki her detayla insan aklını hayrete düşüren "Çöl Gemisi" yani devedir.
Bugün sizlerle, sosyal medyada dolaşan basit bilgilerden çok daha derin, ilahi bir sanatın tezahürü olan bu mübarek hayvanın sırlarını ve insanlık tarihindeki eşsiz yerini konuşacağız.
YARATILIŞTAKİ MÜKEMMELLİK: BİR MÜHENDİSLİK HARİKASI
Develer, sadece birer binek hayvanı değil; her bir azası belirli bir amaca hizmet eden, biyolojik birer laboratuvardır. Onları incelediğimizde, tesadüfe yer bırakmayan muazzam bir tasarım görürüz.
TUZLU SUYU TATLIYA ÇEVİREN MUCİZEVİ BÖBREKLER
Bir insan deniz suyu içtiğinde, vücudundaki tuz oranı ölümcül seviyelere çıkar. Ancak deve, en tuzlu suları, hatta Ölü Deniz’in (Lut Gölü) suyunu bile kana kana içebilir. Devenin böbrekleri öylesine güçlü bir filtrasyon sistemine sahiptir ki, suyu tuzdan tamamen arındırarak vücuda taze su olarak servis eder. Bu sayede kan basıncı yükselmez ve dehidrasyona girmez.
DİKENLERİ HAMUR GİBİ ERİTEN SALYA SİSTEMİ
Çöl bitkileri genellikle sert ve iğne gibi dikenlidir. Bir devenin bu dikenleri büyük bir iştahla yemesi, ağzının parçalanmaması sizi şaşırtmasın. Devenin ağız yapısı deri gibi sert tabakalarla kaplıdır. Daha da ilginci, tükürükleri özel bir asidik yapıya sahiptir. Bu sıvı, sert dikenleri adeta bir hamur gibi yumuşatır ve sindirimi kolaylaştırır. Hatta çöl halkı arasında, ele batan bir dikeni çıkarmak veya eritmek için deve tükürüğü sürmek kadim bir tedavi yöntemidir.
ÜÇÜNCÜ GÖZ KAPAĞI VE KUM FIRTINALARI KORUMASI
Develerin gözleri, kum fırtınalarına karşı çift korumalıdır. Üç adet göz kapağına sahiptirler. Bunlardan biri şeffaftır (niktitant zar). Kum fırtınası çıktığında deve bu şeffaf kapağı kapatır; tıpkı bir denizci gözlüğü gibi, dışarıyı görmeye devam ederken gözünü kumun aşındırıcı etkisinden korur.
TERLEMEDEN ISI DENGESİ KURAN TERMOSTAT
Develer, vücut ısılarını dış ortama göre ayarlayabilen nadir memelilerdendir. Gündüz çöl sıcağında vücut ısılarını 41 dereceye kadar çıkararak terlemeyi (su kaybını) önlerler. Gece ise ısılarını 34 dereceye kadar düşürürler. Bu esnek termostat sistemi, onların karlı zirvelerden kavurucu çöllere kadar her iklimde hayatta kalmasını sağlar.
KUR'AN-I KERİM'DE DEVE: "BAKMIYORLAR MI O DEVEYE?"
Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de insanları tefekküre davet ederken, develeri özel bir örnek olarak zikreder. Bu ayetler, devenin sadece özel bir hayvan değil, aynı zamanda Allah'ın varlığının bir delili (ayeti) olduğunu vurgular.
* Gaşiye Suresi, 17. Ayet: "Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratılmış?" (Bu ayet, devenin anatomik yapısının incelenmesinin imana giden bir yol olduğunu işaret eder.)
* Hac Suresi, 36. Ayet: "Biz, büyükbaş hayvanları (develeri) da sizin için Allah'ın nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır..."
* A'raf Suresi, 73. Ayet: (Salih Aleyhisselam'ın mucizesi olan deve hakkında) "Ey kavmim! İşte size bir mucize olarak Allah'ın devesi..."
* Şems Suresi, 13. Ayet: "Allah'ın Resulü onlara: 'Allah'ın devesine ve onun su içme hakkına dokunmayın' demişti."
* En'am Suresi, 144. Ayet: "...Deveden iki, sığırdan iki..." (Hayvanların eşler halinde yaratılışına dikkat çekilir.)
HADİS-İ ŞERİFLERDE DEVENİN YERİ VE HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.V.) ŞEFKATİ
Fahr-i Kainat Efendimiz (S.A.V.), develere hem bir rızık kapısı hem de can taşıyan birer emanet olarak bakmıştır. O'nun (S.A.V.) meşhur devesi Kasva, İslam tarihindeki en önemli anlara tanıklık etmiştir.
* Merhamet Üzerine: Bir gün Efendimiz (S.A.V.), bir sahabenin açlıktan zayıflamış devesini görünce sahibini uyararak şöyle buyurmuştur: "Konuşamayan bu hayvanlar hakkında Allah'tan korkun! Onlara sağlıklı iken binin ve onları sağlıklı iken yiyin (onlara iyi bakın)." (Ebu Davud)
* Bereket Üzerine: "Deve, sahibine izzet ve şereftir." (İbn Mace)
* İbadet ve Deve: "Develerin bulunduğu yerlerde namaz kılmayın (çünkü onlar bazen hırçınlaşabilir), ancak koyun ağıllarında kılabilirsiniz." (Tirmizi)
* Tevekkül Üzerine: Meşhur hadistir; bir bedevi Peygamberimiz’e (S.A.V.) gelerek "Devemi salıverip mi tevekkül edeyim, yoksa bağlayıp mı?" diye sorunca, Efendimiz: "Önce deveni bağla, sonra tevekkül et!" buyurmuştur.
İNSANLIK İÇİN ŞİFA VE SADIK BİR DOST: DEVENİN FAYDALARI
Develer, asırlardır çöl halklarının hem marketi, hem eczanesi, hem de ulaşım aracı olmuştur. Faydaları saymakla bitmez:
1. Deve Sütü: "Çölün Beyaz Altını" olarak bilinir. İnek sütüne göre çok daha fazla C vitamini ve demir içerir. Doğal bir insülin benzeri protein barındırdığı için şeker hastaları için şifa kaynağıdır. Bağışıklık sistemini çelik gibi güçlendirir.
2. Deve Eti: Yağ oranı düşük, protein oranı yüksektir. Kolesterol sorunu olanlar için kırmızı et alternatifidir. Geleneksel tıpta romatizma ve kemik ağrılarına iyi geldiği söylenir.
3. Deve Yünü: Dünyanın en kaliteli tekstil ham maddelerinden biridir. Yazın serin, kışın sıcak tutar. Radyasyonu engelleme özelliği olduğu bilinmektedir.
4. Ulaşım ve Taşıma: 200-300 kilogram yükle günde 50-60 kilometre yol gidebilirler. Hiçbir modern araç, bir devenin kum tepelerindeki manevra kabiliyetine ve yakıtsız (susuz/az gıdayla) dayanıklılığına sahip değildir.
İBRET ALMAK İÇİN BAKMAK YETERLİ
Develer, bize sabrı, dayanıklılığı ve azla yetinmeyi öğretir. Susuzluğa günlerce göğüs geren o vakur duruşları, aslında insanoğluna bir hayat dersidir. Modern dünyanın karmaşasında, teknolojiye boğulmuş bizler için bir devenin gözlerindeki o derin sükunet, Yaratıcı’nın sessiz bir mesajı gibidir.
Eğer yolunuz bir çöle düşerse ya da bir belgeselde bu muazzam canlıya rastlarsanız, sadece bir "hayvan" görmeyin. Tuzlu suyu arıtan o böbrekleri, dikeni un ufak eden o ağzı ve kumu süzen o kirpikleri düşünün. Göreceksiniz ki; deve, kâinat kitabının en etkileyici sayfalarından biridir.
Unutmayın; "Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratılmış?" hitabı, hepimize sorulmuş bir sorudur.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız