Çevirmenin Notu: Bu yazı ilk olarak Pravda gazetesinin 28 Eylül 1912 tarihli 129. sayısında yayımlanmıştır. Stepan Apresyan tarafından çevrilmiş haline şu linkten ulaşabilirsiniz:
https://www.marxists.org/archive/lenin/works/1912/sep/28.htm
Telgraf haberlerine göre, İtalya ve Türkiye temsilcileri barışın ön şartlarını imzaladılar.
İtalya, Afrika’daki Türk topraklarını ele geçirmek amacıyla bir yıl önce başlattığı savaşı “kazandı”. Bundan böyle Trablus İtalya’ya ait olacak. “Medeni” bir yirminci yüzyıl ulusu tarafından yürütülen bu tipik sömürge savaşına bir göz atmakta fayda var.
Savaşı ne tetikledi? İtalyan emperyalizmi için yeni pazarlara ve yeni kazanımlara ihtiyaç duyan İtalyan para babalarının ve kapitalistlerinin açgözlülüğü.
Bu nasıl bir savaştı? “En son” silahların yardımıyla Araplara yönelik bir katliam, mükemmelleştirilmiş, medeni bir kan banyosuydu.
Araplar çaresizce direndiler. Savaşın başında İtalyan amiraller tedbirsizlik edip 1.200 deniz piyadesini karaya çıkardıklarında, Araplar onlara saldırdı ve yaklaşık 600 kişiyi öldürdü. “Misilleme” olarak yaklaşık 3.000 Arap katledildi, bütün aileler yağmalanıp öldürüldü; kadınlar ve çocuklar soğukkanlılıkla katledildi. İtalyanlar medeni, anayasal bir ulustur.
Yaklaşık 1.000 Arap asıldı.
İtalyanların kayıpları 20.000’i aştı; bunların 17.429’u yaralı, 600’ü kayıp ve 1.405’i ölü.
Savaş, İtalyanlara 800 milyon liretin, yani 320 milyon rublenin, üzerinde bir maliyete mal oldu. Sonuçta korkunç bir işsizlik ve sanayide durgunluk baş gösterdi.
Araplar yaklaşık 14.800 can kaybetti. “Barış”a rağmen savaş aslında devam edecek; zira Afrika’nın kalbinde, kıyıdan uzak bölgelerde yaşayan Arap kabileleri boyun eğmeyi reddedecek. Ve uzun bir süre boyunca süngü, kurşun, darağacı, ateş ve tecavüz yoluyla “medenileştirilecekler”.
İtalya, elbette, diğer kapitalist ülkelerden ne daha iyi ne de daha kötüdür. Hepsi de aynı şekilde, yeni kâr kaynakları arayışında hiçbir katliamdan çekinmeyen burjuvazi tarafından yönetilmektedir.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız