Bugun...


Bülent Bakan

facebook-paylas
Kısmet’in Baba Dili
Tarih: 04-07-2022 08:48:00 Güncelleme: 04-07-2022 09:25:00


Bir kitap okudum adı Pupa Yelken ve onu tastamam anlamadığımı anlamadım ve hayatım değişmedi. İçime bir kır kurdu düştü ve Kısmeti ziyarete gittim. Bir kitap okumaya neden hayatım değişmemişti? Şüphesiz şüphe genetik miras olarak dedemden kalmadı. İhtimaldir ki dinozorlardan bize diğer bir sürü kaotik şeyle birlikte şüphe de miras kaldı. Yüz seksen beş milyon yıl boyunca karada, denizde ve havada gece ve gündüz üç yüz altmış sekiz gün boyunca yaşanan kaçmaca kovalamaca bir alacakaranlık geni yaratmış olmalı. Kovalamacalardan olsa gerek günler gecelerden kısa ve aylar yıllardan uzun geçiyor olmalıdır. Avcı hikâyesi değil mi bu olacak o kadar. Bizim atalarımız sanıldığı gibi makaklar olamaz. Burada küçük bir hesap hatası olmalı. Yüz seksen beş milyon yıl boyunca kürede oradan buraya göç edeceksin, her noktaya en az bir öbek tezek bırakacaksın, genetik bir miras yaratacaksın ve sonunda kendini kutsal orman meyvesinde ücretsiz izine çıkmış bir kahraman ya da oyuncak mağazasında bir figür olarak bulacaksın. Homo Sapiensin tarihinde geniş çayırlıkların özgür göçebelerine yapılan kadar büyük bir haksızlıktır bu. Uygarlığı şehir hayatı ile bağdaştırdığımızda sivil olmak ile özgür haklarımızı devir teslim ettiğimizi fark edemiyoruz. Çayırlıkların efendisi olarak kayalara ve mağaralara kazınan sanat eserleri özgürlüğün gerçek sanat olduğunu gösteriyor. Sanat tarihi müze depolarına sığmayan petroglifleri görmezden gelmeye devam ediyor. Sanat özgür kılmıyorsa ne işe yaramaz bir şeydir.

Uygarlık Tarihini meraklı kediler yazmadığından kedileri atlıyor olabiliriz de yüz seksen beş milyon yılın maceraları büyük bir kayıp. Çok az hikâye dinologlar tarafından çalınıp söyleniyor. Yine kendileri dinliyor olmalı. Rakamların rakımını anlayıp dillendiren yok. Aralarından bunca devran boyunca Nazım Hikmet kadar iyi senaryo yazan bir dinozor çıkmamış olması anlaşılır gibi değil. Hâlbuki uzak çok uzak bir galakside dino beyinli yalancı yabancı bir sürü karakter pilotluk becerilerini bile gösteriyor. Bu süre boyunca roket bilimine katkı sağlayamamış olmaları evrenin dingoluğundan başka bir şey olamaz.  Bilim ve sanat tarihinin veya bilumum tarihin tarihinin en büyük gizemlerinden biri doğa ananın bu gidemeyişata dur deyişidir. Bir o kadar süre geçse de dinozorluğun bir nazımlık hikmeti ortaya çıkmayacak idi. Burada ilginç olan hikâyelerin çamura batmasıdır. Çamurdan veya reçineden kaçma kovalamaca hikâyeleri anlatmak filim bilim adamlarının şansı oluyor. Bizim çıkmaz sokakta bir dinozor kemiği bulunmaması acaba dinozor kanı arayanın çıkmaması ile ilgili olabilir mi? 

Yazılı gün Kısmet teknesinin bordasında boyumun ölçüsünü alırken Sadun Boro’yu gerçekten anlayıp anlamadığımı sorguladım. Memleketinden İnsan Manzaralarından sonra Kürenin Sulak Arazilerinden İnsan Manzaraları bildiğim en iyi migren ilacıdır. Depresyon sayardır. Aslen ve asaleten hikâyeler insanı diri tutar sanırsın. İnsanı diri tutan okuduğunu anlamaktır nefaseten. Anasının dilidir insanın dirliği. Yeni hikâyelere erişimdir. Bu nedenledir ki Kısmet büyük bir nimettir. Büyük işlerin küçük bir ceviz kabuğu ile yapılabileceğini gösterir. Gidin yanı başına da görün ne kadar büyük bir miniktir o uzay mekiği. Aynı şeyi NASA’nın takım sandığındaki küçücük bir ceviz kabuğunda da görmüştüm. Atmosfere girerken her köşesi mangalda pişmiş tavuk kanadı gibi kararmıştı.

Büyük işler matematik olmadan yapılmaz. Matematik olmasa Sadun Boro Boğaz önüne Anıtın civarına bile gelemezdi. Yıldızlara yolculuk yapmadan yıldızlarla yolculuk yapmayı beceremezdi.

Böylece anlamış olduk ki anadilimizde koklaşmak çok önemli. Ondan daha önemlisi ana dilimizde ne halt ettiğimizi anlamak. Ondan daha da önemlisi anadilimizde matematikleyebilmek. Ceviz kabuğu ile Atlantik geçmek için okyanus gönüllü olmak gerekiyor biraz da. Bilginin yanında beceri yer almazsa bir şeyi başarmak mümkün olmuyor. Dikkatinizi çekti ise halt etmişler bilgisizliğine beceriksizliği katık edenlerden çıkar. Sadun Boro bu konuda halen en büyük rehberin denizdeki şubesi olmaya ve birçok ceviz kabuğuna ilham vermeye devam ediyor. Kısmetin hemen arkasında Uzaklar o nedenle oyuncak sepetindeki yerini almış durumda.

Gemilerin ve teknelerin denizden ayrı düşmesi ve otosu mobillerin arasına sıkışması hüzün bataryası gibi oluyor. Bir deniz şehri iken sahil yolları ve çimentolaşma nedeniyle denize sırtını dönmüş, tekinsiz teknesiz bir şehirdeyiz artık. Balık yuvalarının üzerine asfalt dökenleri Poseidonun lanetinden zor kurtulur. Foseptik şehir bu lanetin kendisidir.

Ceviz kabukları aslında birer oyuncaktır. Hiç büyümeyen büyüklerin oyuncakları da ceviz kabuğu kadar küçüktür.  Kısmet ve Uzaklar bir oyuncak müzesinde istirahatte. Oyuncaklar kitaplar ve resimler olmadan işe yaramazlar. Okuduğunu anlamak ve boyuttan boyuta geçebilmek gerekir. Dinozorlar dünyanın en büyük kütüphanesine girseler de orda fazla kalıcı olmazlar. Okusa anlamazlık gıcık bir illettir. Renk körlüğü gibidir. Denizde yapamazsınız. Gece karanlığında hangisi sağ hangisi sol anlamak zor olur. Bir bakmışsın sol beklerken sancak oluvermiş. Sağ sanarsın çoktan ölmüş bir ideolojinin Atlantik balık yağıyla hormonlanmışı çıkıverir. Sağ taraf sancak son taraf ancak iskele.

Kısmetim kadar güzel bir tekneyi yapmanın yolu anadilinde ve diğer dillerde okuduğunu anlamak ve onu işe çevirebilmektir. Ben dinozorlardan aldığım genler yüzünden olsa gerek okuduğumu anlamıyorum. Bu yazıyı yazdıktan sonra okurken anlayamıyorum. Yazdığımı da anlamadığımdan bu yazıyı okuyanlardan anlaşamadıklarım oluyor. Yazdığını anlayabilmenin yolu okuyanla anadilde yoklaşmaktır birazıcık. Zihnen yaklaşmak ve sırnaşmak ta olabilir. Hırlaşmak yetenekli olmasa da bazen geleneklidir entelektüel sermayeli çingeneler için.

 

Anadilinde sever Homo Sapiens, anadilinde sevişir. Anadilinde savaşır. Çünkü anadiller savaşır. Anadilinde kavga eder anadilinde barışır. Ana dilinde dara düşer. Anadilinde çözer faiz problemini. Problemdeki havuzu anadilinde boşaltır. Anadilinde dolandıramaz, anadiliyle dolandırılır. Anadilinde zordan düşer. Anadilinde dua eder. Anadilinde eder ibadet. Anadilde konuşur onunla, anlaşır ya da benim gibi anlaşamaz. Yabancı dille de yaparsa bunları çok katmanlı çok boyutlu bir Homo Sapienstir, anasının dilinde iyi olmadan olmaz bunlar. Okuduğunla anlaşmak gerekir. Gördüğünle görüşebilmek. Beş duyunun on beşinde güreşebilmek. Bunları yapamayınca mümkün değil Marsa erişebilmek. Çok zordur iki düz bir Marstan geri dönüp yenişebilmek.



Bu yazı 465 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI