Bugun...


Bülent Bakan

facebook-paylas
Mutfakta Yangın
Tarih: 26-05-2022 23:00:00 Güncelleme: 26-05-2022 23:22:00


 

 

 

Mutfakta Yangın imgesini yırtıp atmış ve genleşmiş bir anlama sahip. Başımızın belalısı, kıymet bilmediğimiz ve her seferinde bu yüzden filmi baştan sarmak zorunda kaldığımız, yüceliğini görmekte zorlandığımız Türkçenin simyacı bir isim tamlamasıdır. Pazardan mutfağa neden dönemediğimiz ve neden fırına uğramadığımız ile ilgili bir yazı değil bu. İşte bu yüzden beklentilerin stratosferinden sesleniyorum. Ben gerçek bir mutfak yangını nedir geçen yaz gördüm. Orda kalın ve yangını görün.

Sabah Bodrum’lu böceklerin senfonisi ve güneşin yaprak dansıyla başladığında dinozorları cennete yollayan ve memelilere kapıyı açan doğa yeni bir Seçme ve Yerleştirme sınavına başlıyordu. Dalların üzerinde aç karınlarını ve yavrularını doyurma mesaisinden dönüşe geçen keseliler ile yolunuz kesişebilirdi. Gece keseli avına çıkan evcil olamamış yırtıcılar da dinlenmek için gölge bir gayrimenkul arayışına girerdi. Henüz daha o balon da şişmemişti. Yangın bir anda ortaya çıkmış, henüz gezegenin en güzel meydanına varmamıştı. Çökertmeye doğru yön değiştirince neredeyse yüzyıllık kısa bir REM uykusunu meydanın köşesindeki bir tekli koltukta geçirmek üzere geri dönmüştüm Mutfağın da hemen önünde idi tekli koltuk. O tekli koltuğun ötesi berisi benim için Atatürk Kültür Merkezi idi yangına kadar. O koltuktan bakınca alt güvertedeki salondan gelen oda orkestrasının seslendirdiği dalga seslerinin senfonisini dinlerdiniz. Karanlık çöktükçe oda orkestrası gider senfoni orkestrası başlardı. Hemen önündeki yüz elli yaşındaki zeytin ağacının mırıltıları böceklere ve kuşlar ile gündüz sesini yükseltirdi. Sarmaşıklar ve Yalıçamlık ağaçlarından yayılan frekanslar gece ve gündüz tam bir AKM küçük salonu gibiydi. Mutfak önü benim için İstanbul Modern gibiydi aynı zamanda. Oraya buraya serpme kahvaltı gibi dağıtılmış resimler, heykeller, cam altı işler doğayla bütünleşmiş ve ortadan kaybolmuşlardı. Sanat hayatın içine sızdığında çok farklı bir anlam kayması oluyor. Sanat eserlerini cezaevi benzeri müzelere kaldırıp azılı işleri de depolarda tutuyorlar. Sanat eserini hayatın içinde kalırsa çok severim. Depodaki ya da özel koleksiyonun bankasındaki eserin nesini sever insan. Hiç gelmeyecek bir geleceğin yetersiz   bakiyesidir o eser. Geleceğin müzeleri ise çimenliklerin üzerinde, sokak aralarında ve hatta çıkmaz sokaklarda, tepelerde ve yol kenarlarında, otobanlarda ve binaların yüzeylerinde. Bu gerçeği ilk görenlerden biridir Refik Anadol ve iyi ki bu rüyayı görmüştür. Bodrum Mazıdaki benzer bir rüyada bir sinema kulübü ve bir de nadir kitapları ile alçakgönüllü bir Mustafa Kemal Atatürk Kütüphanesi vardı. Üstelik kitaplar heykel-tuval karışımı bir renkli mobilyada idi.

Yangında hepsi gitti Önce mutfak bitti.

 

Mutfak yangını devam ederken yetiştik. Dışarıdan gaz veren tüpler alev kusan bir ejderha gibi mutfaktaki yangına bekçilik yapar gibiydi. Gazı vermiş ve beyaz eldivenlerini giymiş kenara çekilmişti. Onun yaktığı yan tarafı söndürmeye çalıştık. Mutfak içinde ise yangın sonsuza kadar yanmaya devam edecek bir volkan gibiydi. Dışardaki yağlı kaslı ve semirmiş hayli karbon ayakizli sanayici tüpün içerdeki işbirlikçisi tombul tüp yanmaya devam ediyor ve yangını gaza getiriyordu. Toz söndürücüler yeterli gelmedi. Suyla müdahale ettik olmadı. Gazı bitene kadar sönmeyeceği anlaşıldı. Bu arada tenekelerin içi çiçek balı çam balı dolu önce gofret sonra da kiremit haline gelmişti.  Kuru, ıslak her türlü bakliyat, baharat, yiyecek- içecek hafriyat ve hırdavat arasında karbon kültürümüzün isli paslı birer parçası haline geldi. Havai fişek gösterisi başlayınca oradan uzaklaştık. Sonrasında soğutma ve hasar tespiti için döndüğümüzde ortada tespit edecek pek bir şey kalmamıştı.

Mutfakta Yangın çok değerli bir imgedir. Bu imgenin gerçeğini görmeden o imgenin değerini bilmek olanaksız. Mutfak imgesi başlı başına değerli bir imge.. Beceriyle özdeşleşmiş olumlu bir tarafı da var. İşi mutfağından öğrendiğinizde beceri setiniz zengin oluyor. Belki de bugünün aşırı karbon hormonlu bireyi fazlasıyla dijital bir beceri setine sahiptir. Gerçek bir sorunla yüzleşene kadar ne durumda olduğumuzu bilemeyeceğiz. Mutfak bu anlamda kendi içinde çözümü içeriyor olabilir. Bir zamanlarda kürede bezer bir durumda Ortaçağdan hiç çıkamayacakmış gibi idi Homo Sapiens o karanlıktan tesadüfen çıkmadı. Rönesans bir beceri azmanı Homo Sapiensler sayesinde gerçekleşti. Yeni Ortaçağ’da yeni bir Rönesans gerektiği konusunda uzlaşma sağlamak zor. Bu gezegende her sıfır ve her bir tık için hacmi ve kütlesi belli bir miktar karbondioksit tüketiyoruz. Tükettikçe de tükeniyoruz. Titanik’te Wallace Hartley son notalara basarken iş başındaki bir kasa hırsızı gibiyiz. Üstelik kasa ile de filikalara binmemiz olanaksız.

Üstelik göz ardı ettiğimiz bir şey daha var. Tükettiğimiz şey galaksinin en nadide sanat eseri. Gezegen özel bir uyum içinde çalma konusunda çok becerikli bir orkestra gibi. Bu konuda gözlemlerim yangın öncesine gidiyor. Karbon rüzgârları bir yeşil devi nasıl yalıyor ve ruhunu içinden nasıl çekip alıyor sıfır sosyal mesafeden tespit etmiş olmam nedeniyle önemli bir tespittir bu aynı zamanda. Bodrumda bir sabah doğanın nasıl bir uyum içinde uyandığını gözledi iseniz neden bunu korumak gerektiğini anlarsınız. Yangında tam olarak yok olmadı geri geliyor. Yaralar sarılıyor. Bir süre sonra aradaki farkı anlamayız bile.

Doğa ne yapacağını bilir. Hayat bir yolunu bulur. Sanat hayata uyar. Mutlaka bir çözümü olur. Biz o tabloda yer alır mıyız? İşte orası şaibelidir.

 

Hooop. Stoğuuuup. Son sahneyi yeniden çekiyoruz. Olmadı. Bu kadar umutsuz son söz olamaz. Yeniden çekiyoruz. Umut her zaman bir çözüm var der. Homo Smart Sapiens her yerde. Yeni nesil fazlasıyla Smart Homo Sapiens.

 

Bilim ve Sanat birlikte bu hormonlu, bol karbonlu ve plastik sorunu çözecektir. Yalnızca fazlasıyla dijital, çoklu yapay zekâlı bir çözüm olmayacağını umalım. Makineler kabus görmesin. Yoksa Refik Anadolun sonsuza kadar boş meydanlara gösterim yapan dijital tuvaline bir noktayı bile koyamadan tekrarsız dönen bir detay- datay olarak kalırııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııız.



Bu yazı 493 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Türkiye'deki en büyük sorun hangisidir?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI