Bugun...


Ahmet Kale

facebook-paylas
“5 YILIN RAPORU” VE CEVAPLARIM
Tarih: 23-01-2023 07:47:00 Güncelleme: 23-01-2023 07:47:00


Bir önceki bölümde H. Atahan’ın maillerinde bana yönelttiği eleştiri ve ithamları sıralamış ve hepsini cevaplayacağımı yazmıştım. Aslında bu yazı dizisi içinde birçoğunu cevaplamıştım ama dizinin bu son yazılarında toplu olarak karşılıklarını yazmakta yarar görüyorum. Görüldüğü gibi H. Atahan’ın değerlendirmelerini yaptığı mailler 2011 Eylül ve 2014 Mart tarihliler. Tam ayrılığın gerçekleştiği aylarda, bana “ayrılalım” tebligatı yapılmasından 15 gün önce şirket yönetimine ekinde excel tabloları da olan “5 Yılın Raporu” başlıklı bir rapor yazıp vermiştim. Aşağıda o raporun tamamını (ekleri olmadan) yayınlıyorum. İddiaları cevaplamakta o rapor metninden de yararlanacağım.

 

“Sosyal İnsan A.Ş. Yönetim Kurulu’na

 

30 Haziran 2006 şirketimizin kuruluşu olduğuna göre, 5 yılı tamamlamış bulunuyoruz. Bu 5 yılda, zaman zaman sayımlar yapıp, kısmi raporlar vermiş olmama rağmen, 5 yılın toplu bir hesabını vermek durumundayım. Bu hesapta, bütün belgelerin elimde olmayışı, (muhasebeciden evrak sorduğumda bütün evrakları bize teslim ettiğini söyledi. Oysa sadece 2010 evrakları teslim edilmiş), sayımda, abonelere kitap dağıtımında, belgelerin ve notların bulunup raporların hazırlanmasında yapayalnız olduğumu ayrıca başka işlerimin de olduğunu varsayarak gecikmeyi bağışlayacağınızı umuyorum.

“Daha önce her yılsonu alıp, muhasebeye verdiğimiz banka ekstreleri elimde olmadığı için

(sadece 2011’in 6 aylık dökümü var) hesaba açıktan yatırılan paraları göremedim. Ayrıca bizim dağıtımlara ve başkalarına kestiğimiz faturalar da eksik. Şöyle ki 2008 Kasım ayına kadar faturaların her iki nüshasını da muhasebeye teslim etmişiz. O tarihte doğruya dönüp bir nüshalarını kendimize alıkoymuşuz. Bu yüzden kestiğimiz faturaların dökümünü ancak 2008 Kasımından bu yana yapabildim. Bundan dolayı rakam nerdeyse 1/3 oranında eksik görünüyor. Bütün bunları muhasebeciyle tekrar konuşup evraklar üzerinde mutabakatlaşarak kuruşu kuruşuna netleştirmemiz mümkün.

 

“Ekte excel dosyası olarak satışları, stokları, kitaplardan gelen hasılatı göreceksiniz. Ancak yine faturaların tamamı bende olmadığından matbaalarca kesilen faturaların dökümünü veremiyorum. Bu haliyle raporumun eksik olduğunu peşinen kabul ediyorum.

 

“Bu raporda 5 yıllık faaliyetimizin maddi dökümü (eksik de olsa) yer almaktadır. Oysa güncel politika dışında kalmaya gayret etsek de, eylemlerimiz siyasi içeriklidir. Keza 61 adet kitap, 8 adet broşür yayınlanmıştır. Bunların içeriğinin de değerlendirilmesi gerekmekteydi.

 

“Kanaatimce Sosyal İnsan Yayınları, içinde bulunduğu şartlarda olağan dışı işler başarmıştır. Siyasi olmasa da önemli bir yayın ve danışma odağı olmuş, siyaseten her yerde hatırı sayılmıştır. Bu prestijin sağlanmasında, neredeyse kitapların tamamını tek başına yapacak şekilde, hazırlanmasında katkıda bulunmuş biri olarak, tüm eksik ve aksaklıklarıma rağmen “gurur duyulacak bir proje arkadaşı” olarak görülüp, eksikliklerimin ve aksaklıklarımın, niyetim de göz önüne alınarak, hoşgörü içinde yapıcı ve beni de ilerletici biçimde eleştirilmesini beklerdim. 61 kitap, 8 broşürün içeriklerinin hazırlanması konusunda pek az eleştiri ve uyarı aldım. Ayrıca anma toplantıları ve çok sayıda paneller yaptık. Ev sahibi veya misafir konuşmacı olarak çok konuşmalar yaptım. Bunların kayıtları, yayınevinin arşivinde mevcut. Onlar için de elle tutulur eleştiri, uyarı da, herhangi bir övgü de almadım. Eleştiri ve uyarıların hemen hepsi “yönetim anlayışımın çok yanlış olduğu”, “otoritemi paylaşmamak için kimseyi barındırmadığım”, “burayı babamın çiftliği gibi yönettiğim”, “hiçbir denileni yapmadığım, artık gına geldiği” gibi değerlendirmeler oldu. Oysa benim paylaşamadığım otoritem, geceler boyu çalışmaktı. Yıllar yılı tatil, dinlenme, bayram demeden görev başında olmaktı. Yönetim anlayışım, çalışmayanın kıymetsiz olduğu yönündeydi. Yayınevinde görev alırken taahhüt ettiğim en önemli şey, ölesiye çalışmaktı. Paylaşamadığım bu oldu. Bu konuda daha çok detaya girmek bana zarar vermez. Yaşamım boyu, bavulu kapısının arkasında hazır yaşadım. İnsan, olabilecek en kötü şeyi görüp göze alırsa, rahatlar. Ben de bütün eksiklik ve aksaklıklara rağmen kaydı hayatla görev yaptığıma inanıyorum. Hiç takdir beklemedim. Ama hoşgörüye ihtiyacım vardı. En azından yayınevinin 250 kitabını matbaadayken zimmetine geçirene gösterilen hoşgörünün bilmem kaçta birine. Ancak bu konuların detaylarına girmek, kişilerin nasıl gelip, nasıl gittiklerini irdelemek, prestijinin bu kadar yükselmesinde karınca kararınca katkısı, teri, emeği ve sağlığının bir bölümü olan biri olarak, yayınevinin prestijine dokunacak hiçbir tartışmaya girmem, bundan sonra da girmeyeceğim.

 

“Ekteki çizelgeler yetersiz olabilir. Yukarıda dediğim gibi muhasebeciyle evraklar üzerinde çalışarak kuruşu kuruşuna denkleştirilebilir. Bu konuda her bir kuruş açığı zimmetime alırım ve kapatmak için gönüllüce bila ücret çalışırım. Ancak bu kadar zamanki bir yayın faaliyetinin, yayın ve siyaset açısından da gözden geçirilmesi iyi olurdu. O fırsatı kaçırdığımız için üzgünüm. Belki ek olarak öyle bir muhasebe, bizi mali konulardaki muhasebeleşmeye ek olarak daha ilerletici olurdu.

 

Herkes gibi ben de, kendi yordamımca, yaşadıklarımdan, bana yöneltilen eleştirilerden paylar çıkarıp geleceğimi ona göre yönlendirme yetisine sahibim. Bu 5 yıllık deneyimimim sonucunda, bundan böyle hiçbir kurumda, hiçbir idari yönetim görevi almama noktasına gelmiş bulunuyorum. Bu, mevcut görevlerimi süreleri bitinceye değin sürdürmeyeceğim anlamına gelmiyor. Ancak lafta değil, işte de, sadece görevlerini yapan ve asgari geçimden başka bir şeye (şimdiye kadar olduğu gibi) tamah etmeyen birisi olarak, sosyalizm ve Kıvılcımlı gönüllülüğüne devam edeceğim. Sosyal İnsan

Yayınları’nın, Kıvılcımlı yayıncılığı ve danışma merkezliği konusunda kalıcı olması gerektiğine inanıyorum. Bunun için, geçimim elverdiği ölçüde, en azami zamanı ve emeği, bugüne kadar verdiğim gibi yine veririm. Oluşturulacak projelere, kafama çok yatmasa da, Kıvılcımlı’ya katkı olacağına inandığımda sonuna kadar destek olurum. Bu aşamada, yayınlanmamış kitapların çevrilmesi ve bir eserin yabancı dile çevrilmesi konusunda proje hazırlamam istenirse onun için de elimden geleni yaparım. 25.07.2011 “Selam ve sevgiler...

 

“Ek: Excel tabloları”

 

Dikkat edilirse benim bu raporumun tarihi 25.07.2011. H. Atahan’ın bana karşı eleştiri ve ithamlar yönelttiği ilk maili 04.09.2011 tarihli yani arada 1,5 ay kadar bir zaman var. Benim raporum okunduktan sonra, raporu hiç dikkate almamış, hatta yanlış aktardığı tek bir cümle dışında yok saymış adeta. İkinci maili 08.03.2014 tarihli yani yaklaşık 2,5 yıl sonra. Orada suçlamalar artmış. Şimdi bir önceki bölümde sıralamış olduğum iddiaları yine sıra numarası vererek cevaplayayım.

 

CEVAPLARIM

 

  1. 08.03.2014 tarihli ikinci  mailinde, “… sizlerin önünde FUAR HESAPLARINI, abone hesaplarını VEREMEDİ ve vermeyeceğini söyledi” diyor H. Atahan. Böyle bir şeyi söylemiş olmam mümkün değildir.

 

Öncelikle söyleyeyim “abone hesaplarını” vermedim, vermeyeceğimi söyledim. Onu neden yaptığımı da bu yazı dizisinde açıklamıştım ama kısa bir açıklama daha yazayım: Yayınevinin yayınladığı (benim zamanımda) 57 adet Kıvılcımlı eserinin 2011 yılında yayınlanmış olan 24 tanesinin finansmanı “abone” dediğimiz arkadaşlar tarafından karşılanmıştır. Abone dediğime bakılmasın; ben konuştuğum arkadaşlarıma, “yayına hazırlamış olduğum 24 adet eser var. H. Atahan şimdiye kadar olanları finanse etti. Bundan sonrakileri onun finanse etmesini istemiyorum, zaten yollarımız da ayrılıyor. Şimdi siz bana bu kitapların parasını (300 TL) önden verirseniz ben basıldığında kitapları size ulaştırırım” demiştim. Arkadaşlarım da bana güvenerek para verdiler. Kastedilen abonelikler bunlardır. Tümü benim anlattıklarıma ikna olmuş, H. Atahan’ın çoğunu tanımadığı kimselerdir. Yayıneviyle ilişkilenmeyi düşünmemişlerdir.

 

Gelelim asıl yanlışa: “…FUAR HESAPLARINI… VEREMEDİ, vermeyeceğini söyledi” deniyor. Oysa bakın yukarda yayınladığım “5 Yılın Raporu” şöyle başlıyor: “5 yılda, zaman zaman sayımlar yapıp, kısmi raporlar vermiş olmama rağmen, 5 yılın toplu bir hesabını vermek durumundayım.” YANİ SADECE FUAR HESAPLARI DEĞİL, 5 YILIN TÜM HARCAMALARININ HESABINI VERMEYE ÇALIŞMIŞIM.

Rapordan konuyla ilgili birkaç cümle daha alıp, yorumu sonra yapayım:

 

“Daha önce her yılsonu alıp, muhasebeye verdiğimiz banka ekstreleri…

 

“Ekte excel dosyası olarak satışları, stokları, kitaplardan gelen hasılatı göreceksiniz.

 

“Yukarıda dediğim gibi muhasebeciyle evraklar üzerinde çalışarak kuruşu kuruşuna denkleştirilebilir. Bu konuda her bir kuruş açığı zimmetime alırım ve kapatmak için gönüllüce bila ücret çalışırım.” (25.07.2011 tarihli raporumdan)

 

Şu üç cümleden de kolayca anlaşılacağı üzere, 1) Her yıl sonu banka ekstreleri alınıp muhasebeye verilmiş, 2) Rapora ekli olarak satışlar, stoklar ve kitaplardan gelen hasılat belgelenmiş, 3) Ayrıca bu rakamlarda bir uyuşmazlık varsa muhasebeciyle karşılaştırılıp, varsa herhangi bir açık, bunun için açık kapanana kadar ücretsiz çalışma taahhüt edilmiş. Yani “fuar hesaplarını VEREMEME, vermeyeceğini söyleme durumu olamaz. Siz bu hesapları yeterli bulmayabilirsiniz, kuruşu kuruşuna hesaplaşmaya hazırım dediğime göre bu yola gidersiniz bu anlaşılır olur. Ama bunun yerine “hesapları veremedi, vermeyeceğini söyledi” denirse bu “çamur at izi kalır” çirkinliğinden başka ne olabilir.

 

Bu konuda birkaç şey daha söylenebilir. H. Atahan’a bunları ortaya attıran, halen hafiyesi gibi ortalıkta dolaşan birinin kışkırtmaları da olabilir. Bu kişi sağda solda “A. Kale fuar alanlarında stand kiraladığında faturayı Sosyal İnsan Yayınları ödüyor ama standın bir köşesini Ahmet Nesin’e kiralayıp ücret alıyor diye yaymıştı. Cümle doğru. Evet ekonomik olsun diye standın bir köşesini Ahmet Nesin’e kiralıyordum ve standı biz kiraladığımız için fatura bize kesiliyor ve ödemeyi biz yapıyorduk. Ama bu bilgiyi H. Atahan’a taşıyan kişinin çok yakından bildiği gibi, A. Nesin bize nakit bir ücret ödemiyordu. Tam tersine fuar sonlarında biz ona her defasında biraz para vermek durumunda kalıyorduk. Şöyle ki; Ahmet Nesin yaptığı satışlardan kredi kartıyla olanlarını bizim yayınevinin pos makinasından geçiriyor, dolayısıyla o satışlar bizim banka hesaplarımıza geçmiş oluyordu. Onun 5-6 çeşit kitabıyla yaptığı ciro her zaman bizim 20-25 çeşit kitabımızdan fazla olurdu. Fuar sonunda pos makinasından geçen satışlarının dökümünü alır, hesap görürdük. Ahmet’le 7-8 fuarda stand paylaştık. Her defasında Ahmat’in pos makinasına geçen alacakları bize olan stand kirası borcundan çok fazla olurdu. O zaman biz de bize düşen vergi yükünü de hesaplar, üstünü Ahmet Nesin’e öderdik. Konu bu. Bana sorulsa hemen söylerdim. Ahmet sağ, bir süredir yurt dışında yaşıyor ama daha önce buralardaydı, sorulup öğrenilebilirdi bu durum. Halen de sorulabilir. Bunu bu çirkin söylentiyi ortaya atan kişi de yakından bilir çünkü son yıllarda o da fuarlarda çoğunlukla yanımızda oluyordu.

 

Hesap verme verememe üzerine olduğu için birinci cevabım biraz uzunca oldu. Diğer cevaplarımı gelecek yazıya bırakayım.

 

Gelecek Yazı: Cevaplarım II



Bu yazı 7332 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

AKP Nasıl Kazanıyor?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI