|
Tweet | Tarih: 30-04-2026 10:39 |
Geçen gün bir e-posta geldi. Gönderen bir avukat, Berkay Türenç Türe. Anlattığı mesele çok tanıdık. Bir üniversite, erkek bir akademisyen, bir öğrenci ve bitmeyen bir şiddet döngüsü.
Genç bir kadın. Biz ona Elif diyelim. Ülkenin köklü üniversitelerinden biri olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde, Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde okuyor. Lisansını tamamlamış, yüksek lisansa devam ediyor. Akademinin içinde kalmaya, kendi hayatını kurmaya çalışıyor.
Ve bir akademisyenle ilişkiye başlıyor. Araştırma görevlisi İ.K.Ö.
Sonrası, çok tanıdık. Elif anlatıyor:
“Benim bir adalet arayışım var. Kendimi güvende hissetmediğim bir eğitim hayatı geçirmeye çalışıyorum yaklaşık son bir buçuk yıldır. Bu sadece beni değil, tanıklık yapan arkadaşlarımı da kapsıyor. Okuldaki diğer kadın öğrenciler de tedirgin. Peki hoca devam ediyor mu? Evet. Ne yazık ki derslere girmeye devam ediyor.”
Üniversite içinde bir idari soruşturma yürütülüyor. Dosya rektörlükte. Hatta öğretim görevinden çıkarma yönünde bir değerlendirme olduğu söyleniyor. Ama buna rağmen tedbir kararı yok. Yani süreç devam ederken bile görevine ara verilmemiş.
Bir başka deyişle: Hakkında bu kadar ağır iddialar olan bir akademisyen hâlâ aynı sınıflarda, aynı kampüste.
Üstelik kendisi öğrencilere mesaj atarak “hakkındaki tüm suçlamalardan aklandığını” söylüyor. Oysa dosyada darp, tehdit ve şantaj iddiaları duruyor.
Elif’in anlattıkları ise bu “aklanma” iddiasıyla örtüşmüyor. Başlangıç, klasik bir güç ilişkisi hikâyesi.
İddialara göre, K.Ö. ile ilişki başladığında öğrenci evli olduğu için reddetti. Ancak reddediş zamanla takıntıya dönüştü ve kısa süre sonra ilişki başladı. Karşı taraf boşanacağını söylese de bunu gerçekleştirmedi. İlişkinin bitmesinin ardından süreç daha karanlık bir hâl aldı.
Öğrencinin anlattığına göre, araştırma görevlisi silah bulduğunu, öğrenciyi ve hayatında olduğunu düşündüğü kişiyi öldüreceğini belirten mesajlar gönderdi. Sabaha karşı öğrencinin evinin önünde darp edildi; saçından sürüklendi, tokatlandı ve etrafındaki eşyalar fırlatıldı.
Hukuki süreç hemen başlatıldı ancak ilk etapta öğrenci karakolda saatlerce bekletildi ve polis, “Bu adamın babası savcı. Biz ifadeyi almamış olalım” diyerek geri gönderdi.
Daha sonra avukatı Berkay Türenç Türe ile birlikte süreci yeniden başlattı. Ses kayıtları, mesajlar ve tanık ifadeleri dosyaya sunuldu.
Akademisyenin bilgileri silindi
Haberin ardından sosyal medyada, failin kimliğine dair kamusal bilgilere yönlendiren bağlantıları içeren yorumlar kimliği belirsiz kişiler tarafından şikâyet edildi, bu yorumlar kısa süre içinde gizli hale getirildi. Aynı günün akşamında ODTÜ Biyoloji Bölümü’nün resmi internet sitesinde yer alan asistan listesi güncellendi ve söz konusu akademisyenin ismi, fotoğrafı ve iletişim bilgileri listeden çıkarıldı.
Ertesi gün farklı bir kullanıcı, failin bilgilerinin yer aldığı başka bir resmi sayfayı yeniden paylaştı. Bu sayfa da saatler içinde güncellendi aynı şekilde ilgili akademisyene ait bilgiler kaldırıldı.
“Dijital kimliği görünmez kılınıyor”
Son gelişmeleri bianet’e anlatan Elif şöyle dedi:
“Bu gelişme ilk bakışta bir yaptırım gibi görünse de, aslında ne yazık ki durum böyle değil. Çünkü fail, haberin yayınlandığı gün de dahil olmak üzere derslere girmeye ve üniversitenin başka resmi platformlarında hâlâ akademik kimliğiyle yer almaya devam ediyor. Bu nedenle yapılan değişiklikler, şeffaflık ve hesap verebilirlikten ya da faili cezalandırmaktan ziyade, hem şeffaflıktan hem objektiflikten uzak, failin kimliğinin görünürlüğünü azaltmaya yönelik bir yaklaşım izlenimi yaratıyor. Bu durum, kurumun iki ayrı müdahale ile kamuya açık bilgileri sistematik şekilde kaldırarak failin dijital kimliğini görünmez kılmaya çalıştığını düşündürüyor.
Bununla birlikte, haberin altına yeni açılmış, gerçek kimlik içermeyen ve hiçbir takipçisi olmayan bir hesaptan aleyhimde, hakaret içeren bir yorum yapılmış, gelen şikâyetler üzerine bu yorum da kısa sürede silindi. Bu süreç, yalnızca bir adalet mücadelesi değil aynı zamanda mağdurun itibarsızlaştırılmaya ve mağdurun sesinin bastırılmaya çalışıldığı bir ortamla da mücadele ettiğimizi gösteriyor.”
"Sistematik şiddetin tek mağduru değilim"
“Ben bir mağdur olarak suçlu değilim. Ben psikolojik, fiziksel ve cinsel istismara uğramış, darp edilmiş bir kadın olarak sessiz kalmayı reddediyorum” diyen Elif, şunları vurguluyor:
“Bugün sesimi çıkarıyorum çünkü biliyorum ki bu hikâye yalnızca bana ait değil. Korkuyla geçirdiğim her bir gün için pişmanlık ve üzüntü duyuyorum, ama duyduğum bu üzüntü artık yerini başka kadınların canı yanmasın diye verilen sarsılmaz bir iradeye bıraktı. Belki başka bir kadının yaşadığını duysaydım, daha erken konuşurdum, daha az korkardım. Bugün benim konuşmamın sebebi de bu: başka kadınlar yalnız olmadıklarını bilsin, yaşadıklarının adını koyabilsin ve kendilerini koruyabilsin. Kaldı ki failin kendi ifadeleriyle ikrar ettiği üzere, bu sistematik şiddetin tek mağduru olmadığımı biliyorum. Bu nedenle, yaşananların münferit olmadığını ve sistematik bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.”
"En büyük gücüm kadın dayanışması"
Elif son olarak tüm kamuoyuna şöyle seslendi:
“Türkiye’de bir kadın olarak adalet aramak zaten zorken, mevcut adalet sisteminde, özellikle sistemin içinde yer alan kişiler karşısında hukuk mücadelesi vermenin zorluğunun farkındayım. Bazen hâkimlerin, savcıların duruşmada sizi anladığını hissedip yine de sonuçta cezasızlıkla karşılaştığınız oluyor. Bu, insanın adalete olan inancını sarsıyor. Ancak bu düzende, benim en büyük gücüm kadın dayanışmasıdır. Bu hikaye, bir başka kadının kendi yaşadığı şiddeti tanımasına, korkusuzca ayağa kalkmasına ve zinciri kırmasına vesile olsun diye.
'Kamuoyunun vicdanına bırakıyorum'
Ben bu mücadeleyi bırakmayacağım. Çünkü bu sadece benim hikâyem değil. Dayanışmadan aldığım güçle, benim yaşadıklarımı başka kadınların yaşamaması için ses çıkarmaya devam edeceğim. Ben ne ilkim ne de sonum; ancak bu sessizlik sarmalını dayanışmayla kıracak olanlardan biri olduğuma inanıyorum. Adalet arayışımı ve kurumların bu şekilde failleri gizleme çabalarını kamuoyunun vicdanına sunuyorum.”