Bugun...


Mehmet Akkaya

facebook-paylas
Felsefi İdeolojik Bilinç ve İşlevleri
Tarih: 01-12-2013 18:15:00 Güncelleme: 01-12-2013 18:15:00


Felsefi İdeolojik Bilinç ve İşlevleri








Dil filozofu Voloşinov, bugünün sıradan bilincini hayrete düşürecek kadar ileri giderken ideolojinin sınıflar öncesinde de mevcut olduğunu iddia etmektedir. Komünal ilişkiler sırasında, ideolojinin ortaya çıkmasında üretimin kolektif olarak yapılmasını yeterli görmektedir. Elbette sınıflarla birlikte her türlü bilgi ve bilinç durumu çok daha belirgin olarak ideolojik karakter kazanmıştır. Bilinç çoğu zaman bilgi ve her türden düşünce için temel teşkil ederken başlıca dört alanın da temel ortamı veya yönlendiricisi olmaktadır: Felsefe, bilim, politika ve sanat. Düşüncenin evriminde ideolojiyi felsefe, peşinden de diğer disiplinler izler. Bu her birinin ayrı tarihsel koşullarda ortaya çıktığı anlamına gelmez, sadece belli bir önemi gösterir. Gerçekte ise düşüncenin tüm biçimleri aynı evrimi izlemiştir/izlemektedir. Felsefi-ideolojik bilinç, günümüzde bu dört alanın bilgisiyle zenginleşmek anlamına gelmekle birlikte her türlü düşünceye niteliğini kazandıran maddi ortamı temsil etmektedir. Mevcut koşullarda organize olan bu felsefi-ideolojik bilince kültürel bilinç de denilebilir; zira ilgili dört alan kültürün en temel unsur ya da disiplinlerini göstermektedir. Bu bağlamda gözden kaçırılmaması gereken bir nokta olarak, kültürel olan bu aktivitelerin temelinde ya da kaynaklarında ise maddi ve ekonomik unsurların bulunuyor olmasıdır. Ekonomik-toplumsal ve tarihsel koşulların zorunlu bir sonucu olarak varlığını sürdüren kültürel bilinç, her türden düşünce için apriori nitelik taşır ve dolayısıyla bilimum düşünme ürünleri ile düşünceleri tetikler.


Felsefe, Bilim, Politika ve Sanat


Kültürel alanı oluşturan bilgi kümelerinden bilim, varlığın belli bir alanını nesnel olarak araştırma konusu yaptığı için diğerlerinden ayrılır. Sanat ise insanı nesnel ve öznel planda ele alırken öznele biraz daha ağırlık verir; ama son çözümlemede varlığa ve insana bütünsel bakar. Yani bilim gibi yalnızca örneğin bir tür kuşu incelemekle veya yalnızca sıvıların bir özelliğini ele almakla yetinmez. Politika ise insanı örgütsel çerçevede gözlemlemeyi tercih ederken ideolojik yüke daha da ağırlık verir. Gerek bütünsellik gerekse ideolojik boyut diyalektiğe gönderme yapar ki, gerçekte tüm bu düşün ve bilgi dalları arasında sıkı bir bağ vardır. Felsefeye gelince, hep söylendiği gibi insan, toplum veya dünyayı kavramlar aracılığıyla anlamaya ve dünyayı değiştirmeye çalışır. Bu kavramların maddi dünyayla uyum içinde öğrenilmeleri felsefi-ideolojik bilinç için son derece elzemdir. Çünkü kavramların bilhassa da ilk edinilen ya da öğrenilen kavramların maddi dünyayla uyumlu olmadıklarında yaşamın getirdiği yeni olgu durumları da bilinçte iğreti duracak ve bilincin çarpık hale gelmesine neden olacaktır. Felsefi-ideolojik bilinç bakımından çarpıklığın asıl kaynağı ise ekonomik ve maddi ilişkilerin biçimlendiği üretim tarzının kendisindedir. Örneğin başta emek-sermaye çelişkisi olmak üzere kadın, çevre ve ülkemiz açısından Kürt sorunu, bunlara kaynaklık eden maddi ve sosyal engeller giderilmedikçe bu sorunlar varlıklarını sürdürür. Çünkü insan düşüncesindeki ya da davranışındaki çelişkilerin, daha da önemlisi karşıt düşünceler arasındaki çelişkinin basit bir yanılgı problemi olmadığı apaçıktır.  İşte varlığın olgusal ya da ontolojik boyutuyla düşünsel yönü arasındaki bağı ve bütünlüğü görmede ve bunun temel bir sorun olduğunun keşfinde felsefi-ideolojik bilinç insan topluluklarının önüne güçlü bir projeksiyon tutmaktadır.


Bilincin Değiştiren Gücü


İnsan bilinci, her çağda o çağın belli başlı özelliklerinden izler taşırken bu bilinç geleceğe dair de bazı taslaklar sunar. Tam da Alman filozofu Leibniz’in dediği gibi “her monad, geçmişin izlerini ve geleceğin taslağını kendinde taşır” ifadesinde olduğu gibi. Buna göre bilincin durağan olmadığı, durağan gibi göründüğü hallerde bile için için hareketlendiği sonuç itibariyle de değişen ve dönüşen, değişip dönüşürken de bir o kadar değiştiren ve dönüştüren bir işlev taşıdığı ilk bakışta söylenebilir. Bu haliyle bir sereserpelik ortamıymış gibi görülen bilinç, üretim ilişkilerinin koşullaması ve insanın maddi ihtiyaçlarının baskısı sonucu farklı düşünüş tarzlarına olanak verir. Dolayısıyla kültürün farklı dallarını oluşturan bilgi kategorilerinin gerçekte işbölümünün bir yansısı olarak ortaya çıktıkları besbellidir. Bilimin ya da politikanın veya sanatın veya felsefenin farklı bakış açıları olarak gelişmesi bu işbölümüyle ilgili olmalıdır. Gerek ekonomik gerekse kültürel bu bölümlenmelerin ontolojik bölünmeler olmadığını bilmem hatırlatmaya gerek var mı? Ontolojik bölünmelerin bilince girmesiyle burjuvazinin tarih sahnesine çıkması arasında bir paralellik olduğu açıktır. Doğanın ya da varlığın parçalanarak ele alınması (analitik) Bacon ve Descartes gibi kapitalizm çağının filozoflarıyla felsefenin bünyesine girmiştir. Proletaryanın dünya sahnesine çıkması ve dolayısıyla da Marksist düşünce sisteminin insan bilincine yaptığı nitel katkıyla birlikte felsefi-ideolojik bilinç analitik bilinci de kapsayarak zenginleşmiştir.


Düşünmemek, Bir Tür Düşünme Yöntemidir


Düşünme, bilinçlenmekle aynı doğrultuda yürüyen psikolojik bir süreçtir; dural yapılara değil kelimenin gerçek anlamında bir fiile işaret eder. Bu bakımdan düşünmek, eylemde bulunmak demektir, hatta devrimci eylemde bulunmak anlamına gelir. Bu özelliğinden dolayı egemen sınıflar onu koşullamak ve ona kendi sınıf çıkarlarının özelliklerini yüklemek isterler. Bunu yapmak için ya birey ve kitleler adına kendileri düşünürler; ki böylesi durumda egemen fikirler egemen sınıfların fikirleri olur. Bu fikirler günümüzde medya yoluyla derinleşir ve toplumun kılcal damarlarına kadar yayılır. İkinci olarak düşünme biçiminin kendisini manipüle ederler, yanlış bilinç ya da ideoloji üretirler. Üçüncü olarak da birey ve toplumun düşünme yeteneğini köreltme mücadelesi vererek onları düşünmemeye yönlendirirler. Bu durumda da düşünmemenin kendisi de bir düşünme yöntemi olup çıkar ki, kitleler için özellikle de proletarya için yenilgi çanları çalmaya başlar. Dolayısıyla egemen sınıflara karşı felsefi-ideolojik mücadele yürütmek kaçınılmazdır. Bu mücadelede bilinç radikal bir rol oynar. Bu yüzden sınıf mücadelesinde güçlü ve devrimci bir öge olan bilinç, pasif bir unsur olarak ele alınamaz. Yani felsefi-ideolojik bilinç basit bir bilgi toplama faaliyeti değildir; liberal epistemolojinin mantığındaki gibi bir bilgi biriktirme faaliyeti değil deyim yerindeyse bilinci iyi ve doğru oluşturma yöntemidir; zira iyi oluşmuş ya da kurulmuş “bilinçli bir bilinç” sınırlı veriden ve bilinenden zengin sonuçlar ve öngörüler çıkarabilen, geleceği tasarlayan bilinçtir. Bu bilinç felsefi ve ideolojik karakterde olmak zorundadır. Felsefi ve ideolojik içerikten yoksun bilinç, katılaşmış, kuru, durağan ve kalıp bilinçtir. Böyle bir bilinç sınıf mücadelesinde karşı devrimden daha tehlikeli işlev görür.


Bilinç ve Proletarya


Gerek ekonomik ve maddi olanla kültürel olan arasında gerekse de kültürel olanlar arasındaki ilişkinin niteliğinin ne olduğu sorusu son derece önemli bir felsefe sorusudur. Toplumcu literatür bu sorunu çözmek için diyalektik kavramını geliştirmiştir. İlkinde belirleyici olan, maddi unsurlarda aranırken, buna benzetilerek ikincisinde ise belirleyici unsurun felsefe olduğu ileri sürülebilir. Bilim ve bilgi disiplinlerinin felsefeden, belirli bir tarihsel süreçte ayrılıp özgürleştikleri dikkate alındığında, bu tarihsel bilgiyle uyum içindedir. Yalnızca felsefi bilinç değil de felsefi-ideolojik bilinç denmesinin nedeni; ilkinin bilim, sanat ve politika gibi diğer alanları kapsamakta yetersiz kalması ve kültürel disiplinler arasındaki bütünselliği ve diyalektik ilişkiyi dikkate almamasıdır. Demek ki felsefi-ideolojik bilinç, felsefi olanın öncülüğünde bilim, politika ve sanatın bilgisiyle donanmayı şart koşar. Felsefi-ideolojik bilinçle donanmış kişi ya da kurum/parti/örgüt; bilim, sanat, politika ve felsefe konusunda mevcut olanların farkındadır; ve kendince bu alanlarda özgün fikirler kurabiliyor iddiasındadır. Felsefi-ideolojik bilinç maddi ve ekonomik unsurlarını ya da silahlarını proletaryada bulduğu için çağımızda ve günümüzde toplumun sınıflardan oluştuğunu, sömürülen ve sömürenler arasında keskin mücadeleler olduğuna inandığı için sınıf mücadelesinde zorun/şiddetin rolünü gözlemlemiş veyahut da yaşadığı deneyimlerden öğrenmiştir. Ancak! Felsefi-ideolojik bilincin kendisi, fikir mücadelesiyle alt edeceği sorunları bir başka alana, örneğin şiddetin alanına havale etmeyecektir.


Düşünce Özgürlüğünün Sınırları


Felsefi-ideolojik bilinç, fikir dünyasındaki çatışmaların, temeldeki sınıf çatışmalarının bir yansımasından mı yoksa insanın kişisel-psikolojik ya da sıradan bir yanılsamasından mı kaynaklandığını keşfetmekte önemli bir fonksiyon yüklenir. İlkinde farklı bir dile ve argümana, örneğin keskin bir savaş diline başvururken ikincisinde ise –dost sınıflar arasında- mutlaka ve mutlaka barış dilini kullanır. Ve fakat! Felsefi-ideolojik bilinç, örneğin sömürücü sınıflara karşı bir savunma ya da onlara karşı bir saldırı ve savaş pozisyonu aldığında bile bu katılık içinde demokrasiyi en geniş çerçevede işletmeyi görev bilir. Bu, düşünce özgürlüğünü savunmak, liberalizmin savunduğu ilkelerden daha da iddialı bir biçimde savunmak anlamına gelir. Felsefi-ideolojik bilinç, liberal teorinin seviyesine, hele hele onun gerisine asla düşemez. Voltaire, fikirlerine katılmadığı J.J.Rousseau için özgürlük isterken Engels de polemik yaptığı Duhring’in üniversiteden atılmasına karşı tepki gösterirken felsefi-ideolojik bilinçle aynı paralelde davranış göstermişlerdir. Sömürü dünyasının değişmesini yeni bir eşitlikçi dünya kurulmasını savunan felsefi-ideolojik bilincin günümüzdeki çabası bu tür örneklerdeki erdemliliklerle beslenmek zorundadır.


Liberal ve Teolojik Bilinç


Günümüzün kapitalist-emperyalist koşullarında şiddeti temsil eden güçlerin teorisi liberal ve teolojik teorisyenlerce yapılmaktadır. Bu teorilere, karşı teorilerle yanıt vermek felsefi-ideolojik bilinç için vazgeçilmezdir. Irkçı, şoven ve milliyetçi karakter taşıyan “liberal ve teolojik bilinç”; reformları, siyasal hakları, yüzeysel yenilikleri ya da hükümet değişikliklerini arzu ederken felsefi-ideolojik bilinç, devletlerin ya da siyasal rejimlerin dünya düzeyinde ortadan kaldırılmasını ve yeni paradigma üzerinden inşa edilmelerini ya da kısaca emekçi enternasyonalizminin kurulmasını arzu eder. Çağımızda, günümüzde ve ülkemizde “gerici” bir öze sahip olan “liberal ve teolojik bilinç” bilgiyi bir veya birkaç dehanın ya da ulusal liderin veyahut da evliya ya da peygamberlerin eseri olarak ele almakla övünür. Kültürel bilinç ise bilginin ekonomik, sosyal ve tarihsel özüne dikkat çekerek bilginin bir kolektif ürün olduğunu ileri sürmektedir. Bilginin tarihsel, dolayısıyla da toplumsallık boyutunu paranteze alan ya da onun rolünü küçülterek kendini kuran “liberal ve teolojik bilinç” tarihi dinsel ya da ulusal kahramanların kurduğuna inanmaktadır. Oysa felsefi-ideolojik bilinç ya da kültürel bilinç, bunu yok saymamakla birlikte tarihi kitlelerin yaptığına, tarihin sınıf mücadelesi içinde yapıldığına vurgu yapar ve tarihe yön verenlerin ya da tarihin motorunun da bu bağlamda düşünülmesi gerektiği üzerinde durur. Nihayet “liberal ve teolojik bilinç”, nesnellik ve empirizm adına “olanı” ele almakla yetinirken kültürel bilinç, bunu aşar ve olasıyı da bilgi nesnesi yapar.


Marksizm Kapsar Ama Yerini Almaz


Hegelci diyalektiğin öngördüğü felsefede kapsama ya da aşma (aufhebung) sorunsalı, felsefi-ideolojik mücadele bağlamında da yol göstericidir. Buna göre burjuvazinin bilim anlayışı feodal bilim anlayışından daha ileri görülür. Bu yaklaşım kısmen de olsa felsefi-ideolojik bilince sızmıştır. Fakat bu bilinç, yönelgen olmanın yanı sıra eleştirel de olduğu için her şeyi kendinden menkul gören bir bilinç değildir, eleştireldir. Karşısına çevirdiği eleştiri oklarının çok daha keskinini kendine çevirmekten geri kalmayan bilinçtir. Bu anlamda mütevazi olan felsefi-ideolojik bilinç, (analitik ve pozitivizm gibi) burjuva bilinç biçimlerini yadsımaz. Bob Avakian’ın Mao Zedung’dan esinlenerek “Marksizm, bilgi dallarını kucaklar ama onların yerini almaz” ifadesinde dile getirdiği gibi felsefi-ideolojik bilinç de diğer bilinç biçimlerini kapsar ama onların yerini almaz. Bu bakımdan sözü edilen kültürel bilinç, Galilei, Newton ve Einstein gibi –burjuva- filozof ve düşünürlerinin buluş ve icatlarıyla beslenmekte bir sakınca görmeyen bilinçtir. Çünkü onları aşan bir bilincin mümkün olduğuna tarih tanıklık etmiş olsa bile, bu burjuva düşünürlerinin dünyayı değiştirmedeki rollerine de tanık olunmuştur. Bununla beraber felsefi-ideolojik bilincin, bu alanda bilim ve fikir üreten kesimlere karşı mücadele vermeyeceği anlamı çıkmamalıdır. Tam aksine bu anlamda felsefi-ideolojik bilinç, proletaryanın elindeki “teorik bir balyoza” benzer. Bu “teorik balyoz” öncelikle burjuvazinin veya benzer sömürücü sınıfların en gerici kesiminin başına indirilmelidir.


Felsefi-İdeolojik Mücadele


Karşıt konumdaki sınıflar felsefi-ideolojik planda da mücadele yürüttükleri için çatışma pedagojik alanda da yürütülmektedir. Felsefi-ideolojik bilincin önerdiği toplumcu pedagoji karşısında, ana akımı temsil eden iki farklı anlayış bulunuyor. Birisi teolojik veya metafizik pedagojidir; bu, ilahiyat epistemolojisi bakımından vazgeçilmezdir. Varlığı dinsel düşünceden giderek açıklamak anlamına gelir, bizim gibi ülkelerde yaygın olmasının nedeni feodal üretim tarzından beslenmesi nedeniyledir. Çok daha güçlü olan ise liberal pedagojidir; bu da bireyci eğitimi önerirken analitik’e vurgu yapar. Kapitalist-emperyalist sistemin epistemolojisini temsil etmektedir. Bu epistemolojik anlayışın çözümlemesinde dünya siyasal bakımdan yeniden dizayn edilmektedir. Bu, Yeni Dünya Düzeni olarak kavramlaşmıştır. Kapitalist-emperyalist sistem açısından dünya küreselleşmektedir ki, bu da onların ekonomik alandaki politikalarına tekabül eder.  Postmodernizme gelince, o da bu çağın felsefesi olarak önerilmektedir. Hem teolojik hem de liberal epistemoloji, yeni sınıfın baskısı karşısında yalnızca olgu durumlarını açıklamakla yetinmiyor kavramın pejoratif anlamında ideoloji de üretiyor. Bu ideolojiye karşı bilim, sanat, politika ve felsefenin temel bilgisine tekabül eden felsefi-ideolojik bilinçle hareket etmek felsefi-ideolojik mücadelede ısrar etmek anlamına gelir. Felsefi ideolojik mücadele yalnızca yeni mevziler kazanmakta işlevsel olmakla kalmaz kazanılmış mevzilerin korunması ve genişletilmesi için de son derece kritik işleve sahiptir.


İdeolojik, Politik ve Ekonomik Mücadele


Üst bir entelektüel ürün olarak Marksizm kendinden önceki bilgi ve bilim dallarını elbette kucaklar. Ancak, onların yerini almaz. Birbirlerinin yerini almama anlayışı, sınıf mücadelesinin genellikle üç alanda cereyan etmesinde de belirginlik göstermiştir. Bu alanlar ekonomik, politik ve ideolojik olarak özetlenmiş durumdadır. Felsefi-ideolojik bilinç bu alanlar arasındaki ilişkinin de diyalektik olarak ele alınması gerektiğine inanmaktadır. Buna göre politik alanda proletarya, örgütlenme düşüncesine (Proletarya Partisi) yoğunlaşırken ideolojik alanda felsefeye (Yeni felsefi materyalizme) yönelir; sendikal mücadele ortamı olan ekonomik alanda da ücret ve sosyal haklar konusuna ağırlık verilir. Felsefi-ideolojik bilinç, üç alan arasındaki ayrımın bir bakıma pedagojik amaçlarla yapılmış olduğunu, mücadelede karışıklığı gidermek, deneyimlerden doğru ve anlaşılır sonuçlar çıkarmak için yapıldığını ileri sürmektedir. Bu mücadele tarzları gerçekte bir “bütünlük” ortaya koyar. Bununla beraber farklı tarihi koşullarda bunlardan birisi önem kazanabilir, diğerleri tali plana düşebilir. Bunların saptanmasında felsefi-ideolojik bilinç önemli bir işlev görürken, bunlardan yalnızca birine ağırlık verilerek sonuç alınamayacağını en baştan bilmek gerekir. Tarihsel başarı ve yanılgılara da, galiba buradan bakmak gerekiyor. Sovyetik toplumlarda felsefi-ideolojik bilinç her bireye kadar yayılmış olsaydı kim bilir belki de dünya şimdikinden çok farklı olurdu. Öyle ki emekçi sınıflar; örgütsel, askeri ve ekonomik olarak eskinin egemen sınıflarını yenmeyi başararak büyük kahramanlıklar göstermişlerdi. O halde felsefi-ideolojik bilinç ve mücadele bağlamında bir eksiklik yoksa ya da bir yanlış yapılmadıysa peki yanlış nerede ve nasıl yapılmıştı?



Bu yazı 3100 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Medipol Başakşehir 17 11 3 3 31 18 36 +13
2 Galatasaray 17 11 4 2 37 22 35 +15
3 Fenerbahçe 17 9 2 6 34 20 33 +14
4 Beşiktaş 17 8 3 6 29 16 30 +13
5 Kayserispor 17 8 3 6 25 18 30 +7
6 Göztepe 17 9 5 3 30 26 30 +4
7 Trabzonspor 17 8 4 5 33 28 29 +5
8 Sivasspor 17 8 7 2 23 27 26 -4
9 Bursaspor 17 7 6 4 28 19 25 +9
10 Yeni Malatyaspor 17 6 7 4 21 24 22 -3
11 Kasımpaşa 17 5 8 4 25 31 19 -6
12 Akhisarspor 17 5 8 4 22 30 19 -8
13 Aytemiz Alanyaspor 17 5 9 3 28 33 18 -5
14 Osmanlıspor FK 17 5 10 2 26 34 17 -8
15 Antalyaspor 17 4 8 5 19 31 17 -12
16 Atiker Konyaspor 17 4 10 3 16 23 15 -7
17 Gençlerbirliği 17 3 9 5 20 32 14 -12
18 Karabükspor 17 2 12 3 14 29 9 -15
Takım O G M B A Y P AV
1 MKE Ankaragücü 17 10 3 4 26 14 34 +12
2 Ümraniyespor 17 9 3 5 26 17 32 +9
3 Çaykur Rizespor 17 9 4 4 35 24 31 +11
4 Giresunspor 17 8 3 6 25 15 30 +10
5 Adanaspor 17 7 5 5 20 23 26 -3
6 Boluspor 17 7 7 3 21 17 24 +4
7 BB Erzurumspor 17 6 5 6 20 20 24 0
8 Balıkesirspor Baltok 17 7 5 5 32 28 23 +4
9 Elazığspor 17 6 6 5 24 22 23 +2
10 İstanbulspor 17 6 6 5 18 17 23 +1
11 Gazişehir Gaziantep FK 17 4 5 8 19 15 20 +4
12 Altınordu 17 5 7 5 24 25 20 -1
13 Adana Demirspor 17 5 7 5 23 26 20 -3
14 Samsunspor 17 4 6 7 16 22 19 -6
15 Eskişehirspor 17 5 6 6 33 29 18 +4
16 Denizlispor 17 3 9 5 16 27 14 -11
17 Manisaspor 17 6 9 2 21 27 11 -6
18 Gaziantepspor 17 1 12 4 7 38 4 -31
Takım O G M B A Y P AV
1 Menemen Belediyespor 17 12 3 2 38 11 38 +27
2 Sivas Belediyespor 17 11 1 5 28 8 38 +20
3 Hatayspor 17 12 3 2 26 8 38 +18
4 Afjet Afyonspor 17 11 1 5 28 13 38 +15
5 Keçiörengücü 17 10 5 2 43 19 32 +24
6 Sancaktepe Belediyespor 17 9 3 5 26 14 32 +12
7 İnegölspor 17 8 4 5 26 25 29 +1
8 Sarıyer 17 7 7 3 24 21 24 +3
9 Tokatspor 17 6 5 6 19 22 24 -3
10 Kastamonuspor 1966 17 7 8 2 29 24 23 +5
11 Amed Sportif 17 5 7 5 24 25 20 -1
12 Etimesgut Belediyespor 17 5 8 4 19 23 19 -4
13 Eyüpspor 17 5 9 3 25 35 18 -10
14 Bodrumspor 17 4 9 4 15 25 16 -10
15 Bucaspor 17 4 9 4 19 26 13 -7
16 Tuzlaspor 17 4 12 1 18 33 13 -15
17 Kocaeli Birlikspor 17 2 13 2 13 36 5 -23
18 Mersin İdmanyurdu 17 1 16 0 10 62 6 -52
Takım O G M B A Y P AV
1 Manisa BBSK 17 11 2 4 28 11 37 +17
2 Düzcespor 17 9 4 4 20 17 31 +3
3 Bayrampaşa 17 8 3 6 16 10 30 +6
4 Halide Edip Adıvar SK 17 7 3 7 22 14 28 +8
5 Batman Petrolspor 17 6 3 8 24 16 26 +8
6 Kemerspor 2003 17 6 4 7 30 24 25 +6
7 Bayburt Grup Özel İdare 17 6 4 7 21 17 25 +4
8 Ofspor 17 7 7 3 22 16 24 +6
9 Erbaaspor 17 6 5 6 22 17 24 +5
10 Kozan Belediyespor 17 6 6 5 21 23 23 -2
11 12 Bingölspor 17 5 5 7 16 18 22 -2
12 Yomraspor 17 5 8 4 13 23 19 -10
13 Çanakkale Dardanel SK 17 4 7 6 21 25 18 -4
14 Erzin Belediyespor 17 5 9 3 13 20 18 -7
15 Bergama Belediyespor 17 5 10 2 18 28 17 -10
16 Yeni Altındağ Bld. 17 4 9 4 16 26 16 -10
17 Orhangazi Belediyespor 17 2 7 8 15 22 14 -7
18 Çatalcaspor 17 3 9 5 9 20 14 -11
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
19.01.2018 20:00 Kasımpaşa - Aytemiz Alanyaspor
20.01.2018 16:00 Osmanlispor FK - Evkur Yeni Malatyaspor
20.01.2018 13:30 Kardemir Karabükspor - Gençlerbirliği
20.01.2018 19:00 Fenerbahçe - Göztepe
21.01.2018 13:30 Demir Grup Sivasspor - Teleset M. Akhisarspor
21.01.2018 19:00 Antalyaspor - Beşiktaş
21.01.2018 16:00 Bursaspor - İstanbul Başakşehir
21.01.2018 13:30 Atiker Konyaspor - Trabzonspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
20.01.2018 15:30 Eskişehirspor - İstanbulspor
20.01.2018 13:00 Adana D.Spor - Balıkesirspor
21.01.2018 15:30 Giresunspor - Boluspor
21.01.2018 13:00 Umraniyespor - Gaziantepspor
21.01.2018 15:30 Manisaspor - Ç.Rizespor
21.01.2018 13:00 Erzurum BB - Ankaragücü
21.01.2018 18:00 Altınordu - Elazığspor
22.01.2018 18:00 Denizlispor - Adanaspor
22.01.2018 18:00 Gaziantep Bykşhr Bld. - Samsunspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
20.01.2018 13:30 Kocaeli Birlik Spor - Menemen Bld.
20.01.2018 12:00 Eyüpspor - Etimesgut Belediyespor
20.01.2018 13:30 Sancaktepespor - 4 Eylül Bld.
21.01.2018 13:30 İnegölspor - Tuzlaspor
21.01.2018 13:00 Sarıyer - Bodrumspor
21.01.2018 13:00 Amed Sportif - Mersin İ.Y.
21.01.2018 13:30 Afjet Afyonspor - Tokatspor
21.01.2018 13:30 Kastamonuspor - Hatayspor
21.01.2018 13:30 Keçiörengücü - Bucaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
20.01.2018 13:30 Catalcaspor - 12 Bingolspor
20.01.2018 13:30 Halide Edip Adivar Spor - Duzcespor
20.01.2018 13:30 Ofspor - Yeni Altindag Belediyespor
20.01.2018 13:30 Bergama Belediyespor - Orhangazispor
21.01.2018 13:30 Bayburt Genclikspor - Erzin Belediyespor
21.01.2018 13:30 Kozan Belediyespor - Tekirova Bld.
21.01.2018 13:30 Batman Pet. - Bayrampaşa
21.01.2018 13:30 Erbaaspor - Dardanelspor
21.01.2018 13:30 Manisa Büyükşehir Belediyespor - Yomraspor
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Sizce 2019 seçimlerinde kim Cumhurbaşkanı olur


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI