Bugun...


Alper Yılmaz

facebook-paylas
Analık Varolduğu Sürece “Komünizm Tehlikesi” Devam Edecek
Tarih: 09-02-2016 10:26:00 Güncelleme: 09-02-2016 10:27:00


 

 

İnsanlık tarihi binlerce yıl öncesinde birinci doğa içerisinde tabiat kanunları çerçevesinde başlamıştı. İnsanlar için öncelik hayatta kalmaktı. “Ana” kadın doğuran olarak yaratan ve yaşatandı. İnsan hayvandan ayrıldıkça kendi kurallarını koymaya başladı. Topluluk halinde yaşamanın getirdiği kurallar üretim tarzı ve koşulları değiştikçe değişti. İlk çağın “ortak mülkiyet” anlayışı aslında hiçbir zaman yok olmadı. Üretici güç olarak kültürel birikim tıpkı teknikteki birikim gibi insanoğlunun ortaya çıkmasından bu yana gelişti.

 

Hayatımızın bir döneminde (çocukluk ve gençlik) tüm üretim ilişkilerinin dışında kalmaktayız. Bu dönemden arta kalanların hayatın sonraki evrelerindeki kullanım şekli kapitalist üretim sürecindeki konumumuzda önemli rol oynamaktadır. Ayrıca, göze alabilirsek kapitalist ilişki sisteminin dışına da çıkabiliriz. Çalışmak yaşamsal bir faaliyet olsa da kapitalizmin getirdiği normlara uymak zorunluluğuna karşı örgütlenmemiz de mümkün. Kimse bu düzenin koyduğu kurallara uymak zorunda değil.

 

Eğitim hayatının bir dönemini Galatasaray Lisesi, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi gibi okullarda geçirebilenler (kapitalist üretimden bağımsız olarak) geliştirdikleri ilişki ağını hayatlarının ileriki dönemine yansıtabildikleri gibi, biriktirdikleri kültürel/ilişkisel ağ bu kurumlarda eğitim alan insanlara kapitalist düzen içerisinde ayrıcalıklı konumlar da sağlayabilir. Benzer şekilde dini veya masonik cemaat üyeleri de kapitalist ilişkilerin belirleyiciliğinin dışında ilişkiler kurarak kapitalizm oyununu lehlerine çevirebilirler. Şüphesiz bunun içerisinde daha bir çok etkin kamu kurumları ve özel kurumlar sayılabilir. Hatta bunların bir kısmı günümüzde yasa dışında faaliyetler içinde de olabilirler. Kapitalist düzenin oluşturduğu şartlar göz önüne alındığında onları suçlayamıyoruz.

 

İşin özü insanoğlunun hayatının ilk dönemi olan aile içindeki ve okuldaki yıllarının, binlerce yıl önceki ortak mülkiyet döneminde yaşadıkları ile benzerlikler içermesidir. Bu dönemde toplumsal üretimin herhangi bir aşamasında olmayan gençler ve çocuklar; arkadaşlık, dostluk, dayanışma, kollektif aksiyon gibi duygular ve durumlar yaşarlar. (Bu olay başka bir yerde daha var. Ama ona sonra değineceğim.) Akabinde insanoğlu kapitalist üretim ilişkileri içinde bir konum elde etmek için aldığı eğitim, yaşadığı toplumsal ilişkiler ve üretim ilişkileri içerisinde kendisine verilen rol kapsamında bir yer edinir. Bir kısım insan birinci doğaya ait olan alışkanlıklarını ikinci doğada kendisine çıkar elde etmek için kullanır. Bu durumda kollektif aksiyon ikinci doğanın içerisinde birinci doğayı yaşatır. Sonuçta tüm insanlar aslında geçmişlerinin mirası üzerine kendi geleceklerini kurarlar. İnsanın tarihsel maddeci süreci budur.

 

Öte yandan sermayenin ana süreçlerinin ise genişleme (genişleyerek yeniden üretim) ve birikme olduğu düşünülmektedir. Bu birbirine bağlı iki süreç sermayenin doğayı ve insanı sömürmesine neden olmaktadır. Tekniğin yanında kültürde ve coğrafyada gerçekleşen birikimler de kapitalist üretimin genişlemesinde ve değişmesinde rol oynamaktadır. Hatta öyle bir gün gelebilir ki ekolojik afetler sebebiyle coğrafi birikim kapitalizmi tamamen bitirebilir.

 

Toplumda nasıl bir tüketim kültürü mevcutsa aynı şekilde bir üretim kültürü de bulunur. Bu kültür değişerek de olsa nesilden nesile aktarılır. Sermayenin genişlemesiyle birlikte nasıl tüketim kültürü tekleşiyorsa üretim kültürü de tekleşir. Kültür ve coğrafya Marksist anlamda üretici güçlerdir. Kartacalı Terenius, Marx ve Kıvılcımlı’da kullanımı görülen “İnsanım insana dair hiçbir şey bana yabancı değil” sözüyle “Ma ene, illa beşerün misliküm” (Ben sizin gibi insan kişiden başka bir şey değilim) cümlelerindeki anlam benzerliği kültürel birikimin bir ibaresi midir? Yoksa bu iki kullanımın birbiriyle alakası yok mudur?[1]

 

 

[1]Benzer bir ifade için bkz. Hikmet Kıvılcımlı, “Ho Amca'nın Düşündürdükleri” Aydınlık Sosyalist Dergi Ocak 1970 Sayı:l-155.9.1969 Hazreti Muhammed'in çığlığı şu idi: "Mâ ene (Ben hiçbir şey değilim) illâ (meğer ki) beşerün misliküm (sizin gibi insan olayım)!" Marks'ın benimsediği çığlık ta şu oldu: "Homo sum (İnsanım) humani nihli (insancıl olan hiçbir şey yok ki) a me alienum puto (bana yabancı kalsın)!" Ve dünyada, "Bâkiy kalan hoş sadâ" onlar oldular



Bu yazı 4212 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

24 Haziran Seçimlerinin Şaibesiz Olduğuna İnanıyor Musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI